
02-11-2006, 14:48
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Aug 2006
Bulunduğu yer: Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Mesajlar: 1.692
|
|
Re: Muhammed'in savaşları (revize edilmiş açıklamalı liste)
Sonuç ne olursa olsun Atatürk ne büyük adammış. Atatürkçü Düşünce Dernekleri üyelerine ve CHPye duyurulur.
Bedenimin her zerresi Anadoludur. Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
|

12-12-2006, 20:02
|
|
|
Re: Muhammed'in savaşları
Güncelleme...
|

22-12-2006, 02:54
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 21 Dec 2006
Mesajlar: 287
|
|
Re: Muhammed'in savaşları
bu savaslarla ilgili bir sey soylemek istiyorum:
simdi muhammed dini savasarak kilic kullanarak yaymaya calismistir.ISLAM bunun allah tarafindan emredigildigini vurgulamaktadir.Ancak Isa ise savasmamistir.veya musa firavundan RESMEN kacmistir,(ki cogu zaman da peygamberler hep aciz durumda olmuslardir)
demek istedigim su:allah neden muhammede insanlari katletme yetkisi verdide diger peygamberler bu haktan yararlanamadi.
cevabi basit muhammed digerlerinden daha otoriter cikmistir.daha gaddar olmustur.sartlar bazi seylerin olmasina olanak vermistir.belkide muhammedin yerinde isa da olsa aynisini yapardi.
peygamberler kendi kosullarina gore yollarini cizmislerdir.ISA muhammed gibi isyanlar cikarip otoriteye karsi cikmaya kalksaydi(siddete basvurarak)karsisinda ROMA IMPARATORLUGU nu bulurdu.cunku o zamanlarda kudus te romalilar hakimdi.heralde muhammed ROMA yerine mekke deki 3-5 tane musrikleri tercih etmezdi.........!!!!!!!!
|

22-12-2006, 10:54
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 May 2006
Mesajlar: 1.919
|
|
Re: Muhammed'in savaşları
Muhammed'in Doğu Roma'yla da savaştığını hatırlatırım.
|

22-12-2006, 20:18
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 21 Dec 2006
Mesajlar: 287
|
|
Re: Muhammed'in savaşları
hiramusta";p="´isimli üyeden Alıntı
Muhammed'in Doğu Roma'yla da savaştığını hatırlatırım.
|
Orda kastetmek istedigim muhammedin mekke de oldugu donemler.yani Ordusu olmadan cok once.....Muhammed o zamanlarda degil Roma ya kafa tutmak mekkedeki musriklerden kacip medineye gitmistir...!!!!!!!ama sonra devir degisti degil mi!!!!!!!
Isa nin boyle bir sansi olmamistir...Olsaydi muhammed gibi oraya *buraya saldirirdi.Ki orda da belirttim sanirim....
lutfen iyice irdeledikten sonra degerlendirme yapin.
|

23-12-2006, 12:49
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.676
|
|
Re: Muhammed'in savaşları
Sevgili simonuniti
Aklımın erdiğince ve düşüncemde bu güne kadar edindiğim bilgi ile harmanladığımı dilimin döndüğünce anlatayım.
İsa'nın öyle bir şansı olmuştur, hatta İsa'yı İsa yapan tamda budur.
İsa Yahuda krallığında dünyaya gelir. Yaklaşık 400 kişilik bir nüfusa sahip Nasıra kasabasında. Babası Yusuf annesi Meryem'dir. Yusuf ile meryem'in İsa dışında da çocukları vardır, ancak en büyükleri ve ilki İsa'dır.
Yahuda Krallığı, Roma hakimiyetindedir. Roma Yahuda krallarını bölgeye atadığı Suriye Valisi ile denetim altında tutar, Muhafızlar her daim, Roma'nın egemenliğinin bekçiliğini yapardı. İsa doğmazdan evvel yine durum aynıdır, Roma hakimiyeti vardır ve Yahudalı toplum esaret altındadır. Esarete karşı çıkış Roma etkisi ile her daim bastırılmış, karşı çıkanlar ne kadar yüceltilse, peygamberde ilan edilseler, ilahlaştırılsalar dahi bu gerçeği değiştirememiş, esaret sürmüştür.
Yahuda Toplumu teolojileri, yani dini öğretilerinin ırkçı yüceliğide göz önüne alındığında, kendilerini kutsal ırk sayarlardı. Kökeni çok eskilere dayanan Tanrının sevgili toplumu olması özelliği ve her daim Mısır esareti olsun, Roma esareti olsun Tanrının onları kurtaracağına olan inanç, tamda isa döneminde en zor dönemlerini yaşamıştır. Madem Tanrı bizleri yeryüzünü yöneten ırk kıldı, neden Mısır'a, Romaya, Hitit'e esir etti sorusu, Yahudalıların toplumsal bütünlüğünü çoktan parçalamış, inanç çok parçalara bölünmüş, çok çeşitli çıkarsamalara, toplumun parçalara bölünmesine dönüşmüştü. MÖ 6. Yüzyıllarda, yeniden şekil verdikleri, büyük Tanrıları EL, artık onları kurtarmaya yetmiyordu. İnanç zayıflamış, birlik kalmamış, Kudüs kutsal mekan ve tapınakları sadece Yahudi değil, atalarının(peygamberleri eski krallarının) eski putlarına geri dönüş için, Romalıların dinleri ve inançları için, çeşitli mezhepler için parçalara bölünmüştü. Tapınakların bir tarafı Yahudiler, diğer tarafı atadincileri(Çok Tanrı), bir tarafı Roma ibadet hanesi ve ayrıca kendi içinde çeşitli mezhepleri barındıran dini inanca ayrılmıştı. Tarih her zamanki gibi yine bir kurtarıcı bekliyordu, eski kurtarıcı olan EL'e inanç zayıflamış, ancak kurtuluşun ve umudun bel bağlandığı yer yine tanrısal, ilahi olarak yeniden işleniyordu. Tanrıları onları yalnız bırakmıştı, yaşanan tufanlar, baskınlar, esaret vs Tanrı'ya yeterince sadık kalmamak olarak tekrar tekrar işlenip, kaybolan inancın yenilenmesi, tazelenmesi için her tarafta ilahi kurtarıcılar, elçiler türüyor, vaazlar veriyorlardı. Bunlardan bir tanesidie kendisini Peygamber ilan eden Yahya'dır..... İsa Yahya'nın vaazlarını almış, onun öğrencisi sonrasında ise mirasının devamcısı ve lideri olmuştur.
Babası Yusuf vefat ettiğinde, ailenin sorumluluğu artık İsa'nındır, bu Toplumun gelenkelrinden birisidir, ancak İsa ailesini bırakarak Yahya'ya gitmiş ve kalan diğerlerinide "Ben baba ile oğulun, kardeş ile kardeşin arasını açmaya geldim" diyerek, onlarıda bu oluşuma çağırmıştır.
Sümerler göçer olan ve kuzey dağlarından gelen Gutiler ile savaşmak zorunda kalıyordu. Sümerler Gutileri barbar ilan etsede, onların Sümerlere olan saldırıları, Sümer'in yenilgileri karşısında yazılan, okunan ilahilerde göze en çok çarpan, suçlunun kral ve insanlar olması betiğidir. Sümer tanrılarına ve tapınaklarına A bilemediniz B kralı gerekli önemi vermedi, tapınağı onarmadı Tanrı Enlil bizleri cezalndırdı olarak işlenir. Teori ve inanç yine aynıdır, beklentilerde aynıdır, ancak Gutiler bir oyun değil, gerçekten bir halktır ve onların da Tanrıları vardır ve göçer bir toplumun göç alanı üzerinde yerleşke kurup toprakları çitlerle çevirmekde, bu göçerlere yapılacak en büyük kötülüktür. Gutiler sümerlere her üstün geldiklerinde kuşkusuz Tanrıarının adını anıp, Tanrımız bize yardım etti diyorlardı, aynı kaderin öbür tarafında olan Sümerler ise, birisi için bir lütuf kabul edilen şeye, Tanrılar bizi cezalandırdı diyorlardı. Herkesin tanrısı ve kahramanı kendisine idi.
Romanın Tanrısı muzaffer, ödüllendirici, diğerlerinin ki ise Sümer ve Guti örneği gibi cezalandırandı. Bu cezadan kurtulmak için sanırım en iyi çıkış yolu, insanların kendilerini Tanrıya affettirmesi olsa gerek!? En iyi kurtuluşda kahramanlara olan inancın diriliğinde kurtarıcının elçisi olmaktır....
İsa'nın çarmıha gerilmesinin gerekçesi isyan çıkartmaktır. İsa müritleri ile birlikte Kudüs Tapınağının yolunu tutmuştur. Bu tapınağa girdiğinde adak ve kurbanlar için tapınak önünde kurbanlık hayvan satan satıcıları kovmakla başlamıştır işe. *Sonrasında ise o zamanın egemenlerinin bulunamaz hind kumaşı, onların siyasi egemenliğin altın temsili olan putları kırmıştır. Heykeller insanlık tarihinde her zaman resmi bir makamı bilemediniz kurumsal temsilleri ifade etmişlerdir. İsa yahuda krallığının iktidar mührü olan putları kırarken, asıl beklenilen Kudüs'de isyan çıkmasıdır.
Zamanlama(bayram) yerindedir, ancak hesaplama yanlıştır(belki erken), seçilen gün bir bayram haftasıdır, bir arifedir. PESAH BAYRAMIDIR, İsrail'in Mısır esaretinden kurtuluşunun görkemli ve dini bayramıdır. Tapınakta kovduğu satıcılar bu bayram için kurban satmaktadır. Kudüs bayram gününde 40.000 kişi olduğu sanılan nüfusu ve Yahuda Krallığının merkezidir. Günlerden Pesah bayramıdır ve Halkın dini duygularının ve bilhassa kurtuluşa olan inancın doruk noktasındadır, beklenen işaretin Tanrıdan umulacağı en büyük günlerdendir, Roma'ya karşı barut günüdür ve *İsa ise ilk kıvılcımı çakma telaşı ile, haftalarca evvelden Kudüs'ün yolunu tutmuştur. Doğru zamanda doğru yerde doğru hedefe varmıştır, artık geriye kıvılcımı ateşlemek kalmıştır.
Suriye valisi olan ve Yahuda Krallığının denetimini elinde tutan Roma Valisi Pilatus Pontiyus, Roma askeri müdahale ettiğinde İsa ile birlikte olanlar kaçarken, İsa'yı yalnız bırakıp sırra kadem basmışlardır. Pilatus Pontiyus, yargılamayı yapmış ve o zamanın en ağır cezası olan, Çarmıha germe cezası ile İsa'yı, İsyan Çıkartmak gerekçesi ile idam etmiştir. Karar cezalandırılan eylem kadar siyasidir.
İsa Roma ve Yahuda Krallığına başkaldırmış, toplumun hazır ilahi beklentisini kullanabileceğini iyi hesaplamış, dini inancın ve umudun ve bilhassa Mısır esaretinden kurtuluşun Roma esaretinde kutlandığı bir günde, eylemini gerçekleştirmiştir... Yahuda'nın Tanrıları bir kez daha kaybetmiş, Roma Tanrıları Romalıları ödüllendirmiştir.
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

23-12-2006, 15:43
|
|
|
Re: Muhammed'in savaşları
Geniş bir perspektiften baktığımızda hıristiyanlığın yüzyıllar içinde geçirdiği değişimleri, bölünmeleri, savaşları, fetihleri islamiyet çok kısa sürede (40-50 yıl) ve çok konsantre bir şekilde yaşamıştır. Örneğin hıristiyanlığın Roma'nın resmi dini olmadan önceki dönemini kabaca islamiyet’in Mekke dönemine, sonraki dönemini de Medine dönemine benzetebiliriz. Medine dönemi ve sonrasında yapılan savaşlar, hıristiyanlığın devlet dini olduktan sonra yapmak zorunda kaldığı savunma-saldırı-fetih amaçlı savaşların çok hızlandırılmış formudur. Müslümanların Bizansa saldırması ile haçlı seferlerinde hıristiyanların Bizansa saldırması arasında temelde pek fark yoktur ama burada bir zaman uyuşmazlığı ortaya çıkmaktadır, o da hıristiyanlığın daha eski bir din olmasına rağmen haçlı seferlerinin, müslümanların kutsal toprakları ve Anadolu'yu fethinden çok sonra meydana gelmiş olmasıdır. Buna bakarak şu söylenebilir: Hıristiyanlar, müslümanların cihad anlayışı ile yaptıkları fetihlerden etkilenmişler, onları örnek alarak aynı yolu izlemişlerdir, yani dinlerini fetih yapmak, ganimet toplamak, zengin olmak için bir araç olarak kullanmışlardır. Müslümanların bu işte hızlı davranmalarının nedeni, inançlarının bu durumu en baştan açıkça onaylaması, hatta desteklemesidir. Hıristiyanlar ise kendi dinlerinin bunu onayladığını kabul edebilmek için epey vakit kaybetmişleridir. Örneğin kiliseyi korumak için savaşırken ölenlere cennet vaadi ilk kez 9.YY’da papa 4.Leo tarafından resmi olarak yapılmıştı. Sonuçta papalar dayanağı ve çözümü aziz Augustinus'un "Haklı Savaş" (veya, Âdil Savaş; Just War; Justum Bellum) olarak adlandırdığı, esaslarını da *"De Civitate Dei" isimli eserinde ortaya koyduğu teoride bulmuşlar, adamı daha sonra aziz ilan etmişlerdir. Bugün Bush bile aynı teoriye dayanarak Irak ve Afganistan'daki rezillikleri haklı göstermeye çalışabilmektedir..
Peki, katolik kilisesinin, değerini ancak Hz.Muhammed'den sonra tam olarak anlayabildiği bu dayanak daha en başından Kur'an'a nasıl girebilmiştir? Allah hıristiyanlığın başlangıcında böyle bir dayanağı açıkça sağlamamanın eksikliğini yaşayıp daha sonra bunu Kur'an'a ekleyerek mi gidermiştir, yoksa Hz.Muhammed baştan beri aziz Augustinus'un öğretilerini özümsemiş midir? Hz.Muhammed'den 200 yıl önce ölmüş bu kuzey Afrikalı filozof'un öğretileri daha sonra çevresindeki hıristiyanlar tarafından Hz.Muhammed'e aktarılmış olabilir mi? Bu sorunun cevabını ancak Allah bilir ama Vatikan ve İran’lı Ayetullahlarla Suudi krallığının da bu konuda fikirleri vardır eminim.
|

02-01-2007, 13:15
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Dec 2006
Mesajlar: 40
|
|
Re: Muhammed'in savaşları
Muhammed daha cok Eski Ahit'teki savasci krallari andiriyor. Hic bir Ibrani peygamberi kilic tutup savasa gitmezdi
|

12-01-2008, 10:18
|
|
Aday Üye
|
|
Üyelik tarihi: 14 Dec 2006
Mesajlar: 7
|
|
Re: Muhammed'in savaşları
M.onur";p="´isimli üyeden Alıntı
Muhammed kimseye saldırmaz arkadaşlar. Muhammedin kalbi insanlara duyduğu sevgiyle doludur. Zaten Arabistanlardan kalkıp İstanbulun fethedilmesini isteyen de Muhammed değil bendim.
Esasen Muhammedin amacı tebliğdir. Tabi tebliği kabul edilmezse, anında ordularını gönderip ganimet ve cariye avına çıkar orası ayrı.
Tabi bir de atalarımıza yapılmış olan bir saldırı vardır. Her ne kadar Muhammed yapmasada Muhammedin uydurduğu kitaba ve ağzından çıkan hadislere göre gayet uygundur.
|
Din,min,tebliğ,mebliğ bahane ganimetler şahane.
1021 - Abdullah İbnu Avn anlatıyor: "Nâfı'ye yazarak savaştan önce (müşrikleri İslâm'a) davet etme hususunda sordum. Şu cevabı verdi: "Bu İslâm'ın başında idi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Benî Müstalik'e ani baskın yaptı. Adamları gâfıldi, hayvanları su kenarında sulanmakta idi. Savaşabilecekleri öldürdü, kadın ve çocuklarını da esir etti. O gün Cüveyriye (radıyallahu anhâ) validemizi esir almıştı.
Bunu bana Abdullah İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) rivayet etti. Abdullah bu orduya asker olarak katılmıştı."
Buharî, Itk 13; Müslim, Cihâd 1, (1730); Ebu Dâvud, Cihâd 100, (2633).
İstese idiler bilim sayesinde aydınlanır ve yükselirlerdi.Fakat onlar dogmalara saplandı ve masalların peşine düştüler.Onların durumu tıpkı çölde vapur bekleyen kişinin durumu gibidir.İşte gerçeklere sırtını dönenlerin trajedik durumu böyledir.Kıssayı anlat belki düşünürler
|

29-07-2008, 13:53
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 02 Jun 2006
Mesajlar: 4.587
|
|
Sodomo--'nun 2. sayfadaki bir yazısını buraya yapıştırarak başlığı yeniliyorum.
Muhammed'in savaşlarını sadece savunma zanneden idrak sahiplerine atfolunur.
"Güzel dostlarım, ne mutu yalan ile gerçek arasında ayırım yapabilene, ne mutlu iyi ile kötü, doğru ile yanlış arasında ayırım yapabilene.
Herşeyden önce Mephisto, Sosyalist, Kuvvacı arkadaşlara katılımları için teşekkür ediyorum.
Ezkamo hocam, sen de bu sitenin hadis uzmanısın bilesin. Hadisler ile ilgili çalışmalarımıza da yeri geldikçe devam edeceğiz. Benim en çok 8tabiri caizse) abondone olduğum hadis ise şu oldu:
Kureyza katliamı ile ilgili :
Kütb-i Sitte sırası 1023 - Semure Ibnu Cündeb (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Müşriklerin yaşlılarını öldürün, fakat tıfıllarına (şerh) yani henüz tüyü çıkmayanlara dokunmayın."
Ben-i Kureyza katliamını ne şekilde olacağına karar veren Muhammed'in adamlarından Sa'd İbnu Muaz çocuklar dışında kalanların öldürülmesine hükmediyor ve kimin çocuk olup olmadığını kontrol etmek için "tüy" kontolü yapıyorlar, yani hangi çocuk bluğ çağına ermiş onun kontrolü yapılıyor ve bluğ çağına girmiş çocuklar dahil hepsi katlediliyor; yani 12-13 yaşından itibaren kafalar kılıçla kesiliyor.
Toplam sayı 700-900 arası insan ve kesme işlemi Ali ve Zübeyr tarafından gerçekleştiriliyor. Herbirine 350-450 arası insan düşüyor.
Şimdi tahmin edelim bakalım bir kişi 350 kişiyi ne kadar sürede keser.
Her 20 kesimden sonra 10 dakika kol dinlendirdiklerini de hesaba katalım ve her kesim işlemi 3 dakika sürsün.
350 X3 =1050 dakika = 17,5 saat
Mola sayısı : 350/20= yaklaşık 17 kez
17 X 10 dk. = 170 dk = yaklaşık 3 saat
17,5 saat kesme + 3 saat kol dinlendirme = 20,5 saat
Arada 4-5 saat de uyumak zorundalar. Topma 24-25 saat yani 1 gün minumum süre.
Zaten hadislerden anladığımız kadarı ile diğer kadınlar ve çocuklar ağlayarak ve dövünerek bu katliamı seyretmişler. Yani babaları, abileri katledilen çocuklar ile kocaları, abileri, babaları katledilen kadınlar feryat figan bir haldeler.
Hadi birazda olayı gözümüde canlandıralım : Her kılıç darbesi "Allah-u Ekber" nidası ile yapılıyor çünkü "tek vuruş." Eğer kesme olsa bu "bismillahirahmanirrahim"dir. Ali ve Zübeyr her vuruştan önce Allah-ü Ekber, diye bağırıyorlar ve seyredenler sadece katledilenlerin hanımları ve çocukları değil aynı zamanda Muhammed'in ashabı da orada ve bu Allah-u Ekber nidalarına onlar da katılıyor. Katliam adeta toplu zikir ayinine dönüşüyor. Tabii fışkırarak oluk oluk akan kanları ve o kanların oluşturduğu havuzu da bir düşün veya inleyenler, tek vuruşta ölmeyenler, hala can çekişenler.....
Ayrıca Kuran'da bu katliam Ahzap 26-27 'de geçiyor :
Ahzap 26 :Allah; Ehl-i Kitaptan, müşrik ordularına yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine korku düşürdü. Bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir alıyordunuz. Allah, onların yerlerine, yurtlarına, mallarına ve ayak basmadığınız topraklara sizi mirasçı yaptı. Allah'ın her şeye gücü yeter.
Ahzap 27. Allah, onların yerlerine, yurtlarına, mallarına ve ayak basmadığınız topraklara sizi mirasçı yaptı. Allah'ın her şeye gücü yeter.
Yani katliamın ve de ganimetin Kuran'da da ispatı var.
Peki hemen peşinden gelen Ahzap 28'de ne var bakalım :
Ahzap 28 : Ey Peygamber! Eşlerine şöyle söyle: Eğer dünya dirliğini ve süsünü (refahını) istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerinizi vereyim de, sizi güzellikle salıvereyim.
Nasıl ama ? Efendim, Kureyza da katliam yapılıp ganimetler ele geçirilince Muhammed'in eşleri ve müminlerin mübarek anaları Muhammed'e tavır koyuyorlar "O kadar ganimet topluyorsun bize yok mu ?" diye. Bu durum Muhammed'in o kadar canını sıkıyor ki, hemen ayet indiriveriyor ve onları da Allah ile korkutuyor. Eeee dünya malına düşkünlük sadece Muhammed'e mahsus değil ya, hamımlarına da sirayet etmiş....
İşte böyle Pante dostum, bir yandan katliam ve bir yandan akbabalar gibi ganimete üşüşme tarihidir Muhammed'in başlattığı İslam tarihi.
Bize iyi ile kötü, doğru ile yanlış, güzel ile çirkin arasında ayırım yapabilecek insanlar lazım."
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:53 .
|