Mektup çok canlıca gösteriyor: Marks, tam Grek masallarında Girit labirentine düşmüş, yeni bir hayat kuruculuğunu arayan
yiğit Thesee durumundadır. Labirent: içinden çıkılmaz binbir
yıllık katmerli Felsefe hazretleridir. Bereket, Girit'te efsaneler
kralı Minos'un kızı Ariane (Trier'de Baron von "Westphalen'in
kızı Jenny) Marks'ın eline her yolu açan büyülü ipin ucunu
(ülkücüleştiren aşkı) tutuşturmuştur. Marks, o ipliğe tutunarak,
Felsefe Labirentinin karanlık dehlizlerini aşacak, nice bilgin insan eti yemiş azgın boğa Minautore'u (İdealizmi) öldürerek yavaş yavaş gerçekliğin ışığına kavuşacaktır.
Marks, babasının ölümünden (1838 baharı) sonra üç yıl daha
Berlin'de kalacaktır.
Marks, mektubunun sonunda, tarikate: "Doktorklub"a (Almanya'yı doktorlara boğan kulüplerden birine) nasıl girip Hegelci olduğunu anlatır. Ama bu giriş o labirentte Minautor'a lokma
olmak için değildir. Gerçi:
"Marks, yirmisine basarken Doktorklub'un ve Hegelciliğin merkezi ve umudu kesilmiştir."31
Bütün genç Hegelciler: üniversiteliler, lise profesörleri, yazarlar, Bruno Bauer gibi doçentler, ilahiyat devrimcisi veya anarşizmin sağdıcı, "Biricik ve Mülkiyeti" eserinde, insanın istediğini öldürmeye dek serbest olmasını savunan "Hürriyetçi"
Maks Stirner oradadırlar. Hepsi de, tam aydın-esnaf kalabalığı;
"Kırk tilki, bir kayanın üstüne tünemiş, kırkının da kuyruğu birbirine değmiyor!" Bonn Üniversitesinde Privat-Doçent Bruno
Bauer, en yakın dost olarak Marks'ı, şu "miskin imtihan"ı o denli
ciddiye almayıp, kendisi gibi öğretim üyesi olmaya çekiştirmektedir. Marks'ın da hevesi yok değil. Ama ilkin "miskin imtihanı,"
doktora tezi olan: "Demokrit ve Epikür'de Doğa Felsefesinin
Farkı" yazısını ciddiye alır. Bu uğurda bütün Grek felsefesini
devirmek zorunda kaldığı için, tez ancak 1841 yılı biter.
O yıl ise, Friederich Wilhelm IV ile birlikte Almanya'da tahta
çıkan sunturlu32 gericilik, Marks'ı da, Bruno Bauer'i de üniversite bülbüllüğünden caymak zorunda bırakır.
Aynı yıl, Engels'in "ilk Alman sosyalisti" dediği Josef Hess,
kendisinden 6 yaş küçük olan Marks'ı, şair Auerbach'a yazdığı
mektubunda şöyle anlatır:
"Yaşayan en büyük ve belki de biricik sahici filozofla
tanışacaksın. Doktor Marks: putumun adı budur. Kendisi
henüz gepgenç (en çok 24 yaşında olsun). Ortaçağ dinine ve
politikasına son vuruşu o indirecektir. En derin filozof ağırbaşlılığını, en keskin ruh ve zekâyla birleştirmiş. Düşün bir
yol: Rousseau, Voltaire, d'Holbach, Lessing, Heine ve Hegel
bir tek kişide derlenip toplanmış."
Aradan üç yıl geçmeyecek, Marks: "Die Heilige Familie
oder Kritik der Kritischen Kritik" (1845) (Kutsal Aile yahut
Eleştirmenin Eleştirmesinin Eleştirmesi) adındaki zehir zemberek eseri ile Doktorklub'daki "Eleştirmenin Eleştirmesi" gibi
önemli marifetlerle afi kesen sözde aydın tilkileri, birer ikişer
kuyruklarından yakalakıp cıyak cıyak bağırtacaktır. Hepsini darmaduman ardında bırakıp, İşçi Sınıfı içine geçecektir.
MILLIYETCILIK COCUKLUK HASTALIGIDIR. INSANLIGIN DA KIZAMIGIDIR. EINSTEIN.
ADOLF HITLER VE MUSSOLINI GIBI IRKCILARIN USTASI, ATATURK`TUR
|