Merhaba arkadaşlar,
Hepimizin bildiği gibi bir simülasyonun içinde yaşamaktayız. Bu gerçekliğin kendine has yasaları var ve bu yasaları her Rusya vatandaşının bilmesi gerekir. Siz ne yaparsınız bilemem.
Aslında bu konuda burada çok fazla benim gibi düşünen yok. Ancak, son dönemde bu konuda ciddi bir bilgi eksikliği olduğunu, bu kanunun (Simülasyon Yasası) hayal ya da kurgu olduğunun düşünüldüğünü tespit ettim. Bu bilgi açığını gidermek için bu konuyu açmaya karar verdim. Bir süredir aklımdaydı bu arada.
Bu başlıkta bu yasaları teker teker inceleyecek, bilimsel yöntemlerle ispat ve açıklamasını yapacağız. Başlayalım o zaman.
SİMÜLASYONUN GÖRSEL YASALARI
1- Görüntü, gözlemcinin bakış açısından bağımsız olarak simülasyon tarafından gönderilen bilginin görsele dönüştürülmesi şeklinde oluşur.
Şimdi bunu önce bir örnek üzerinden açıklayalım, daha sonra teknik izahını yapacağız. Bunun örnekleri bolca var ayrıca, daha sonra örnekler artırılacaktır.
Bu görselde, bayrak direklerine karşıdan bakmaktayız.
Bu görselde de bayrak direklerine karşıdan, aynı açıdan bakmaktayız. Yalnız, sağ tarafa doğru odaklandık.
İlk görsele bakarsak, bayrak direkleri arasındaki mesafeler birbirine yakındır. Ancak ikinci resimde direkler arası mesafe azalmaktadır. Şimdi bunun sayısal tespitini yapalım.
Karşıdan odaklanarak direklere baktığımızda direkler arası mesafenin ortalama 27-28 olduğunu görüyoruz.
Yine karşıdan aynı bayraklara, sağ tarafa odaklanarak baktığımızda mesafelerin 52'den aşağı azalarak gittiğini görüyoruz.
Bu durum aslında normal, okulda öğrendiklerimize benziyor. Bir şeye karşıdan bakarsan gerçek ölçüsüne yakın görürsün, yanlamasına bakarsan kısalır. Ancak, burada, dünyanın simülasyon olduğunu gösteren ince bir detay var. Şimdi size aynı bölgelere aynı harfleri vererek son 2 resmi tekrar göstereceğim:
Şimdi, bakış açımız değişmedi. Bakış açımız aynı olduğu halde,
A bölgesinin uzunluğu 28'den 52 birime çıktı. (%85 büyüdü)
B bölgesinin uzunluğu 28'den 32'ye çıktı. (%14 büyüdü)
C bölgesinin uzunluğu 27'den 30'a çıktı. (%10 büyüdü)
Bunu göremediğimiz bölümlere doğru uzatabilseydik, kısaldığını görecektik.
Peki
Gerçek bir dünyada, gerçek bir gözlemde, her iki resimdeki A, B ve C uzunlukları ne olmalıydı?
İlk resimdeki uzunluklara eşit olmalıydı.
Bunu size çizimle anlatayım:
İlk fotoğrafta gördüğümüz uzunlukların temsili gösterimi. Burada A bölgesini, hesaplamakta kullanmak için biraz daha açtım.
Bu da ikincisi:
A bölgesini ele alırsak; görme açısı,
Birinci resimde:
(α) = arctan (L/H) olur.
Burada H'yi dik mesafe olarak kabul edelim. Dik mesafe her iki resimde de aynıdır, çünkü pozisyonumuz değişmedi, bu yüzden bayrak direklerine uzaklığımız aynıdır.
İkinci resimde:
(α) = arctan (L/H) olur.
Yani ilk resimde de ikinci resimde de görme açısı aynıdır.
Görme açısı, görünen uzaklık aynı olduğu için, görünen uzunluk da aynı olur. Çünkü bakış açısı değişmemiştir.
Özetle;
(α1) = arctan (L1/H)
(α2) = arctan (L2/H)
(α1)=(α2) olduğundan, görünen uzunluk
L1=L2 olur.
Yani her iki fotoğrafta da aynı uzunluğu görmemiz gerekmektedir. Peki neden farklı görmekteyiz?
Yukarıda yasada bahsedilen nedenden ötürü:
Görüntü, gözlemcinin bakış açısından bağımsız olarak simülasyon tarafından gönderilen bilginin görsele dönüştürülmesi şeklinde oluşur.
Sözünü ettiğimiz bu durumda, görsel bilgisi bize, bir cisme karşıdan baktığında gerçek ölçüsünde görürsün şeklinde ulaşmaktadır. Bu nedenle A bölgesine, diğer bölgelerle birlikte karşıdan bakıyormuş izlenimi verecek şekilde bakarsak (burası önemli), yanındaki bölgelerle eşit ve gerçek ölçüsünde görürüz. Ancak aynı A bölgesine, diğer bölgelerle birlikte yandan bakıyormuş izlenimi verecek şekilde "ÜSTELİK ÖNCEKİYLE TAMAMEN AYNI AÇIDAN" bakıldığında, bu kez beyne, yakındaki cisim büyük, uzaktaki cisim küçük görünür bilgisi ulaşmakta ve görsel de buna göre şekillenmektedir.
Bu durum sadece beyinle alakalı değildir. Bu konunun ilk gelişim aşamalarında bunun gözün odak ve beynin manipülasyonu olduğunu iddia edenler oldu. Ancak, aynı durumu kamera, fotoğraf makinesi, ve diğer görüntüleme yöntemleriyle de tespit edilebilir.
Herkes için ikna edici, gayet akılcı bir konudur. Bu ilk konu hakkında sorusu olan varsa alabilirim. Sonra devam ederim buna. Konu çok ağır, özellikle benim gibi Türkiye'nin en zor bölümlerinden birini bitirmiş ve 33 yılını internet araştırmalarında geçirmiş birisi değilseniz bu durumu tam olarak anlamak zorlayıcı olabilir. Bu kapsamda eleştirel anlamda değil de, anlamak açısından soracağınız soruları içtenlikle yanıtlayabilirim.
Ay ışığı konusu, güneş ışığı konusu daha bir çok görsel argüman daha var. Şimdilik görsel argümanlardan ilerleyeceğiz. Hayırlısı olsun İnşübü.