
14-09-2016, 02:54
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.704
|
|
Save The Day´isimli üyeden Alıntı
Spartacus sebep sonuç varlık için kurulamaz diyorsun. Mesela insanı ele alalım varlık olarak. Sebep ne idi evrim. Sonuç insan çıktı. Oluyormuş yahu neden olmasın ki? Yok alt yok üst yok beriki zemin nedir? Bunu kim çıkardı yahu? Proflar bahsetmiyor bundan 
|
İnsan, şapkadan mı çıktı? Yanlış idrak-ifade, sevgiyi kalbinde hissedenler gibi... İnsanın sebebi salt evrim değildir, öncelikle muhtevadır, evrim ise muhtevanın(yani maddenin ve böylece maddi ilişkiler ağı, ortamın da!) form, yapı, bileşim gibi özellik, nitelik,,, şu ya da bu miktar, oran, yoğunluk gibi nicelik yanının değişimine dayanır, insanın muhtevası ne? Evrimin kaynağı ne ise o(madde ve maddi ilişkiler zemini, her halükarda işte referans yine madde)...
Süt, yoğurda dönüşür, süt ne? madde, yoğurt ne, -yırtık dondan mı çıkıyor?-? Madde. Şimdi süt, yoğurt olmaklıkla maddeyi mi var etti? safsata mantık ürünü olarak iddia edildiği gibi, maddenin sebebi mi oldu? varlık, sebep/sonuç ilişkisine vurulamaz! vurursakta elimizde koca bir totoloji olur, maddenin(ortadalıkla varlığın) sebebi ne? cevap:Madde denmiş olur, zira sebep/sonuç ilişkisi maddenin çeşitli hareket-değişimiyle hayat-anlam kazanıyor. İfade yeterince açık değil mi? Sebep/sonuç ilişkisinin dairliği, varlığın aldığı-yansıttığı form, yapı, özellik, nitelik vb dairdir.. Örneğin; madde yoksa, zaman da yoktur, bu halde maddesiz bir ortam kurgulayıp, o ortamı zaman kavramıyla değerlendirmek mümkün mü? Madde yoksa, maddenin, maddi ortamın yapı-form biçimiyle değişmesi sonucu elde ettiğimiz sebep/sonuç ilişkiside yoktur, bu halde maddeye bir sebep tayin etme işi, maddeyi bir sebep/sonuç ilişkisine bağlamak mümkün mü?
Sebep/sonuç ilişkisi diyecekseniz, bu bir şeylerin değişimi-dönüşümü olmalı! Dönüşen ne?
Oluşmak, oluşum demek, yoktan, varlık değil, var olanın(böylece varlığın), başka bir biçime, yapıya vb dönüşmesine denir... Bu halde bizim isimlendirip, şahsına münhasırlaştırdığımız, maddenin farklı form, yapı, bileşim, özelliğine dairdir. Elma ile armutu farklı kılan madde, varlık olmaları değil, farklı form, yapı, tad, kimyasal bileşik, madde miktarı içermesidir, biz bu farklara dayanarak, cisimleri ayırt eder ve isimlendirir, tanımlarız. Sıvı ile gaz arasındaki temel fark hal farkıdır, bu hali durumu yansıtan ise sıvı ile gaz'ın formu-yapısı, atomik dizilişi(form-yapı), atomlar arası mesafe(yapı, biçim)...........
Proflar mı dedin? Pek bir muğlak oldu, ama şuraya bir bakmalı...
https://tr.wikipedia.org/wiki/F%C3%BCzyon
Nükleer füzyon, nükleer kaynaşma ya da kısaca füzyon; iki hafif elementin nükleer reaksiyonlar sonucu birleşerek daha ağır bir element oluşturmasıdır.
İşte sebep budur. Zaten verili koşulda ortada olanın, yapıca-formca açığa çıkarttığı değişim, dönüşümmüş. işte şimdi de diyalektiğin önemine geldik, oluşumların, hareketin merkezinde yatan ne? İlişki, çelişki, 2 hafif element, bir araya gelerek(ilişki), daha ağır bir elementi, oluşturdu, sebep/sonuç dediğiniz yerde değişen-dönüşen, böylece oluşum, hareket-ilişki zeinine vurulur olmalı, peynirdi, küfe dönüştü, süt idi yoğurt oldu, çınardı, kömür oldu, sakindi çalkalandı(deprem).. peynir ne, küf ne, yoğurt ne, çınar ne, kömür ne, burada değişen ne?
Gelip, geçici olan ne, olmayan ne?
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Konu spartacus tarafından (14-09-2016 Saat 04:15 ) değiştirilmiştir.
|

14-09-2016, 03:20
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.704
|
|
Save The Day´isimli üyeden Alıntı
|
Gerek yok, verdiğin alıntıyı okudum, cevabı kısa...
Save The Day´isimli üyeden Alıntı
Şunu da ele alır mısın sevgili spartacus. Burda iyi yerden yakalamış. Richard Dawkins bile gelse kurtaramayabilir 
|
|
Yeni bir cinsin oluşumuna dair bir gözlemin olmadığını, Evrim Teorisi'nin en önemli teorisyenleri de kabul ederler.
****
Oysa Evrim Teorisi'nin, Mendel veya Buffon gibi biyologların ileri sürdüğü alternatiflerden gözlem temelinde (soyut akıl yürütme değil) delile sahip olduğunun iddia edilebilmesi için muhakkak farklı yeni cinslerin, familyaların diğer türlerin değişmesi sonucu oluşabildiğine dair gözlemsel delile ihtiyaç vardır. Çünkü Evrim Teorisi'ni, kendisinin dışındaki canlıların orijinine yönelik biyolojik yaklaşımlardan ayırt eden nokta budur.
[3] Ernst Mayr, Populations, Species and Evolution, Harvard University Press, Cambridge (1990), s. 279.
|
Yeni bir türün oluşumunu gözlemleyememek başka(zira tür değişimide sok, çıakrt boya küpü gibi olmuyor, ancak şimdi kayıt altına alınan canlıların, yıllar boyu geçirdiği değişimi gözlemlemek için, yüzyıllar geçmesi gerekir), oluşmuş olanlardan geriye kalanı gözlemlemek ise bunu gereksiz kılıyor, diğeri ise zaten süreçle olacak, evrim gözlemle sabittir, şimdi bile, ama yeni bir tür dendiğinde, tür uzun erimli değişimlerle hayat kazanıyor...
Şimdi,hemen bugün(???) bir tür oluşmaması ayrı, ama tarihsel süreçte elde binlerce fosil kaydının, süreçle oluşmuş bir çok türün geriye dönük gözlemlenebilir olması ayrı. GÖZLEMSEL DELİLE İHTİYAÇ VARMIŞ, o deliller zaten mevcut! Gırla!
Her safsatayı kolayca ifade etmenin en güzel yolu metafordur, çünkü safsata mantığı, safsata mantığına bağlı kalarak izah edilemez, hemen örneğimize geçelim;
Bir katilin, suçu şimdi işlemediğine dayanarak, katil olmadığını iddia etmek ayrı, katilin suçu 3 yıl önce işlediğine dair kanıtlara sahip olmak ayrı... İlki, yani madem bu kişi bu suçu işlemiş, o halde şimdi, gözlerimizin önünde işlesin mantığı-şartı, her yönden safsatadır, heleki sırf birileri böyle bir safsata mantığına sahip diye, kişi 3 yıl önce öldürdüğü kişiyi, şimdi bir daha öldüremez
Bir kez olsun, safsata, alavere/dalavere, sağ göster, sol vur mantığına dayanmayan, niyeti ağcı dövmek değil üzüm yemek olan bir alıntı getirirsen, Caner'i tebrik edelim, kedi olalı bir fare tutmayı başardığı için...
Richard Dawkins bile gelse kurtaramayabilir
gerek olmadı  , zaten bu türden safsatalara, zahmet etmez bile, ama biz evrim cahillerinden farklı olarak, gözlemsel delil isteyenlere, geçmiş fosil kayıtlarını gözlerine, burun deliklerinden sokabilirdi, gözleyip dursunlar diye...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

14-09-2016, 04:04
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.704
|
|
Eğer bir canlı, mevcut formuyla verili koşullara uyum içindeyse, değişimini tetikleyecek unsur/faktör de yok demektir...
Elde binlerce fosil, değişim geçiren canlı türleri mevcut...
Verili organizma, şu ana kadar gelmiş, geçmiş ortamlarda adaptasyon sağlıyorsa, farklılaşma bakımından kayda değer oranda değişimlerede maruz kalmayacaktır...
Kısaca bir canlı çeşitli ortam değişkenliğine rağmen mevcut yapısıyla adaptasyon sağlıyorsa, zaten değişmeyecektir!
Uyum sağlayamayan, canlılar değişti, sağlayan ise -istisna- kayda değer bir değişim gereksinimine sahip olmadı.
Değişmeyen bir canlı bulup, ahhha teori çöktü demek, teoriye dair hiç bir bilgiye sahip olmamaktan gelir, zira evrim teorisi keyfiyeti değil, tamda bu konuyla ilgili, adaptasyon-uyum faktörünü işaret ediyor..
Uyum sağalayamazsa ne olur? Uyuma zorlanır böylece canlı adaptasyon sürecine girer
teoriye karşı çıkışlar çoğunlukla keyfi, bende bir tane akıllı tasarıma yapayım.
Madem tanrı her şeye kadir, hadi şimdi kanatlarım çıksın ve uçayım! Yok kadir değilmiş, çünkü hala bir kanada sahip değilim, hani her şeye kadirdi?...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

14-09-2016, 04:12
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 20 Feb 2016
Mesajlar: 859
|
|
spartacus´isimli üyeden Alıntı
Eğer bir canlı, mevcut formuyla verili koşullara uyum içindeyse, değişimini tetikleyecek unsur/faktör de yok demektir...
Elde binlerce fosil, değişim geçiren canlı türleri mevcut...
Verili organizma, şu ana kadar gelmiş, geçmiş ortamlarda adaptasyon sağlıyorsa, farklılaşma bakımından kayda değer oranda değişimlerede maruz kalmayacaktır...
Kısaca bir canlı çeşitli ortam değişkenliğine rağmen mevcut yapısıyla adaptasyon sağlıyorsa, zaten değişmeyecektir!
Uyum sağlayamayan, canlılar değişti, sağlayan ise -istisna- kayda değer bir değişim gereksinimine sahip olmadı.
Değişmeyen bir canlı bulup, ahhha teori çöktü demek, teoriye dair hiç bir bilgiye sahip olmamaktan gelir, zira evrim teorisi keyfiyeti değil, tamda bu konuyla ilgili, adaptasyon-uyum faktörünü işaret ediyor..
Uyum sağalayamazsa ne olur? Uyuma zorlanır böylece canlı adaptasyon sürecine girer
teoriye karşı çıkışlar çoğunlukla keyfi, bende bir tane akıllı tasarıma yapayım.
Madem tanrı her şeye kadir, hadi şimdi kanatlarım çıksın ve uçayım! Yok kadir değilmiş, çünkü hala bir kanada sahip değilim, hani her şeye kadirdi?...
|
İyi de bu değişim nasıl oluyor ki spartacus? Tür içindeki değil türler arası geçiş nasıl oluyor? Bir türü başka bir türe çevirmek için mutasyon gerekir. Yeni genetik bilgi eklenmesi lazım. Mesela her insan eşsiz ve farklıdır ama mesela anne ve babanın dnaları rastgele karışır öyle di mi. Yeni genetik bilgi değil aynı genetik bilginin karışmasını görüyoruz. Oysa türleşmede yeni genetik bilgi gerekir. Bir de isteğe göre mi oluyor? Yani ben kanat çıkarmak istesem oluyor mu? Mutasyon ile türleşme örneği varsa lütfen göster. Mesela insana mutasyon yapsak başka türe dönüşür mü? Radyasyon verelim bakalım bi yerinden daha kol çıkacak mı yoksa kanser mi olacak? Ayrıca fosilden bahsediyorsun ama fosillerde değişimi nasıl göreceksin? Bak şimdi çok çok önemli bir şeyden söz edeceğim lütfen burayı dikkatlice oku. Fosil tamam geçmişteki yaşayan canlıyı gösteriyor ama bu canlı şundan türemiştir gibi bir bilgi vermez. Şöyle örnek vereyim. 4 tane tür olsun ve bu türlere ait elimizde fosiller var. A türü fosili, B türü fosili, C türü fosili ve D türü fosili olsun. Şimdi bu fosillere bakıyoruz ve birbirinden farklılar. Şimdi bunlara bakarak A zamanla değişti ve B oldu, B ise C oldu, C de D oldu diyemeyiz. Yani fosiller bize bu geçişi vermez. Birbirinden bağımsız türler de olabilirler. Fosillere bakarak bu türleşmeyi nasıl görüyorsun, nasıl bu sonuca varıyorsun? Yani o türlerin akraba olduğunu ve birbirinden türediği sonucuna nasıl varıyorsun? Fosil bunu söylemiyor ki fosil sadece canlı yaşamıştır diyor. Şuna dönüştü, şundan türedi demez ki. Bu sonuca nasıl vardığını bilimsel olarak izah edebilir misin? Çok değerli bilim adamı olan Ernst Mayr bile kitabında fosil sıkıntısını dile getiriyor. Evrim nedir adlı kitabı var bende. Kısaca özetliyim. Fosiller kesintili ve sıçramalı bir tablo sunar bizlere. Evrimin öngürdüğü gibi kademeli bir değişim yoktur. Canlılar birden ortaya çıkıyor gibi görünürler fosil kayıtlarında. İşte evrim için bu sıkıntıdır. Evrimi desteklemez.
|

14-09-2016, 04:20
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 20 Feb 2016
Mesajlar: 859
|
|
Sevgili spartacus tamam fosiller diyorsun kanıt var diyorsun. Ama bak sana bir şey söyleyeceğim. Ernst Mayr kimdir biliyorsundur. En büyük evrimcidir kendisi ama öldü maalesef. Modern biyolojinin kurucularındandır. Yani evrim diyorsak bu adam en iyi bilenlerden. Çok ünlü bir biyolog. Kendisinin evrim nedir adlı kitabı var bende. Bir kısmından kısa bir alıntı yapacağım. Fosillerle ilgili bir sıkıntıyı dile getiriyor. Sen kanıt falan diye sundun ama sıkıntı var fosilde. Buyur oku. Richard Dawkins dedim ama çıtayı yükseltiyorum ve Ernst Mayr gelse bile yine sorun çözülmeyebilir  Caner Taslaman konuyu çok iyi eleştirmiş. Kitap yazdı bu konuda. Sitesine de ekledi. Direk sitesinden okuyabiliyoruz. Evrim teorisini değerlendiriyor. Onları ele alırız ama şimdi alıntıyı yapayım.
Evrim olgusu düşünüldüğünde fosillerin atasal formlardan toruna doğru kademeli ve istikrarlı bir değişimi belgelemesi beklenebilirdi fakat paleontologlar bunun bu şekilde olmadığınıortaya çıkarmış hemen her soyoluş dizisinde boşluklar bulgulamışlardır. Yeni tipler çoğunlukla birdenbire ortaya çıkarlar ve hemen önceki ataları önceki tabakalarda bulunmazlar. Torun türlere doğru kademeli olarak değişen kesintisiz tür dizilerine ait keşifler çok nadirdir. Aslında fosil kaydı bir organizma tipinden farklı bir organizma tipine sıçrama olduğunu gösteren kesintili bir sürece işaret eder. Bu durum kafa karıştırıcı bir soruyu doğurur. Fosil kaydı evrimden umulan aşamalı değişimi neden gösteremez? (Sayfa38)
|

14-09-2016, 04:35
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.704
|
|
Save The Day´isimli üyeden Alıntı
İyi de bu değişim nasıl oluyor ki spartacus? Tür içindeki değil türler arası geçiş nasıl oluyor? Bir türü başka bir türe çevirmek için mutasyon gerekir. Yeni genetik bilgi eklenmesi lazım. Mesela her insan eşsiz ve farklıdır ama mesela anne ve babanın dnaları rastgele karışır öyle di mi. Yeni genetik bilgi değil aynı genetik bilginin karışmasını görüyoruz. Oysa türleşmede yeni genetik bilgi gerekir. Bir de isteğe göre mi oluyor? Yani ben kanat çıkarmak istesem oluyor mu? Mutasyon ile türleşme örneği varsa lütfen göster.
|
canlıların değiştiğinin gözlemi ayrı, neden değiştiklerini tartışmak konusu ayrı. Öncelikle sen, canlıların da değiştiğini kabul ediyor musun? Evrim teorisi, değişimi tartışmaz(zira değişim ortada, tartışmasızdır), canlıların neden-nasıl değiştiğine dairdir, bu bilimsel bir alandır...
Save The Day´isimli üyeden Alıntı
Mesela insana mutasyon yapsak başka türe dönüşür mü? Radyasyon verelim bakalım bi yerinden daha kol çıkacak mı yoksa kanser mi olacak?
|
Bu tür örnek ve yaklaşımlar ahmakçadır... radyasyonu 100.000 yıla yayarak ve verili formunu bozmayacak biçimde süreçle vermen gerekir, sonuç ne olur, üfürmenin imkanı yok..
Ama illa bir gözleme sahip olmak istiyorsan, bakterilerdeki, antibiyotik direnci, sanayi atıkalrı nedenyile değişim geçiren canlılar neyimize yetmiyor?
Save The Day´isimli üyeden Alıntı
Ayrıca fosilden bahsediyorsun ama fosillerde değişimi nasıl göreceksin? Bak şimdi çok çok önemli bir şeyden söz edeceğim lütfen burayı dikkatlice oku. Fosil tamam geçmişteki yaşayan canlıyı gösteriyor ama bu canlı şundan türemiştir gibi bir bilgi vermez. Şöyle örnek vereyim. 4 tane tür olsun ve bu türlere ait elimizde fosiller var. A türü fosili, B türü fosili, C türü fosili ve D türü fosili olsun. Şimdi bu fosillere bakıyoruz ve birbirinden farklılar. Şimdi bunlara bakarak A zamanla değişti ve B oldu, B ise C oldu, C de D oldu diyemeyiz.
|
Bir kediye baktığımızda, bir vaşak, leoparla arasında uçurum mu görüyoruz? Bir kanişe ve bir kangala baktığımızda, aralarında uçurum mu görüyoruz? Dolayısıla bunalrın akaraba olduğunu kestirmek için, müneccim olmak gerekmiyor. Fosiller salt gözle, biçime dayalı incelenmiyor ki, yedikleri yiyeceğe, besin seçimine, bir çok sisteme(sindirim, dolaşım, kemik yapısı, kemiğin bileşenleri vs) dayalı inceleniyor, örneğin mamutlar masal kahramanı değildir, ve elimzideki mamut fosilleri, kemiği aratmayan, iç organlarına kadar bize fikir veren fosillerdir(ani donma neticesinde çürüme faktörünün etkisinin çok az olduğu) ve yaşayan canlılarda çok çeşitli coğrafyalardan örnekler alınarak inceleniyor
Save The Day´isimli üyeden Alıntı
Evrim nedir adlı kitabı var bende. Kısaca özetliyim. Fosiller kesintili ve sıçramalı bir tablo sunar bizlere. Evrimin öngürdüğü gibi kademeli bir değişim yoktur. Canlılar birden ortaya çıkıyor gibi görünürler fosil kayıtlarında. İşte evrim için bu sıkıntıdır. Evrimi desteklemez.
|
Evrim kesintili ve elbette sıçramalı tablo sunacak, zira bu diyalektik bir olgudur.
Eline tuğlaları al ve üst, üste dizmeye başla, 10 tuğlayı üst, üste dizersin de sallanmaz, ama öyle bir noktaya gelir ki, bir tuğla hatta yeri gelir bir misket bile tuğlaların denge dışına çıkmasına yol açar, işte o ana EŞİK denir, o nedenle de 10 tuğlayı üst, üste dizerken durum gayet sakindir, ama 11. tuğlayı taşıyamacak nokta-eşik, sadece 1 tuğla farkına bakar.
insanın vücud ısısı 37 derecelerde iken gayet normaldir, ama 1 sadece 1 derecelik artış ciddi etki-tepkiye yol açar, çünkü 37'nin üstü eşik değerdir, peki 37 dereceye rağmen 3 derece artarsa ne olur, metabolizma yanmaya başlar, altı, üstü 3 derece arttı canım, 37'nn yanında lafı mı olur demek, anlam taşımaz, diyalektiğin doğası bu...
İfade ettiğinin aksine, -ki şimdi sırası değil, vaktim kısıtlı- Evrim'in sıçramalı seyir izleyeceği biyolojik fosillerle de desteklenmiştir  Yani sıçramalı olma durumu, evrimi destekelemez ifadenin aksine, doğasını yansıtır...
Evinin önüne, foseptik çukuru açar ve açığa da koyarsan, çok kısa sürede sinek patalaması olacağını görürsün, çünkü bu iş, keyfiyete değil, ortama, koşula bağlıdır. Snra da vay efendim 3 aydır tek bir sinek yoktu, şimdi milyonalrca, aniden mi patlama, sıçrama oldu demenin anlamı yok, ortam-koşula bakılacak...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

14-09-2016, 05:00
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.557
|
|
Sevgili Save The Day,
Save The Day´isimli üyeden Alıntı
İyi de bu değişim nasıl oluyor ki spartacus? Tür içindeki değil türler arası geçiş nasıl oluyor? Bir türü başka bir türe çevirmek için mutasyon gerekir. Yeni genetik bilgi eklenmesi lazım.
|
Hayır, yeni genetik bilgi eklenmesi lazım değil.
Bir türün popülasyonu, şiddetli depremlerle geçilmesi imkansız uçurumlar oluşturması, ana kıtanın parçalanarak kıtalar oluşturması, kıtaların su baskınlarıyla ırmaklar oluşturması, kıtlık-kuraklık sebebiyle göç edilmesi gibi sebeplerle bölünüyor. Her bölünmüş popülasyonda mutasyon-doğal seçilim-üreme döngüsü devam ediyor.
Bölünmüş popülasyonlar arasında yüzbinlerce yıl gen alışverişi olmadığı zaman her popülasyon, kendi doğal seçilim habitatına uygun adaptasyona uğramış oluyor ve artık bu popülasyonlar karşılaşsa bile -yüzbinlerce yıl gen alışverişi olmadığı- için genetik yapıları birbirleriyle çiftleşse bile üreme olmayacak kadar farklılaşmış oluyor. Buna türleşme deniyor.
Save The Day´isimli üyeden Alıntı
Kısaca özetliyim. Fosiller kesintili ve sıçramalı bir tablo sunar bizlere. Evrimin öngürdüğü gibi kademeli bir değişim yoktur. Canlılar birden ortaya çıkıyor gibi görünürler fosil kayıtlarında. İşte evrim için bu sıkıntıdır. Evrimi desteklemez.
|
Fosil konusu yaratılışçılar tarafından yanlış anlaşılmış, anlaşılamamış, anlaşılmış olsa bile çarpıtılan bir konudur.
Çoğumuz biliriz ki, bir kedi-köpek ölüsü, bırakıldığı yerden bir kaç ay sonra yok olur gider. Ya toprağa karışır çözünür, ya bir takım başka hayvanlar tarafından yenir. Geriye kemikler kalsa bile bir kaç yılda onlar da ufalanır, toprağa karışır gider.
Mezara konan insanlar bile en fazla bir kaç 10 yıl sonra her şeyiyle yok olur gider.
Evrimde fosilden bahsediyorsak, türleşmenin kanıtlarını arıyorsak, aradığımız örneğin yaşının en az bir kaç yüzbin yıl olduğunu göz önünde bulundurmamız gerekir. Üst paragrafta organik yapıların (canlı bitki-hayvan) doğal koşullarda çok çabuk çözüldüğünden bahsetmiştik.
Peki bir kaç yüzbin yıllık, milyon yıllık organik yapılar nasıl günümüze dek ulaşabilmiş? Yalnızca bazı özel koşullarla korunmuş fosiller günümüze dek ulaşabilmiş.
Örneğin bir sinek-arı-güve reçine salgılayan bir ağaca konuyor, reçine henüz ıslakken reçineye hapsoluyor, reçine donuyor, reçinenin hava/su geçirmeyen darbeye dayanıklı ve doğanın aşındırıcı-çürütücü etkilerinden etkilenmeyen yapısı sayesinde günümüze dek ulaşıyor.
Örneğin bir ağaç-hayvan, şiddetli bir deprem sonucu toprak altında kalıyor, toprağın yapısı uygun ise hava-su gibi aşındırıcı etkilere maruz kalmıyor, zamanla taşlaşıyor, böylece günümüze dek ulaşıyor.
Örneğin bir hayvan, volkan püskürmelerinden sonra soğumakta olan lav içinde ölüyor. lav soğuyup taşlaşığında hava-su gibi aşındırıcı etkilere maruz kalmıyor, zamanla taşlaşıyor, böylece günümüze dek ulaşıyor.
Yani bulunan fosiller, yüzbinlerce-milyonlarca yıl önce yaşayan bitki-hayvanlar içinden yalnızca tesadüfi bir şekilde iyi korunmuş olanlar.
- Her türün fosili bulunacak diye bir kaide yok.
- Her türün ara formu (ki yaratılışçılar ara form kavramını anlamamışlar veya çarpıtıyorlar) bulunacak diye bir kaide yok.
- Şurada fosil var (kim bilir kaç deprem, sel, diğer felaket sonucu her nereye kaydıysa, hangi derinlikteyse) diye bir kaide yok.
Şu fosil niye yok? Çünkü ancak tesadüfen doğanın aşındırıcı-çürütücü etkilerinden korunmuş olanlar günümüze ulaşmış, diğerleri doğaya karışmış. Bunun suçlusu evrimciler değil.
Sevgiler
* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
|

14-09-2016, 05:05
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 20 Feb 2016
Mesajlar: 859
|
|
Değişimi tartışmaz evrim teorisi diyorsun. Peki evrim teorisi türleşmeyi açıklar mı? Bu arada radyasyonu yüz bin yıla yayalım diyorsun. Tamam böyle bir yayma yapılıp da yeni tür elde edilmiş mi yoksa sadece tahminler mi var? Varsa böyle bir deney buyur söyle. Antibiyotik direnci olayında orada bakteriye yeni bilgi eklemiyor ki. Bakterilerde zaten var olan direnç genlerinin aktarılması ve mutasyon sonucunda genetik bilgi kaybına uğrayan bakterilerin antibiyotiğe dirençli hale gelmesidir. Yani zaten direnç geni var spartacus. Olmayan bir şey eklenmiyor. Örneğin kanatsız bir canlıya yeni bilgi eklenerek kanatlanması gibi bir örnek lazım. Bakteri örneği yetmiyor dostum.
Benzer canlıları örnek verip uçurum var mı diye soruyorsun. Bak yine tahmin devreye giriyor. Prof Turan Güven de benzerlikleri siz öyle izah edersiniz, öbürü de yaradana bağlar diyordu. Yani bu benzerlikler nasıl evrimi işaret edecek? Benzerlik pekala olabilir. Ama evrimle ilgisi nedir? Müneccimlikle alakası yokki, bunların akraba olduğunu nasıl ortaya koyacaksın? Bir de mesela fosillerde yediği besin de belli olur diyorsun. Tamam o zaman senle ben benzer besinler yesek ve sonra bizim fosilimizi bulsalar sen benim babam mı olursun? İşte beslenmeden de tablo çıkmaz yanlış mıyım? O mamut fosili dediğin fosillerden genetik veri elde ediyor musun? Hah bir de genetik veri sıkıntısı gün yüzüne çıkıyor.
Evrim sıçrama konusunda ise evrim kademeli olarak değişim ve dönüşüm demiyor muydu. Sıçrama demek arada boşluk var. Yani kademeleri görmüyorsun birden diğeri ortaya çıkıyor. Kademeli bir değişimi değil bir anda ortaya çıkışı gösterir bu. Yani arada bir kopukluk vardır. Bu kopukluk evrim açısından sorun oluşturur. Türler fosil kayıtlarında bir anda ortaya çıkıyor görüntüsü verirler. Kademelerini takip edemezsin. Kesintili ve sıçramalıdır, bir anda ortaya çıkarlar. İşte sıkıntı burada.
|

14-09-2016, 05:13
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 20 Feb 2016
Mesajlar: 859
|
|
Şüpheci Dinsiz´isimli üyeden Alıntı
Sevgili Save The Day,
Hayır, yeni genetik bilgi eklenmesi lazım değil.
Bir türün popülasyonu, şiddetli depremlerle geçilmesi imkansız uçurumlar oluşturması, ana kıtanın parçalanarak kıtalar oluşturması, kıtaların su baskınlarıyla ırmaklar oluşturması, kıtlık-kuraklık sebebiyle göç edilmesi gibi sebeplerle bölünüyor. Her bölünmüş popülasyonda mutasyon-doğal seçilim-üreme döngüsü devam ediyor.
Bölünmüş popülasyonlar arasında yüzbinlerce yıl gen alışverişi olmadığı zaman her popülasyon, kendi doğal seçilim habitatına uygun adaptasyona uğramış oluyor ve artık bu popülasyonlar karşılaşsa bile -yüzbinlerce yıl gen alışverişi olmadığı- için genetik yapıları birbirleriyle çiftleşse bile üreme olmayacak kadar farklılaşmış oluyor. Buna türleşme deniyor.
Fosil konusu yaratılışçılar tarafından yanlış anlaşılmış, anlaşılamamış, anlaşılmış olsa bile çarpıtılan bir konudur.
Çoğumuz biliriz ki, bir kedi-köpek ölüsü, bırakıldığı yerden bir kaç ay sonra yok olur gider. Ya toprağa karışır çözünür, ya bir takım başka hayvanlar tarafından yenir. Geriye kemikler kalsa bile bir kaç yılda onlar da ufalanır, toprağa karışır gider.
Mezara konan insanlar bile en fazla bir kaç 10 yıl sonra her şeyiyle yok olur gider.
Evrimde fosilden bahsediyorsak, türleşmenin kanıtlarını arıyorsak, aradığımız örneğin yaşının en az bir kaç yüzbin yıl olduğunu göz önünde bulundurmamız gerekir. Üst paragrafta organik yapıların (canlı bitki-hayvan) doğal koşullarda çok çabuk çözüldüğünden bahsetmiştik.
Peki bir kaç yüzbin yıllık, milyon yıllık organik yapılar nasıl günümüze dek ulaşabilmiş? Yalnızca bazı özel koşullarla korunmuş fosiller günümüze dek ulaşabilmiş.
Örneğin bir sinek-arı-güve reçine salgılayan bir ağaca konuyor, reçine henüz ıslakken reçineye hapsoluyor, reçine donuyor, reçinenin hava/su geçirmeyen darbeye dayanıklı ve doğanın aşındırıcı-çürütücü etkilerinden etkilenmeyen yapısı sayesinde günümüze dek ulaşıyor.
Örneğin bir ağaç-hayvan, şiddetli bir deprem sonucu toprak altında kalıyor, toprağın yapısı uygun ise hava-su gibi aşındırıcı etkilere maruz kalmıyor, zamanla taşlaşıyor, böylece günümüze dek ulaşıyor.
Örneğin bir hayvan, volkan püskürmelerinden sonra soğumakta olan lav içinde ölüyor. lav soğuyup taşlaşığında hava-su gibi aşındırıcı etkilere maruz kalmıyor, zamanla taşlaşıyor, böylece günümüze dek ulaşıyor.
Yani bulunan fosiller, yüzbinlerce-milyonlarca yıl önce yaşayan bitki-hayvanlar içinden yalnızca tesadüfi bir şekilde iyi korunmuş olanlar.
- Her türün fosili bulunacak diye bir kaide yok.
- Her türün ara formu (ki yaratılışçılar ara form kavramını anlamamışlar veya çarpıtıyorlar) bulunacak diye bir kaide yok.
- Şurada fosil var (kim bilir kaç deprem, sel, diğer felaket sonucu her nereye kaydıysa, hangi derinlikteyse) diye bir kaide yok.
Şu fosil niye yok? Çünkü ancak tesadüfen doğanın aşındırıcı-çürütücü etkilerinden korunmuş olanlar günümüze ulaşmış, diğerleri doğaya karışmış. Bunun suçlusu evrimciler değil.
Sevgiler
|
Dostum senin bahsettiğin türleşmeyi Ergi Deniz Özsoy programda bahsediyordu. Yani göç oluyor farklı yerde yaşıyorlar sonra üreyemeyecek kadar farklılaşıyorlar falan. Mesela insan 200 bin yıl önce ortaya çıktığın söyleniyor di mi. O günden beri dünyaya yayılıyorlar. Farklı yerlerde yaşıyorlar. Dünyanın her bir tarafına yayıldık. Farklı bir insan türü çıkmadı ortaya? Mesela ırklar var ama yeni bir tür yok. Mesela kanatsız bir canlının DNA'sına yeni bilgi eklenip kanatlanması gibi makro evrim örneği gerekir. Yeni bilgi o yüzden gerekiyor. Yeni bilgi olmadan kanat çıkarın. Olmaz. Tür içinde farklılaşma falan ırk olabilir ama mesela yeni insan türü ortaya çıkmadı. Neden çıkmadı? Yoksa klasik türleşme örneği verdiniz ama insan türü çıkmadı işte.
Fosil konusunda ise fosillerin sıkıntılarından bahsettiniz. Tamam ben kolay demiyorum. Çeşitli sıkıntılara sahip. Milyonlarca hatta milyarlarca yıl sonraya kalıyor ve onları inceliyoruz. Geçmişte yaşayan canlılardan bilgi edinmeye çalışıyoruz. Ama işte fosil istisnadır demekle kurtulamayız. Bu delil yetersizliğinin bir itirafı olarak anlaşılmalıdır. Evrim kademeli olarak değişim ve dönüşümü söyler. Zamanla canlılar evrim geçirir ve değişim ve dönüşüm geçirir der. Yani bir anda değil, zamanla olduğunu söyler. Oysa fosillere baktığımızda kesintili ve sıçramalı bir tablo karşımıza çıkıyor. Evrim teorisinin dediği gibi kademeli olarak karşımıza çıkan bir tablo yok. Kesintili ve sıçramalı tablo var. Canlılar birden ortaya çıkıyor gibi görünüyor. Bunlar da evrime destek olmuyor, aksine karşı çıkıyor. Bu problemleri gözden gelemeyiz.
|

14-09-2016, 05:44
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.704
|
|
Save The Day´isimli üyeden Alıntı
Sevgili spartacus tamam fosiller diyorsun kanıt var diyorsun. Ama bak sana bir şey söyleyeceğim. Ernst Mayr kimdir biliyorsundur. En büyük evrimcidir kendisi ama öldü maalesef. Modern biyolojinin kurucularındandır. Yani evrim diyorsak bu adam en iyi bilenlerden. Çok ünlü bir biyolog. Kendisinin evrim nedir adlı kitabı var bende. Bir kısmından kısa bir alıntı yapacağım. Fosillerle ilgili bir sıkıntıyı dile getiriyor. Sen kanıt falan diye sundun ama sıkıntı var fosilde. Buyur oku. Richard Dawkins dedim ama çıtayı yükseltiyorum ve Ernst Mayr gelse bile yine sorun çözülmeyebilir  Caner Taslaman konuyu çok iyi eleştirmiş. Kitap yazdı bu konuda. Sitesine de ekledi. Direk sitesinden okuyabiliyoruz. Evrim teorisini değerlendiriyor. Onları ele alırız ama şimdi alıntıyı yapayım.
Evrim olgusu düşünüldüğünde fosillerin atasal formlardan toruna doğru kademeli ve istikrarlı bir değişimi belgelemesi beklenebilirdi fakat paleontologlar bunun bu şekilde olmadığınıortaya çıkarmış hemen her soyoluş dizisinde boşluklar bulgulamışlardır. Yeni tipler çoğunlukla birdenbire ortaya çıkarlar ve hemen önceki ataları önceki tabakalarda bulunmazlar. Torun türlere doğru kademeli olarak değişen kesintisiz tür dizilerine ait keşifler çok nadirdir. Aslında fosil kaydı bir organizma tipinden farklı bir organizma tipine sıçrama olduğunu gösteren kesintili bir sürece işaret eder. Bu durum kafa karıştırıcı bir soruyu doğurur. Fosil kaydı evrimden umulan aşamalı değişimi neden gösteremez? (Sayfa38)
|
Save The Day
Verdiğin alıntıyı gayet net şekilde, SAFSATA olduğunu ifade ettim, yani 3 yıl önce suç işlemiş bir insanın,suçlu olduğunu anlamamız için aynı suçu şimdi işlemesi gibi bir kaide olamaz! At'ın 50.000 yılda sarfettiği değişimi, sırf Caner'in keyfiyeti öyle istiyor diye, şimdi, bugün olmasını bekelemek veya bunu evrim(adı üzerinde sürece yayımış) namına beklemek, hem safsata ama hem de, sözde eleştiridği şeyin, mantığını kavramamaktır, birde bir şey hemen, şimdi bu gün olmuyor diye, hiç olmadı, olmayacak anlamına gelmez.
Evrim olgusu başka, bu olguyu açıklamak, neden, nasılları detaylandırmak başkadır.. haliyle ikincisi farklı ifade biçimleri alabilir, değişebilir, değiştirilebilir, bu usulü, esası değiştirmez.
Örneğin Newton'un döneme, elde olanaklara, bilimsel birikim-tecrübelerin eksikliğine vb dayalı faktörlerden dolayı, bazı ifadelerinin eksik, bazı formüllerinin eksik, bazı hesaplamalarının yanlış olması, Kütle çekimini, yer çekimini yok saymamızı sağlıyor mu?
Akıllı Tasarımcılar, safsata gırla(asıl işleri), çarpıtma, ÖZELDEN, genel sonuçlar üretme safsatası, örneğin newton'n o zamanın diliyle ifade ettiği bazı şeylerin yanlış olmasını öne sürüp, kütle çekimi diye bir şey yoktur sonucuna varması gibi bir çok safsata, ayak oyunu, alavere, yanıltma, şaşırtma yöntemi, yani KEYFİYET kullanır...
Alıntıda bir yeri koyulaştırdım, o halde ben sana isim vereyim, git araştır, bakalım mesele Caner'in yaptığı gibi, özel durumlardan, genel sonuçlar üretmek safsatası mı, yoksa mesele Evrim'in nasılları üzerinde farklı öngörü, yorum, bulgulara dayalı İFADE EDİLEBİLİRLİK sorunu mu? Canlıların evrimi konusu olgudur, tartışmalı değildir, araştırma-tartışmaya açık olan nerede, ne zaman, ne şekilde, nasıl gerçekleşti-gerçekleşiyor zeminindedir
https://tr.wikipedia.org/wiki/Stephen_Jay_Gould
30 yıl önce Evrim'in sıçramalı bir tablo sergileyeceğini söylüyordum, çünkü gözlemlediğimiz hareket-değişimlerde, niceliğin, niteliğe yansıması bir eşik değerin aşılmasını dayatıyordu, böylece değişen ortam da eşik değerlerinde ani bir nitelik yansıması arzediyordu, bu durumda ortama bağlı değişen tüm bileşenlerde bunu yansıtacaktı...
Şimdi lütfen dikkat, evrimin nasılını tartışıyorsak, bu evrimi saf dışı kılan bir şey mi, yoksa zaten evrimin kabul edilmiş, ancak nasılalrı üzerine bir tartışma mı? Akıllı Tasarımcılar hayli uyanık davranıp, insanalrın kafalarını karıştırıyor, oysa bir olayın, nasıl gerçekleştiği konusunda farklı fikir, görüşler öne sürmek, zaten o olayın kabulune dayanır, bu bağlamda vay efendim nasıllar konusunda bazı yetersizlikleri öne sürüp, olay olmamıştır, evrim yoktur gibi sonuçlar üretmek, tipik ve sık kullanılan özel durumlardan, genel sonuçlar üretme safsatasıdır. Sabah dışarı çıktığında, dün sağlam duran bir ağacın, o gün yıkılmış olduğunu görmen-bilmen başka, bu ağacın nasıl yıkıldığı konusunda fikir yürütmen başkadır, sen bir aracın çarptığını, çünkü ağaca yakın noktada 1 metre fren izi olduğunu söylersin, öteki ise rüzgar-fırtına devirdi der, bu o ağacın devrilmiş olduğu gerçeğini değiştirir mi? H.yahya hayli bir zaman bu türden safsata-zırvalığı kullandı, umalım ki Caner'de kullanmıyor olsun-belkide kullanıyordur-
Şimdi o alıntıyı yaptın, LÜTFEN BANA İFADE EDER MİSİN o alıntıda varılmak istenen sonuç ne, varılan sonuç ne? Yani ne demek sitiyor, ben nasıl bir sonuca varmalıyım, iddia ettiği şeylerden yola çıkarak Evrimin olmadığı sonucuna mı varıyoruz? Nasıl?
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:32 .
|