Sevgili Save
Bir olay gerçekleşmiş olsun, bin kafadan ses çıkabilir, ama bu olayın gerçekliğini gölgelemez. Yani bir çok insan firikir yürütür, nasıl oldu, şöyle olmuş olabilir, böyle olabilir vs... Dilde kullandığımız bir söz vardır işte, "Güneş balçıkla sıvanmaz", bazılarının ideolojik hezeyanalrla yürüttüğü propagandalar kara progandadır...
Big bang'i eğip büktüklerinde KOCA BİLİM İNSANI öyle demiş, vay efendim kaç bin bilim insanı bunu kabul etmiş diye çoğunluk safsatası kullananlar, neden Evrim teorisine gelince yan çizer(iki yüzlüdür, iki yüzlülüğünü ise ne yazık ki cehaletine borçlu), demek ki, objektif olamayan insanın, bilim tartışmasında yeri de yoktur, sizlerde bu tür insanlara itimat etmemelisiniz.... bulundukları alan ve yemlendikleri bilgi-bilim-bilinçli olmak filan değildir, bir kaç basit kof sloganın kölesi olma durumudur, yani, yaptıkları paçavra siyasettir, hedefledikleri ise kara, içi boş proganda yapacak bir dolu papağan...
Evrimin motoru SALT mutasyonlar değil, sağda solda slogan atan her dingile aldanmayın. Lakin mutasyonlarda olasılıktır, öyleyse siz bu olasılığıda hesaba katmak zorundasınız, bilim insanları da bunu yapıyor, hesaba katıyor. bir birimde, herhangi bir mutasyon olursa ve eğer bu mutasyon mevcut koşulda avantaj sağlarsa, kalıtsal olarak aktarılacağı diğer bireylerlede devam eder, dezavantaj oluşturur da, adaptasyonu kırarsa o birey sürdürülebilirliğini kaybeder(eğer adaptosyonu kırıyorsa!), ister kısa vadede koşula yenik düşerek, isterse nesil üretemeyerek ama isterse üretilen nesillerinde adaptasyon sorunundan kaynaklı tükenip gitmesiyle veya saf dışı olması-elenmesiyle. Bu ifadem de ne gibi bir beis var? yanlışsa neresi yanlış, neden yanlış?
Siz bir mutasyonun, verili koşulda avantaj mı, dezavantaj mı sağladığını keyfi olarak nasıl belirleyeceksiniz? Bunu nesiller boyu gözlemle nasıl yapacaksınız? Ama illa mutasyonla avantaj sağlanmış canlı diyeceksek, lütfen canlılarda yapılmış bir çok deneyi inceleyin, binlerce deney yapıldı, lütfen, gaipten masal okumak yersiz.
Mutasyon ifadesi evrim mekanizmalarından sadece birisidir ama SALTIK değildir. Tabloya bir bütün halinde bakıyoruz, ve bütünlük içinde mutasyonda var, var ne yapalım gerçek bu, o tabloda bu da mevcut, ama tek başına değil ki? O tabloda daha bir çok faktör mevcut... Bir mutasyonla Evrim teorisini çökertemezsiniz(özel durumlsrdan genel sonuçlar safsatası), ancak mutasyona dair bilinen yanlışları düzeltmiş olursunuz, eğer haklı iseniz..
Sıçramalı Evrim konusu yakın geçmişe dayanıyor, çünkü incelenen milyonlarca fosilde bu gözlemlendi, daha erken tarihlerde gözlem ebadı, gözlem sayısı, gözlemci sayısı, fosil kayıtları o kadar değildi, yani süreçle elde edilen birikim, tecrübe, delil, nasılların bazı noktalarında, bazı düzeltmelere gereksinim duydu, ama dediğim gibi olgulari öznelerin olgu hakkında neyi, bilip bilmedikelrine bağlı değildir, o yüzden olgudur... yani anlatamıyorum, USÜL-ESAS başka şeydir, usule ayrkırılık arzetmeyen dıdığının, dıdıkları başka...
Yanlış anlamışsın, sıçrama demek, nitel bağın, diğer nitel bağ arasında kopukluğu demek değil Aksine ikiside İÇ-İÇEDİR, bir nitelik, mevcut olduğu ama çatıştığı diğer niteliğin bağrındadır, lakin baskın değildir, baskın olması da verdiğim tuğla örneği gibi, eşik değere ulaşıldığında gerçekleşir(eşyanın tabiatı bu), dilersen binlerce çeşit deney yapabilirsin... yani her zaman aklı hokus-pokusa, geriden pislemeye, ortamı kirletme-bulandırmaya çalışan akıllı tasarımcıların iddia ettiği veya cahilce sandığı gibi değil... Her nitelik, potansiyeldir, ister baskın ister değil... Gökten zembille inmez, sıçrama deyimi, eşik değerin aşıldığı an'ı ifade eder.
Bir su'yu ocağa koyduğunuzda, gaz haline geçiş, bir eşik değerle olur, o değer toplam ısının(nicelin), %1'i olabilir... ister eşik değer, ister direnç noktası densin, arada kopuk, hokus-pokus bir süreç yoktur ve su, gaz halini POTANSİYEL olarak taşır! her değişen canlı da, değişim doğrultusu baskın olmasa bile, o değişimi potansiyel olarak taşır, o nedenle de her form, aynı zaman da bir araformdurda(diğer niteliğe geçiş formu), bütün mesele ortam-koşul baskısı, ortam değişkenleri, ilişki ağı, niceliğin istikrarı - örneğin ıstılan bir su, ısı 30 dereceye ulaştığında, verdiği ısı, aldığı ısıya baskın gelirse, o su kaynamayacaktır, o halde belirleyeni ne? Ortam, koşul, ilişkisel ağ ve nitelik POTANSİYELİ)
bir insan silahtan çıkan bir kurşunun istikamet, açı, düşüm noktası gibi bir konuda bunu formüle edecek olsun. Bu kişi, rüzgarı hesaba katmayı, o an, o koşulda akıl edememiş veya henüz rüzgarın, seyir halindeki kurşuna etki edebileceğini bilmiyor olsun... Sonra çıkıp, bunların farkına varıp, formülünü revize etsin.. ne oldu şimdi, her şey çöktü mü, bitti mi? Zeus aşkına o kişi o basit hataYı yaptı diye, atılan mermiler, hava da sabit mi kalıyor? Bir keşmekeş Akıllı Tasarımcı(siz popodan atan okuyun) çıkıp, işte Evrim teroisinde hata yapılmış-oysa gerçek revize edilen bazı kısımlardır-, o halde Evrim yalan demekle, milyonlarca fosil ve bariz değişim puff mu oluyor? Siz bilim'in, Akıllı Tasarımcı omurgasızlar gibi, ne dersek mutlak doğrudur dediğini duydunuz mu ki?
A ile B nin nasıl geçiş sergilediği, yüzlerce cilt edecek düzeyde, yazıldı çizildi, mesele salt bu değil ki, bilim ancak VERİ İLE İLERLEYEBİLİR, bu konuda eldeki malzeme ise fosiller ve doğa(dinamik! değişiyor). Fosiller bizlere daim aynı olmadıklarını, değiştiklerini ifade ediyor, ne yapalım gerçek bu! Ama oturup, efendim nasıl oldu, şipşakla ifade edilemez, bu bekleniyorsa, bekleyen avucunu yalar, aptallığına yanabilir(kömür, ağaç örneği gibi, ağaç 1 günde kömüre dönüşmez, binlerce yıl alır(çünkü dğeişim yavaştır, ortam etkisi, bileşik ypı, ilişki ağına bağlıdır, ama öyle ortamlar olabilir ki, 1 yılda da olabilir, bizim dünya'mız bu ortamı sunmuyor), ama birisi çıkıp haydi al sana ağaç, 10 dakika izleyelim bakalım kömür olacak mı derse, safsatadır, ahmaktır).
Bir evin çatısının, rüzgar vasıtasıyla uçması 50 yıl alabilir, burada mesele salt rüzgarın gücü değil ki, 50 yıllık süreçte binanın geçerirdği değişim, eskime vb, ama esaslı darbeyi vuran rüzgar olur, birde aynı işi, bir yapı yıkıcıya yaptırdığınızı düşünün, 1 gününü almaz... Bir de faktör salt rüzgar değildir dedim, o halde yarım akıl çıkıp, al sana çatı, hadi üfle yıkılsın diyen Akıllı Tasarımcı, akılsız tayfanın safsatalarını ne yapalım? Belki 50 çeşit faktör var ve, bir teori, 50 çeşit faktörü esas alan, geniş çaıyla tabloya bakıyordur, öteki gerzek rüzgarı kafaya takmıştır, iyi de kimin sorunu? Mutasyonu saltıklaştırıp kafaya takıp, saplantı eden kim? Kim dedi size, faktör salt mutasyon diye? (çatıyı çökerten sadece rüzgardır diye?)
Çoban köpekleri neden beyaz tercih ediliyor ve neden o cins köpeklerde beyaz rengi olanlar baskın hale geliyor? insan, koyun güdüyor, koyunların rengi genelde beyaz, bir çok köpek görüyor, kimisi siyah, kimisi gri, kimisi beyaz, kimisi kahverengi bilmem ne... hangisi işine geliyor? beyaz, diğerlerini beslemiyor, süreğen beyazı besleyerek neslini sürdürüyor... Doğa ise renkler, zevkler bakımından işlemiyor, daha geniş satıhlı, verili koşula UYUM-ADAPTASYON sağlayanlar sürüp giderken, diğerleri eleniyor, ama bu iş iradi değil, uyum sağlayamadığı için hayat şansını kaybediyor!
Bir tamirci, her zaman arızayı tek seferde bulamaz, deneme-yanılmaya yönelir. Taki 3-4 parça değişecekte, asıl arızalı olanı bulacak, doğada da işler bu, ama iradi değil, KOŞULLARLA SINANMA üzerine, ama sınama da iradi değil, konuşma dilimizde başka kelime, kavramalr olamdığı için kullanıyoruz, yani nesilelr süreğen bir sınanmışlık için de, bir bakıma işleyiş dene-yanıl gibi işliyor. Arızalı olan çöpe gidiyor!
Bir çok besi hayvanı da, bazı yiyeceklerde tarihte bulunmaz, ne yani tüm bunları Akıllı-Tasarımcı Zeus'mu yapıyor, yoksa zaten doğa, bu malzemeyi ve o ilişkisel ağı sunuyor mu? Doğa ile insanın iradeyle yaptığı arasındaki farkı ise zaten idrak etmek zor değil, doğa çok çeşitli maddelerin bir araya geldiği, böylece bunalrın ilişkisel ağda birbirine etkidiği, bölece çeşitli malzmelerden, bir çok yapı, form ortaya çıktığı açık değil mi? helva bile şeker, un, su, içilen su, Hidrojen+Oksijen, uzatmamayım, türleşme içinde doğa yeterine malzeme sunmuş.
Fosil biliminin sunduğu veri, belgeleri incelemek gerekmiyor mu?
Her teoride tamamlanmaış kısımlar, henüz yeterince aydınlatılmamış kısımlar olabilir, teori, pratiği 100%'de yansıtamaz, eşyanın tabiatına aykırı, lakin aslolan bir şey de vardır ki; "Niyetin üzüm yemek mi, bağcı dövmek mi?" olduğunun ayırdımı, önce bu yapılacak, sonra referans alınacak... BİLİM HİÇ BİR ZAMAN TAMAMLAYAMAZ, tamamlamaz, tamamlanmaz, tamamlanmış sayamaz, bilim, eğer, statik sonuçlar, ifadeler üretmeye başlamışsa, bilim ölüyor, can çekişiyor demektir...
Verili koşulda dinamik süreçler, birbirini ardışık takip etmesi imkansız süreçler, ortamlar dahilidir, yani tipik bir çorba gibidir, LİNEER değildir, çok açılı, çok faktörlü, çon yönlü ilişkiseldir, kısaca bilgiyi yansıtan hiç bir konu tamamlanmaz, mutlak olmaz ve ifade edilemez, yol bitmez, yürünür, yeri gelir çukurlarla karşılaşılır, düşülür ama hiç bir çukur yolcuyu yolundan alıkoymaz, seyahat bitmez, hayat, hareket üzredir, bilim de....
Yeter ki amaç, "bağcı dövmek" değil "üzüm yemek" olsun ve size en kestirme yol, niyeti bağcı dövmek olanları çöpe atmanızdır, zira hem vaktinizi çalarlar, hem idrakınızı hem de sizi ve gün gelecek bana, safsata kralının videolarını yolladım da izlemedin diye hayıflanmaktan vazgeçeceksin ..
Görüldüğü gibi Evrim teorisine dair yazışamıyoruz, idrak sorunalrımız üzerine yazışıyoruz, çatı ve rüzgar örneği gibi, kim söyledi size, çatının uçmasının TEK! sebebi rüzgardır diye, kim söyledi size tek etken mutasyondur diye?
Evet birçok insan akıl yürütüyor işte şöyle olabilir böyle olabilir diye. Ve gördüğümüz üzere birden çok ihtimal karşımıza çıkıyor. Yani bu akıl yürütmeler gerçekliği gölgelemez demişsiniz. Evet doğru. Fakat gerçeklik olarak bahsedilen yani canlıların varolması ya da yeni türlerin ortaya çıkmasının nasıl olduğu tartışılıyor değil mi hocam. İşte bu konuda ihtimaller göz önüne geliyor. Tabi bu konunun tartışılması, canlıları yok etmez. Aksine canlıların kökenine ve varoluşuna dair birtakım fikirler ve düşünceler gün yüzüne çıkar. İşte bu fikirlerden hangisinin doğru olup hangisinin yanlış olduğunu bulabilmek kolay bir şey değil diye düşünüyorum. Her kafadan ses çıkıyor.
Big bangi örnek verip bilim adamı çokluğundan falan bahsetmişsiniz. Peki bir konuda bilim adamlarının çoğunun bir şeyi kabul etmesi ya da doğru şudur demesi bize neyi gösterir? Bize gerçeği verir mi? Yani bilim adamlarının çoğunun bir şeyi savunması, neyi ifade eder? Ne anlamalıyız bundan? Ne anlama gelir? Bilim adamlarının sözlerini ve görüşlerini de ihmal etmemek gerekir değil mi hocam? Dikkate almamız lazım. Peki bir mevzunun gerçek olduğu, doğru olduğu sonucuna varmak için bilim adamlarının görüşleri hangi konumdadır? Yani bu gerçektir ya da yanlıştır demenin ya da bir kanaate varma sürecinde bilim adamlarının çokluğunun bir şeyi savunmasının konumu nedir? Bilim adamlarının görüşleri yetmez mi? Mesela siz diyordunuz ki onun bunun görüşüne bakma gözlem yap tadında bir şey diyordunuz. İyi de gözlemi sadece biz yapmıyoruz ki. Herkes yapabiliyor. Özellikle de bilim adamları yapıyor. Yani o ortaya atılan şeyler gözlem sonucunda atılmıyor mu? O zaman onların görüşleri de değerli olmaz mı?
Evrim salt mutasyon değil demişsiniz. Evet birçok mekanizma öne sürülür evrime dair. Mutasyon bunlardan biridir. Ama mutasyonun evrimsel sürecin hammaddesi olduğu da söylenir. Hatta Türkiye televizyonlarında bir Türk programında bunu Ergi hoca ve Turan Güven tartışıyordu. Bu iki zat biyolog. Yani atılmış bir laf değil bu hammadde lafı. Peki siz ne düşünüyorsunuz? Yani mutasyonun önemini göz ardı edemeyiz değil mi evrimsel süreç için? Ben mutasyon tek mekanizma demiyorum ama bunları konuşurken hepsini aynanda konuşursak karışabiliyor. Yani programda biyologlar da konuşurken önce bir konuyu konuşuyorlar, kademe kademe diğerlerine geçiyorlar. Hepsinin aynanda konuşulmasının, karışıklığa yol açacağını düşünüyorlar. Ben de mutasyondan dem vurunca salt mutasyon gibi sanılmış. Yok salt mutasyon demiyorum ama birini ele aldık hocam. Bir de evrim ve evrim teorisinin ayırdımı da önemli değil mi hocam? Yani evrim ve evrim teorisinin farklı olduğu vurgulanır. Denir ki birisi olgudur diğeri ise bu olgunun nasıl ve nedenini açıklayan açıklama bütünüdür. Sizin de bu konudaki görüşünüzü öğrenmek isterim. Yani konuşulurken önce evrim konuşulup halledilip, ondan sonra mı teorisine geçmek lazım? Nedir düşünceniz? Benim merak ettiğim bir diğer husus ise, teorisinin doğrulanmadan ya da akla yatmadan evrimin doğruluğundan bahsedip bahsedemeyeceğimiz. Siz revize etmekten falan bahsetmişsiniz peki o zaman bilimsel teoriler yanlışlanamaz mı? Hepsi revize mi edilir? Bilimin en önemli kriterlerinden birisi de yanlışlanabilirlik değil midir? Peki yanlışlanabilirliği siz nereye koyuyorsunuz? Revize edilemeyeceği durumlarda mı yanlışlanmış olur yoksa? Diyelim ki evrim teorisi yanlışlandı ve çürütüldü. O zaman evrim de çöker mi? Yoksa revize mi edilir? Peki evrim nasıl çökebilir? Yanlışlanabilir mi? Bir olayın doğruluğunda onun nedeni ve nasılı kriter midir? Mesela bir kişinin bir sözünü aktardık diyelim. Karşıdaki kişi de yalan söylüyordur diye fikirini öne sürmüş olsun. Biz de dedik ki neden yalan söylesin? Yalan borcu mu var? Yani yalan söylemesinin nedenini sorgulayıp geçerli bir şey bulamayınca yalan söylemediği sonucuna varıyoruz. İşte evrim ve evrim teorisinde de teorisine bakıp akla yatmayınca evrimin yanlış olduğu sonucuna bu şekilde varılabilir mi? Ne düşünüyorsunuz?
Mutasyon olasılıktır demişsiniz. Yani mutasyonun bir canlı üzerinde gerçekleşip gerçekleşmeme olasılığı var değil mi. Gerçekleşse ne zaman gerçekleşecek, hangi noktada gerçekleşecek, ne gibi değişimlere sebep olacak ya ne yapacak vs. Bunlar ihtimal dahilidir değil mi hocam. İşte bu ihtimalleri aşarak aha şöyle olmuştur nasıl diyebiliriz? Yani birsürü ihtimal var. Hatta Çağrı Mert Bakırcı, evrende her şeyin mümkün olduğunu söylüyordu bir makalesinde. Bir başka örnek daha vereyim. Mesela doktora gidiyorsunuz. İşte şikayetlerinizi anlatıyorsunuz. Doktor da diyor ki şu olabilir, bu olabilir diye birsürü hastalığı ve sıkıntıyı sayabiliyor. Birçoğunun da olabildiğini öne sürüyor. İyi de nelerin olabileceğini biz kendimiz de tahmin ederiz değil mi. Oraya hangisinin olduğunu bilmek için gitmiyor muyuz? İşte mutasyon ve evrim meselesinde de tamam şu şu ihtimaller var ve hepsi de olabilir diyoruz. Peki diğer ihtimalleri çürütüp hangisinin olduğunu nerden bileceğiz? Yani o ihtimalleri aşıp da gerçeğe ulaşmak önemli bir mesele diye düşünüyorum. Bilim adamları hesaba katıyor demişsiniz. İşte hesaba katarak bulabilir miyiz? Bu arada bir akıl yürütme yapmışsınız. Mutasyon avantaj sağlarsa demişsiniz. Faydalı ve zararlı mutasyonlardan söz edilir. Avantaj sağlayan mutasyonlar faydalı iken, sağlamayanlar da nötr ya da zararlıdır. Katılıyor musunuz? İyi de faydalı ya da zararlı olduğuna kim karar verecek? Biz insanlar mı? Peki doğada gerçekleşen süreçler değil mi bunlar? Doğanın öyle bir karar verme yetisi var mı? İleriyi görebiliyor mu doğa? Düşünebiliyor mu? Biz insanlar akıl yürüterek işte bu faydalı, bu zararlı diyoruz da doğa bunu nasıl yapacak? Bir de neye göre faydalı, neye göre zararlı?
Hocam mesela bir prof da şöyle diyordu. Arka arkaya genetik mutasyonlar yap ve öyle sına. Böyle bir ifadesi olmuştu, video da atabilirim. Ergi hoca evrimin test edilebilir olduğunu söyleyince onun üzerine söylemişti arka arkaya mutasyon yap diye. Peki siz akıl yürütmüşsünüz işte mutasyon faydalı olursa, şöyle olursa şeklinde. Peki arka arkaya genetik mutasyonlar yaparak balığı amfibiye labaratuvarda çevirebilir misiniz? Bu mümkün mü? Yani doğada kendiliğinden oluyorsa, bilimin geldiği bu noktada bunu yapmak mümkün mü? Mümkün değilse neden değil? Yani geçmişte doğada kendiliğinden olduğu söyleniyor. Yani bilinci olmayan kör doğada kendi kendine olabiliyormuş. Peki 21. yüzyılda da labaratuvarda yapabilmemiz lazım o zaman. İşte bu labaratuvarda canlıyı evrimleştirme deneyi şeklinde olmaz mı sınama? Bilimde test edilebilirlik ve sınanabilirlik önemli kriterlerdir. İyi de evrimi nasıl sınayacaksınız? Labaratuvarda balığı amfibiye çevirebiliyor musunuz? Diyebilirsiniz ki milyarlarca yıllık bir süreci nasıl labaratuvarda yapayım. Ama bilim yeterince gelişmiş değil mi? Aşın o süreyi efendim. Evrimsel süreci labaratuvarda aşıp balığı amfibiye çevirip sınayın evrimi. Peki yapılıyor mu?
Hocam suyun kaynama örneği veriyorsunuz. Bu örnek felsefede sıkça kullanılıyor sanırım. Şimdi bir düşünelim. Sıçrama kopukluk değil demişsiniz. Yani orada bir baraj var. Siz eşik değer diyorsunuz ona sanırım. İşe o aşıldıktan sonra başka bir hal olmuş oluyor. Yani bir noktadan sonra başka şeye dönüştüğü için mi sıçrama oluyor? Aynı kalsa olmaz mıydı? Bir nitelik çatıştığı diğer niteliğin bağrındadır diyorsunuz. Çatışmadan kasıt ne? İç içe olması mı? Bağrında derken de aslında ikisi de potansiyel olarak var ama birisi daha baskın olup kendisini gösterirken, diğeri baskın olmadığından baskın olanın bağrında kalıp gizleniyor gibi. Yani gizleniyor dedim de insanın saklanması olarak algılamayın. Kelimeler yetmiyor. Yani pasif işte. Gizli kalmış. Yani diyorsunuz ki gökten zembille inmez bu şekilde olur. Ama burada bir e dairlik zeminine ihtiyaç var. Siz neye dair konuştunuz? Suyun kaynamasına dair. Evrime dair değil ki. Yani siz suyun kaynamasını gözlemleyip bunu ortaya koydunuz. Gözünüzün önünde oldu, su kaynadı. Ama evrimi böyle gözünüzün önünde test edebilir misiniz? Milyarlarca yıllık bir süreç yani tarihsel bir süreç. Yani çok fark olmuyor mu? Bir de genellemiş olmadınız mı? Su böyle kaynıyorsa, evrim de böyle olmalıdır tadında düşünmüş olmadınız mı? İkisi farklı şeyler değil mi? Aynı olmak zorunda mı? Evrim mevzusunda canlılar değişimi potansiyel olarak taşır demişsiniz. Bunu nereden biliyorsunuz? Yani bazı şeyleri potansiyel olarak taşıyabilir ama her değişimi taşımaz kanımca. Yani genetik yapısı elverdiği üzre potansiyel olarak taşıyabilir. Genetik yapısı elvermiyorsa taşımaz. Doğru mu? Yani işte neyi potansiyel olarak taşıyıp taşımadığını bulsak bile yani şu şu değişimleri geçirmesinin mümkün olduğunu bulduk. Ama mümkün olması, gerçekleşmiş olduğunu göstermez. Sadece mümkün olduğunu gösterir. Mesela Çağrı Mert Bakırcı evrende her şeyin mümkün olduğunu söylüyor dediğim gibi. Yani bir yaratıcının yaratması da, evrim geçirmek de potansiyel olarak var zaten di mi? Yani bunlar ihtimal. İşte bu ihtimallerden hangisinin doğru olduğunu bulmamız lazım. Peki ikisi de aynanda doğru olabilir mi? Bu arada her form aynı zamanda ara formdur demişsiniz. Ara form şöyle olur mesela A, B ve C canlı türleri var. İlk başta A türü var. Zamanla evrim geçirerek B oluyor. Sonra B de C'ye dönüşüyor. İşte B burada ara geçiş formudur. Yani başka bir şeye geçerken o arada geçiş niteliği taşıyor. Yani günümüzde elimizde canlı formları var. Ama gelecekte ne olacağını bilemediğimizden ara geçiş diyemiyoruz. Günümüzdekilere ara geçiş demek için gelecekteki formları bilmemiz lazım. Geçmişteki ile gelecektekinin ara geçişi o zaman olabilirdi günümüzdekiler. Yani günümüzdekinin neye dönüşeceği bilinmiyor ama tahmin edilebilir. Gelecek zaten gelecek olduğu için yani gelmemiş, gelse şimdi olurdu. Yani öngörü oluyor o da tahmindir. İşte bilmediğimiz için her form ara formdur demek yanlış olmaz mı? Bu arada ortam ve koşul baskısı demişsiniz. Evrimde de seçilim baskısı olarak geçiyor. Canlılar çevre tarafından değişime zorlansa da başka türe dönüşebilir mi yoksa ölür mü? Yani genetik yapısı değişir mi? Başka canlı olması için genetik yapısının değişmesi lazım. Ortam ve koşul, genetik yapıyı nasıl değiştirir? Evrime karşı çıkan birtakım bilim adamları değişimi inkar etmiyor fakat mesela Turan Güven bir türün başka bir türe dönüşmesine karşı çıkıyor. Değişim vardır ama bu şekilde bir değişim yoktur diyorlar. Turan Güven bu arada biyoloji profesörü. Ortam ve koşulun şöyle bir etkisi olabilir. Mesela etrafınızda yaşanan olaylar sizi çok etkiler ve ruh haliniz değişir. Ya da kilo alıp verebilirsiniz, kas yapabilirsiniz. İşte bunlar değişimdir fakat evrim değildir. Evrim değişimdir ama her değişim evrim değildir.
Bilim ancak veri ile ilerleyebilir demişsiniz. Peki tahminler, varsayımlar falan veri olmadan yapılamaz mı? Önce tahmin ederseniz, varsayımlar yaparsınız ve veri topladıkça da bunları doğrulamaz mısınız?Bir de bir şeyin veri olup olmadığını kim belirleyecek? Kim karar verecek? Neyse fosil bilimindeki veriler nedir? Fosillerdir? Peki fosil nedir? Geçmişte yaşamış olan canlıların kalıntılarıdır. Yani geçmişte hangi canlıların yaşadığını ispat eder. Dikkat edin yaşadığını ispat eder, değişimini değil. O canlıyı yaşarken görüş değişimini gözlemlemeniz gerekir. Siz o canlıyı kanlı canlı görmüyorsunuz, sadece öyle bir canlının yaşadığına dair birtakım verilere sahipsiniz. Ama o veriler evrim geçirdiğini söylemez, sadece yaşadığını söyler. Siz o canlının ya da herhangi bir canlının veya canlıların fosillerine bakarak nasıl değişimi görebiliyorsunuz? Bunun izahı lazım. Yani şu canlının atası şudur, şuna dönüşmüştür, şöyle değişimler geçirmiştir tadında bir iddianın ispatı nedir? Fosil nasıl ispat olacak? Açıklanması gereken önemli bir nokta bu. Tamam fosil varsa fosil yaşadığını gösteriyor sadece. Yani A'nın değişip B olduğunu, B nin de değişip C olduğunu fosiller üzerinden nasıl gösteceksiniz? Sadece tahmin ve varsayımlarda bulunabilirsiniz. Bu tahmin ve varsayımları nasıl test ederek kanıtlayacaksınız? Bunu bir izah eder misiniz? Çok çok önemli bir nokta bu. Fosiller bize değiştiklerini ifade ediyor demişsiniz. İşte o değişimi ortaya koyun. Fosil nasıl ifade ediyormuş canlıların değiştiğini? Bu tahmin olmaz mı? Yorum olmaz mı? Öznel olmaz mı? Bu arada ağaç 1 günde kömüre dönüşmez örneğini veriyorsunuz. Peki insan bilimi kullanarak çok daha kısa sürede işlemi tamamlayamaz mı? Mesela şöyle bir örnek de vermişsiniz: ''50 yıllık süreçte binanın geçerirdği değişim, eskime vb, ama esaslı darbeyi vuran rüzgar olur, birde aynı işi, bir yapı yıkıcıya yaptırdığınızı düşünün, 1 gününü almaz.'' Hah işte evrim doğada kendi kendine milyarlarca yıl sürüyor. İşte siz de onu labaratuvarda o süreyi aşarak çok daha kısa sürede gerçekleştiremez misiniz? yani 50 yıllık süren bir şeyi yıkıcı 1 günde yapıyormuş. Milyonlarca, milyarlarca yıllık süren evrimi de çok kısa süre içerisinde labaratuvarda yapabilir misiniz bunu soruyorum. Yapan bilim adamı var mı? Siz labaratuvarda tek bir etkeni esas almak zorunda değilsiniz. Yani tek rüzgar ya da tek mutasyon değil. İstediğinizi yapın, bütün imkanları kullanın, her şeyi yapın. Yani serbest. İşte o şekilde labaratuvarda evrim yapılabiliyor mu?
Çoban köpeği örnekleri vermişsiniz ve beyaz tercih edildiğini söylemişsiniz. İsteyen istediği rengi tercih edebilir, hangisi işine geliyorsa ona göre bir tercih yapacaktır o işten para kazanıyorsa. Ama bu yeni türlerin ortaya çıkmasına bir kanıt mı? Şimdi çeşitli çoban köpeği türleri vardır. Onların birini tercih etmek ve onu yaşatmak, diğerlerinin yok olması doğal seçilime örnek olabilir. Yani insanlar birini tercih ediyor ve diğer tür çoban köpekleri ölüyor. Ama bu yeni bir türün ortaya çıkışının kanıtı değildir, sadece türün neslinin tükenmesinin kanıtı olabilir. İşte siz doğal seçilim ya da başka mekanizmalarla yeni türün ortaya çıkışını gözlemeniz lazım ilk adımda. Daha sonralarda ise işte efendim cinstir, takımdır, familyadır şudur budur bunların da oluşumu lazım. Ama ilk başta yeni tür tabiki. Yeni tür de şöyle oluşması lazım. Yeryüzünde yaşayan canlıların değişimiyle yeni tür ortaya çıkması gerekiyor. Tabi evrim için bu böyle. Böyle süreçlerin gözlemi gerekiyor. O takdirde siz bu gözlemleri ortaya koyabilirsiniz. Yani bazı canlı türleri uyum sağlayıp yaşamına devam ederken, diğerleri de sağlayamayıp ölebilir ama bu evrim geçirerek yeni türün ortaya çıkması değildir dediğim gibi. Siz varolan canlı türlerinin evrim geçirerek değişmesi ve yeni canlı türlerini meydana getirmesinin gözlemini ortaya koymalısınız.
Bir tamirci evet bazen tek seferde arızayı bulurken, bazense daha çok uğraşabilir. Hatta çok uğraşıp yine de bulamayabilir. Bulacak diye bir kaide yok. Bulmayacak diye de bir kaide yok. Yani bunu söylerken neyi anlatmak istiyorsunuz? Evrimi tek seferde bulamamış olabiliriz, daha yolu var mı demek istiyorsunuz? Bu arada devamında diyorsunuzki doğada işler koşullarla sınanma üzerine. İradi değil diyorsunuz yani bilimdeki sınanma gibi değil de doğada yaşan canlıların şartlara uyum sağlayabilip hayatta kalması ya da sağlayamayıp hayatta kalmamasına dair bir koşulla sınanmaktan bahsediyorsunuz. İyi kötü anladım galiba. Ama bu dediğiniz, daha önce de dediğim gibi doğal seçilimi anlatıyor. Yani uyum sağlayan hayatta kalır, sağlayamayan da ölür doğal seçilimdir. Doğal seçilim tek başına yetmez ki. Salt yetmiyor. Doğal seçilim ya da diğer mekanizmalarla evrimin gerçekleştiğini gösterebilmeniz lazım. Caner Taslaman tam da bu konuda kitabında güzel bir örneğe yer vermişti. Harfi harfine hatırlamasam da mantığını hatırlıyorum örneğin. Hemen bahsedeyim mesela Ahmet 1.000 metre yukarı sıçrıyor. Bu sıçramayı sağlıklı ayakkabılar ve spor ayakkabı ile gerçekleştiriyor. Siz ise Ahmet'in sağlıklı ayakları ve spor ayakkabıları olduğunu ifade ediyorsunuz. Oysa önce sağlıklı ayaklar ve spor ayakkabıları olduğunu göstermeniz lazım, sonrasında ise o sağlıklı ayaklar ve ayakkabılar ile de 1.000 metre yukarı sıçradığını gösterebilmeniz lazım. Böyle bir örnek veriyor Taslaman hoca. Evrimi anlatan kitaplarda böyle bir mantık hatasının işlendiğini söylüyor. Dediğine göre hata şu, evrimi anlatan kitaplar ahmetin sağlıklı ayakları ve ayakkabılarının olduğunu gösteriyorlar sadece. Onları kullanarak 1.000 metre yukarı sıçradığını gösteremiyorlar. Yani bunu neden verdim siz de doğal seçilim örnekleri verdiniz. İyi de onları kullanarak evrimin gerçekleşmesini göstermeniz lazım.
Akıllı tasarımcı Zeus'a da değinmişsiniz. Doğa o ilgili malzemeleri sunması evrime nasıl kanıt olacak? O malzemeleri kullanarak Zeus canlıları yarattıysa? Yani araba fabrikası misali. Fabrikada malzemeler birleştirilip araba yapılıyor. Fabrika kendi kendine mi yapıyor yoksa insanlar mı tasarladı? Fabrikayı bile insan yapıyor, tasarlıyor. Yani o sistemi iradi bir güç olan insan yapıyor, ondan sonra malzemeler birleştiriliyor. Malzemeler gelip de kendi kendine birleşmez ki. İradi gücü olan varlık tasarlayıp, süreci yönetiyor. Yani kendi kendine olmuyor tasarım var. Yani sizin o malzemeleri göstermeniz yetmez. O malzemeleri Zeus da birleştirmiş olabilir. Mesela siz orman yangınlarının kendi kendine olduğunu ifade ediyorsunuz. Oysa insan müdahalesiyle olmuyor mu? Yani mesela orada bir cam parçası unutursunuz, yani ormanda piknik yaparken unutursunuz ve güneş de cama çarparak yangın çıkabilir. Yani iradi bir müdahale var. Kendi kendine nasıl olacak? Helva örneği vermişsiniz helvayı insan yapmıyor mu? Kim yapıyor? Hayvanlar mı yapıyor? Yoksa helva doğada kendi kendine mi oluşuyor iddianız nedir? Mesela pasta nasıl oluşuyor? Doğada kendi kendine pastayı oluşurken gördünüz mü yoksa insanlar birtakım malzemeleri biraraya getirerek pastayı mı oluşturuyor? İradi müdahale var gördüğünüz gibi. Bak mesela bu malzemeyle ilgili video var. Adam lego malzemelerini bir poşete koyuyor. Sallıyor sallıyor sonra poşetten çıkarıyor bi bakıyor ki helikopter oluşmuş. Tabi ironi var. Yoksa helikopter çıkmaz. Buyrun izleyin efenim.
Hocam niyetimi sormuşsunuz. Niyetim üzüm yemektir. Bağcı dövmek değil. Bilim hiçbir zaman tamamlayamaz diyorsunuz. O zaman evrimin bilimsel bir gerçek olduğu ya da olgu olduğun söylenebilir mi? Yani bilim tamamlanmıyor ise son söz söylenemez. Son söz söylenemiyorsa evrimin gerçek olduğu ya da olgu olduğunu nasıl söyleyeceksiniz? Tamamlanmamış ki nasıl olgu olacak o zaman? Yani tamamlanacak bitecek ki bu olgu diyeceksiniz. Ama nitelendiremezsiniz tamamlanmaz ise. Yani olgu nasıl diyebilirsiniz bunu merak ediyorum. Evrimin gerçek ve olgu olduğunu söyleyenlere Turan Güven, bilimde son söz söylenmemiştir diyordu. Böyle bir itiraz getiriyordu. Bu arada lineer değildir çok yönlüdür demişsiniz. O zaman biri de diyebilir ki bakış açısına göre değişir evrim. Zaten çok yönlü olduğunu bizzat siz söylediniz. Birçok açı ve yön var o zaman. Yani adam kendi açısından bakınca da Zeus'a ulaşabilir yani akıllı tasarımcıya. Siz de kendi açınızda evrime ulaşabilirsiniz. Hangisi doğru hangisi gerçek?
Evet birçok insan akıl yürütüyor işte şöyle olabilir böyle olabilir diye. Ve gördüğümüz üzere birden çok ihtimal karşımıza çıkıyor. Yani bu akıl yürütmeler gerçekliği gölgelemez demişsiniz. Evet doğru. Fakat gerçeklik olarak bahsedilen yani canlıların varolması ya da yeni türlerin ortaya çıkmasının nasıl olduğu tartışılıyor değil mi hocam. İşte bu konuda ihtimaller göz önüne geliyor. Tabi bu konunun tartışılması, canlıları yok etmez. Aksine canlıların kökenine ve varoluşuna dair birtakım fikirler ve düşünceler gün yüzüne çıkar. İşte bu fikirlerden hangisinin doğru olup hangisinin yanlış olduğunu bulabilmek kolay bir şey değil diye düşünüyorum. Her kafadan ses çıkıyor.
Big bangi örnek verip bilim adamı çokluğundan falan bahsetmişsiniz. Peki bir konuda bilim adamlarının çoğunun bir şeyi kabul etmesi ya da doğru şudur demesi bize neyi gösterir? Bize gerçeği verir mi? Yani bilim adamlarının çoğunun bir şeyi savunması, neyi ifade eder? Ne anlamalıyız bundan? Ne anlama gelir? Bilim adamlarının sözlerini ve görüşlerini de ihmal etmemek gerekir değil mi hocam? Dikkate almamız lazım. Peki bir mevzunun gerçek olduğu, doğru olduğu sonucuna varmak için bilim adamlarının görüşleri hangi konumdadır? Yani bu gerçektir ya da yanlıştır demenin ya da bir kanaate varma sürecinde bilim adamlarının çokluğunun bir şeyi savunmasının konumu nedir? Bilim adamlarının görüşleri yetmez mi? Mesela siz diyordunuz ki onun bunun görüşüne bakma gözlem yap tadında bir şey diyordunuz. İyi de gözlemi sadece biz yapmıyoruz ki. Herkes yapabiliyor. Özellikle de bilim adamları yapıyor. Yani o ortaya atılan şeyler gözlem sonucunda atılmıyor mu? O zaman onların görüşleri de değerli olmaz mı?
Evrim salt mutasyon değil demişsiniz. Evet birçok mekanizma öne sürülür evrime dair. Mutasyon bunlardan biridir. Ama mutasyonun evrimsel sürecin hammaddesi olduğu da söylenir. Hatta Türkiye televizyonlarında bir Türk programında bunu Ergi hoca ve Turan Güven tartışıyordu. Bu iki zat biyolog. Yani atılmış bir laf değil bu hammadde lafı. Peki siz ne düşünüyorsunuz? Yani mutasyonun önemini göz ardı edemeyiz değil mi evrimsel süreç için? Ben mutasyon tek mekanizma demiyorum ama bunları konuşurken hepsini aynanda konuşursak karışabiliyor. Yani programda biyologlar da konuşurken önce bir konuyu konuşuyorlar, kademe kademe diğerlerine geçiyorlar. Hepsinin aynanda konuşulmasının, karışıklığa yol açacağını düşünüyorlar. Ben de mutasyondan dem vurunca salt mutasyon gibi sanılmış. Yok salt mutasyon demiyorum ama birini ele aldık hocam. Bir de evrim ve evrim teorisinin ayırdımı da önemli değil mi hocam? Yani evrim ve evrim teorisinin farklı olduğu vurgulanır. Denir ki birisi olgudur diğeri ise bu olgunun nasıl ve nedenini açıklayan açıklama bütünüdür. Sizin de bu konudaki görüşünüzü öğrenmek isterim. Yani konuşulurken önce evrim konuşulup halledilip, ondan sonra mı teorisine geçmek lazım? Nedir düşünceniz? Benim merak ettiğim bir diğer husus ise, teorisinin doğrulanmadan ya da akla yatmadan evrimin doğruluğundan bahsedip bahsedemeyeceğimiz. Siz revize etmekten falan bahsetmişsiniz peki o zaman bilimsel teoriler yanlışlanamaz mı? Hepsi revize mi edilir? Bilimin en önemli kriterlerinden birisi de yanlışlanabilirlik değil midir? Peki yanlışlanabilirliği siz nereye koyuyorsunuz? Revize edilemeyeceği durumlarda mı yanlışlanmış olur yoksa? Diyelim ki evrim teorisi yanlışlandı ve çürütüldü. O zaman evrim de çöker mi? Yoksa revize mi edilir? Peki evrim nasıl çökebilir? Yanlışlanabilir mi? Bir olayın doğruluğunda onun nedeni ve nasılı kriter midir? Mesela bir kişinin bir sözünü aktardık diyelim. Karşıdaki kişi de yalan söylüyordur diye fikirini öne sürmüş olsun. Biz de dedik ki neden yalan söylesin? Yalan borcu mu var? Yani yalan söylemesinin nedenini sorgulayıp geçerli bir şey bulamayınca yalan söylemediği sonucuna varıyoruz. İşte evrim ve evrim teorisinde de teorisine bakıp akla yatmayınca evrimin yanlış olduğu sonucuna bu şekilde varılabilir mi? Ne düşünüyorsunuz?
Mutasyon olasılıktır demişsiniz. Yani mutasyonun bir canlı üzerinde gerçekleşip gerçekleşmeme olasılığı var değil mi. Gerçekleşse ne zaman gerçekleşecek, hangi noktada gerçekleşecek, ne gibi değişimlere sebep olacak ya ne yapacak vs. Bunlar ihtimal dahilidir değil mi hocam. İşte bu ihtimalleri aşarak aha şöyle olmuştur nasıl diyebiliriz? Yani birsürü ihtimal var. Hatta Çağrı Mert Bakırcı, evrende her şeyin mümkün olduğunu söylüyordu bir makalesinde. Bir başka örnek daha vereyim. Mesela doktora gidiyorsunuz. İşte şikayetlerinizi anlatıyorsunuz. Doktor da diyor ki şu olabilir, bu olabilir diye birsürü hastalığı ve sıkıntıyı sayabiliyor. Birçoğunun da olabildiğini öne sürüyor. İyi de nelerin olabileceğini biz kendimiz de tahmin ederiz değil mi. Oraya hangisinin olduğunu bilmek için gitmiyor muyuz? İşte mutasyon ve evrim meselesinde de tamam şu şu ihtimaller var ve hepsi de olabilir diyoruz. Peki diğer ihtimalleri çürütüp hangisinin olduğunu nerden bileceğiz? Yani o ihtimalleri aşıp da gerçeğe ulaşmak önemli bir mesele diye düşünüyorum. Bilim adamları hesaba katıyor demişsiniz. İşte hesaba katarak bulabilir miyiz? Bu arada bir akıl yürütme yapmışsınız. Mutasyon avantaj sağlarsa demişsiniz. Faydalı ve zararlı mutasyonlardan söz edilir. Avantaj sağlayan mutasyonlar faydalı iken, sağlamayanlar da nötr ya da zararlıdır. Katılıyor musunuz? İyi de faydalı ya da zararlı olduğuna kim karar verecek? Biz insanlar mı? Peki doğada gerçekleşen süreçler değil mi bunlar? Doğanın öyle bir karar verme yetisi var mı? İleriyi görebiliyor mu doğa? Düşünebiliyor mu? Biz insanlar akıl yürüterek işte bu faydalı, bu zararlı diyoruz da doğa bunu nasıl yapacak? Bir de neye göre faydalı, neye göre zararlı?
Hocam mesela bir prof da şöyle diyordu. Arka arkaya genetik mutasyonlar yap ve öyle sına. Böyle bir ifadesi olmuştu, video da atabilirim. Ergi hoca evrimin test edilebilir olduğunu söyleyince onun üzerine söylemişti arka arkaya mutasyon yap diye. Peki siz akıl yürütmüşsünüz işte mutasyon faydalı olursa, şöyle olursa şeklinde. Peki arka arkaya genetik mutasyonlar yaparak balığı amfibiye labaratuvarda çevirebilir misiniz? Bu mümkün mü? Yani doğada kendiliğinden oluyorsa, bilimin geldiği bu noktada bunu yapmak mümkün mü? Mümkün değilse neden değil? Yani geçmişte doğada kendiliğinden olduğu söyleniyor. Yani bilinci olmayan kör doğada kendi kendine olabiliyormuş. Peki 21. yüzyılda da labaratuvarda yapabilmemiz lazım o zaman. İşte bu labaratuvarda canlıyı evrimleştirme deneyi şeklinde olmaz mı sınama? Bilimde test edilebilirlik ve sınanabilirlik önemli kriterlerdir. İyi de evrimi nasıl sınayacaksınız? Labaratuvarda balığı amfibiye çevirebiliyor musunuz? Diyebilirsiniz ki milyarlarca yıllık bir süreci nasıl labaratuvarda yapayım. Ama bilim yeterince gelişmiş değil mi? Aşın o süreyi efendim. Evrimsel süreci labaratuvarda aşıp balığı amfibiye çevirip sınayın evrimi. Peki yapılıyor mu?
Hocam suyun kaynama örneği veriyorsunuz. Bu örnek felsefede sıkça kullanılıyor sanırım. Şimdi bir düşünelim. Sıçrama kopukluk değil demişsiniz. Yani orada bir baraj var. Siz eşik değer diyorsunuz ona sanırım. İşe o aşıldıktan sonra başka bir hal olmuş oluyor. Yani bir noktadan sonra başka şeye dönüştüğü için mi sıçrama oluyor? Aynı kalsa olmaz mıydı? Bir nitelik çatıştığı diğer niteliğin bağrındadır diyorsunuz. Çatışmadan kasıt ne? İç içe olması mı? Bağrında derken de aslında ikisi de potansiyel olarak var ama birisi daha baskın olup kendisini gösterirken, diğeri baskın olmadığından baskın olanın bağrında kalıp gizleniyor gibi. Yani gizleniyor dedim de insanın saklanması olarak algılamayın. Kelimeler yetmiyor. Yani pasif işte. Gizli kalmış. Yani diyorsunuz ki gökten zembille inmez bu şekilde olur. Ama burada bir e dairlik zeminine ihtiyaç var. Siz neye dair konuştunuz? Suyun kaynamasına dair. Evrime dair değil ki. Yani siz suyun kaynamasını gözlemleyip bunu ortaya koydunuz. Gözünüzün önünde oldu, su kaynadı. Ama evrimi böyle gözünüzün önünde test edebilir misiniz? Milyarlarca yıllık bir süreç yani tarihsel bir süreç. Yani çok fark olmuyor mu? Bir de genellemiş olmadınız mı? Su böyle kaynıyorsa, evrim de böyle olmalıdır tadında düşünmüş olmadınız mı? İkisi farklı şeyler değil mi? Aynı olmak zorunda mı? Evrim mevzusunda canlılar değişimi potansiyel olarak taşır demişsiniz. Bunu nereden biliyorsunuz? Yani bazı şeyleri potansiyel olarak taşıyabilir ama her değişimi taşımaz kanımca. Yani genetik yapısı elverdiği üzre potansiyel olarak taşıyabilir. Genetik yapısı elvermiyorsa taşımaz. Doğru mu? Yani işte neyi potansiyel olarak taşıyıp taşımadığını bulsak bile yani şu şu değişimleri geçirmesinin mümkün olduğunu bulduk. Ama mümkün olması, gerçekleşmiş olduğunu göstermez. Sadece mümkün olduğunu gösterir. Mesela Çağrı Mert Bakırcı evrende her şeyin mümkün olduğunu söylüyor dediğim gibi. Yani bir yaratıcının yaratması da, evrim geçirmek de potansiyel olarak var zaten di mi? Yani bunlar ihtimal. İşte bu ihtimallerden hangisinin doğru olduğunu bulmamız lazım. Peki ikisi de aynanda doğru olabilir mi? Bu arada her form aynı zamanda ara formdur demişsiniz. Ara form şöyle olur mesela A, B ve C canlı türleri var. İlk başta A türü var. Zamanla evrim geçirerek B oluyor. Sonra B de C'ye dönüşüyor. İşte B burada ara geçiş formudur. Yani başka bir şeye geçerken o arada geçiş niteliği taşıyor. Yani günümüzde elimizde canlı formları var. Ama gelecekte ne olacağını bilemediğimizden ara geçiş diyemiyoruz. Günümüzdekilere ara geçiş demek için gelecekteki formları bilmemiz lazım. Geçmişteki ile gelecektekinin ara geçişi o zaman olabilirdi günümüzdekiler. Yani günümüzdekinin neye dönüşeceği bilinmiyor ama tahmin edilebilir. Gelecek zaten gelecek olduğu için yani gelmemiş, gelse şimdi olurdu. Yani öngörü oluyor o da tahmindir. İşte bilmediğimiz için her form ara formdur demek yanlış olmaz mı? Bu arada ortam ve koşul baskısı demişsiniz. Evrimde de seçilim baskısı olarak geçiyor. Canlılar çevre tarafından değişime zorlansa da başka türe dönüşebilir mi yoksa ölür mü? Yani genetik yapısı değişir mi? Başka canlı olması için genetik yapısının değişmesi lazım. Ortam ve koşul, genetik yapıyı nasıl değiştirir? Evrime karşı çıkan birtakım bilim adamları değişimi inkar etmiyor fakat mesela Turan Güven bir türün başka bir türe dönüşmesine karşı çıkıyor. Değişim vardır ama bu şekilde bir değişim yoktur diyorlar. Turan Güven bu arada biyoloji profesörü. Ortam ve koşulun şöyle bir etkisi olabilir. Mesela etrafınızda yaşanan olaylar sizi çok etkiler ve ruh haliniz değişir. Ya da kilo alıp verebilirsiniz, kas yapabilirsiniz. İşte bunlar değişimdir fakat evrim değildir. Evrim değişimdir ama her değişim evrim değildir.
Bilim ancak veri ile ilerleyebilir demişsiniz. Peki tahminler, varsayımlar falan veri olmadan yapılamaz mı? Önce tahmin ederseniz, varsayımlar yaparsınız ve veri topladıkça da bunları doğrulamaz mısınız?Bir de bir şeyin veri olup olmadığını kim belirleyecek? Kim karar verecek? Neyse fosil bilimindeki veriler nedir? Fosillerdir? Peki fosil nedir? Geçmişte yaşamış olan canlıların kalıntılarıdır. Yani geçmişte hangi canlıların yaşadığını ispat eder. Dikkat edin yaşadığını ispat eder, değişimini değil. O canlıyı yaşarken görüş değişimini gözlemlemeniz gerekir. Siz o canlıyı kanlı canlı görmüyorsunuz, sadece öyle bir canlının yaşadığına dair birtakım verilere sahipsiniz. Ama o veriler evrim geçirdiğini söylemez, sadece yaşadığını söyler. Siz o canlının ya da herhangi bir canlının veya canlıların fosillerine bakarak nasıl değişimi görebiliyorsunuz? Bunun izahı lazım. Yani şu canlının atası şudur, şuna dönüşmüştür, şöyle değişimler geçirmiştir tadında bir iddianın ispatı nedir? Fosil nasıl ispat olacak? Açıklanması gereken önemli bir nokta bu. Tamam fosil varsa fosil yaşadığını gösteriyor sadece. Yani A'nın değişip B olduğunu, B nin de değişip C olduğunu fosiller üzerinden nasıl gösteceksiniz? Sadece tahmin ve varsayımlarda bulunabilirsiniz. Bu tahmin ve varsayımları nasıl test ederek kanıtlayacaksınız? Bunu bir izah eder misiniz? Çok çok önemli bir nokta bu. Fosiller bize değiştiklerini ifade ediyor demişsiniz. İşte o değişimi ortaya koyun. Fosil nasıl ifade ediyormuş canlıların değiştiğini? Bu tahmin olmaz mı? Yorum olmaz mı? Öznel olmaz mı? Bu arada ağaç 1 günde kömüre dönüşmez örneğini veriyorsunuz. Peki insan bilimi kullanarak çok daha kısa sürede işlemi tamamlayamaz mı? Mesela şöyle bir örnek de vermişsiniz: ''50 yıllık süreçte binanın geçerirdği değişim, eskime vb, ama esaslı darbeyi vuran rüzgar olur, birde aynı işi, bir yapı yıkıcıya yaptırdığınızı düşünün, 1 gününü almaz.'' Hah işte evrim doğada kendi kendine milyarlarca yıl sürüyor. İşte siz de onu labaratuvarda o süreyi aşarak çok daha kısa sürede gerçekleştiremez misiniz? yani 50 yıllık süren bir şeyi yıkıcı 1 günde yapıyormuş. Milyonlarca, milyarlarca yıllık süren evrimi de çok kısa süre içerisinde labaratuvarda yapabilir misiniz bunu soruyorum. Yapan bilim adamı var mı? Siz labaratuvarda tek bir etkeni esas almak zorunda değilsiniz. Yani tek rüzgar ya da tek mutasyon değil. İstediğinizi yapın, bütün imkanları kullanın, her şeyi yapın. Yani serbest. İşte o şekilde labaratuvarda evrim yapılabiliyor mu?
Çoban köpeği örnekleri vermişsiniz ve beyaz tercih edildiğini söylemişsiniz. İsteyen istediği rengi tercih edebilir, hangisi işine geliyorsa ona göre bir tercih yapacaktır o işten para kazanıyorsa. Ama bu yeni türlerin ortaya çıkmasına bir kanıt mı? Şimdi çeşitli çoban köpeği türleri vardır. Onların birini tercih etmek ve onu yaşatmak, diğerlerinin yok olması doğal seçilime örnek olabilir. Yani insanlar birini tercih ediyor ve diğer tür çoban köpekleri ölüyor. Ama bu yeni bir türün ortaya çıkışının kanıtı değildir, sadece türün neslinin tükenmesinin kanıtı olabilir. İşte siz doğal seçilim ya da başka mekanizmalarla yeni türün ortaya çıkışını gözlemeniz lazım ilk adımda. Daha sonralarda ise işte efendim cinstir, takımdır, familyadır şudur budur bunların da oluşumu lazım. Ama ilk başta yeni tür tabiki. Yeni tür de şöyle oluşması lazım. Yeryüzünde yaşayan canlıların değişimiyle yeni tür ortaya çıkması gerekiyor. Tabi evrim için bu böyle. Böyle süreçlerin gözlemi gerekiyor. O takdirde siz bu gözlemleri ortaya koyabilirsiniz. Yani bazı canlı türleri uyum sağlayıp yaşamına devam ederken, diğerleri de sağlayamayıp ölebilir ama bu evrim geçirerek yeni türün ortaya çıkması değildir dediğim gibi. Siz varolan canlı türlerinin evrim geçirerek değişmesi ve yeni canlı türlerini meydana getirmesinin gözlemini ortaya koymalısınız.
Bir tamirci evet bazen tek seferde arızayı bulurken, bazense daha çok uğraşabilir. Hatta çok uğraşıp yine de bulamayabilir. Bulacak diye bir kaide yok. Bulmayacak diye de bir kaide yok. Yani bunu söylerken neyi anlatmak istiyorsunuz? Evrimi tek seferde bulamamış olabiliriz, daha yolu var mı demek istiyorsunuz? Bu arada devamında diyorsunuzki doğada işler koşullarla sınanma üzerine. İradi değil diyorsunuz yani bilimdeki sınanma gibi değil de doğada yaşan canlıların şartlara uyum sağlayabilip hayatta kalması ya da sağlayamayıp hayatta kalmamasına dair bir koşulla sınanmaktan bahsediyorsunuz. İyi kötü anladım galiba. Ama bu dediğiniz, daha önce de dediğim gibi doğal seçilimi anlatıyor. Yani uyum sağlayan hayatta kalır, sağlayamayan da ölür doğal seçilimdir. Doğal seçilim tek başına yetmez ki. Salt yetmiyor. Doğal seçilim ya da diğer mekanizmalarla evrimin gerçekleştiğini gösterebilmeniz lazım. Caner Taslaman tam da bu konuda kitabında güzel bir örneğe yer vermişti. Harfi harfine hatırlamasam da mantığını hatırlıyorum örneğin. Hemen bahsedeyim mesela Ahmet 1.000 metre yukarı sıçrıyor. Bu sıçramayı sağlıklı ayakkabılar ve spor ayakkabı ile gerçekleştiriyor. Siz ise Ahmet'in sağlıklı ayakları ve spor ayakkabıları olduğunu ifade ediyorsunuz. Oysa önce sağlıklı ayaklar ve spor ayakkabıları olduğunu göstermeniz lazım, sonrasında ise o sağlıklı ayaklar ve ayakkabılar ile de 1.000 metre yukarı sıçradığını gösterebilmeniz lazım. Böyle bir örnek veriyor Taslaman hoca. Evrimi anlatan kitaplarda böyle bir mantık hatasının işlendiğini söylüyor. Dediğine göre hata şu, evrimi anlatan kitaplar ahmetin sağlıklı ayakları ve ayakkabılarının olduğunu gösteriyorlar sadece. Onları kullanarak 1.000 metre yukarı sıçradığını gösteremiyorlar. Yani bunu neden verdim siz de doğal seçilim örnekleri verdiniz. İyi de onları kullanarak evrimin gerçekleşmesini göstermeniz lazım.
Akıllı tasarımcı Zeus'a da değinmişsiniz. Doğa o ilgili malzemeleri sunması evrime nasıl kanıt olacak? O malzemeleri kullanarak Zeus canlıları yarattıysa? Yani araba fabrikası misali. Fabrikada malzemeler birleştirilip araba yapılıyor. Fabrika kendi kendine mi yapıyor yoksa insanlar mı tasarladı? Fabrikayı bile insan yapıyor, tasarlıyor. Yani o sistemi iradi bir güç olan insan yapıyor, ondan sonra malzemeler birleştiriliyor. Malzemeler gelip de kendi kendine birleşmez ki. İradi gücü olan varlık tasarlayıp, süreci yönetiyor. Yani kendi kendine olmuyor tasarım var. Yani sizin o malzemeleri göstermeniz yetmez. O malzemeleri Zeus da birleştirmiş olabilir. Mesela siz orman yangınlarının kendi kendine olduğunu ifade ediyorsunuz. Oysa insan müdahalesiyle olmuyor mu? Yani mesela orada bir cam parçası unutursunuz, yani ormanda piknik yaparken unutursunuz ve güneş de cama çarparak yangın çıkabilir. Yani iradi bir müdahale var. Kendi kendine nasıl olacak? Helva örneği vermişsiniz helvayı insan yapmıyor mu? Kim yapıyor? Hayvanlar mı yapıyor? Yoksa helva doğada kendi kendine mi oluşuyor iddianız nedir? Mesela pasta nasıl oluşuyor? Doğada kendi kendine pastayı oluşurken gördünüz mü yoksa insanlar birtakım malzemeleri biraraya getirerek pastayı mı oluşturuyor? İradi müdahale var gördüğünüz gibi. Bak mesela bu malzemeyle ilgili video var. Adam lego malzemelerini bir poşete koyuyor. Sallıyor sallıyor sonra poşetten çıkarıyor bi bakıyor ki helikopter oluşmuş. Tabi ironi var. Yoksa helikopter çıkmaz. Buyrun izleyin efenim.
Hocam niyetimi sormuşsunuz. Niyetim üzüm yemektir. Bağcı dövmek değil. Bilim hiçbir zaman tamamlayamaz diyorsunuz. O zaman evrimin bilimsel bir gerçek olduğu ya da olgu olduğun söylenebilir mi? Yani bilim tamamlanmıyor ise son söz söylenemez. Son söz söylenemiyorsa evrimin gerçek olduğu ya da olgu olduğunu nasıl söyleyeceksiniz? Tamamlanmamış ki nasıl olgu olacak o zaman? Yani tamamlanacak bitecek ki bu olgu diyeceksiniz. Ama nitelendiremezsiniz tamamlanmaz ise. Yani olgu nasıl diyebilirsiniz bunu merak ediyorum. Evrimin gerçek ve olgu olduğunu söyleyenlere Turan Güven, bilimde son söz söylenmemiştir diyordu. Böyle bir itiraz getiriyordu. Bu arada lineer değildir çok yönlüdür demişsiniz. O zaman biri de diyebilir ki bakış açısına göre değişir evrim. Zaten çok yönlü olduğunu bizzat siz söylediniz. Birçok açı ve yön var o zaman. Yani adam kendi açısından bakınca da Zeus'a ulaşabilir yani akıllı tasarımcıya. Siz de kendi açınızda evrime ulaşabilirsiniz. Hangisi doğru hangisi gerçek?
Videoda mantık hatası var. ama defalarca açıklandığı halde anlamamışsın ben nasıl bu ahmakça videonun ahmakça olduğunu gösterebilirim bilmiyorum ama kısaca legoyla doğa aynı değildir doğa dinamik değişim ve devinime zorunlu olarak uyan bir yapıdır ve bir anda hiçbir şey oluşmaz. Her şey değişim ve devinim içindeki olasıklara bağlı olarak dönüşür ve günümüzdeki halini alır.Bu da rastgele değildir bunun birçok nedenini biliyoruz bilemediklerimizinse nasıl işlediğini bilmediğimiz için random yani rastgele olduğunu düşünüyoruz.
Şu yorumlardan sonra aşağıdaki yorumu yapman zaten goy goy yaptığını gösteriyor.
Bir yandan bakterinin evrim geçirdiğinin gözlemlenmesinden bahsediyorsun, diğer yandan farklı yaratılmış türlerden bahsediyorsun.
Lenski deneyinde daha önce olmayan bakterileri Allah laboratuara girip de gizlice mi yaratıverdi tüpün içinde?
Evrim ile ilgili kanıtları okuduğunu ve soruşturduğunu söylüyorsun ama yaratılışçı olarak neden Allah bugün çamurdan insan yaratmıyor diye sorgulamayı unutuyorsun.
Evrim ile ilgili elimizdeki bunca gözleme karşı nedir güzel kardeşim türleri Allah'ın yarattığına dair gözlemin?
Yazdıklarından evrimi öğrenmeye niyetin yok da, açık açık çürütmen mümkün olmadığı için böyle salağa yatarak suyu bulandırayım, bu arada da dinimi satayım gibi bir izlenim uyanıyor.
Evet güzel kardeşim cevap ver bakalım:
Lenski deneyindeki yeni oluşan bakteri türlerini şakacı Allah'ımız eşsiz bir latife olarak tam o anda tam o laboratuarın içinde tam da o tüplerin içinde yaratmıştır.
Şakacı Allah'ımız bu bakterileri yaratmadan önce eski bakterilerden aşama aşama çok hafif değişiklikler ile bir sürü alternatif bakteri de yaratmıştır. Öyle ki bu bakterilerin bazılarındaki değişiklikler, ilk bakteri ile işlevsel olarak hiç bir fark oluşturmazken, en son yarattığı bakteride daha önce fark etmemiş bu ufak değişikliklerin üzerine ufacık bir değişklik daha yapınca yeni özellikte başka bir bakteri yaratmıştır.
Böyle mi?
Goy goy değil. Size çelişkili gibi göründüğü için goy goy olduğu kanaatine varmışsınız. Söylediklerim doğru olmayabilir, yanlış olabilir ki herkes için geçerlidir. Ama bu goy goy olduğu anlamına gelmez. Evrim zaten goy goy yapılacak da bir mevzu değil, gayet ciddi bir mesele. Lenski deneyine yapılan birçok itiraz var. Mesela Adem Tatlının yazısını okumuştum. Bakterinin hala bakteri olarak kaldığını ve evrimin kanıtı olmadığını söylüyordu. Oysa evrime baktığımızda ilk hücre veya hücrelerden bütün canlılık oluşmuş değişe değişe. Yani tek hücre olarak kalmamışlar. Daha kompleks yapıya bürünmüşler. Mesela Lenski deneyinde bakteri, bir hayvana ya da bitkiye ya da insana dönüşmemiş. Bakteri olarak kalmış. Fosil konusuna da cevabınızı bekliyorum.
1- Legolar üreyip kendi kopyalarını yaratmıyor.
2- Torbanın içinde hangi parçanın hangi parça ile birleşeceğini belirleyecek bir doğal seçilim mekanizması yok.
3- Legolar üreyip sonraki nesillere aktarabilecekleri ve doğal seçilim ile gittikçe karmaşıklaşabilecek DNA gibi bilgi içeriklerine sahip değiller.
Video evrimi nasıl gösteriyor?
Sanki evrim tüm canlılar havadaki moleküllerden tesadüf eseri oluştuğunu iddiaa ediyormuş gibi?
Peki bu durum aslında kimin tezini anımsatıyor?
Allah tarafından bir anda yaratılan türleri.
Konu Sundance tarafından (01-02-2017 Saat 02:18 ) değiştirilmiştir.
Sebep: 3. madde düzeltme
Videoda mantık hatası var. ama defalarca açıklandığı halde anlamamışsın ben nasıl bu ahmakça videonun ahmakça olduğunu gösterebilirim bilmiyorum ama kısaca legoyla doğa aynı değildir doğa dinamik değişim ve devinime zorunlu olarak uyan bir yapıdır ve bir anda hiçbir şey oluşmaz. Her şey değişim ve devinim içindeki olasıklara bağlı olarak dönüşür ve günümüzdeki halini alır.Bu da rastgele değildir bunun birçok nedenini biliyoruz bilemediklerimizinse nasıl işlediğini bilmediğimiz için random yani rastgele olduğunu düşünüyoruz.
Legoyla doğanın aynı olmadığını söylemişsiniz. Oysa lego doğada olan bir şeydir. Yani varlığı bölmeyin dostum. Yaşadığımız dünyanın hepsi doğa değil mi? Doğa sınırlı bir yer mi? Yani mesela Ahmet'in balkonu gibi sınırlı mı yoksa dünyanın her yeri mi? O zaman lego da doğa içinde yer alıyor. Doğada değişim olabilir de olmayabilir de. Bir de değişimin neye dair olduğu da önemli. Yani doğadaki birtakım şeyler değişiyor diye evrim olmak zorunda değil. Neye dair değişim olduğu bu yüzden önemli. Bir anda hiçbir şey oluşmaz demişsiniz. Ergi hoca ile Ömer Faruk Noyan bu mevzuyu tartışıyordu. Ömer Faruk Noyan, canlıların bir anda ortaya çıktıklarını savunuyordu ve Kambriyen patlamasını örnek gösteriyordu. Ergi hoca da diyor ki 20-25 milyon yıl süren bir şey bir an değildir çok uzun süredir diyordu. Ömer Faruk Noyan da jeolojik olarak bir andır diyordu. Yani 20-25 milyon yıllık sürenin jeolojik olarak bir an olduğunu söyledi Ömer Faruk Noyan. Yani bir an var. Bir an var ki birden fazla anlar da var. Bir de olasılıktan söz etmişsiniz, evet birçok olasılık var. Her şey değişir ifadesi çok iddialı. Dediğim gibi neye dair olduğuna bakmak lazım. Videodaki kişi malzemelerin kendi kendine biraraya gelerek yeni bir yapı oluşturamayacağını göstermiş. Siz doğada farklı diyorsunuz ama doğa ile lego birbirinden yalıtık değil. Yani malzemeleri göstermek yetmez, malzemelerin kendi kendine oluşabildiğini ve değişerek ve biraraya gelerek yeni yapılar oluşturduğunu göstermek lazım. Ama bir çerçeve çizmek lazım. Biz burada evrimi konuşuyoruz. Spartacus da doğada malzeme var Zeus'a gerek yok demiş. Yani o malzemeler bir iradi müdahale olmadan kendi kendine biraraya gelerek canlıları oluşturabilmesi lazım, bunun gözlemi lazım.
1- Legolar üreyip kendi kopyalarını yaratmıyor.
2- Torbanın içinde hangi parçanın hangi parça ile birleşeceğini belirleyecek bir doğal seçilim mekanizması yok.
3- Legolar üreyip sonraki nesillere aktarabilecekleri ve doğal seçilim ile gittikçe karmaşıklaşabilecek DNA gibi bilgi içeriklerine sahip değiller.
Video evrimi nasıl gösteriyor?
Sanki evrim tüm canlılar havadaki moleküllerden tesadüf eseri oluştuğunu iddiaa ediyormuş gibi?
Peki bu durum aslında kimin tezini anımsatıyor?
Allah tarafından bir anda yaratılan türleri.
Legolar üreyip kendi kopyalarını yaratmıyor demişsin hocam. Kendi kopyasını oluştursa da evrim geçireceği manasına gelmiyor. Mesela insan kendi kopyası olarak çocuk yapar ama insan olarak kalır, doğan da insandır. Doğal seçilim ise tek başına yeterli değil. Caner Taslaman'ın bununla alakalı çok güzel örneği var. Dur alıntı yapayım hatta: ''Daha önce belirtildiği gibi Evrim Teorisi'nin diğer görüşlerden ayırt edici özelliği; bütün türlerin, cinslerin, familyaların, takımların birbirlerinden oluştuğunu dile getirmesidir. Bu yüzden doğal seleksiyonun ve mutasyonun canlılar dünyasında önemli olduğunu göstermek, Evrim Teorisi'nin bir delili sayılamaz. Evrim Teorisi'ne karşı çıkan birçok kişi de mutasyonların ve doğal seleksiyonun önemini kabul etmekte hiçbir güçlük çekmeyecektir. Canlılar dünyasında mutasyonların ve doğal seleksiyonun hiçbir önemi olmadığını söyleyecek aklı başında hiçbir biyolog da felsefeci de bulunmamaktadır. Geçmişte dinozorların yok olduğu gibi, gelecekte pandalar da yok olurlarsa bu bir doğal seleksiyon olur. Doğadan bir canlı türünün yok oluşu elbette önemlidir, ama hiçbir türün yok oluşu, yepyeni özellikleriyle bir türün nasıl oluştuğu için bilimsel bir delil sunmaz. Evrim Teorisi'ni savunan kitaplarda, sıkça yapılan bir mantık hatasını şu şekilde gösterebiliriz:
Evrim Teorisi'nin mekanizması doğal seleksiyondur (veya mutasyondur).
X olayı doğal seleksiyonun (veya mutasyonun) varlığını (veya önemini) gösterir.
Bu da bize Evrim Teorisi'nin doğruluğunu ispatlar…
Bu mantık örgüsünde özellikle ikinci maddedeki önermeye dikkat edilmesi gerekmektedir. Bu ikinci maddenin doğruluğu aslında üçüncü maddedeki önermenin doğruluğunu ispat edecek mahiyette değildir. Oysa tutarlı bir akıl yürütmede, öncüller doğruysa sonucun da doğru olması gerekmektedir. Birinci maddede de görüleceği gibi, asıl iddia edilen; doğal seleksiyonun ve mutasyonun varlığı değil, bu mekanizmaların bütün canlı türlerinin tüm özelliklerinin oluşumuna sebebiyet verdiğidir. Bu yüzden ikinci önermede doğal seleksiyonun ve mutasyonun varlığının değil, bu mekanizmalarla yepyeni özellikli canlıların oluştuğuna dair deliller verilebilseydi ancak üçüncü maddedeki sonuç önermesine ulaşılabilirdi. Oysa Evrim Teorisi'nin anlatıldığı ders kitaplarında; bu mekanizmaların varlığı, Evrim Teorisi'nin gözlemsel delillere sahip olduğu gibi aktarılmaktadır.
Bu mantık yanlışını daha iyi anlamak için benzer bir yanlış kurgu oluşturmamız konunun daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunacaktır. "Ahmet 1.000 metre sıçradı" önermesini ele alalım ve bunu şu şekilde formüle ederek ispat etmeye çalıştığımızı düşünelim:
Ahmet 1.000 metre yukarı sıçramayı sağlıklı ayaklar ve bir çift lastik ayakkabı ile becermiştir.
Ahmet'in ayakları sağlıklıdır ve bir çift lastik ayakkabısı vardır.
Demek ki Ahmet 1.000 metre yukarı sıçramıştır.
Bu formülasyondaki hatayı hemen görebiliriz. Birinci önermede Ahmet'in iddia edilen zıplamayı gerçekleştirmede kullandığı araçlara dikkat çekilirken, ikinci maddede sadece bu araçların var olduğunun gösterilmesi, bu zıplamanın yapıldığının delili sayılmıştır. Oysa önemli olan bu araçların varlığının değil, Ahmet'in bu araçları kullanarak 1.000 metre yukarı sıçrayacak kapasiteye erişebileceğinin gösterilmesidir. Hayata dair sıradan bu tip bir olayda bu mantıksal yanlış kolayca fark edilebilmesine karşın, Evrim Teorisi'ni anlatan kitaplarda bu yanlışın, birçok kişi tarafından fark edilemediğine tanık olmaktayız.'' Mütiş örnek vermiş Taslaman hoca. Yani aha doğal seçilim var, mutasyon var demek evrime yetmiyor görüldüğü gibi.
Tür ayrımı keyfe bağlı olarak yapılan sınıflandırmadır. İnsanları da kendi aralarında pekala türlere ayırabilirsin.
Mesela; esmerler- sarışınlar- siyahlar.
Ya da bıyıklılar- sakallılar- kılsızlar.
Ya da farklı bir kategori bulabilirsin.
Canlıları türlere ayırmak da aynı şekilde keyfe bağlı.
İskelet yapılarına göre ayırabilirsin; omurgalılar-omurgasızlar
Primatlar- memeliler- sürüngenler- kuşlar gibi keyfi ayrımlar.
İnsanla şempanzeyi ayıran keyfi kriterler, Koreli insanla Japon insanı ayıran keyfi kriterler kadar keyfidir.
Hani sen dedin ya, ''insan hep insandır''
Aynı cümleyi ''canlı hep canlıdır'' diye de söyleyebiliriz.
Canlıların hepsi canlı olmak bakımından aynıdır. Arasındaki farklar ve ayırımlar tamamen bizim uydurduğumuz keyfi kriterlerdir.
Biyolojideki türden bahsediyorum. Yoksa başka nesneler de ayrılabilir. Mesela sen insansın ve başka bir insanla ilişki yaşayarak çocuk dünyaya getirebilirsin, bir maymunla ya da başka canlıyla üreme işlemini gerçekleştiremezsin. İşte bak gördün mü sen insan türünün bir üyesisin, diğer insanlar da öyle. İşte bu tespittir. Keyfiyetten falan bahsetmiyoruz. Keyfiyet dersen işte yürüdüm, koştum, yazı yazdım vs bunlar keyfidir demekki evrim doğrudur ya da yanlıştıra varamayız. Keyfiyetten bahsetmiyoruz, evrimden bahsediyoruz. İnsanlar da birbirindek farklı tabiki. Yanı sarışın, esmer ve kumral insanlar var mesela. Ama bunlar biyolojideki tür değil. Aynı türün içindeki çeşitlilik bu. Yani farklı tür değiller, birbirleriyle üreyebilirler. DNA'larına bakarsak zaten aynı tür olduğunu görürüz. Bunların yavruları da insan olur. Maymun olmaz. İşe bu ayrımı yakalamak önemli. Doğada elbette böyle bir ayrım var. Ayrım olmasa hepsi aynı olurdu. Oysa bir tane bile aynı insan yok. İşte bu farkı ister görürsün ister görmezsin kişisel mesele. Senin keyfiyet dediğin görüp görmeme üzerine. Yani kişisel ve keyfi meseleleri buraya dahil etme. Evrim diyorsan, biyoloji diyorsan onun üzerine yazalım. Keyfiyeti başka başlıkta konuşabilirsin. Yani biyolojideki tür sandığın gibi uydurma değil. Canlıların alnında yazması da gerekmez. Alnında yazması da ayırt edebilmek için bir yoldur. Başka şekilde de ayırt edebilirsin. Yani evrim sarışın insan, esmer insana ya da sakallı insana dönüşüyor demiyor ki. Dört ayaklı maymunlar ağaçtan indi, savanaya indi insan oldu diyor. Bunu ispat etmen gerekirken konuyu farklı yerlere çekiyorsun. Günümüzde bir maymunun insana dönüştüğünü gördün mü?
✔ Çin'in Shanxi eyaletinde, insanlığın bilinen ilk atası 540 milyon yıl önce yaşadığı belirtilen mikroskobik deniz canlısı, elips biçiminde bir vücuda ve büyük bir ağıza sahip olarak bulundu.
✔ Bilim araştırma ekibi Çin'in Shanxi eyaletinden elde edilen milimetrik fosillerde Saccorhytus isimli mikroskobik bir canlı türü keşfetti.
✔ Ağzı var, götü yok; A huge mouth and no anus – this could be our earliest known ancestor. Thought to have lived 540 million years ago, the discovery of Saccorhytus coronarious fossils sheds light on the early stages of evolution.
islamın yıkıma uğraması karşısında müslümanların, el-lah'ı ayakta tutundurabilmek için yalanlar söylemeleri kaçınılmazdır. hohol : aesir
Evrimin gerçek ve olgu olduğunu söyleyenlere Turan Güven, bilimde son söz söylenmemiştir diyordu. Böyle bir itiraz getiriyordu. Bu arada lineer değildir çok yönlüdür demişsiniz. O zaman biri de diyebilir ki bakış açısına göre değişir evrim. Zaten çok yönlü olduğunu bizzat siz söylediniz. Birçok açı ve yön var o zaman. Yani adam kendi açısından bakınca da Zeus'a ulaşabilir yani akıllı tasarımcıya. Siz de kendi açınızda evrime ulaşabilirsiniz. Hangisi doğru hangisi gerçek?
Sevgili Save The day
defalarca konuştuğumuz halde karmakarışık ama buna rağmen uzun, uzun yazıyorsun ve sonuç sıfır, çünkü hep aynı safsata mantığı. yeter bıkmadın mı, okumuyorum yazılarını, çünkü 50 kere safta ürettiğin ve mantıksız, alakasız kurgular-bağlamlar kurmaya çalıştığın, bunu yapıp oluşturduğun her bir ön yargınla çalakalem bir yığın hkelime dizebileceğin ama toplamda değerinin sıfır olacağı defalarca anlatıldı... Bilim son sözü söylememiştir demek ne demek, bilim hiç bir zaman son sözü söylemez, söyleyemez zaten, daha konusunu ettiğin başlığa bak ne diyor? hareket, değişim, dinamik, ilişkisel evren-doğa->evrim...
Son sözü söylememiş olmak başka bir şeydir, olgu ya da olayın ortadalığı başka...
kafana saksı düşerse, saksının düşmüş olduğu gerçeği, saksıyı kafana kim, nasıl, nerede düşürdüğünü bulmaya çalışmana bağlı değildir, o saksı düşmüştür, nasıl düştüğü, nereden geldiğini %100 ifade edemiyor olman, olan biteni değiştirmeyeceği gibi belirlemeyecektirde ve dahi öne sürdüğün çeşitli tahminlerin olması dahi doğal olan olacaktır, sen oturup a tahmini ile B tahminini çekiştirip, saksının düşmediğini iddia edersen sadece ahmaksın(evrim karşıtlarının yaptığı gibi, evrimin kendisi başka, çözümlemesi, açıklaması, nasıllarına cevap aranması başkadır, ikincisi birincisine bağlıdır ama birincisi(olgu) ikincisinin ne düzeyde izah edip edemediğine, açıklama konusunda henüz yolun neresinde olup olmadığına bağlı değildir...
Olay açısından da böyledir, bir kaza olmuş olsun, yaralıalr hastanede, ama kaza anı yaralanan kişi o an bayılmış olsun ve olayın nasıl geliştiğini tam anlamıyla ifade edemiyor olsun, olayın olmuşluğu, kişinin ifadesinin yeterli olup olmamasına bağlı değildir ve böylece olayı yeterince hatırlamayan insana göre de, olaya dair henüz son söz ya da tam bir söz söylenmemiştir, insaf artık, defalarca açıkaldım bunları..
Save The Day´isimli üyeden Alıntı
Birçok açı ve yön var o zaman. Yani adam kendi açısından bakınca da Zeus'a ulaşabilir yani akıllı tasarımcıya. Siz de kendi açınızda evrime ulaşabilirsiniz. Hangisi doğru hangisi gerçek?
Bu şekilde bitirdiğin için cevap verme gereği duymamıştım... Bu şekilde biten bir yazıyı irdelemenin benim için anlamı yok, konunun ne olduğununda önemi yok. Yüzlerce kez bu tarz akıl, mantık yürütümünün safsata olduğunu anlattım, elma resmi koydum paylaştım, olmayan harf sorusu sordum paylaştım, kafana göre olgu denilen şeyleri keyfiyetle şebeğe-KEYFİYET MAHSÜLÜNE çevirip, birde bir dolu, kendi, kendine şebeğe çevirdiğin mantığınla boş yazıp, anlamsız, aslında muhatapsız sorular sorup sayfalarca gereksiz biçimde saçmalıyorsun...
ben kendi açımda evrime filan ulaşamam, öteki de kendi açısında Zeus'a ulaşamaz, mümkün oluyorsa sen bu akşam Zeus'a ulaşanın açısıyla bak ve yarın bana Zeus'u kameraya al ve gönder. Eğer size hangi yemeği sevdiğiniz soruluyorsa bu kendi açınızdandır, sizi bağlar ve eğer bir konu salt sizi bağlayan niteliklere sahipse, pekala diğerlerinin de kendi açısını öne sürüp tartışmasının anlamı olmaz, çünkü onlarınkide onları bağlayan sınırlardadır, benim açımla ulaşılacak bir şeyden söz edeceksen, yazışmaya gerek yok, demek ki zamanı-mızı- boşa harcamak sizi ırgalamıyor...
Evrim ise ne benim ne de benim açımın ne de benim zihin-hayal kurgu yetimin ya da beğeni veya beğenmememin ya da bana özel tercih veya tercih etmememin dışavurumu değildir, bizzat doğa ve hayatın kendiliğinden kaçınılmaz olarak sergilediği(böylece milyonalrca bulguda, çeşitli canlıalrda ise kısa vadeli anlık olarak ve dahi etrafınıza baktığınız doğanın dahi süreğen hareketli, değişkenliği gözlemlenen), hareket ve değişimlerdir...
Bin kere yazıştık, kişilerin iradesine bağlı olmayan hiç bir şeyde, ona, şuna, bana bakmayı defalarca sana yanlışlığı GÖSTERİLDİĞİ halde hala ısrarla sürdürmen, senin ciddi olmadığını, hatta muhatap olup vakit öldürmenin bile ziyan olduğunu(artık izin verirsen 50 kez bu yönteminin yanlışlığı sana anlatıldı, 50 kez anladım dedin!) gösterir.
Ya 2-3 kalemi geçmeyen SAFSATA MANTIĞI kıyas zırvalığını bırakacaksınız, ya da üzgünüm bana o kadar uzun ve anlamsız, gereksiz, boş, birbirini götüren, hiç gereği olmayan, tutarsız, mesnetsiz, neye göresiz sorularınla da boğduğun türden uzun kargaşa yazıalrınla vakit öldürmemem gerektiğini teslim edeceksiniz...
Evrimi tartışacaksan, adamları ve adamına göreyi tartışma, bize ne o ya da bunun Zeus'a inanıp, evrimi ret etmesinden, biz kişileri tartışmıyoruz ki, o öyle inanıyor ve düşünüyorsa bizi bağlamaz ve dilediği gibi düşünmekte özgür, kimsenin derdi bizi germedi!
Düşün, biraz düşün şu türden saçma-sapan lafızlarla ürettiğin saçmalıkları. bende kendi açımdan bakınca, dünyayı serçe parmağımın bir hareketiyle yarattığını söylüyorum, bana göre böyle mi, o halde senin açından bu tartışma bitmiştir ve bana göre sen bir ağaç maymunusun, daldan dala atlayıp duran. bana göre mi böyle, o halde tartışma bitmiştir, gönül rahatlığıyla bir daldan dala atlayan maymun olduğunu kabul edebilirsin, hem öyle olup, olmadığına dair ne gibi bir dayanağın, temelin olabilir ki değil mi ama, efendim seni daldan dala kuyruğu üzre atlarken görmüş müyüm, vs ama bana diyorsun ki, bunlar önemli değil, önemli olan benim kuyruğumun olmayıp, ağaçalrda maymun olmayışım ve gözlenip, gözlenmemesi değil, kişiye göresidir. diyorsun ki sana göre neysem ben oyum ve böylece bana, ağaç maymununa ulaşmışsın!? Ağaç maymunu demişsem, bunca bıktırdığın ve hepside aynı 3-5 kalem zırvalık kıyasından ibaret safsata soru ve mantığının getirdiği katlanamazlığa rağmen fena sayılmaz, umarım nihayete erer zira devam ettikçe ağaç maymunu olmayı bile mumla arayabilirsin! Zira bana göre ve umarım daldan dala atlayan tutarsız ve safsata yazım-düşünce tarzınla kullandığım mecazı(metaforu) yanlış anlamazsın, anlasan bile ne yapalım değil mi, kabul etmelisin işte, bana göre ise gerçek de olan bu(mu), sana göre öyle nasılsa!...
resimde gördüğüm canlı, bir çeşit maymundur bana göre, peki sana göre ne ve madem sana göre olacak o halde resimin de, resimde olanın da anlamı, kıymeti ne? Üstelik sana rağmen orada iken?
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Birçok açı ve yön var o zaman. Yani adam kendi açısından bakınca da Zeus'a ulaşabilir yani akıllı tasarımcıya. Siz de kendi açınızda evrime ulaşabilirsiniz. Hangisi doğru hangisi gerçek?
İlgili yerdeki KENDİ açısı ile kastının GÖZLEM AÇISI olduğunu iletti. Oysa kendi açısından deyimi, kişi açısından deyimi olarak kullanılır, olması gereken ise -madem ifadenin amacı gözlem açısı- Gözlem açısı olmalıdır, kısaca o ifade o haliyle bence yanlıştır-kişiye görelik aksediyor-...
Peki cümleyi değiştirelim;
Bir gözlemci hangi açıdan gözlemlerse Zeus'a, akıl-sız- tasarımcıya ve bir fiil onalrı eylem üzerinde görme şansına ulaşıyor? Ben kendi açımdan bakınca dediği kısım içinde, tamam ben hangi gözlem açısında gözlemelrlerse evrime ulaşırlar söyleyim... At gözlüğü açısında bakmaları bile yeterli, her şey hareketli, her şey değişiyor, her şey birbiriyle etkileşim-iletişimde, etkiyor, tepkiyor yine değişiyor... NASIL? NEDEN? Bu sorular önce gelmiyor, önce gözleme yansımış ki, sonra soruluyor... Evrim ıssız mağaralarda ya da çok özel odalarda aranan bir Kül kedisi değil ki...
Bazı gözlemciler, verdiğim maymun resminin sadece kuyruğunu, kimisi sadece yüzünü, kimisi sadece bir bölümünü görüyor olsun, o halde yapacağı yoruma ne deriz? TAHMİN! Kişi de zaten gözlem açısının veya gözlem nesnesinin gözlemlenebilir diliminin yetersizliğini ne yapıyordur? Biliyordur peki masalcıların kafadan sallama iddialarını bir yana bırakalım, madem mesele gözlem açısı, efendim evrimin gözlemledikleri kadarlık dilimine dair tahminleri nedir? Hiç -> tahmin yoksa demek ki ne yok -> gözlem yok...
Bilimsel yöntemin işleyişi
GÖZLEM->git->DENEY
GÖZLEM->(gözlemin yeterliliği sorunu)-> git -> TAHMİN(eldeki verilere göre ama! salalama değil)
peki tahminden sonra nereye gidilecek tekrar?
TAHMİN->git->DENEY
Deneyler sağlıklı sonuç vermedi mi tekrar gözlem, tekrar deney, tekrar tahmin...
Tahmin yeterlilik düzeyinde değil mi
Tekrar git -> DENEY->deney sonuçlarına göre tamini irdele, deney sayesinde yeni bir tahmin yetisi kazandın, ama tablonun tümünü henüz göremiyorsun, tekrar tahminde bulun ve şimdi yeni tahminini deneyle kıyasla, olmadı mı, tekrar gözlem, tekrar deney.... hasılı esas ve bağlayıcı olan neymiş? GÖZLEM, GÖZLEMLENEN-> böylee gölemcinin elde ettiği bulgu, veri, ama neye dayanmalıymış gözlem, gözlemenen ve deneyler... Ben gözlem açısına göre(kendi açısına göre) iddia edilen Zeus veya Akıllı Tasarımcı namına nasıl olacakta Zeus2un o haşmetli cüssesini, EYLEMLERİNİ(bizzat!) gözlemleyeceğim? Sorun gözlem açımda mı?
Peki gözlemlere tekabül etmesi olası olmayan bir şey hakkında, haya, kurgu, zihin yetileriyle kolayca kurgular, senaryolar, atmasyonalr üretebilir miyim? Evet! Peki bana kim inanır?->ahmaklar, çok mudurlar? Bıtırak gibi çok olacakalr, çünkü hala gözlemin ve ancak gözlemlenein yorumlanacağına dair hiç bir bilgiye sahip değillerdir hatta atıcının gözlemi olmadığı halde, kısaca ortada olmayan eylere rağmen sanki görüyormuşçasına uydurduğunun dahi teatisini yapamayacaklardır...
1.) Aşağıdaki harf hangi harftir
A
2. Peki aşağıdaki harf hangi harftir?
....
2 Nolu için ne söylenebilir? Basit, ben orada bir harf görmüyorum!
İşte cevap basit, bir Zeus görmüyorum, ne diyecektik ki, vay din düşmanı, vay bilmem ne düşmanı, yok kafirler, ateistler, yok materyalist katliamcılar vssssss... Yahu, değil, zeusullahide değil, millahide değil, görmüyorum, görmediğim içinde görmüyorum diyorum insaf... peki siz 2 nolu soruda herhangi bir harf görüyor musunuz? Görmüyorsanız, görmüyorum demenizden daha doğal ne var?
Ama siz bu kadarcığı idrak edemeyip, ben atıyorum çıkıp, 2 noluda K harfi var, o ne K harfidir oooo, 40 bin kanadı var, bir takla atsın masa bile olur, zıplasa 3.000 yıldız doğurur, yağmurları yağdırır, şimşekleri çakar, buğdayı un eder önümüze koyar, biz ölünce bizi cenent bahçelernde yaşatacak, erkekler için güzel bir kadın, kadınalr için güzel bir erkek, 24 çekirdekli süper bir bilgisayar filan dersem?
Size düşen nedir zeus aşkına?
1.) İnanmaktır
2.) Orada böyle bir harfin olmadığını söylemek ve tabi onca sayılıp dökülmüş yüklenmiş hiç bir sıfatı, fiilide böylece göremeyeceğini bilmek, ve tabi birde nasılsa DENEYİM-TECRÜBE-GÖZLEM şansınız yok, atmacı atıyorda atıyor, bunu görmek...
Kısaca bu türden dayanakalrı öne sürüp, Evrimle yumurta gibi tokuşturmak, sağlıklı, aklı başında bir insanın yapacağı bir iş değil, Evrim diyecekseniz, elinizden alınmadı işte siz, işte doğa, lütfen neyi gördüğünüze dair konuşun, hareketi görüyor musunuz, değişimi, dinanizmi, o iç içe sarmaş haldeki ilişkiler ağını, hiç bir şey gelmiyorsa elinizden, gölgede kalmış ağaçlara bakın, nasılda eğri yükseliyor, çünkü hayat dinamik, doğa dinamik böylece dinanizme uyum veya uyamamak değişimle noktalanır ve evrimin esası da sürece ve sürecin elinde-belirleyeni ve süreci de verili koşul-durum ve hareketin belirlediği olarak yayılmış değişimdir...
Bunun nesini tartışacağız? Gözlemlerden elde edilen ve gözlemlenen bir durum bu...
Sırf harf örneğinde andığım gibi, Zeus nasıl yaratmışsa her şey öyledir ve bu DEĞİŞMEZ demenin anlamı yok, her şey değişiyor görüyorsunuz öylece, dayanağı yok, kaynağı yok, çünkü kaynak doğa olmalı, şu ya da buna dair inanç olamaz, çünkü ,inanç gözlemlenebilir bir doğa ya da doğa nesnesi kısaca doğanın kendisi değildir, bu konuda tüm yorumlar doğa ve gözlemine dair olmalı, dayanmalı... Bu yoksa kişi ya idrak yoksunudur, ya şartlandırılmış bir robot ya da bir masalcılığı sermaye etmiş bir çıkarcı..
Pencerenizi açtınız, dışarıya bakıyorsunuz, ne gördüğünüzü yorumlamanıza dair ve KARŞIT olarak birisi size, iyide Superman pencereden değil çatıdan bakıyordu tadında gelirse ne demeli?
Evrm olgudur, Evrim teorisi ise olguyu anlama, kavrama, gözlem, deney, testler, malzemelenin kıyaslarıyla kavranılanın ifadesi temelindedir. vay efendim 1 milyon sağlıklı gözleme rağmen, maymun örneği gibi henüz kuyruğunun gözlemlenebildiği, böylece tahminlerde bulunulduğu hal ve durumalrı öne sürüp, 3-5 tane tahmine dayalı öngörünün yine bilimin andığım yöntemle, tahmin->dön->gözlem, tahmin>tekrar dön->deney ilişkisinde, her gözlem düzeyinina rtmasıyla tahminlerdeki değişimi öne sürüp, evrim yoktur demek dahi aslında adi bir yönteme, kandırmacaya, kişileri aldatmaya dönük bir yöntemdir. Kişiler bunu idrak edemiyor mu, öyle büyüdükelri için de bir yerde çoğunluğu nasılda kolayca ahmak yerine konup, alakasız safsata yol, yöntemlerle kandırıldığını idrak edemiyor, etselerdi zaten dünya 3-5 bezirganın elinde 3-5 kalem salt subjektif(yani objektif gibi gözlemi olmayan, gözleme dayanmayan) güzellemeyle inliyor olmazdı..
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu