Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #41  
Alt 16-05-2008, 21:30
thunderpoint - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
thunderpoint thunderpoint isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 03 Jul 2007
Mesajlar: 2.842
Standart


Ece TemelkuranKıyıdan

ecetem@hotmail.com



’68, şiddet ve Türüng




Sorbonne Meydanı’nda 1968’e dair bir fotoğraf sergisi var. Fotoğraflardan birinde boş bir sokak ve ‘mini muharebe’den kalma taşlar. Taşlar, atanlarını ve hedeflerini unutmuş olarak, gölgeleri uzayarak orada duruyorlar. Bugün kitapçı vitrinlerini işgal eden ’68 olaylarına dair kitaplara bakıyorlar. Paris
ve Londra o günleri konuşuyor; taşları ve tarihi.

Taşlar ve insanlar
Taşların ve insanların tarihi üzerine buruk, çoğu kez yarım yamalak bir konuşma sürüyor Avrupa’da. Paris’te sadece bir kişi ölmüş, onca ‘şiddetli’ geçen ‘68 Paris’inde. Onlarınki başka bir gerçeklik elbette. Bizimkisi bambaşka.
Ama yine de eski ‘68’li Fransız arkadaşım Bernard tıpkı Türkiye’deki ‘68’lilere benziyor. Suskun ve düşünceli. Hükümet düşürebilen ve öğrencilerle polisleri de içine alan sendikal kudrete, tam demokratikleşmiş siyasal hayata, bütün bunların ‘68’in mirası olduğunu bilmesine rağmen eksik bir şey olduğunu düşünüyor hâlâ, konuşulmamış bir şey.
Korku imparatorluğuna karşı kırılgan gövdeleriyle mücadele etmiş bir kuşağın ihtiyarlığın kapısından girerken omuzlarının düşmesi bu belki. Dünya, onlardan geriye hiçbir şey kalmadığını ilan edip duruyor geçip duran borsa bantlarında, belki ondan... Bilemem. Onlarınki başka bir gerçeklik; bizimki başka.

Bu hınç niye?
Türkiye’de, kimi Türk-İslam sentezcisi, Doğan görünümlü Şahin misali, liberal görünümlü eski faşist yazarlar şimdi televizyon dizilerine danışmanlık filan yaparak o tarihi yeniden yazıyorlar. Öyle pervasızca yazıyorlar ki bu tarihi, örneğin Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un idama götürülürken “Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği!” diye bağırdıklarını kesiveriyorlar tarihten.
Bir çocuğun ölümünden önce söylediği son sözleri bile çalacak kadar cüretkârlar. Diyorlar ki “’68 gözü dönmüş bir şiddet çağıydı”. Üstelik tam da karşı tarafta, işkencecilerin, ‘Ülkücü Komandolar’ın tarafında olmalarına rağmen vicdanları rahatsız olmadan ölmüş çocukları şimdi yeniden öldürüyorlar.

Hidayetin nihayeti
Eski solcu ve sonradan hidayetin o yapış yapış huzuruna eren kimi yazarlar ve söz söyleyicileri ise, niye bilmiyorum, bir gayret, kendi gençliklerine saldırıyorlar. “Aldatıldık” diye lafa başlıyorlar ve kendi gençliklerine söylemediklerini bırakmıyorlar.
“Vay benim akılsız başım” kişiselliğinden çıkıp bir dönemi, o dönemde kendilerine inanmış insanları da aptallıkla suçluyorlar.
Anlaşılmaz bir hınç ve gayretle yapıyorlar bunu. Sanki bunu yapmasalar bugün aç kalacaklarmış gibi bir gayretle. Bütün bu hıncın bir nedeni olmalı. Sanırım vicdanlarının yenik pehlivan iştahı bu; dönüp dönüp yeniden öldürmek istiyorlar geçmişi.

Yargılanmadan ölmek
Geçmiş ölüyor zaten. Küçücük bir haberdi önceki gün gazetelerde. Tevfik Türüng öldü. Kimdi Türüng?
İyi bir baba olabilir, iyi bir komşu, hatta iyi bir dede de olabilir; bilemeyiz. Ama aynı zamanda Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam mangasının içindeydi. 12 Mart döneminin ünlü İstanbul Sıkıyönetim Komutanı Faik Türün’ün de kardeşiydi.
1972 yılında Sıkıyönetim’in Ankara Merkez Komutanı’ydı. Mahir Çayan, Sinan Kazım Özüdoğru, Hüdai Arıkan, Ertan Saruhan, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Nihat Yılmaz, Ahmet Atasoy, Cihan Alptekin, Ömer Ayna’nın öldürüldüğü Kızıldere operasyonunu yönetti.
Türüng yargılanmadan gitti. Küçücük bir haberdi önceki gün gazetelerde.
Ve evet, ‘68’le başlayan süreç Türkiye için şiddet doluydu. Ama şiddeti başlatanlar, bugün ölü çocuklardan sözlerini çalacak cüreti gösterenlerdi. Haklılar, işkencecilerin tarafında yer almış olanlar için epey şiddet doluydu o günler... Ve bugün tarih hırsızlığıyla mesleklerini icra etmeye devam ediyorlar.

Düşünebildiklerinin hepsini düşünülebileceklerin tamamı zannetme!
Alıntı ile Cevapla
  #42  
Alt 16-05-2008, 22:57
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

Guzel kadin, hos kadin, ama konunun neden bu kadar uzaginda kaldigini anlayamadim dogrusu. Yukardaki 5 sayfalik tartisma, olayin Turkiye'de tartisildigi ekseni gosteriyor. Temelkuran baska bir eksen kurmaya calismis. Ama bu eksen bugunun degil 40 yil oncesinin ekseni.

Denizlerle ilgili Kemalist miydi, Marksist miydi, Kurt ve Turk halkinin kardesligi dedi mi demedi mi falan tartismalari bence olayin ozunu pek ifade etmiyor. Deniz Gezmis'in teorik olarak soyledigi fazla birsey yoktur. Terorik olarak onemli de degildir. Asil onemi devrimciliginden gelir. Denizler Turkiyedeki devrimci hareteke ruh vermislerdir, inanc vermislerdir.

Oki ile ask olsun grubunda ask konusunda konusuyorduk. Orda Ahmet Inam'la yapilan bir soylesiyi aktarmisti. Ahmet Inam, "hiyarlar asik olmaz" diyordu. Daha once Ahmet Inam'in "Hiyarlar Devrim Yapamaz" yazisini da buraya asmistim. Olay budur. Deniz ask ile devrime sarilmis biriydi. Can Yucel ona "ask olsun sana cocuk" derken bunu gayet guzel ifade etmistir. Hiyarlar devrimci olmaz, asik olmaz. Hiyar gunun adamidir. Isini bilir, hesabini yapar. Basbakan olur, isadami olur, burokrat olur, genelkurmay baskani olur, ama asik olamaz, devrimci olamaz.

Denizden alinan asil miras buydu. Deniz'in yaptigi anti-hiyar bir devrimdi. O yuzden bu kadar etkili olmustur.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #43  
Alt 17-05-2008, 11:14
iceman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
iceman iceman isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Apr 2008
Mesajlar: 299
Standart

ne farkeder ki? 24 yaşında idam ediLen ve KİMSENİN BURNUNU KANATMAMIŞ bi gençten söz ediyoruz...miLitan mı? devrimci mi? saçma oLmuş...Atatürkçü mü? Laik mi? demek gibi bişe bu...
Alıntı ile Cevapla
  #44  
Alt 18-05-2008, 01:30
Subat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Subat Subat isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 May 2007
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 1.224
Standart

Denilebilinecek çok fazla şey kalmamış aslında.
Deniz Gezmiş yaşıyor olsaydı bugün ne düşünürdü demek, pratikte anlamı olmayan birşeydir. Konuya da bir katkı sağlamayacağı açıktır. Kızıldere'den çıkan Ertuğrul Kürkçü bugün liberal bir tutum izliyor, buna karşılık 78'de sesini soluğunu çıkarmayan bir çok kişi de bugün devrim demeye başlıyor... Hangisi doğru ? Çıkamayız içinden...

Sürekli olarak Deniz Gezmiş'in bir gençlik kahramanı olduğu masalı anlatılıyor. Oysa ki Deniz Gezmiş THKO kurucularındandır. İkisi arasında da bir fark olduğu aşikar. Bu nedenle Deniz Gezmiş tartışılırken THKO değerlendirilmelidir. Bir birey olarak Deniz Gezmiş değil.
Dilaver abimin eklediği Türkiye Devriminin Yolu ve THKO bildirileri de buna örnektir. Bir yanda örgütsel bir bildiri, diğer yanda ise örgütle alakası olmayan kişilerin söylemleri...

Nasıl ki Che'nin şapkasındaki yıldızı çıkarıp mercedes'in amblemini koydularsa, Deniz Gezmiş'in THKO'lu olduğu gerçeği çıkarılıp, yerine kanı kaynayan bir genç protatipi koymak istiyorlar...

Deniz Gezmiş devrimci bir militandı(r)!
Alıntı ile Cevapla
  #45  
Alt 18-05-2008, 04:02
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

Bu arada Hasan Cemal'in köşesindeki darbe iddialarına karşı Deniz ile birlikte THKO davasından yargılanan dört kişinin Hasan Cemal'e gönderdigi açıklamaları okumak herhalde mtartışmaya son noktayı koyacaktır :

Sayın Hasan Cemal,

15-16 Mayıs 2008 tarihlerinde iki gün üst üste, Milliyet Gazetesi’ndeki yazılarınızı ibretle okuduk.

40 yıl sonra, birçok insan Deniz Gezmiş yoldaşımızı kendi yanına çekmek için çaba harcıyor. Kimileri yumuşatmaya, kimileri sistemin bir parçası haline getirmeye çalışıyor.
Sevgili yoldaşımızın bir tek cuntacılığı eksik kalmıştı. Sayenizde o da gerçekleşti.

Bizler sizin cuntaya karşı olan yazılarınızı okuyor, etik davrandığınızı sanıyorduk.

Yanılmışız…
Deniz Gezmiş ve katledilen diğer yoldaşlarımızın yaşantısı çok iyi bilinmektedir.

Eğer etik duygularla davranabilseydiniz, bırakın bunu, bir gazeteci gibi davranabilseydiniz; yazdıklarınızın doğru veya yanlışlığını başka kanallara başvurarak kontrol edebilirdiniz.
Aşağıda imzası olan bizler, baştan sona Deniz’le birlikte olan, aynı kavganın içinde yer alan, aynı mahkemede yargılanmış insanlarız. Çok küçük bir çaba harcasaydınız, bize ulaşabilir ve birinci elden gerçekleri öğrenebilirdiniz. Kaldı ki; mahkeme belgeleri de ortadadır.

O dönem sizin gibi kimilerinin umudunu cuntaya bağladığı ve 9 Mart’ı dört gözle beklediği doğrudur. Ancak bizler çok iyi biliyoruz ki, 9 Mart’tan önce de 12 Mart’tan sonra da Deniz Gezmiş ve arkadaşları cuntacılardan hiç kimse ile ilişki kurmamış, onlarla görüşmemiş ve herhangi bir işbirliği ya da eylem birliği içinde olmamıştır. Hatta 12 Mart Muhtırası’na karşı çıkan ilk ve tek siyasi gurup Deniz Gezmiş ve arkadaşları olmuşlardır.

Nitekim 12 Mart Muhtırasının verildiği aynı gün THKO 2 Nolu bildirisiyle bu Muhtıra’ya karşı çıkmış, devrimcileri uyanık olmaya ve faşist darbeye karşı birleşmeye çağırmıştır.

Biz THKO’lular, yapmak istediklerimizi ve daha sonra yaptıklarımızı hiç gizlemedik. Belki naif, belki çocukçaydı yaptıklarımız. Ama sapına kadar ütopyamıza bağlıydık. Dağa çıkıp gerilla savaşıyla DEVRİM yapmak istiyorduk. Deniz, Yusuf ve Hüseyin İnan dağa gelirken yakalandı. Bizim ekibin geri kalanı ise 9 Mart’ta da 12 Mart Muhtırası verildiğinde de dağda idik. Ve kavgamızı sürdürmeye kararlıydık. Ama bilindiği gibi, ilk çatışmada üç yoldaşımız katledildi ve kalanlar yakalandı.

Bütün bu açıklamalarımızdan da anlaşılacağı gibi, İrfan Solmazer’in Deniz’le ilgili söyledikleri tümüyle yalandır.
Sizin; yaşayanlar dururken, üçüncü dördüncü şahıslardan duyduklarınıza dayanarak, doğruluğunu araştırmadan, yoldaşımız Deniz Gezmiş’i cuntacı ve “kullanılmış” ilan eden yazılarınızı şiddetle kınıyoruz.

Umarız bu kez etik davranır, açıklamamızı kamuoyuna duyurursunuz.

Atilla Keskin Tuncer Sümer Hasan Ataol Mete Ertekin

saygılarımla

Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...

Nazım Hikmet

www.dilaverkom.blogcu.com
Alıntı ile Cevapla
  #46  
Alt 18-05-2008, 04:11
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart

Kızıldere'den çıkan Ertuğrul Kürkçü bugün liberal bir tutum izliyor, buna karşılık 78'de sesini soluğunu çıkarmayan bir çok kişi de bugün devrim demeye başlıyor... Hangisi doğru ? Çıkamayız içinden...
Ertuğrul Kürkçü'nün liberal olduğunu nereden çıkarıyorsun?
Bu tür haksız ve yanlış nitelendirmelerle tabi ki neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bilemez, çıkamazsın içinden..
Alıntı ile Cevapla
  #47  
Alt 18-05-2008, 07:27
imhotep - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
imhotep imhotep isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2007
Mesajlar: 1.257
Standart

Gerilla yanlısı olup da ilerici askeri müdahalelere karşı çıkanları anlamakta güçlük çekiyorum.

Çok anlamsız bir asker kaşıtlığı bu.

Askeri müdahalelerin halk temelli olmamasından kaynaklanan bir şey midir bu ? Sanki devrimler farklı mı oluyor, devrimleri çoğunluk mu yapıyor ?
Alıntı ile Cevapla
  #48  
Alt 18-05-2008, 08:04
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

sevgili imhotep

devrim siyasi bir alt üst oluştur. Siyasi erkin tüm kurumları ile yerle bir edilmesidir. Kitleseldir, aşşagıdan yukarı gelir ve uzun sürelidir.

Darbe ise var olan erkin bir klikten başkasının eline geçmesidir. Siyasi erk aynı kalır sadece el degiştirir. Gerici olan aslında erktir, bu erki aynı kurumları ile korumak ise ilerici degildir. Dolayısıyla askeri darbenin ilericisi olmaz, ilerici görünümlü olsa bile sonuçta uzlaşıcıdır. Çünkü devlet topyekün bir sistemdir. Ordusu ile, bürokrasisi ile, diger kurumları ve sermaye bileşenleri ile.

Ordu ise var olan devlet sisteminin koruyucusudur, yani egemen aygıtın koruyucusudur. Halka karşıdır, halk için degil. Bizim gibi ülkelerde onun için ordular çok güçlü olur ve zaman zaman da tıkanan sistemin önünü açabilmek için halka karşı darbe yaparlar ve halk muhalefeti sindirilir sermayenin önü açılır, sonra da o paşaları ya devleyt kurumlarında ya da tanınmış holdinglerde danışman veya YK üyesi olarak izleriz.

GERİLLA İSE STRATEJİ İÇERİSİNDE TAKTİK BİR MÜCADELEDİR. ( pardon caps hatası ) ülkenin sınıf yapısına, cografi yapısına egemenlerin yönetebilme erkine ve sınıf çelişkilerine göre gündemde olur ya da olmaz.

Asker karşıtlıgından anlaşılması gereken ordu bünyesinde yer alan halk çocukları anlaşılmamalıdır. Ordunun komuta kademesi içindeki yukarıdan aşşagı hiyerarşi kavranmalıdır.

saygılarımla

Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...

Nazım Hikmet

www.dilaverkom.blogcu.com
Alıntı ile Cevapla
  #49  
Alt 18-05-2008, 23:00
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart

Her militan devrimci değildir.
Her devrimci de militan olmayabilir.
Ama hem devrimci hem de militan olanlar devrim yolunda düşmeye hazır öncülerdir.
Alıntı ile Cevapla
  #50  
Alt 19-05-2008, 12:08
imhotep - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
imhotep imhotep isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2007
Mesajlar: 1.257
Standart

Sevgili Dilaver,

Sen bu mantığı sol bir devlet yapılanması için de düşünebilir misin ? Sol bir devletin de ordusu sol gücü korur mantığın aynı bakış açısıyla geçerli midir ?

Peki devlet sol bir yapılanma ile kurulup bürokrasisi ve siyasal kurumlar aracılığı ile el değiştirebilen devlet kademeleri teker teker düşüp de geriye sadece ordusu kaldıysa...

Söyler misin o bahsettiğin ordu olmasaydı eğer (İşbirlikçi sağcı darbecileri söylemiyorum) bu ülkede sol hareketin İran'daki sol hareketten farkı kalır mıydı ?

Eleştirilecek yer eleştirilir ancak tamamen karşı çıkmak çözüm değildir, gerçekçi de değildir. Bu ülke kısmen de olsa çağdaşsa bunu askeri kişilere borçludur. Ki Mustafa Kemal de bunların başında gelir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:06 .