Bazilarina komplo teorisi gibi gelebilir ama Ergenekon davasinda son düzlüge cikildigi ve bundan sonraki sürecin olayi kapatma seklinde olacagini düsünüyorum.
3 Mart'ta Soner Yalcin'in ardindan Nedim Sener ve Ahmet Sik'in tutuklanmasini anlamlandirmaya calisiyorum. Soner Yalcin'i gecelim, ne idügü belirsiz. Nedim Sener ile Ahmet Sik ise Ergenekon ile mücadele eden kisiler. Peki neden tutuklandilar? Iki görüs var. Birine göre zaten bu is bastan beri hükümetin muhalefeti sindirme operasyonu idi, adim adim fasizm geliyordu vb. Digerine göre birileri birseyler tezgahliyordu, Nedim Sener ve Ahmet Sik'i da bunun icin devreye sokmaya calisiyordu. Insallah(!) sucsuz olduklari ispatlanir da cikarlar vb.
Ama bana tablo hic de bu kadar basit gelmiyor. Neden mi? Sirayla gelismeleri izleyelim.
11 Subat - Balyoz davasinda aralarinda eski Kuvvet komutanlari Ozden Ornek ve Halil Firtina'nin, Ozel Harp Dairesi eski baskani Engin Alan'in da bulundugu 163 sanik tutuklandi. >
ornek haber<
12 Subat - Basbakan Erdogan ile Genelkurmay Baskani Isik Kosaner sürpriz bir görüsme yaptilar. >
ornek haber<
Subat-Mart aylari: Türkiyenin en büyük istihbarat dinleme ve izleme tesisi Genelkurmay Elektronik Sistemler(GES)'in MIT'e devredilmesi kararlastirilmis. >
haber< Bayrak garnizonu olarak bilinen bu tesis tüm Ortadogu, Balkanlar ve Kafkasya'yi izleyebilme gücüne sahip. 12 Eylül'de üs olarak kullanilmis. Demek ki ordu bundan böyle darbe yapamayacagina karar vermis ve özel istihbaratini MIT'e devrediyor.Tarihini bilemiyoruz, Murat Yetkin'in bildirdigine göre "MİT’in yeniden yapılanma ve büyüme projelerinin de parçası olan ve Hakan Fidan’ın müsteşarlığa getirilmesi ardından, ‘1-2 ay kadar önce’ başlatılan calisma" imis. Halbuki
Hakan Fidan Mayis 2010'dan beri MIT Müstesari, yani 11 aydir. Demek ki, bu gelismenin olabilmesi icin bir sürec yasanmis. Belki de son nokta bu tutuklamalar ile yada biraz öncesinde konuldu.
18 Subat - Soner Yalcin tutuklandi. Zaten azili bir ulusalci ünü oldugu icin, ulusalci müminler disinda fazlaca tepki almadi.
5 Mart - Nedim Sener ve Ahmet Sik tutuklandi. Demokrat kamuoyu sert sekilde tepki verdi. Gazeteciler yürüdü, köse yazarlari protesto etti. Kimisi Ergenekon davasinin artik rayindan ciktigini, kimisi zaten bu isin bastan böyle oldugunu, kimisi de tutukluluk sürelerinin cok uzadigini söyledi. En ilginci bir zamanlar davanin savcisiyim diyen Erdogan'in bile yargilamanin cok uzadigini söylemesi. Once bu degil yarginin isi diyor sonra da söyle ekliyor "
Benim söyleyeceğim bir şey var, bu süreçler süratle neticelendirilmelidir. Kısa zamanda bitirilmelidir.">
ornek haber<
Abdullah Gül ise daha acik ifade etmis: "
Kaygi duyuyorum" Abdullah Gül'ün de Erdogan'in da konusmalarinin kisa dönemli politik kaygilar oldugunu sanmiyorum. Bence daha uzun kapsamli mesajlar bunlar.
Benim yorumum su:
Ergenekon davasi artik bitirilecek. Iki taraf arasinda muhtemelen bir uzlasma gerceklesti. Tabii davanin bitirilebilmesi icin uygun bir ortam yaratilmasi gerekiyordu. Nedim Sener ve Ahmet Sik'i sürece dahil ederek bu gerceklestirildi. Tabii arada badem edilecekler olacaktir. Mesela devlet icin ölmeye hazir ulusalci kahramanlarimiz 12 Eylül'de MHP'lilerin yasadigina benzer bir hezimet yasayabilirler. Katiller disari cikarken onlar yatmaya devam edebilir. Ama muhtemelen secimlere kadar cok sayida saliverme görebiliriz.
Böylece 2008'de secimlerin hemen ertesinde baslayan dava bir sonraki secimlere kadar devam etmis oldu ve devlet ricalinin bir kesimi üzerinde siki bir baski gücü haline geldi. Bu arada ortaya epey kirli camasir döküldü, bircok konu konusuldu ama ne yazik ki, gercekler hala tam olarak ortaya cikmis degil. Kirli devlet yapisinin sadece secilmis bölümlerini zayiflatmak icin kurgulansa da Türkiye'deki bazi tabulari kirmaya hizmet etti. Eger ilerde Türkiye'de demokratik bir kamuoyu olusabilirse bir miktar düzlenmis olan bu zeminde ilerleme sansi daha fazla olabilir.
Tabii ki, herseyin cok hizli degistigi bir ülkede yasiyoruz. Hersey farkli gelisebilir. Gelecege dair tahmin yapmak cok zor. Yine de bence bu is bitti. Büyük resimi ben böyle okuyorum. Böyle bakinca birilerinin neden "Darbe Günlükleri"ni yayinlama isini Alper Görmüs'ten alip Ahmet Sik'a uygun gördügü, ne idügü belirsiz bir kadinin birden bire ortaliga cikip taciz iddialariyla sacma bir gündem yarattigi daha anlasilir oluyor. Kamuoyu hazirlama isinde mahir olan güclerimiz vardir bizim.