Olabilitenin ifadesi emin olmamak değidir falan demişsiniz. Emin olsanız olabilite demezdiniz zaten. Oldu derdiniz. Tek bir ataya kafayı takmışsınız.
Save, o ifade anlaman için metafordur, ne oldu diyeceğim? 3->16 olabilir, 12 de, 4 de, 5 de, burada sen anlatılmak isteneni alsana!
Tek ortak ataya kafayı mı takmışım? Yoksa konuda ikide bir çarpık biçimde sen mi kullanmaktasın? hangisi?
kaç ay oldu, 50 kez yazışıldı seninle, önce bir karar ver sen neye karşısın? Evrim olgusuna mı, yoksa teorinin şusu, busuna mı? Teorinin şusu busuna karşı isen, sen ortaya karşı olmanı sağlayacak bulgularla gelmelisin, değil mi? Yani sen neye dayanarak, neyi eleştiriyorsun?
Save The Day´isimli üyeden Alıntı
Lenski deneyi teori ile uyumlu falan diyorsunuz. Oysaki evrime dair gözlemsel kanıt istendiğinde Lenski deneyi veriliyor. İşin uzmanları da bu örneği veriyor kanıt olarak. O yüzden irdeledim. Anladığımız anlamda makro evrim yok dedim.
Ne yapalım, uyumlu! O deneyin maksadını çarpıtan birisinin mantık dışı ilişkilendirdiği biçimde gelemsine itimat edip, çarpık, çurpuk kullanırsan, düzeltmemizden daha doğal ne var?
Bakteri başka canlıya dönüşmemiş diyorsun, oysa deneydeki çeşitlenme zaten başka canlıya dönüşmüş olmasıdır, metabilizması artık AYNISI değildir, deneyin sınırı çerçevesi, izoleside zaten buraya kadardır, bakterinin, tüp içerisinde mandaya dönüşmesini bekleyen yoktur, o beklenti deneyi çarpıtan soytarıların beklentisi...
Save The Day´isimli üyeden Alıntı
Sonuçta değişmiş mi diyorsunuz. Evrim ile değişimin farklı şeyler olduğunu söylemiştim. Yaşlanma da bir değişimdir. Yaşlanmanın olması, bütün canlıların ortak bir atadan geldiğini göstermez.
İyide sen sürekli çarpıtıyorsun, evrim sürece yayılmış değişim, ani değişimler ise olay, devrim ufkunda ele alınır, sonuçta tümüde değişimdir, farkları değişim olmaları değil, DEĞİŞİM ORTAK NOKTALARIDIR. Yaşlanma da evrimdir!Burada ölçüt, süreci neye göre ele aldığınızdır. Kimse size yaşlanma iddia ederek ortak atadan söz etmedi, bunu uyduran şimdi sensin, ona bakarsan anne ve baban zaten senin atandır. Ha sen 2 milyar yıl önceki bulguların, fosillerin, bu gün yaşayan türlere ait olduğunu iddia ediyorsan, açıklamalısın.
Evrim olgusunu çürütmenin bir yolu var Save, öyle tanrı öne sürmekle olmaz, bu farazidir, lafız olur, sen bize değişimin olmadığını göstermelisin! Bunu yapana kadar kir üretmemelisin. Birisi değişimden söz ediyor sen çıkıp farazide bir tanrının yarattığından, bunlar karşıt, türdeş şeyler mi? Yumurta gibi tokuşturuyorsun(kaç kere daha bu yaptığının yanlış olduğunu ifade etmeliyim?)
Evrime itiraz edenlerin asli sebebi, her şey tanrı nasıl yaratmışsa öyledir, değişmez inancından gelir! Bu halde evrime, değişim olgusuna karşı iseniz, tanrının yarattığı nasılsa öyledir değişemez diyorsanız, ne teoriyle ne türleşme sorunalrıyla ne de o deneyleri çarpıtmayla işiniz yok, kendinizle dalga geçiyorsunuz, yapmanız gereken her şeyin, tanrının yarattığı gün gibi olduğu ve değişmediğini göstermektir! Bunu sana defalarca açıkladım, birisi bir iddiada bulunuyorsa karşı iddiada o iddianın dayanakları üzerinden gitmeli... O halde ifade neye dayanıyor, DEĞİŞİME, karşı iddia neye dayanıyor, DEĞİŞMEYECEĞİNE, o halde izleyeceği yol senin gibi çocukları kandırmak adına kelime oyunları, safsata, burun kıvırtan faraziler değil, iddiasını temellendirmek, görünür kılmaktır. Bu ifademi, kolayca akıl-mantık düzleminde idrak etmen gerekirken, senin için idrak çok mu zordur ki, bu ifadelerimi aylarca defalarca söyletiyor ama bir türlü demek sitediğimi anlamıyorsun?
Save The Day´isimli üyeden Alıntı
Canlıların benzer olduklarını gözlemliyoruz ama ortak bir atayı gözlemlemiyoruz. Geçmişte gidemiyoruz da. Zaman makinemiz de yok. Yaşandı ve bitti. Biz olayın sonrasında tahminler öne sürüyoruz. İşte ortak ataya karşın ortak yaratıcı da bu yüzden denebiliyor.
Ortak ataya karşın ortak tanrı bu yüzden öne sürülemez, sürülüyorsa o zırvalık, evrim teorisine bağlıdır, teori yok tanrı da yok o halde!
Sen farazi tahminler öne sürüyorsun, ondan bundan çarpık, çurpuk alıp, bilim senin inandığın soytarılar gibi çalışmaz, incelediği, kayıt altına aldığı, geriye doğru iz sürebildiği milyonlarca fosil vardır, hepsi bir yana gözlemlediği yaşayan canlılar, dinamik doğa-evren ilişkisi, olgusu vardır, bilim senin farazide iddia ettiğin gibi bir zeus'dan bahsetmiyor ki, hem şimdi hem de fosiller üzerinden süreci değerlendiriyor.
İkincisi farklı tanrılar benzer canlılar da yaratabilir, o farazi ve daldan dala sıçratan lafız, yani öncelikle canlılar ile tanrı ilişkisini kanıtlamak gerekirken! orta yere laf söylemek anlam taşımıyor. Oysa biz değişimden söz ediyoruz, verili koşulda zaten değişimleri gözlemliyoruz-hiç bir şey mutlak kalmıyor-, bizim sorularımız milyonlarca yılda bu minik değişimlerin, uzamda oluşturduğu muazzam değişimlerin izini sürmektir ve bu zaten fosillerle yapılıyor, güncelde ise farklı coğrafyalarda aynı türün farklılıkları tespit ediliyor, araştırılıyor, farklı ortamların faktörleri irdeleniyor, kıyaslanıyor örneğin 10 derecelik bir ısı farkı, yükselti farkı canlıları nasıl etkiliyor, ne yönde zorluyor bakılıyor, sadece geçmişee dönük, şimdiye dair da bir dolu gözlem yapılıyor! sorun evrimin kabulü sorunu değil, fosillerin sınıflandırması, hangi aileye ait olduğu, soyunun devam edip etmediği, hangi dönemlerde ortaya çıktığı, kaybolduğu, ne tür değişimler geçirdiği, hangisinin, hangisine daha yakın, uzak olduğu..... İki konu birbirinden tamamen farklı, haliyle ortak tanrı lafzı bizim bu ifademize karşıt söylenemez, çünkü sizin önce canlı ile tanrı ilişkisini gözlemlemiş olmanız gerekir(ki öncül alabilesiniz!), gözlemlediniz mi -ki ilişki kuruyorsun?
İkincisi canlılık organize durum ise, diğer yönüde kopyadır. İnsandan, maymun doğmaz, ama kuyruklu insan doğabilir, insan günübirlik değişimleri, kopyasına aktarır, milyonlarca yılda o minik değişimler, etkin sonuçlar doğurur. Her ifadeyi çarpıtma...
Save The Day´isimli üyeden Alıntı
Farklı tanrılar benzer üretemez mi diye soruyorsunuz. Açıkçası emin değilim.
hasbin zeus, ama canlılar benzer ise ortak bir tanrıdan gelmiş olmalı-olamaz mı derken, üstelik bu lafzını da evrime karşı(bak teori değil evrim!) kullanırken pek bir eminsin? nedir bu tutarsızlık?
Evrim teorisi gaipten bir şey demiyor ki, ata dediğide canlı, değişip, dönüşümden söz ediliyor, yani alakasız-kopuk ilişki kurulmuyor. Sizde karşıt gelecekseniz, o halde canlıların değişip-dönüşmeyeceğini iddia etmeli, bu temelde yol almalısınız, malzemeniz tanrı değil, yine canlı olmalı değil mi? D.e.ğ.i.l.m.i?
Alakasız -sözde karşıt argümanın, karşıt olduğuyla alakasız- iddiaya gelirsek;
Benzer canlılar ortak tanrıya işaret ise;
Farklı tanrılar, farklı tanrılara işarettir.
farklı tanrılar benzer canlılarda üretmiş olabilir.
Hasılı kelime oyunlarının omurgası yoktur, kelime oyunlarını baz alanlarında omurgası yoktur, keyfiyet-lafazanlık-farazi-oyun hakimdir, işine gelirse öyle, işine gelmezse böyledirler, yani öyle, böyledirler->fırıldak->soytarı.
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Save, o ifade anlaman için metafordur, ne oldu diyeceğim? 3->16 olabilir, 12 de, 4 de, 5 de, burada sen anlatılmak isteneni alsana!
Tek ortak ataya kafayı mı takmışım? Yoksa konuda ikide bir çarpık biçimde sen mi kullanmaktasın? hangisi?
kaç ay oldu, 50 kez yazışıldı seninle, önce bir karar ver sen neye karşısın? Evrim olgusuna mı, yoksa teorinin şusu, busuna mı? Teorinin şusu busuna karşı isen, sen ortaya karşı olmanı sağlayacak bulgularla gelmelisin, değil mi? Yani sen neye dayanarak, neyi eleştiriyorsun?
Hocam tamam demek istediğinizi anlamaya çalışayım. Sayılar verip şu kadar olabilir demişsiniz. Ortak atanın sayısını bahsediyorsunuz sanırım. Yani tek olmak zorunda olmadığını ifade ediyorsunuz. Oysa ortak ifadesi bile tek olması gerektiğini gösteriyor. Bütün canlıların ortak ataya sahip olduğu söyleniyor. Ortak ata denilen de birey değil, bir tür. Tek bir türden geliyor yani bunca çeşitlilik. O türün de abiyogenezle oluşmuş olması bekleniyor. Birden fazla ata olursa bütün canlıların atası ortak olmaz. Bi grup canlının atası farklıi diğerinin farklı olur. Ki diyeceksiniz ki birsürü ata var diye. Ben evrensel ortak atadan bahsediyorum. En geriye gidildiğindeki ortak atadan bahsediyorum. O ortak atanın, bütün canlıların atası olduğu söyleniyor. Yani bütün canlıların genetik öncülü tek bir tür imiş. Birden fazla tür olsa idi, bütün canlıların atası ortak olmaz idi. Bazılarınınki ortak olurdu sadece. Vikipediye bile baktığınızda ortak atanın tek olduğu yazar. Zaten ortak ise tek olmalı. Çünkü bütün canlıları kapsıyor. Tek olmasa bütün canlıları kapsayamaz. Bu arada vikipediden alıntı yapacağım. Bakın ne diyor: ''Biyologlar, birbirinden farklı ve ayrı iki veya daha fazla soyun, tüm canlı organizmalar için ortak olan birçok kompleks biyokimyasal mekanizmaları oluşturabilecek kadar birbirinden bağımsız gelişmiş olabileceği ihtimalinin neredeyse imkansız olduğunu düşündükleri için günümüz yaşayan tüm canlı organizmaların kökenini bir tek ortak ataya, nitekim son evrensel ataya dayandırırlar.'' Kaynak https://tr.wikipedia.org/wiki/Ya%C5%...vrimsel_tarihi
Ben evrime karşıyım falan demiyorum. Bilmek istiyorum diyorum. Yani gerçek ne onu bilmek istiyorum. Önce evrimin olgu olup olmadığını bilmek istiyorum. Ondan sonra teorisine geçeriz. Yani evrimin olgu olmasına nasıl ulaştığınızı izah edebilirsiniz. Yani bu sonuca nasıl vardığınızı anlatabilirsiniz. Önce olgu mu değil mi diye bilmek isterim. Ondan sonra teorisini konuşuruz, yani nasıl oldusunu falan. Kanıt gerekmez falan demeyin lütfen. Bilimsel bir gerçek olup olmaması konusunda elbette kanıt belirleyicidir. Kanıt varsa gerçektir, yoksa değildir. Bana gözlemlenebilir kanıtlardan bahseder misiniz?
Ne yapalım, uyumlu! O deneyin maksadını çarpıtan birisinin mantık dışı ilişkilendirdiği biçimde gelemsine itimat edip, çarpık, çurpuk kullanırsan, düzeltmemizden daha doğal ne var?
Bakteri başka canlıya dönüşmemiş diyorsun, oysa deneydeki çeşitlenme zaten başka canlıya dönüşmüş olmasıdır, metabilizması artık AYNISI değildir, deneyin sınırı çerçevesi, izoleside zaten buraya kadardır, bakterinin, tüp içerisinde mandaya dönüşmesini bekleyen yoktur, o beklenti deneyi çarpıtan soytarıların beklentisi...
Hocam ben bir şeyi çarpıtmıyorum. Evrime dair gözlemlenebilir bir kanıt istendiğinde bu deney örneği veriliyor. Ben de bu deneyin nasıl kanıt olacağını sorguluyorum. O deney evrime kanıt olarak yapılmıyorsa böyle sunmamaları gerekirdi. Konunun uzmanları bile kanıt sorulduğunda Lenski deneyini sunuyor. O açıdan ele alıyorum ben de. Kanıt olup olamayacağını tartışıyorum. Bakterinin manda olmasının beklenmediğini söylüyorsunuz. Dediğim gibi o zaman kanıt olarak sunulmaması gerekirdi. Kanıt dendiği için ele alıyorum. Bakterinin mandaya dönüşmesi büyüklüğünde bir makro evrim istendiğinde Lenski deneyi veriliyor. Veren hatalı o zaman.
İyide sen sürekli çarpıtıyorsun, evrim sürece yayılmış değişim, ani değişimler ise olay, devrim ufkunda ele alınır, sonuçta tümüde değişimdir, farkları değişim olmaları değil, DEĞİŞİM ORTAK NOKTALARIDIR. Yaşlanma da evrimdir!Burada ölçüt, süreci neye göre ele aldığınızdır. Kimse size yaşlanma iddia ederek ortak atadan söz etmedi, bunu uyduran şimdi sensin, ona bakarsan anne ve baban zaten senin atandır. Ha sen 2 milyar yıl önceki bulguların, fosillerin, bu gün yaşayan türlere ait olduğunu iddia ediyorsan, açıklamalısın.
Evrim olgusunu çürütmenin bir yolu var Save, öyle tanrı öne sürmekle olmaz, bu farazidir, lafız olur, sen bize değişimin olmadığını göstermelisin! Bunu yapana kadar kir üretmemelisin. Birisi değişimden söz ediyor sen çıkıp farazide bir tanrının yarattığından, bunlar karşıt, türdeş şeyler mi? Yumurta gibi tokuşturuyorsun(kaç kere daha bu yaptığının yanlış olduğunu ifade etmeliyim?)
Evrime itiraz edenlerin asli sebebi, her şey tanrı nasıl yaratmışsa öyledir, değişmez inancından gelir! Bu halde evrime, değişim olgusuna karşı iseniz, tanrının yarattığı nasılsa öyledir değişemez diyorsanız, ne teoriyle ne türleşme sorunalrıyla ne de o deneyleri çarpıtmayla işiniz yok, kendinizle dalga geçiyorsunuz, yapmanız gereken her şeyin, tanrının yarattığı gün gibi olduğu ve değişmediğini göstermektir! Bunu sana defalarca açıkladım, birisi bir iddiada bulunuyorsa karşı iddiada o iddianın dayanakları üzerinden gitmeli... O halde ifade neye dayanıyor, DEĞİŞİME, karşı iddia neye dayanıyor, DEĞİŞMEYECEĞİNE, o halde izleyeceği yol senin gibi çocukları kandırmak adına kelime oyunları, safsata, burun kıvırtan faraziler değil, iddiasını temellendirmek, görünür kılmaktır. Bu ifademi, kolayca akıl-mantık düzleminde idrak etmen gerekirken, senin için idrak çok mu zordur ki, bu ifadelerimi aylarca defalarca söyletiyor ama bir türlü demek sitediğimi anlamıyorsun?
Biyolojide evrim, sürece yayılmış değişim olarak ele alınmaz. Bakın evrim ağacı şöyle tanımlıyor: ''En kısa tanımıyla evrim, canlı türlerinin popülasyonlarının nesiller içerisindeki değişimi sürecidir. Evrim, genellikle kısa vadede genotipteki (genlerdeki), genellikle uzun vadede ise bu gen değişimlerine bağlı olarak fenotipteki (fiziksel özelliklerdeki) değişimdir.'' Bu tanıma bakarak evrim vardır diyebiliriz. Ama anladığımız anlamda evrim var olmayabilir. Yani tamam nesiller içerisinde popülasyon değişebilir. Mesela Lenski deneyinde bakterilerde birtakım değişmeler var. İşte bu şekildeki bir evrim olabilir ve oluyor. Ama büyük değişimler yani makro evrime karşı çıkılıyor. Yani mesela bir türün kendi sınırları içerisinde değişeceğini söylüyordu bir profesör. Bir tür, başka bir türe dönüşmez diyor. Bir türün, başka bir türe dönüşmesi şeklinde bir evrim yoktur diyor. Yani nasıl tanımlandığına bağlı oluyor. Nesiller içerisindeki farklılaşmayı evrim karşıtları da kabul ederler. Fakat mesela bakterinin farklı bir canlıya(örneğin manda, kaplan, kedi, insan) dönüştüğünü kabul etmezler. Yani tanıma bağlı oluyor. İşte evrim deyince ufak değişimleri kastedmiyorum ben. Çok uzun sürede gerçekleştiği söylenen değişimleri nerden bileceğiz? Yani tek hücreli canlıların taaa değişe değişe insanı oluşturması şeklinde bir evrimi nerden bileceğiz? Bunu görmüyoruz ki. İşte bunu nerden bileceğiz? Yani mesela tek hücreli canlı tamam nesiller içerisinde birtakım değişmelere uğruyor diye zamanla insan veya onun gibi kompleks bir canlıya dönüşeceği manasına gelmez. Belki hala tek hücreli olarak kalacak bunu bilmiyoruz. Yani bahsedilen şekilde büyük(makro) evrimin kanıtlarını arıyorum. Yoksa evrim ağacının tanımladığı şekildeki görülebilir. Ama tek hücreli canlının, evrimleşerek kaplanı veya onun gibi kompleks bir canlıyı meydana getirmesi şeklinde bir evrimi nerden bileceğiz ve kanıt nedir?
Bu arada ben karşı falan değilim. Fakat inanmak değil bilmek istiyorum, bu yüzden de gözlemlenebilir kanıtlara ihtiyaç var.
Ortak ataya karşın ortak tanrı bu yüzden öne sürülemez, sürülüyorsa o zırvalık, evrim teorisine bağlıdır, teori yok tanrı da yok o halde!
Sen farazi tahminler öne sürüyorsun, ondan bundan çarpık, çurpuk alıp, bilim senin inandığın soytarılar gibi çalışmaz, incelediği, kayıt altına aldığı, geriye doğru iz sürebildiği milyonlarca fosil vardır, hepsi bir yana gözlemlediği yaayan canlıalr vardır, bilim senin faraizde iddia ettiğin gibi bir zeus'dan bahsetmiyor ki, hem şimdi hem de fosiller üzerinden süreci değerlendiriyor.
İkincisi farklı tanrılar benzer canlılar da yaratabilir, o farazi ve daldan dala sıçratan lafız, yani öncelikle canlılar ile tanrı ilişkisini kanıtlamak gerekirken! orta yere laf söylemek anlam taşımıyor. Oysa biz değişimden söz ediyoruz, verili koşulda zaten değişimleri gözlemliyoruz-hiç bir şey mutlak kalmıyor-, bizim sorularımız milyonlarca yılda bu minik değişimlerin, uzamda oluşturduğu muazzam değişimlerin izini sürmektir ve bu zaten fosillerle yapılıyor, güncelde ise farklı coğrafyalarda aynı türün farklılıkları tespit ediliyor, araştırılıyor, farklı ortamların faktörleri irdeleniyor, kıyaslanıyor örneğin 10 derecelik bir ısı farkı, yükselti farkı canlıları nasıl etkiliyor, ne yönde zorluyor bakılıyor, sadece geçmişee dönük, şimdiye dair da bir dolu gözlem yapılıyor! sorun evrimin kabulü sorunu değil, fosillerin sınıflandırması, hangi aileye ait olduğu, soyunun devam edip etmediği, hangi dönemlerde ortaya çıktığı, kaybolduğu, ne tür değişimler geçirdiği, hangisinin, hangisine daha yakın, uzak olduğu..... İki konu birbirinden tamamen farklı, haliyle ortak tanrı lafzı bizim bu ifademize karşıt söylenemez, çünkü sizin önce canlı ile tanrı ilişkisini gözlemlemiş olmanız gerekir, gözlemlediniz mi -ki ilişki kuruyorsun?
Farazi tahminler öne sürdüğümü söylüyorsunuz. Aslında yaratıcı meselesi şu idi. Yani benzerliği ortak ata ile izah ediyorsanız, ortak yaratıcı ile de izah edilebilir ifadesi idi. Yani profesörlerin tartışması mesela buna dayanıyordu. Sen benzerliği ortak ata ile izah edersin, ben de yaratıcı derim demişti profesör. İşte aynı verilerin farklı yorumlanabileceğine böyle dikkat çekmişti.
Bakın çok güzel yerden girmişsiniz. Önce canlı ile tanrı ilişkisini kanıtlamak gerektiğini söylemiştiniz. Aslında aynı şey ortak ata için de geçerli. Yani benzerlik ile ortak atanın ilişkisinin gösterilmesi lazım. Tahmin ediliyor sadece. İşte buna karşılık söylenmiş bir şey zaten yaratıcı lafzı. Ergi Deniz Özsoy, genetik ve diğer benzerlikleri ortak ata ile açıklamıştı. Kovaryans matris adında bir yöntemden bahsetti. Bu yöntemle benzerlikleri tesbit ediyormuş. Bunları da ortak ataya kanıt olarak sundu. Karşısındaki profesör de ''Sen öyle izah edersin, ben de yaratıcı ile izah ederim.'' şeklinde bir itiraz getirmişti. Ergi Deniz Özsoy, benzerliğin neden ortak atayı gösterdiğini izah edemedi. Yani benzerlik ile ortak ata arasındaki ilişkiyi gösteremedi. Farazi biçimde ortak ataya yordu veriyi. Buna karşılık, karşısındaki profesör de ben de böyle açıklarım diye yaratıcıyı öne sürdü. Böyle bir tartışma yaşanmıştı. Yani yaratıcının sunulması ve itiraz bu şekilde gelişti. Olay bu. Yani benzerliğin ortak ata ile ilişkisi kanıtlanmadan ortak ataya yorulmuştu. Aynı mantıkla ortak yaratıcıya da yorarım diye karşı çıkmıştı işte profesör. Yani iyi yerden girdiniz. O yüzden benzerlik ile ortak ata arasındaki ilişkinin isbatlanması lazım. Ortak ata ve benzerlik arasındaki ilişki ne? Benzer olunca ortak atadan gelmeleri mi gerekiyor canlıların? Sebep? Bunun izahı nedir?
Hocam dediğim gibi değişime karşı çıkılmıyor zaten. Değişimin ne tür olduğu ifade ediliyor. Evrim ağacının evrim tanımını vermiştim. Yani nesiller içerisinde değişim olması lazım popülasyonda. Herhangi bir değişim değil. Şöyle de bir tanım vardı; Evrim, bir popülasyondaki özelliklerin görülme sıklığının değişimidir. Böyle de tanımlanıyor. Fakat dikkat etmemiz gereken noktalar var. Mesela bakteri üzerinden gideyim. Bakteri zamanla yani nesiller içerisinde birtakım değişikliklere uğrayabilir. Ama başka canlıya dönüşmesi ise bambaşka bir şeydir. Bakterinin nesiller içerisinde değişmesi, mandaya dönüşeceği veya dönüştüğü anlamına gelmez. Mandaya dönüşmüştür şeklinde bir iddia ortaya atılıyorsa onun ispatlanması lazım. Yani bakın değişimin ne tür ve ne ölçekte, ne boyutta ceryan ettiğine bakmamız lazım. Yani tür içinde değişim oluyor diye, bir tür farklı türlere dönüşecektir denemez. Gösterilmesi gereken değişim değildir. Bir türden, yeni türler, yeni cinsler, yeni familyalar, yeni takımların evrimleştiğinin gösterilmesi lazım. Yani bir türden bu kadar çeşitlilik çıkacak. Bir lafına takılmayın. Hadi 2 olsun. Onu takmayın. Sonuçta bir veya birden fazla türden bu kadar çeşitlilik çıktığıdır evrimin iddiası. İyi de bunun gözlemi var mı ne onu soruyorum. Yani evrim ağacının tanımladığı şekilde evrimin var olması, tek hücreliden çok hücreliye geçiş olacağı anlamına gelmez. Yani evrim ağacının tanımladığı şekilde evrim olup, bakteri hala bakteri olarak da kalabilir. Bakterinin aslana, kaplana, insana vs dönüşmesi zorunlu değildir. Değişim gerçektir ama sudan karaya geçiş ise iddiadır ve isbat gerekir. Ben de diyorum ki nedir kanıtlar? Nedir tespitler? Bunu konuşalım.
hasbin zeus, ama canlılar benzer ise ortak bir tanrıdan gelmiş olmalı-olamaz mı derken, üstelik bu lafzını da evrime karşı(bak teori değil evrim!) kullanırken pek bir eminsin? nedir bu tutarsızlık?
Evrim teorisi gaipten bir şey demiyor ki, ata dediğide canlı, değişip, dönüşümden söz ediliyor, yani alakasız-kopuk ilişki kurulmuyor. Sizde karşıt gelecekseniz, o halde canlıalrın değişip-dönüşmeyeceğini iddia etmeli, bu temelde yol almalısınız, değil mi?
Alakasız -sözde karşıt argümanın, karşıt olduğuyla alakasız- iddiaya gelirsek;
Benzer canlılar ortak tanrıya işaret ise;
Farklı tanrılar, farklı tanrılara işarettir.
farklı tanrılar benzer canlılarda üretmiş olabilir.
Hasılı kelime oyunlarının omurgası yoktur, kelime oyunlarını baz alanalrında omurgası yoktur, yoktur keyfiyet hakimdir, işine gelirse öyle, işine gelmezse böyledirler, yani öyle, böyledirler->fırıldak->soytarı.
Ben emin değilim, evrime inanıyorum ama gerçeği bilmek istiyorum. Ortaya atılan yorumları sundum sadece. Hangisi gerçek ya da gerçek ne bunu bilmek istiyorum. İnanmak değil, bilmek istiyorum.
Evrim teorisi gaipten bir şey demiyor demişsiniz. Gaip, görünmeyen bilinmeyen demektir. Ortak atayı gözlemlemiyorsak ve bilmiyorsak gaip olmuyor mu? Ben karşıt geldiğimi söylemiyorum. Bilmek istiyorum sadece. Alakasız ve kopuk ilişki kurulmuyor demişsiniz. Açıklanması gereken, benzerlik ile ortak atanın ilişkisinin ne olduğudur. Nedir bu ilişki? Vikipediye de baktığımızda benzerliklerden ortak ata sonucuna varıldığı yazıyor. Ama nasıl varıldığını yazmamışlar, detay yok. Ben de diyorum ki nasıl varılıyor? Ortak ata ile benzerliğin ilişkisi ne? Benzerlik, neden ortak atayı gösterir?
Konu Save The Day tarafından (16-03-2017 Saat 04:05 ) değiştirilmiştir.
Sebep: ekleme
Hocam tamam demek istediğinizi anlamaya çalışayım. Sayılar verip şu kadar olabilir demişsiniz. Ortak atanın sayısını bahsediyorsunuz sanırım. Yani tek olmak zorunda olmadığını ifade ediyorsunuz. Oysa ortak ifadesi bile tek olması gerektiğini gösteriyor.
Hımmm bir tür için ortak ata denirse o sadece 1 tane atadır, yani senle biz kardeşiz(anne, baba bir!)... Bir çarpıtmayı ne kadar uzattın böyle...
3.5 milyar yıl önce prokaryotik hücrelere ait fosiller bulunmuştur.
1.5 milyar yıl önce Ökaryotik hücreler
900-600 milyon yıl önce alglerin oluşumu..
Türler ve ortak ata dendiğinde sen bu ifadeleri sadece 1 ama tek birey olarak alamazsın, bu çarpıtmadır, orada ortaklık, sayısal birey adedi değil, türsel terimdir ve zincirin her bir halkası da özünde bir sonrakinin atasıdır, aktarıcısıdır(yani ayrımlar keskin farklar üzre(değişimlerin, niteliğe yansıdığı oran, eşik aşımı, bir havuza damlayan suyun çeyrekleri gibi) yapılıyorsa, bu sadece br birey anlamına gelmiyor ve aradakilerde atalıktan çıkmıyor. Canlılar yapılarını, kopyalıyorlar, tabiki bu durumda ilgili türler, ilgili türün kopyası, mirası üzerinden sınıflandırılacak, bazı bölgelerde ise hayatda kalma, sürdürebilme şansını bulamıyorlar, bulabilenler devam ederken, bulamayanlar kopyalama ve aktarım işi bittiği için devam edemiyorlar(Çernobil tüm dünyayı sarsaydı, bir kaç kat daha fazla etkiyle, insanda soyunu bu haliyle sürdürümez, nesiller de eğer uyum sağlayamazsa devam edemezdi, uyu sağlayıp devam edebilenler, uyumu sonraki nesillere aktaracağı için, sonraki nesillerin yeni ortama, koşula uyumunun atası sayılacaklardı, bu ifadelerden nasıl olurda andaval-alakasız sonuçlar çıkartılır anlamıyorum)...
İlk canlılar çok farklı ortamlarda, açığa çıkmış, ancak belirli ortamlarda sürdürebilirlik, uyum sağlamış(ki dünyanın yapısı, ısısı, termal durumu zamanla değişiyor!) basit yapılar. Burada ortak ata demek, sayısal anlamda 1 sadece 1 adetcşik tekil birey ifadesi değil ki, çarpıtmamalı, o yapılar dünyanın farklı ortamlarında, birbirinden izole, ilkel ama aynı olmayan basit yapılar, uyum üzre devam eden(bölge, coğrafya, ortam etkin) ile devam edemeyenlar, elenenler ve sürdürenler-kopyasını aktarabilenler ve her kopyadaki minik değişimlerde, diğer kopyaya aktarılan biçimde, böylece her aktarıcı, aktarılanın atası-...
Sana bir kitap linki verdim, okumadan yazışmayalım, tamam mı Save? Senin derdin üzüm yemek değil, eğip, bükmek, dalga, dümen, kelime oyunları...
SANA DEDİM Kİ dürüstçe cevap ver EVRİM filan karıştırma, benzerler ortak tanrıyı ise, farklı canlılarda farklı tanrıyı gösteriyor olmalı, farklı tanrılar benzerde üretebilir, üstelik canlılar ile tanrının ilişkisini kurabilmeniz lazım dedim, 3 oldu her defasında evrimi karıştırıyorsun-üstelik biz canlı ile canlının ilişkisini zaten kurabiliyorken, hemde her canlı kopyasını oluştrabilir-aktarabilirken, bunuda gözlemlediğimiz halde!! sanki kuramıyormuşuz gibi çarpıtıyorsun-, ben sana armuttan söz ediyorum sen nane ile fırıldaklık yapıyorsun(evrim yoktur diyorsun, o halde, evrimi katmayacaksın iddialarına, soruları kendi özgülünde cevaplayacaksın değil mi? Canlı ile tanrı ilişkisini nasıl kuruyorsun, gözlemliyor musun böyle bir şey, böyle bir olguya dair tek bir fikrin, bilgin var mı? Bırak evrimi, sorular özgül ve basit, hala bizi karıştırıyorsun, biz değişimi, canlıların birbiriyle olan miras ilişkisini zaten gözlemliyoruz)...
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Evrim zincirinde ortak ata ilişkisi zaten kurulmaktadır ve basittir, çünkü İLİŞKİ KURULAN CANLI VE CANLIDIR, canlıdan, canlıyadır, türdeştir! İKİ, canlılar KOPYA AKTARIM YAPIYORLAR, HALİYLE ZATEN İLİŞKİ ORTADA, ÇÖZÜMLENİP, TESPİT EDİLDİĞİ İÇİN İLİŞKİ DENİYOR... Örneğin senin kendin bile basitçe bu ilişkiyi kavrayabilirsin, kurabilirsin, ebeveynlerinle olan ilişkin, peki Zeus ile olan ilişkin nerede? İşte bundan bahsediyorum, böyle bir ilişkiye sahip değilsin ama kelime oyunlarında kullanıyorsun, hata, yanlış, akıl, mantık dışı...
Şimdi bir insan dürüst ise, kelime oyunlarıyla bir iki kelimeyle sözde olguları çürüttüğünü iddia ediyorsa, 2 yolumuz var, ya bu kişiye bu yaptığının hata olduğunu belirtmek -ki sana bu dört oldu belirtiyorum- ya da o kişinin tutumunun şebeklik olduğunu görüp ciddiye almamak.
Bu kadar basit şeyleri bu düzeyde çarpıtıp, eğip, büküp bulandırma yeteneğini göstermenin sebebi, derdinin üzüm yemek değil ortalığı kirletmek, karıştırmak olduğundandır, başka bir ifadesi, çözümü yok artık... Tanrı ile ilişki kuracaksan, sen evrimi karıştırmayacaksın. Evrim olgudur, dünyanın dönmesi gibi, ve orada kastedilen canlı türlerinin yine canlı türüyle olan ilişkisidir! Aklınla dalgamı geçiyorsun, yoksa bizi kandıracağını mı sanıyorsun?
Save The Day´isimli üyeden Alıntı
Evrim teorisi gaipten bir şey demiyor demişsiniz. Gaip, görünmeyen bilinmeyen demektir. Ortak atayı gözlemlemiyorsak ve bilmiyorsak gaip olmuyor mu? Ben karşıt geldiğimi söylemiyorum. Bilmek istiyorum sadece.
Evet o gaip görünmeyen, bilinmeyen, hayali argüman=tanrı...
Şu konuda dürüst olalım önce;
Benzer canlılar ortak tanrıyı gösterirse, kabul edilmelidir ki, farklı canlılarda farklı tanrıyı gösterir ve ayrıca farklı tanrıların benzer canlılar yaratamayacağına dairde ortada hiç bir veri, bilgi sunabildikleri yok, hasılı hiç birisi bilgiye dayanmıyor, kelime oyunu sadece...
Oysa gözlemlediğimiz her şey şimdi bile değişiyor, hiç bir şey mutlak, sabit kalmıyor.
Örneğin Çernobil kazası sonrası, bir çok insan anormal doğumlar yaşadı. Buradan da anlaşılıyor ki, ortam değişirse, canlıalrda olumlu-olumsuz etkilenebiliyor ve nesillerine bunu aktarıyor! Aktarılan nesil ise, aktarıcı ATA oluyor, yani birisi aktarılan, diğeri aktarandır, bu ilişkiyi kumaktan aciz olamazsınız. Burada değişen aslında, yani ilk değişim muhatabı, örneği anormal bebekler değil,değişim öncelikle ebeveynlerinde(ata bağlamında) gerçekleşmiştir, anormal doğumlar ise yansımasıdır, çünkü bunalr aslında birer kopyadırlar... işte ata kavramı, ifadesininde temelide bu zincirleme süreç yatar!
Ortak atayı gözlemliyor, biliyorsun, annen ve baban zincirin ilk halkası, biz görünen, bilinen, gözlemlenen, fosillerle incelenen canlılar arasında ilişki kuruyoruz, diğeri ise alakasız ilişki bağlamı olarak tanrı ile canlıalrın ilişkisine dayanıyor ama böyle bir ilişkiyi gözlemlemedikleri halde kuruyrlar ve karşıt argüman olarak dayattıkları ise EVRİM!
Evrim bir çıpıda olup biten değişim değildir, olay ufku ile karıştırılmamalı, 1 milyon adet ebeveyn düşüneceksin, 1 milyon, her biri bir diğerinin kopyası-zincirleme- 1 milyon nesil aktarımı 500.000 yıl sürdüyse, 500.000 yıldaki metabolik ve ortam değişkenleri-her türlü-, mirasın her bir zincirine aktarılmaktadır-kopyalanmaktadır-, hasılı nasıl ki ani değişken ortam örneği Çernobil'i verdim,ama miras-kopya aktarım, nesil sürecinde değişimler yansıdı ise, evrim olay ufkundan ziyade hem metabolik hemde ortam değişkenlerinin sürece yayılı değişimlerin etkileri ve yansıması üzerinedir. Evrim budur, özü budur, ama şu ya da bu 1 milyonluk bir nesil zinciri A türünün, 500.000 nolu ebeveyni ile 1 milyon nolu son nesili arasında geçen yıl, aradaki ortamdaki değişimler, türün kendi içindeki değişkenliği ve nesillere aktarımı vb araştırma, türe dair özel bir çalışma üzredir. Sen benim çalışmalarımı, masabaşında oturup kelime oyunu yaparak veya MİTOLOJİK masallar uydurup beğenmeyebilirsin, zira insan bu, eşekten çok daha ileri düzeyde keyfiyete sahiptir, lakin senin benim bu özel çalışmam ve açıklama çabamı(toeiriyi) beğenmemen, canlıların ortam değişkenliklerinden etkilendikleri(bunun için geçmişe gitmene gerek yok, şimdi yaşayan canlıalrı bir kuşak incelemen yeterli, Çernobil vakası yeterli, değişken ortamlarda, atmosferde, iklimlerde görünür etkiler belli) ve metabolik yapılarınında buna bağlı değişkenlik arzedebildiği ve bu değişimleride miras yollu, kopya olarak kalıtsal aktadırkları gerçeğini(EVRİMİ!) değiştiremezsin. Senin prof etiketiyle sözde adam diye sunduğun adamlar, bu basitçe anlattığım safsata, eşek keyfiyeti, soytarılığı kullnırken, sen onalrın oltasına geliyorsan, ben de sana bu 5 oldu açıklıyorsam, ama sen hala aynı şekilde bozuk, plak gibi ilgili hatalı yaklaşımı dayatıp, sürdürüyorsan, kusura bakmayacaksın ama sende de ciddi sorunalr mevcut. Dürüst değilsin, belli ki kendini şartladırmış ve burada kelime oyunalrı yaparak kendi ideolojik şartlanmanı, ağına düştüğün kelime oyunalrında açığa çıkan ahmaklığı(akıl, mantık-kıyas- kullanamamayı) meşrulaştırma çabasındasın.
Değişimi kimse inkar etmiyor diyorsun, bu ifaden yalan! Değişimi inkar etmeyen evrim olgusunu inkar edemez, etmez, birisi olay ufkudur ani değişimdir diğeri(evrim) süreç ufukudur sürece yayılmış değişimdir! Evrimi kabul etmeli(değişimi inkar etmeyen!), çünkü yoruma açık değildir, ama evrimin açıklanmasına dair itirazları, farklı yorumları olabilir, elbette olmalıdır da, ama bu yorumlarının kaynağı, dayanağı objektif temellere dayanmalı. (örneğin AIDS, Hepatit vb ebeveynlerden, çocuklara aktarılmaktadır, aktaran ata milyon yıllık zincirlemede bu sorunalra sahip değildir ki, değil mi, ama bir noktada metabolik yapı etkilenmiş, çeşitli kimyasallarla değişkenliğe uğramış veya fazlalık almış ve olduğu gibide nesile aktarmaktadır! haliyle zincirleme gidersek demek ki, ilgili aile köken olarak tarihin bir yerinde DEĞİŞMİŞ, DEĞİŞİKLİĞE, GİRDİ, ÇIKTILARA maruz kalmış)
Örneğin kanser->olgudur, bunu ret etmeyen birisi, kansere dair açıklamalar, ne olduğuna dair gözlem ve incelemeler, ifadeler, bulunan yöntemleri irdeleyebilir, eksik bulabilir, yetersiz bulabilir, bu halde KANSERİ ELEŞTİREMEZ, EVRİMİ DE ELEŞTİREMEZ, ama bu olgulara dair ifadeleri, yaklaşımları, açıklamaları eleştirebilir, bu durumda da eleştirmenden, ilgili teori açıklama ve yöntemlere dair geçerli yaklaşım sergilemesi beklenir, yöntemi eleştirip, KANSER DİYE BİR ŞEY YOKTUR DİYEN DEĞİL PROF, NE OLURSA OLSUN YA ÖKÜZÜN ÖNDE GİDENİDİR YA DA ALÇAĞIN DİBİ..
Önce karar vereceksiniz, siz evrim oglusuna mı karşısınız, teorisine mi? Verdiğim linkten işin en temelinden başla, o kitabı okumadan da lütfen bu konuları bu şekilde, 3-5 soytarının farazi, alakasız kelime oyunlarıyla kirletme, bir şeyi öğrenmek istiyorsan, bu tutumun, yöntemin yanlış, kendi, kendini öğrenmek istediğin şeyi, henüz öğrenmeden, yalan yanlış şartlandırmış oluyorsun...
-------------------------ÖZÜ---------------------------------------------
Bak ben sana basitçe aids, hepatit, çernobil, canlıların kopyalaması-aktarımından örneklerle söz ettim, ama bu detaydır, ben çıkıp ata veya aktarıcı dersem, bir cümlede sade halde kullanırsam sende evrime dair yeterli bilgi sahibi değilsen(kelime, kavramalrın nasıl oluştuğu, neye göre soyutlandığı, detayı bilmezsen) bu ifademi kopuk, mesnetsiz bir kelime olarak alabilir, sanabilirsin ve kendi, kendine kelime oyunları yapabilirsin... Ortak ata diyorsak, bu ifademizi biz senin öyle gaipde bir ata araman mantığıyla yapmıyoruz, sen amuda kaldırıp anlıyorsun, bizim başka bir ifade kullanma şansımız yok, çünkü canlıalrın-canlı ile olan ilişkisi, miras, kopyalama, aktarım, nesil üzre sürdüğü için, biz mecburen atadan söz etmek zorundayız, bir tercih, öyle gaipde bir iddia filan değil, mevcutun çözümlenmesinden doğan bir ifadedir! Anlamıyorsun, idrak etmiyorsun çünkü amacın karıştırmak, bir türlü öğrenmek istemiyorsun... yani biz hayali(!) bir kurguda bu kavramı üfürüp, bu güne gelerek, bu ifadeye sahip olmuyoruz, mevcutun aktarımlarından hareketle sahip oluyoruz ve geçmişe doğru yaptığımız ise ARAŞTIRMA esasıdır. tersinden gelmiyoruz, gerçek, senin yaptığın ve prof etiketli sömürgenlerce kandırıldığın gibi değil. Sen AIDS isen, ne olur? Aktarırsın, aktardığında aktarır, aktardığının, aktarılanı da aktarır(böylece aktardığın, aktarılanlar üzre evrilir! aktarır-evirir, bu evrilme kavramının en yalın, basit halidir), çünkü canlı ile canlı ilişkisinde biz aktarımı zaten görüyor ve biliyoruz(bu sebeple ata kavramını yerli yerine oturtuyor ve zincire bakıyoruz-bakmaya çalışıyoruz, biz bilmesekde nesillerin ataları mevcut çünkü gözlemlediğimiz canlıalr kopyalama üsülü aktarıyor, bunu buradan çıkartıyor ve anlıyoruz, idrak ediyoruz, farazi değil! Çarpıtan soytarıların öne sürdüğü gibi GAİPTEN bir ifade değil bu? Bu halde 30 nesil sonra aktarım devam etmişse, biz o zaman elbette yine aktarım diyecek ve imkanlarımızı kullanarak nerede, hangi nesilde başladı bu değişim, hangi nesiller aktardı(ata) bulmaya çalışacağız. bu ayrı, ama aktarımı görüp, zincirleme ata bağlamında ortak ataya ulaşmak ayrı. Tersinden gelmiyoruz, mevcutdan gidiyoruz, geçmişten gelerek yapmıyoruz, mevcudun gözlemi üzerinden geçmişe giderek yapmaya çalışıyoruz. Sen ise ifadeyi ters çeviriyorsun, defalarca çarpıtıyorsun diyorum, kime diyorum?...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Konu spartacus tarafından (16-03-2017 Saat 18:58 ) değiştirilmiştir.
O konuşmayacak da kim konuşacak. Prof yazması yeter.
Evrim teorisinin okullarda yasaklandığı bir ortamda dinci hükümet eli ile yerleştirilmiş bu adamın bilimle uzaktan yakından alakası yoktur.
Save The Day´isimli üyeden Alıntı
Biz gözlemlenebilir kanıtlara odaklanalım. Lenski deneyine bir dolu itiraz var. Bakteri hala bakteri olarak kalmış. Başka canlıya dönüşmemiş. İşte bakterinin hala bakteri olarak kalmasından hareketle gözlemlenebilir bir kanıt olmadığı için evrim inançtır deniyor. Türlerin değişimi hakkında gözlemlenebilir bir kanıt sunar mısın? Bu işin uzmanları bile cevap veremiyor. Deney falan diye geçiştirmeye çalışmamak lazım. Kanıt olmayınca araya yorum atmayın. Gözlemlenebilir kanıt söyleyin.
save burada niyetin anlamakmış gibi konuşuyorsun ama anlamamak için yırtınıyorsun resmen.
Sanki küçük bir çocuk gelmiş de "O neee, bu neee?" diye soruyor, insanlar anlattıkça bizim küçük çocuk "Anlamadıııım kiii, anlamadıım kiii" diye oyun haline getiriyor.
Lenski deneyine laf ediyorsun, bu deneyde yeni bir bakteri türünün evrimleştiği gözlemlenmiştir.
Şimdi sen söyle bakalım bu gözlemi inkar edip bu bakterileri o tüplerin içinde tanrı mı yaratmıştır diyorsun?
Bir de mikro yaratılış ve makro yaratılış var mı?
Mesela bakterilerin türlerini tanrı yaratmaktadır bu mikro yaratılıştır ama makro yaratılış yoktur diyor musun?
Hımmm bir tür için ortak ata denirse o sadece 1 tane atadır, yani senle biz kardeşiz(anne, baba bir!)... Bir çarpıtmayı ne kadar uzattın böyle...
3.5 milyar yıl önce prokaryotik hücrelere ait fosiller bulunmuştur.
1.5 milyar yıl önce Ökaryotik hücreler
900-600 milyon yıl önce alglerin oluşumu..
Türler ve ortak ata dendiğinde sen bu ifadeleri sadece 1 ama tek birey olarak alamazsın, bu çarpıtmadır, orada ortaklık, sayısal birey adedi değil, türsel terimdir ve zincirin her bir halkası da özünde bir sonrakinin atasıdır, aktarıcısıdır(yani ayrımlar keskin farklar üzre(değişimlerin, niteliğe yansıdığı oran, eşik aşımı, bir havuza damlayan suyun çeyrekleri gibi) yapılıyorsa, bu sadece br birey anlamına gelmiyor ve aradakilerde atalıktan çıkmıyor. Canlılar yapılarını, kopyalıyorlar, tabiki bu durumda ilgili türler, ilgili türün kopyası, mirası üzerinden sınıflandırılacak, bazı bölgelerde ise hayatda kalma, sürdürebilme şansını bulamıyorlar, bulabilenler devam ederken, bulamayanlar kopyalama ve aktarım işi bittiği için devam edemiyorlar(Çernobil tüm dünyayı sarsaydı, bir kaç kat daha fazla etkiyle, insanda soyunu bu haliyle sürdürümez, nesiller de eğer uyum sağlayamazsa devam edemezdi, uyu sağlayıp devam edebilenler, uyumu sonraki nesillere aktaracağı için, sonraki nesillerin yeni ortama, koşula uyumunun atası sayılacaklardı, bu ifadelerden nasıl olurda andaval-alakasız sonuçlar çıkartılır anlamıyorum)...
İlk canlılar çok farklı ortamlarda, açığa çıkmış, ancak belirli ortamlarda sürdürebilirlik, uyum sağlamış(ki dünyanın yapısı, ısısı, termal durumu zamanla değişiyor!) basit yapılar. Burada ortak ata demek, sayısal anlamda 1 sadece 1 adetcşik tekil birey ifadesi değil ki, çarpıtmamalı, o yapılar dünyanın farklı ortamlarında, birbirinden izole, ilkel ama aynı olmayan basit yapılar, uyum üzre devam eden(bölge, coğrafya, ortam etkin) ile devam edemeyenlar, elenenler ve sürdürenler-kopyasını aktarabilenler ve her kopyadaki minik değişimlerde, diğer kopyaya aktarılan biçimde, böylece her aktarıcı, aktarılanın atası-...
Sana bir kitap linki verdim, okumadan yazışmayalım, tamam mı Save? Senin derdin üzüm yemek değil, eğip, bükmek, dalga, dümen, kelime oyunları...
SANA DEDİM Kİ dürüstçe cevap ver EVRİM filan karıştırma, benzerler ortak tanrıyı ise, farklı canlılarda farklı tanrıyı gösteriyor olmalı, farklı tanrılar benzerde üretebilir, üstelik canlılar ile tanrının ilişkisini kurabilmeniz lazım dedim, 3 oldu her defasında evrimi karıştırıyorsun-üstelik biz canlı ile canlının ilişkisini zaten kurabiliyorken, hemde her canlı kopyasını oluştrabilir-aktarabilirken, bunuda gözlemlediğimiz halde!! sanki kuramıyormuşuz gibi çarpıtıyorsun-, ben sana armuttan söz ediyorum sen nane ile fırıldaklık yapıyorsun(evrim yoktur diyorsun, o halde, evrimi katmayacaksın iddialarına, soruları kendi özgülünde cevaplayacaksın değil mi? Canlı ile tanrı ilişkisini nasıl kuruyorsun, gözlemliyor musun böyle bir şey, böyle bir olguya dair tek bir fikrin, bilgin var mı? Bırak evrimi, sorular özgül ve basit, hala bizi karıştırıyorsun, biz değişimi, canlıların birbiriyle olan miras ilişkisini zaten gözlemliyoruz)...
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Evrim zincirinde ortak ata ilişkisi zaten kurulmaktadır ve basittir, çünkü İLİŞKİ KURULAN CANLI VE CANLIDIR, canlıdan, canlıyadır, türdeştir! İKİ, canlılar KOPYA AKTARIM YAPIYORLAR, HALİYLE ZATEN İLİŞKİ ORTADA, ÇÖZÜMLENİP, TESPİT EDİLDİĞİ İÇİN İLİŞKİ DENİYOR... Örneğin senin kendin bile basitçe bu ilişkiyi kavrayabilirsin, kurabilirsin, ebeveynlerinle olan ilişkin, peki Zeus ile olan ilişkin nerede? İşte bundan bahsediyorum, böyle bir ilişkiye sahip değilsin ama kelime oyunlarında kullanıyorsun, hata, yanlış, akıl, mantık dışı...
Şimdi bir insan dürüst ise, kelime oyunlarıyla bir iki kelimeyle sözde olguları çürüttüğünü iddia ediyorsa, 2 yolumuz var, ya bu kişiye bu yaptığının hata olduğunu belirtmek -ki sana bu dört oldu belirtiyorum- ya da o kişinin tutumunun şebeklik olduğunu görüp ciddiye almamak.
Bu kadar basit şeyleri bu düzeyde çarpıtıp, eğip, büküp bulandırma yeteneğini göstermenin sebebi, derdinin üzüm yemek değil ortalığı kirletmek, karıştırmak olduğundandır, başka bir ifadesi, çözümü yok artık... Tanrı ile ilişki kuracaksan, sen evrimi karıştırmayacaksın. Evrim olgudur, dünyanın dönmesi gibi, ve orada kastedilen canlı türlerinin yine canlı türüyle olan ilişkisidir! Aklınla dalgamı geçiyorsun, yoksa bizi kandıracağını mı sanıyorsun?
Evet o gaip görünmeyen, bilinmeyen, hayali argüman=tanrı...
Şu konuda dürüst olalım önce;
Benzer canlılar ortak tanrıyı gösterirse, kabul edilmelidir ki, farklı canlılarda farklı tanrıyı gösterir ve ayrıca farklı tanrıların benzer canlılar yaratamayacağına dairde ortada hiç bir veri, bilgi sunabildikleri yok, hasılı hiç birisi bilgiye dayanmıyor, kelime oyunu sadece...
Oysa gözlemlediğimiz her şey şimdi bile değişiyor, hiç bir şey mutlak, sabit kalmıyor.
Örneğin Çernobil kazası sonrası, bir çok insan anormal doğumlar yaşadı. Buradan da anlaşılıyor ki, ortam değişirse, canlıalrda olumlu-olumsuz etkilenebiliyor ve nesillerine bunu aktarıyor! Aktarılan nesil ise, aktarıcı ATA oluyor, yani birisi aktarılan, diğeri aktarandır, bu ilişkiyi kumaktan aciz olamazsınız. Burada değişen aslında, yani ilk değişim muhatabı, örneği anormal bebekler değil,değişim öncelikle ebeveynlerinde(ata bağlamında) gerçekleşmiştir, anormal doğumlar ise yansımasıdır, çünkü bunalr aslında birer kopyadırlar... işte ata kavramı, ifadesininde temelide bu zincirleme süreç yatar!
Ortak atayı gözlemliyor, biliyorsun, annen ve baban zincirin ilk halkası, biz görünen, bilinen, gözlemlenen, fosillerle incelenen canlılar arasında ilişki kuruyoruz, diğeri ise alakasız ilişki bağlamı olarak tanrı ile canlıalrın ilişkisine dayanıyor ama böyle bir ilişkiyi gözlemlemedikleri halde kuruyrlar ve karşıt argüman olarak dayattıkları ise EVRİM!
Evrim bir çıpıda olup biten değişim değildir, olay ufku ile karıştırılmamalı, 1 milyon adet ebeveyn düşüneceksin, 1 milyon, her biri bir diğerinin kopyası-zincirleme- 1 milyon nesil aktarımı 500.000 yıl sürdüyse, 500.000 yıldaki metabolik ve ortam değişkenleri-her türlü-, mirasın her bir zincirine aktarılmaktadır-kopyalanmaktadır-, hasılı nasıl ki ani değişken ortam örneği Çernobil'i verdim,ama miras-kopya aktarım, nesil sürecinde değişimler yansıdı ise, evrim olay ufkundan ziyade hem metabolik hemde ortam değişkenlerinin sürece yayılı değişimlerin etkileri ve yansıması üzerinedir. Evrim budur, özü budur, ama şu ya da bu 1 milyonluk bir nesil zinciri A türünün, 500.000 nolu ebeveyni ile 1 milyon nolu son nesili arasında geçen yıl, aradaki ortamdaki değişimler, türün kendi içindeki değişkenliği ve nesillere aktarımı vb araştırma, türe dair özel bir çalışma üzredir. Sen benim çalışmalarımı, masabaşında oturup kelime oyunu yaparak veya MİTOLOJİK masallar uydurup beğenmeyebilirsin, zira insan bu, eşekten çok daha ileri düzeyde keyfiyete sahiptir, lakin senin benim bu özel çalışmam ve açıklama çabamı(toeiriyi) beğenmemen, canlıların ortam değişkenliklerinden etkilendikleri(bunun için geçmişe gitmene gerek yok, şimdi yaşayan canlıalrı bir kuşak incelemen yeterli, Çernobil vakası yeterli, değişken ortamlarda, atmosferde, iklimlerde görünür etkiler belli) ve metabolik yapılarınında buna bağlı değişkenlik arzedebildiği ve bu değişimleride miras yollu, kopya olarak kalıtsal aktadırkları gerçeğini(EVRİMİ!) değiştiremezsin. Senin prof etiketiyle sözde adam diye sunduğun adamlar, bu basitçe anlattığım safsata, eşek keyfiyeti, soytarılığı kullnırken, sen onalrın oltasına geliyorsan, ben de sana bu 5 oldu açıklıyorsam, ama sen hala aynı şekilde bozuk, plak gibi ilgili hatalı yaklaşımı dayatıp, sürdürüyorsan, kusura bakmayacaksın ama sende de ciddi sorunalr mevcut. Dürüst değilsin, belli ki kendini şartladırmış ve burada kelime oyunalrı yaparak kendi ideolojik şartlanmanı, ağına düştüğün kelime oyunalrında açığa çıkan ahmaklığı(akıl, mantık-kıyas- kullanamamayı) meşrulaştırma çabasındasın.
Değişimi kimse inkar etmiyor diyorsun, bu ifaden yalan! Değişimi inkar etmeyen evrim olgusunu inkar edemez, etmez, birisi olay ufkudur ani değişimdir diğeri(evrim) süreç ufukudur sürece yayılmış değişimdir! Evrimi kabul etmeli(değişimi inkar etmeyen!), çünkü yoruma açık değildir, ama evrimin açıklanmasına dair itirazları, farklı yorumları olabilir, elbette olmalıdır da, ama bu yorumlarının kaynağı, dayanağı objektif temellere dayanmalı. (örneğin AIDS, Hepatit vb ebeveynlerden, çocuklara aktarılmaktadır, aktaran ata milyon yıllık zincirlemede bu sorunalra sahip değildir ki, değil mi, ama bir noktada metabolik yapı etkilenmiş, çeşitli kimyasallarla değişkenliğe uğramış veya fazlalık almış ve olduğu gibide nesile aktarmaktadır! haliyle zincirleme gidersek demek ki, ilgili aile köken olarak tarihin bir yerinde DEĞİŞMİŞ, DEĞİŞİKLİĞE, GİRDİ, ÇIKTILARA maruz kalmış)
Örneğin kanser->olgudur, bunu ret etmeyen birisi, kansere dair açıklamalar, ne olduğuna dair gözlem ve incelemeler, ifadeler, bulunan yöntemleri irdeleyebilir, eksik bulabilir, yetersiz bulabilir, bu halde KANSERİ ELEŞTİREMEZ, EVRİMİ DE ELEŞTİREMEZ, ama bu olgulara dair ifadeleri, yaklaşımları, açıklamaları eleştirebilir, bu durumda da eleştirmenden, ilgili teori açıklama ve yöntemlere dair geçerli yaklaşım sergilemesi beklenir, yöntemi eleştirip, KANSER DİYE BİR ŞEY YOKTUR DİYEN DEĞİL PROF, NE OLURSA OLSUN YA ÖKÜZÜN ÖNDE GİDENİDİR YA DA ALÇAĞIN DİBİ..
Önce karar vereceksiniz, siz evrim oglusuna mı karşısınız, teorisine mi? Verdiğim linkten işin en temelinden başla, o kitabı okumadan da lütfen bu konuları bu şekilde, 3-5 soytarının farazi, alakasız kelime oyunlarıyla kirletme, bir şeyi öğrenmek istiyorsan, bu tutumun, yöntemin yanlış, kendi, kendini öğrenmek istediğin şeyi, henüz öğrenmeden, yalan yanlış şartlandırmış oluyorsun...
-------------------------ÖZÜ---------------------------------------------
Bak ben sana basitçe aids, hepatit, çernobil, canlıların kopyalaması-aktarımından örneklerle söz ettim, ama bu detaydır, ben çıkıp ata veya aktarıcı dersem, bir cümlede sade halde kullanırsam sende evrime dair yeterli bilgi sahibi değilsen(kelime, kavramalrın nasıl oluştuğu, neye göre soyutlandığı, detayı bilmezsen) bu ifademi kopuk, mesnetsiz bir kelime olarak alabilir, sanabilirsin ve kendi, kendine kelime oyunları yapabilirsin... Ortak ata diyorsak, bu ifademizi biz senin öyle gaipde bir ata araman mantığıyla yapmıyoruz, sen amuda kaldırıp anlıyorsun, bizim başka bir ifade kullanma şansımız yok, çünkü canlıalrın-canlı ile olan ilişkisi, miras, kopyalama, aktarım, nesil üzre sürdüğü için, biz mecburen atadan söz etmek zorundayız, bir tercih, öyle gaipde bir iddia filan değil, mevcutun çözümlenmesinden doğan bir ifadedir! Anlamıyorsun, idrak etmiyorsun çünkü amacın karıştırmak, bir türlü öğrenmek istemiyorsun... yani biz hayali(!) bir kurguda bu kavramı üfürüp, bu güne gelerek, bu ifadeye sahip olmuyoruz, mevcutun aktarımlarından hareketle sahip oluyoruz ve geçmişe doğru yaptığımız ise ARAŞTIRMA esasıdır. tersinden gelmiyoruz, gerçek, senin yaptığın ve prof etiketli sömürgenlerce kandırıldığın gibi değil. Sen AIDS isen, ne olur? Aktarırsın, aktardığında aktarır, aktardığının, aktarılanı da aktarır(böylece aktardığın, aktarılanlar üzre evrilir! aktarır-evirir, bu evrilme kavramının en yalın, basit halidir), çünkü canlı ile canlı ilişkisinde biz aktarımı zaten görüyor ve biliyoruz(bu sebeple ata kavramını yerli yerine oturtuyor ve zincire bakıyoruz-bakmaya çalışıyoruz, biz bilmesekde nesillerin ataları mevcut çünkü gözlemlediğimiz canlıalr kopyalama üsülü aktarıyor, bunu buradan çıkartıyor ve anlıyoruz, idrak ediyoruz, farazi değil! Çarpıtan soytarıların öne sürdüğü gibi GAİPTEN bir ifade değil bu? Bu halde 30 nesil sonra aktarım devam etmişse, biz o zaman elbette yine aktarım diyecek ve imkanlarımızı kullanarak nerede, hangi nesilde başladı bu değişim, hangi nesiller aktardı(ata) bulmaya çalışacağız. bu ayrı, ama aktarımı görüp, zincirleme ata bağlamında ortak ataya ulaşmak ayrı. Tersinden gelmiyoruz, mevcutdan gidiyoruz, geçmişten gelerek yapmıyoruz, mevcudun gözlemi üzerinden geçmişe giderek yapmaya çalışıyoruz. Sen ise ifadeyi ters çeviriyorsun, defalarca çarpıtıyorsun diyorum, kime diyorum?...
Yok hocam birey demiyorum. Ortak ata dediğim tek birey değil, tür veya popülasyon. İlk başta tek bir birey oluşmuşsa bile bu birey çoğalmıştır aktarım ile. Yani popülasyonu meydana getirmiştir. İşte ilk oluşan canlı. İşte bütün canlılık bu ilk oluşan türden yani ilk oluşan atadan geliyor deniyor. Çarpıtmıyorum. Vikipedi alıntısı bile yaptım.
Hocam tanrıyı soruyorsunuz. Farklı canlılar, farklı tanrıları işaret eder demektesiniz. İyi de farklı canlı yokki. Bütün canlıların birbirine benzediği söyleniyor. Tanrı ile canlı ilişkisini kendi özgülünde kur diyorsunuz. Yahu evrime karışmadan olmuyor. İkisini bir ele alalım. Evrime karşı olarak söylenmiş bir söz aslında. Nasıl bağımsız ele alacağız? Evrime karşı görüş olarak sunuluyor. Hocam siz canlı ile canlı ilişkisini kurduğunuzu söylüyorsunuz. Evet ama ne ölçekte olduğu önemli. Aktarım, tür içinde ceryan eden bir olgudur. Yani genetik. Fakat farklı türlerin üreme bağlantısı yoktur. İşte mesele de burada kitleniyor. Alakasız türleri akraba ve ortak ataya sahip diye benzerliklerden yola çıkarak buldularsa yani ilişkisi olmayan türleri ortak ataya yorumluyorlarsa, ben de yaratıcı ile izah ederim gibi bir durum olmuştu TV programında. Yani karşıdaki adam da ilişkiyi kuramadan ortak ataya başvuruyordu. Benzerliğin neden ortak atayı gösterdiğini izah edememişti. İşte ona cevap olarak yaratıcı öne sürüldü. Yani özgülünde ele alınacak bir şey değil. Diğeriyle aynı mantığa dayanan bir şey. Siz aktarımı görüyorsunuz ama nerde görüyorsunuz? Tür içinde görüyorsunuz. Yani insan, insan doğuruyor kedi kedi doğruyor, sincap sincap doğuruyor, ayı ayı doğuruyor. Ayı, insan doğurmuyor. Aralarında ilişkiyi görmüyoruz. Sadece benzediklerini görüyoruz. Siz aynı tür içerisinde aktarım ilişkisi kurabilirsiniz ancak. İşte arada kopuklu olunca karşıdaki adam da yaratıcı ile açıklayabiliyor. Çünkü ortak ata isbatlanmamış, o zaman yaratıcı sunulabiliyor. Sizin yazdıklarınızı okudum. Aktarımdan falan bahsetmişsiniz. Dediğim gibi aktarım, tür içinde olan bir şey. Yılan, insan doğurmuyor. Yılanın yavrusu yine yılan. Bir türün ise bambaşka bir türe dönüştüğünü görmedik. Yani yılan aktarırken her bir nesildeki değişimler birikerek en sonunda insan mı doğuracak ya da başka tür mü doğuracak? Yani bu değişimlerin birikip de bambaşka bir türe evrilme görmedik. Alakasız türleri akraba diye neye dayanarak biraraya getiriyorsunuz ki? O türler arasındaki ilişkiyi gösterdiniz mi? Göstermek için benzerlik sunuluyor ama benzerlik diye kalıyor havada. Benzerlik ile türlerin ortak atadan türeme meselesinin ilişkisi gösterilmiyor. Sizin gösterdikleriniz yalnızca tür içindedir. Bir insan ile yılan üreyemez. Gördünüz mü aralarında üreme ilişkisi yok. O zaman akrabalık da yok. O zaman ortak atadan da geldiklerine dair bir kanıt yok elimizde. O zaman neye dayanarak benzerliği ortak ataya yordunuz? İnsan, insandan geliyor, yılan da yılandan geliyor. İnsanla yılan arasındaki bağlantıyı ispatladınız mı ki ortak ata diyorsunuz? Yılanla insanın ortak atası olduğuna nereden varıyorsunuz? Bu arada yılanla insan örnektir. Yani bu türler arasındaki ilişki ortaya koyulmadan farazi biçimde benzerlikler ortak ataya yoruluyor. O zaman yaratıcıya da yorulabilir. Yaratıcı, karşı görüş olarak sunulmuş. Siz farklı türlerin birbirleriyle akraba olup ortak atadan gelme ilişkisini göstermediniz ki. Hem benzerliğin ortak atadan gelmeye ve akraba olmaya dair kanıt olup olmadığı izah edilmedi. İşte ilişkiyi siz de kurmadınız aslında. Siz sadece tür içindeki ilişkiyi kurabilirsiniz, bugün gördüğümüz de budur. Farklı türler arasında üreme yok. Akraba değiller. O zaman ortak ataları da olmaz ki. İşte ilişki kurulmadan ortak ataya yoruluyorsa, yaratıcıya da yorulabilir.
Çernobil örneği veriyorsunuz. Çernobilde insanların genetiği değişmiş. İşte bu örneği evrime karşı olarak sunuyorlar hocam. Genetiği değişmiş insanlar, yavrularına aktarım yaparken farklı bir tür mü doğurmuşlar? Yine insan doğmuş ama sakat doğmuş. Yani değişmiş ama yeni bir tür ortaya çıkmamış. Hastalıklı ve sakat bireyler dünyaya gelmiş. Bunlar uyum sağlayamazlar zaten. Acı çekerler, doğru düzgün yaşayamazlar bile. Böyle sakatlıklarla evrim gerçekleşmez. Sakatlık ve hastalık olmaması lazım. Buna dayanarak deniyor ki, canlıların genetiği değişirse sakatlanırlar, ölürler ve zararlıdır diyorlar. Genetik değişerek, yeni türler ortaya çıkmaz diyorlar. Ama bazı yararlı genetik mutasyonlar sunulabiliyor inanılmaz az da olsa. %1 gibi bir şey anca sunulabilir. Ama o kadar nadir ve az faydalı mutasyonlar da, bu kadar çeşitliliği meydana getiremez deniyor. Hatta programda bu tartışılmıştı. Evrimi savunan akademisyenler ise nadir değil çok daha sık diye veriler sundular. Turan Güven, değişim türün sınırları içerisinde kalır ve değişebilirlik katsayısı vardır diye savunma yaptı. Kendisine kanıt sorulduğunda ise o kadar mutasyon oluyor da ne oluyor insan yine insan olarak kalıyor diye savunma yaptı. Yani sizin sunduğunuz ortak ata modeli gaiptir. Yaratıcı ile aynı mantığa dayanıyor. Türleri birarada toplayan bir ortak atadan bahsediliyor. Yani bütün canlıların ortak atası imiş. Bakteri benzeri bişeymiş. İyi de aktarım tür içinde meydana gelir. Bakteriden, insan çıkmaz ki. Yani türler birbirlerinden ayrıdır. Dediğim gibi bugün bizim gördüğümüz şey insan insan doğurur. Farklı canlı doğurmaz. Genetiği değişirse de sakat bir canlı doğabilir. İşte buradan da şuraya geliyoruz. Bir başka profesör de şunu diyordu. Kuş kuş olması için, kaplan kaplan olması için, insan insan olması için dizayn edilmiş diyordu. Çünkü bakıyorsunuz bu türler birbirleriyle üreyemiyorlar. Genetikleri değişince yeni tür çıkmıyor, sakat bireyler doğuyor. Genetikleri farklı ve akrabalık ilişkileri yok, üreme ilişkileri yok. O yüzden ayrı yaratılışa da gidiyorlar buradan. Bu canlılar arasındaki bağlantıyı nasıl kuruyorsunuz?
bugün görüyoruz ki insan dediğimiz canlı, yine insan doğuruyor.
Ama doğuranla doğan şey tamamen aynı olmuyor.!
Sen, anne ve babanın genetik karışımına sahip oluyorsun. Bu şekilde evrimsel çeşitlilik artıyor ve türün hayatta kalması kolaylaşıyor.
Bölünerek de çoğalabilirdik, ama genetik materyal tek çeşit devam edeceği için çeşitlilik azalırdı.
Yani sen, annenle babanın evrilmiş halisin. Değişime uğramış yeni bir şeysin.
İnsanın doğurduğuna yine insan dersek, canlının doğurduğu da yine canlıdır.
Canlılık sınıflandırması da insan sınıflandırması gibidir.
Canlılık bir sınıflama metodu olduğu için bir aileyi ifade eder, yani tüm canlılar canlı olmalarından dolayı aynı ailedendir ve akrabadır.
Bütün insanların insan olmalarından dolayı akraba sayılmaları gibi.
Sen, anne ve babanın genetik karışımına sahip oluyorsun. Bu şekilde evrimsel çeşitlilik artıyor ve türün hayatta kalması kolaylaşıyor.
Bölünerek de çoğalabilirdik, ama genetik materyal tek çeşit devam edeceği için çeşitlilik azalırdı.
Yani sen, annenle babanın evrilmiş halisin. Değişime uğramış yeni bir şeysin.
İnsanın doğurduğuna yine insan dersek, canlının doğurduğu da yine canlıdır.
Canlılık sınıflandırması da insan sınıflandırması gibidir.
Canlılık bir sınıflama metodu olduğu için bir aileyi ifade eder, yani tüm canlılar canlı olmalarından dolayı aynı ailedendir ve akrabadır.
Bütün insanların insan olmalarından dolayı akraba sayılmaları gibi.
Varsayım ve tahminleri gerçek gibi sunmaya çalışmışsın. Sen annen ve babanın aynısı değilsin evet. Fakat farklı bireylerin olması, evrimin kanıtı değil. Evrimin kanıtı için dört ayaklı kuyruklu maymunların insana dönüştüğünü göstermen gerekir. Gördün mü? Görmedin. O zaman neden varsayımları gerçek gibi göstermeye çalışıyorsun? Canlının doğurduğu canlı ama yılan insan doğurmuyor. Aralarında ayrım var. Üreyemiyorlar. İşte o yüzden akraba değiller. Ortak ataları yok. Üreme ilişkileri yok. Yılanla üreyebiliyor musun? Hayır üreyemiyorsun. Bütün canlıların akraba olduğunu görmedin. Geçmişte de yaşamadın ama tahmin ediyorsun. Denebilir ki insan insan olması için, yılan da yılan olması için tasarlanmıştır da denebilir. Sonuçta ortak atadan türediklerini görmedin ki. Ayrı olarak yaratılmışlar da denebilir. Kanıt da benzerliklerdir. Ortak bir ustanın elinden çıkmışlardır diye de açıklanabilir. Bütün canlıların tek bir atadan geldiğini nerden gördün? Canlı canlıdan geliyor diyorsun ama bütün canlılar birbirleriyle üreyemiyor. Hepsi akraba değil. Bunlar farklı gruplar. Anne ve babandan gelmek evrim değil. Evrim için 4 ayaklı kuyruklu maymunların, insana dönüştüğünü göstermen lazım. Anladığımız anlamda evrim budur. İnsan farklı birey doğuruyor diye, maymundan geldiği anlamına gelmez. İkisi ayrıdır. Canlı canlı doğuruyor diye, yılanın insan doğurduğu anlamına gelmez. Hiçbirini görmedin. Varsayım yapıyorsun. O zaman yaratılışla da açıklanabilir. Canlılar birbirlerinden ayrı ve üreyemiyorlar. Aynı tür üreyebliyor sadece. Denebilir ki türlerin ilk bireyleri yaratılmıştır ve onlar da üreyerek devam etmişlerdir. Yani Adem ve Havva meselesi işte. Adem ve Havva yaratılmıştır ve üreyerek biz insanları meydana getirmiştir. Bu da uyuyor. Diğer canlılarla ilişkiyi gösteremiyorsun. Varsayım yapıyorsun sadece.
Şu an karşımda görüyorum. Bu soruyu soranın bir insan olması, maymunlarla akraba olduğumuzun kanıtı sayılabilir.
Sayılamaz. Maymunların dikelerek insana dönüştüğünün gözlemi gerekir ki hiçkimse görmedi. Hani halk arasında meşhur soru varya. İnsanlar maymundan geliyorsa, şimdiki maymunlar neden insan olmuyor? Olmazlar çünkü üreyemezler. Akraba değiller. İlişkileri yok. Birbirlerine geçiş yapma durumları yok. Sadece benzerliğinden yola çıkarak tahmin ediyorsun. Benzer olacak şekilde, ayrı ayrı yaratılmışlar da denebilir ki deniyor da. Benzer olması neden ortak atadan türediklerine kanıt olsun bunun açıklanması lazım işte.