Bilgi ile ilgili somut bir örnek vereyim.
5-6 yaşlarındayken radyo ve plaklardan duyduğum müzikler benim için hiçbirşey ifade etmiyordu. Şayet sözleri ilgimi çekiyorsa bir anlamı vardı, değilse müzikler gürültüden başka birşey değildi.
Ancak düğünlerde, eğlencelerde canlı çalınan müzikler ve şarkılardan etkileniyordum.
Buradaki fark neydi?
Birinde bilgi yoktu, çünkü görmüyordum, salt duyuyor olmak da yeterli değildi.
Canlı olanda ise hem görüyor, hem duyuyor hem etkileniyor ve hem müzik ve şarkının nasıl yapıldığı hakkında kanıtlı bilgi sahibi oluyordum.
Yani biri ruhaniydi, uydurmaydı, bilgi vermiyordu, kulaklara dayatılmış anlamsız bir tondan ibaretti. Ama canlı olanı hakkında fikir sahibi olmakla kalmıyor ayrıca fikir yürütebiliyorsun, çünkü bilgi varsa fikirde vardır.
Daha sonraları çobanlık yapıyorum. Bu olayı sürüdeki köpeklerde denedim.
Kasete kaydettiğim flüt sesinden köpekler hiç tınmadı, oralı bile olmadılar.
Aynı flütü canlı çalınca köpeklerin hepsi havlamaya ve canavar görmüş gibi telaş yapmaya başladılar.
Bu olay aklıma inanırları getirdi.
Köpekler bile uydurmaya inanmazken insanların inanıyor olması düşündürücü olsa gerek...
|