Büyük unutuş, büyük bozuluşun ardından geldi!
Yaşamın ihtişamı insanları büyüledi!
Kimisi ben böyle bir şey hatırlamıyorum deyip inanmayacak.
Kimisi de olmaz öyle ruh filan deyip inanmayacak.
İkisi de aynı şey olacak...
Eyvallah.
İyi de mesele ruhlar veya hatırlamak veya inanmak meselesi değil ki?
Mesele İSTİLÂ meselesi!
İstilâ'nın da iman ve inkar edilecek bir tarafı yoktur ki, o aşikar olandır, görünendir.
Nihayetinde DOĞA bu meseleyi sürekli de gösteriyor, İSTİLÂ her yerde çünkü.
Görmüyor musunuz?
Yoksa görmek mi istemiyorsunuz?
İSTİLÂ gözlüğünü takıp bakarsanız, ne demek istenildiği daha net anlaşılır!
Ağaçlar ormanları,
Ekinler tarlaları,
Çimenler çayırları,
Balıklar denizleri,
Hasılı tüm canlılar her yeri İSTİLÂ etmiş durumdadır.
Bıraksan her tarafa da yayılmak isteyecekler, hemde aşkla, coşkuyla, hoyratça.
Şimdi bir ormana, denize, çayırlara baktığında, neye bakıyor olduğuna iyi bak!
İstilâ'nın ta göz bebeğine bakıyorsun!
İnsan bu işin neresinde?
Tam merkezinde!
O da istilâcı bir tür çünkü!
Dünyayı istilaya var mısın? furyasına "Ne demek, zevkle!" diye katılan insan, İstilâcı olduğunu göremiyor mu?
Buna inanmalı mıyız?
Asla inanmıyorum, O istilâ'yı görmek istemiyor, mevzu o!
Büyük unutuş, büyük hatırlayışa dönüşür mü?
Neden olmasın!
Büyük unutuşu hatırlayamaz ama büyük İstilâ'yı görebilir!
İnsan bunun için evrildi, evriliyor, evrilecek !...
Sevgiler
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|