Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Felsefik Tartışmalar

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #9  
Alt 24-10-2018, 02:33
"ictenlik" - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
"ictenlik" "ictenlik" isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
Standart

Böyle bir yorum yazmak istememekle ve bu yorumu yazma konusunda çekimser olmakla birlikte;
Bu söylediklerim alegori vb. yolla dediğini aktarabilmek için kurgulanmış olacak. yani içerik tam olarak bağdaşmayabilir, bilişsel hatalar olabilir, içerebilir. Sonuç olarak bir kavram vermek ya da kendince bir çıktı üretmek üzerine..
deneysel bir yorum olacak-iki yorum gibi...

Pek çok durumda; bilimsel sorgulama ve bilimsel şüphecilik sonucu (Minions'un yeni sahip arayışı ve kipi gibi) 'Teoloji'nin taban aldığı 'Tanrı' kavramı ya da teolojik tabanın kullandığı Tanrı kavramının yerini 'Madde', 'Evren' gibi kavramların aldığı ve teolojik ya da monoteistik olarak sözedilen tabanın aslında yenilenmediğini ve bırakılmadığını ve zihinsel düzeyde gerçekten temizlenmediğini ve ayıklanmadığını yeni bilgi yapılandırılmadığını ve ileri gidilemediğini söylemek bilmiyorum ne kadar doğru ya da ne kadar cazip olur.
Kişi dışında bir güç arıyor ve belki de maddeyi ya da varlık ya da Evreni dışallaştırıyor/olgulaştırıyor. Burada bir bütüncülük belki kuramıyor.

Küre üzerinde yaşama örneğini veriyoruz. Bu keşif yeni. ve eskiden yer dipti ve yere bitişikti-sonsuz bir yere bitişikti. Bir çok kurumsal felsefe algısı içinde böyle ..ve belki de bu kurumsal tabanı yineliyorlardır...
Örneğin bir kürenin içinde değiliz ve küre tarafından sarılmıyor ve kuşatılmıyoruz. Boşluk bizi kuşatırken okyanus tarafından kuşatılan balık kadar içerdelik duymuyor olabiliriz. Bunu anlatayı deneyeceğim...
Aidiyetlik duygumuz belki de eksik ve kopuk. Fromm'un Kendini Savunan insanda bahsettiği gibi bu küre üzerine fırlatılmış-düşürülmüş ya da hatta dışardan getirilmiş konulmuş hissediyoruz. Bir yanımız tanrısal ve göklere ait bir yanımız hayvansal ve yerlere ait hissediyor. Yeryüzündeki hayvan türleri nerdeyse bağdaşmıyoruz ve özdeşmiyoruz. Aksi örnekler de var . Bilimsel kuramlar yapılandırdık ancak ayaklarının yere basması konusunda herkes ya da çoğunluk ne yazık ki hemfikir olamadı. Bu kuramları dinden bir kaçış olarak sahipleniyoruz evet.
Yukarıdaki Küre örneğini Varlığın üzerinde ve dışında/üstünde yaşamak kipine genişletelim. Alt tabanla aynı özdeşlik kurmuyoruz. Evren bizi içien alan/katan ve içidne tutan-bulunduran bir şey oysa bu dünyanın üzerinde olma örneği gibi Evren taban olduğunda yine onun dışında ve üstünde olmak gibi bir aidiyet duygumuz var. Bu tabandan sıyrılamıyoruz

Ben varlık yokluk imlememizin bile alt üst yapılandırmasına ve zeminine oturacağını düşünüyorum. Düz bir çizgi çekiyoruz ve bölüyoruz alt taban varlık-doluluk ve üst taban boşluk-bilinmeyen.

Düzlemsel bir bakışta-karşıdan bakışta, boşluğu bir çizgi ile kestiğimizde ve boşluğa bir çizgi çektiğimizde oluşturduğumuz bu doğrunun altını dip ve alt sayalım. Bir kağıdın üstündeki gibi Bunun bize doğru alan derinliği ya da ileriye ve geriye doğru uzamı ve alan derinliği gibi bir kavrama girdiğimizde?
Yukarıda anlatmak istediğim buydu. Bir küre yüzeyi bir küre yüzeyi olarak düşünülebilir ve bölünemez tüm yönleriyle ve tüm küreyle birlikte .Burada alınabilecek tek kavram ya da en düşük kavram bir düzlem vb. olmalıdır, olabilir ancak düzlem denen de aslında tüm kürenin tüm yüzeyini geri verdi-kesilmiyor...gerçek bir düzlem

Boşluğun doluluk ya da madde olması ve evrene dair olması yeni yeni anlaşılıyor ve kavramsallaşıyor. Bilimsel akışla zihinsel akış bilmiyorum birbirini izliyor mu?

Bir taban algımız var zemin algımız var. ve zeminin üzerindeyiz. Alt dediğimiz zemin varlık üst dediğimiz boşluk bir tür yokluk hiçlik çağrıştırıyor.

Üç boyutlu bir küreyi alan derinliğinde düşündüğümüz de bile o alan derinliğini yanlış yapılandırıyoruz, küreyi çoğu zaman dairemsi olarak yapılandırıyoruz

Bir an için;
Küçük Prens örneği gibi bir top vb. üzerinden durup bunu dünya ile özdeştirip öne arakaya ve sağa sola tam üç boyutlu alan derinliği içeren küreler yerleştirmeyi öneriyorum
Küre içeren merkez tabandan dışarıya bakmak-küreye dışarıdan değil. Ben ve ayağımın altında küre var
yer de bir dip yok...

Boşlukta iki ayrı küre üzerinde duran iki benin bir birbirine bakması-düzlemselleştirmeden...
Aya gitmiş bir astronot olsaydım ,Aydaki kendime ve dünyadaki kendime iki ayrı zamandan baktığımı düşünebilirim...
Yer fikri oldukça düzlemseldir-bu düzlemleme de oldukça 2B ya da sonsuzsaldır.
Uzayın içinde küreden küreye atlayabilirdik sanırım...
Aşağıdaki boşlukta da sadece küreler var ve bunun yan denilen yönden hiç bir farkı yok....

İşin ilginci bunların konuyla ne ilgisi var denilebilir-Umarım bir gün ilgisinde ya da ne ilgisin de ya da ne ilgisi var da buluşuruz..

Küreden düşüyorum aşağılar dolu ve bir anda bir an da aşağı yan oluveriyor örneğin...
Bir kürenin etrafında dikey dönüş dikey tur öneriyorum. Dünyaya karşıdan bakan uzak ay gibi bir noktadan dairesel eliptik ama dikey bir hızlı tur öneriyorum.. yukarıdaa aşağıya yapılan bir tur -alan derinliğini ,alan derinliği hissinizi ölçün bakın... ve ikinci önerme de bu tur sırasında karşıda bakılan tüm boşluk noktalarında uzay derinliği sağlama-görme uygulaması öneriyorum
Dikey turdaki alan derinliğinin nasıl olduğundan bahseder misin?
Küreyi altına ya da arkana alarak tam bir dikey tur

Turunuzun yaptığı çemberle birlikte (dünyanın üstünde ya da karşısında durarak) dünyayı iki eşit yarım küreye bölerek ve onları sağa sola ayırarak (aşağıya ya da karşıya doğru) oluşan boşluktan sonsuz uzaya bakmayı dener misiniz?

Böldüğünüz boşluğun tam karşı tarafına geçip bu tarafa bakar mısınız?
Dünyayı ön-yukarı da düşünmek ve dünyanın altından/aşağısından bakmak gibi bir fikirle birlikte

Peki soru şu:
Uzayda dünyaya bakarken dünyanın altında/aşağısında hissedebilir miyiz?

Peki bize göre dünyanın (yaklaiık tam dikey) altında ve aşağısında konumlanmış hissi veren bir gezegene gidelim ve yukarı ve gökyüzüne (bizden daha yüksek ve üst uzak bir noktaya) bakarak dünyayı gördüğümüzü hayal edelim.

Dünya dan aşağıya düşey olarak dünyadan uzaklaştığımızı düşünelim. Ve bu uzaklaşmayı sürdürelim.

Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok

Konu "ictenlik" tarafından (24-10-2018 Saat 03:36 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:13 .