Şüpheci Dinsiz´isimli üyeden Alıntı
Sevgili Enketum,
İnsan olarak doğduğumuz andan ergenliğe kadar geçen süreçte bakıma muhtaç yaşamak zorunda olan bir türüz. Her ne kadar düşünsel özelliklerimiz diğer türlerden açıkça üstün olsa da, bakıma muhtaç olarak geçirilen süre içinde alienin-toplumun-devletin bizim düşünce sistemimize müdahale ederek şekillendirmesinden kaçınma şansımız olmuyor. Çoğumuz bu şekillendirmeyi kıramıyor, onların istediği gibi-onların çıkarına uygun olduğu gibi yaşıyor, haracını veriyor, ölüp gidiyor. Çok azımız perdeyi biraz aralayabiliyor, gördüklerini diğerlerine anlatmaya çalışıyor, ama sistemin efendileri kölelerini çoktan çatlak seslere karşı şerbetlemiş, böyleleri hemen terörist ilan ediliyor, vurun kahpeye diye şu veya bu şekilde sesi kesiliyor.
Bu tür toplumsal şartlandırmalarda din-ırk-milliyet-devlet-ahlak patternleri çok işe yarıyor. Bilgiye dayanan mantıksal dayanaklar, yerini toplumda geçerli kılınan hamasi-hayali dayanaklara bırakıyor. Böylece gerçekte saçma sapan olan gelenekler, ahlak kuralları bile yüzyıllarca toplumdaki yerini koruyabiliyor.
Bu şartlandırmalarla büyüyen bir insan türünün beyni, gerek bilgiyi depoladığı nöron gerekse bilgiler arasındaki ilişkiyi kurduğu sinaps üretiminde etkili oluyor. Kişinin karar mekanizmasında etkili olan dayanaklar bilgiye göre değil geleneklere göre oluştuğu için kararlarını geleneklere uygun olacak şekilde, yani ona öğretildiği şekilde veriyor.
Bu tam da iktidarı elinde tutan güç merkezlerinin istediği bir şey, öyle değil mi?
Kişinin bu şartlandırmayı üzerinden atması gerçekten çok zor. Çünkü onun doğru-yanlış kavramlarının dayanakları bilerek-isteyerek taammüden yanlış oluşturulmuş. Bu da yetmemiş, geriye ket vurma da var, aksini söyleyenin düşman-vatan haini-kafir-din düşmanı-ırz düşmanı-Israil dölü olduğu belletilmiş.
--/--
Peki bu şartlandırmaları kıranlar tüm şartlandırmalardan kendilerini sıyırabilir mi?
Sıyıramayabilir. Ancak herhangi bir ahlak-etik-hukuk-gelenek maddesi üzerinde yeterince düşünürse bunun şartlandırma olup olmadığını anlayabilir.
Sevgiler
|
Sevgili Şüpheci Dinsiz,
Teşekkürler yanıtınız için.
Anladığım kadarıyla çevresel etkenlerin yönlendirmesine ağırlık veriyorsunuz. Söylediklerinizde haklısınız, fakat bu benim birinci alt soruma tam bir yanıt vermiyor. Mistik düşünce yapısı doğumsal mıdır? Hadi, yaratıcıya inananlar için farklı bir şekilde de sorayım: insan yaradanı hissetmek üzere mi yaratılmıştır, kodlanmıştır? Bazıları yaradanı tarafından istisna olarak bırakılıp, kalbi ta en baştan mühürlenmiş midir? Bu sorunun yanıtına göre başka sorular sorulabilir ancak. İnanan arkadaşlarımızın da katkılarını bekliyorum inançlarının ışığı altında.
Bahsettiğiniz şartlara doğduk hepimiz, kimimiz yön değiştirdi bir şekilde. Bu yön değişikliği yapanların bu konudaki deneyimleri, düşünerek yönünü değiştirmeyenlerin deneyimlerinden çıkarttığı sonuçlar paylaşılsın isterim sorumun altında. Bilimsel verilere dayanması şart değil paylaşımların.
Sevgiler, saygılar ile...