Nihilist´isimli üyeden Alıntı
felsefe bile en ilkel tanımıyla bilgiyi SEVMEK değilmidir.
|
Bilgiyi sevdiğim için öğrenmiyorum, bilgiyle aramda duygusal bir ilişki yok, bilgiyi merak ettiğim için öğreniyorum, merak etmemin altyapısında da mantık var.
Bilgiyi merak etmek yerine ''sevmek'' de diyebilirsin tabi. Sanırım farklı şeyler yazıyor olmamızın nedeni, duyguya yüklediğimiz tanım ve içeriğin farklılığı.
Burada önce duyguların kapsamını belirlememiz lazım ve bu kapsama göre duyguların önemi tartışılabilir.
Anladığım kadarıyla sen daha geniş kapsamlı yaklaştın, duygu ve düşünceyi bir bütün olarak değerlendirdin.
Benim yaklaşamıma göre ise duygular acizliğimizin bir sonucudur. Nasıl ki evrimsel süreçte aciz kaldığımızda sığınacak bir tanrı icat etmişsek, yine aynı acizlikten dolayı sığınacak duygular icat etmişiz. Duygular bizi tatmin ediyor.
Madem duygular bizi tatmin ediyor, hatta mutlu edebiliyor, o halde neden duygular kötüdür diyorum? çünkü acizliğimizin sonucu olarak ortaya çıkmışlar.
Bana bir örnek verebilir misiniz, herhangi bir konuda karar verirken duygu ve mantığın farklı tercihlere yönlendirdiği durumda duygunun vereceği karar daha faydalı olsun?
Irkçılık, dindarlık gibi hisler de duyguların sonucu mesela. Sadece mantığın hakim olduğu ütopik bir toplumda yanlış hareketler imkansızlaşırdı.
Duygularla yaşamak zorundayız, yemek yemek de zorundayız, işte bunlara muhtaç olmak kötü bir şey değil midir?
Tanrıda duygu var mıdır diye sormuştum, her şeyi bilseydik, her şeye gücümüz yetseydi yine de duygularımız kalır mıydı? Ben bu soru üzerinden ilerledim. Mevcut insanlık üzerinden değil.
Diğer sorunla alakalı ''var olduğumu nereden biliyorum'' sorusu için cevabım; var olduğumu varsayıyorum.