Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Dinlerden Özgürlük > Özgür Düşünce Platformu > Deizm

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #151  
Alt 31-01-2011, 18:39
AerA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AerA AerA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Nov 2009
Bulunduğu yer: Galactic Sector ZZ9 Plural Z Alpha
Mesajlar: 3.036
Standart

kaya19´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sayın Atlar ve Aera 19 yaşındaki bir kıza karşı tutumunuz hiç de hoş değil.Sanki siz anadan doğma her şeyi biliyordunuz.Bilmediği şeyler olabilir tabi ki.Bilmediği şeyler var diye insanları aşağı görmek yanlış bir tutum.

Saygılarımla;
Değerli kaya19 ;

Hiçkimseyi aşağı gördüğüm yoktur. Ne şekilde okuyup, nasıl anlamlandırıyorsunuz? Bilmediği bir şey varmış ki kendisine linkini göndererek yardımcı oldum.

Ben ateistim. Allahınıza ve peygamberinize ve göklerden indirdiği rivayet edilen müjdeye (Kuran) inanmıyorum. Bana bilmekten bahsediyorsanız eğer, cevaplamanız gereken çok soru var demektir... Hangisinden başlayalım? Yada şöyle yapalım, siz "bilmek" ten değil, "inanmak" tan bahsedin

Esen Kalınız.

Teoloji gece yarısı, karanlık bir mahsende, orada olmayan kara kediyi aramaktır. Robert A. Heinlein
Alıntı ile Cevapla
  #152  
Alt 31-01-2011, 19:35
_melek_
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

[QUOTE=AerA;361024]Değerli melek ;

Verdiğim tecavüz hadisinin gerçekliğinden hiç kimse şüphe etmiyor. Hatta belirttiğim gibi zamanın Diyanet İşleri başkanı "Tecavüz olmamıştır" diyemediğinden, tecavüzü haklı sebeplere bağlamaya çalışan bir yazı yazmıştı. Hem de 40 sayfa...


İslam düşüncesini ve tefsir,hadis,fıkıh,kelam,tasavvuf vb. disiplinleri etkisi altına almış olan birtakım rivayetlerin yer aldıkları kaynak nekadar muteber nekadar sağlam olursa olsun-kuran süzgecinden geçirilmesi son derece önemlidir.Hatta bunun hayati bir öneme haiz olduğu söylenebilir.
Alıntı ile Cevapla
  #153  
Alt 31-01-2011, 19:48
_melek_
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

Altar_´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
melek hakaret maksatından beni kastediyorsan sana hakaret etmedim..fakat son yazdığın yorumda,islamın ve peygamberimizin en büyük düşmanı olan ebu süfyanın oğlu ve Hz.Hüseyin'i şehit eden yezidin babası olan,ehli beyte ve soyuna lanet edilmesini şart koyan muaviyeye, hz muaviye diyerek, onu yücelten birine düşman olmak,buğz etmek kuran'a göre farzdır...ama ben bunu yapmadım.....
....melek bence kendini daha fazla zorlama git muaviyeciğini öven kapasitene uygun sitelerde düşüncelerini paylaş....sanırım daha önce verdiğim 100 litrelik suyun 1 litrelik kaba sığmayacağı benzetmesini tekrar etmeme gerek yok..bize burda lütfen bilgi israfı yaptırtma....
ben bir taraf değilim...............

yezit hz. muaviyenin oğludur.ve onun yaptıklarından babası değil kendisi sorumludur.

Birinin hatasından başkası mesul olamaz......Enam 164

Hz. muaviye mekkenin fethinden sonra müslüman olmuş ve yeni bir hayata başlamıştır.Peygamberin katipliğini yapmıştır bir süre.yani kendisi sahabedir.dikkat edin kendisi diyorum oğlu yezitten bahsetmiyorum.kimse yezidin suçunu örtmeye çalışmıyor.yezit zalimdir.ve bu tüm inanalarca kabul edilmiştir.hz. muaviyenin elbette hataları günahları olmuştur.fakat İslam için cihadı da vardır.Dinimizi bize ulaştıran Eshab-ı kiramdır.onlardan birini kötülemek dini yıkmak olur.İslam düşmanları,islamiyeti içerden yıkmak için Ehli beyti nebeviyyi faciaya felaketlere sürüklemişler.bu cinayetleri ehli sünnete mal ederek bu bahane ile İslamiyetin bekçisi olan Eshab-ı kirama ve bunların yolunda olan ehli sünnet alimlaerine saldırmışlardır.

Kuan-kerimi doğru anlayın düşmanınızı yanlış yerde arıyosunuz.kafanıza göre yorumlamayın.hepsini canı gönülden seviyorum.örnek alıyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #154  
Alt 31-01-2011, 21:49
kaya19 kaya19 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2010
Mesajlar: 27
Standart

AerA´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

Ben ateistim. Allahınıza ve peygamberinize ve göklerden indirdiği rivayet edilen müjdeye (Kuran) inanmıyorum. Bana bilmekten bahsediyorsanız eğer, cevaplamanız gereken çok soru var demektir... Hangisinden başlayalım? Yada şöyle yapalım, siz "bilmek" ten değil, "inanmak" tan bahsedin

Esen Kalınız.
Sayın AerA

Arkadaşım sizin inancınıza göre güneş tesadüfen meydana gelmiş,dünya tesadüfen meydana gelmiş,ay tesadüfen meydana gelmiş.Dünyanın güneşe olan mesafesi tesadüfen dünyadaki hayata olanak sağlayacak mesafede.

Farklı özellikleri olan 7 kat gök de tesadüfen meydana gelmiş.Ayrıca bu 7 kat gök yüzünün güneşten dünyaya gelen ve canlılığa zarar veren ışınları engelleme özelliği tesadüfen meydana gelmiş.

Yağmur inen bulutlar tesadüfen var olmuş.Yağmurun yağması da bir tesadüf zaten.Dünyadaki milyonlarca canlı türü tesadüfen meydana gelmiş.Arı dediğimiz hayvan da tesadüfen meydana gelmiş ve bitkilerde tozlaşmayı tesadüfen sağlıyor.Evrim denilen bir şey olmuş ve canlılar birinden diğerine dönüşüp durmuş ve milyonlarca canlı türü tesadüfen meydana gelmiş.
Evrim diye kendiliğinden olan bir şeyin iddia edilmesi ve bunun milyonlarca canlı türünü meydana getirdiğini düşünmek tesadüflerin meydana gelme olasılığının yüksek olduğunu savunmaktır.
Başlangıçta bu tesadüfler baya bi denk gelmiş.Sonra ne hikmetse bir canlı diğer bir canlıya dönüşme özelliğini kaybetmiş.Tesadüfler denk gelmeyi bırakmış.Bu tesadüflerin önünde bir engel mi var ki artık tesadüfler denk gelmiyor? Bir canlıdan başka canlılar meydana gelmiyor?
Sorduğum soruyu tesadüfçüler için cevaplayayım.Tesadüfen tesadüfler durmuş.

Sizin inanç sisteminiz tesadüfe inanmaktan başka bir şey değil.Yaradanın varlığına inanmamak için tesadüflere inanmak kolayınıza geliyor herhalde.

Deistlik de ayrı bir dal herhalde.Her canlının farklı genetik yapıları olduğunu bilmek,her şeyi en ince şekilde hesap etmiş bir güç olduğuna inanmak ama bu gücün her şeyi amaçsız yarattığını düşünmek.Bu kadar hesap kitapla yaratan bir gücün amaçsız yarattığını düşünmek mantıklı değildir.
Amaçsız yaratılış inancı da mantıklı değil bence.

İnanmaktan bahset dediniz ben de öncelikle sizin inançlarınızdan bahsettim.

Siz bir sürü tesadüfe inanıyorsunuz.Bense hiçbir tesadüfe inanmam.Bırakın yaratılışı,ben yaşadığım hiçbir şeyin tesadüf olduğuna inanmam.Tesadüflere inanmayan bir insanım.Yaşantımda sürekli olarak karşıma seçenekler konulduğunu ve bu seçeneklerden birini tercih ettiğimi düşünürüm.Yaşadığım hiçbir şeyi de tesadüf olarak değerlendirmem.Daha sonraki seçeneklerimin de ilk seçtiğim seçeneklere göre bana sunulduğunu düşünürüm.

Siz diyeceksiniz ki tesadüfen Muhammed diye birisi çıktı,tesadüfen Kuran’ı bizlere aktırdı.Tesadüfen Muhammed çok zeki birisiydi ve Kuran’ın benzeri bir kitap yazılamıyor.
Arkadaşım amma da çok tesadüfe inanıyorsunuz.


Esen Kalınız.
Alıntı ile Cevapla
  #155  
Alt 01-02-2011, 01:45
_melek_
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

kaya19´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Biz onu (Kuran’ı) hak olarak indirdik ve o da hak ile indi. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. (İsra 105)

Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin. (Bakara 119)

Biz, seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler. (Sebe 28)


Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar üzüntü de çekmeyecekler. (Enam 48)


Melek kardeşim;peygamberimizin tek görevi hak(Kuran) ile müjdelemek ve uyarmaktır.Kendi sözleriyle müjdelemek ve uyarmak gibi bir görevi yoktur..Sebe suresi 28. ayette belirtildiği gibi insanların çoğu bunu bilmezler.

"Rasul size ne verdiyse onu alın!size neyi yasakladıysa ondanda kaçının ve Allah'tan korkun!Çünkü Allah'ın azabı şiddetlidir." (Haşr 7)

"Ey iman edenler!Allah'a itiat edin ve Peygambere itaat edin de amellerinizi boşa çıkarmayın!"( Muhammet 33)

Peygamberimizin görevi hak(Kuran) ile müjdelemek ve uyarmak olduğuna göre peygamberimiz bizlere ancak Kuran’a uyan şeyleri verir.Aykırı şeyleri de bize yasak eder.Peygamberimizin görevi hak(Kuran) ile müjdelemek ve uyarmak olduğu için Peygambere itaat=Kuran’a itaat = Allah’a itaattir.

Al-i İmran 79. ayet:
Hiçbir insanın, Allah`ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra insanlara: Allah`ı bırakıp bana kul olun! demesi mümkün değildir. Bilakis Okutmakta ve öğretmekte olduğunuz Kitap uyarınca Rabbe halis kullar olunuz der.

Peygamberimiz bizlere “Okutmakta ve öğretmekte olduğunuz Kitap uyarınca Rabbe halis kullar olunuz.” Demiştir.Bunu söyleyen bir insanın “Benim ağzımdan çıkan sözler uyarınca da Rabbinize halis kullar olunuz demesi çelişki doğurur zaten.

Hadisleri din kaynağı olarak kabul etmeyenlere sorulan soru “İbadetlerinizi nasıl yerine getiriyorsunuz?” sorusudur.

Kuran’da secde,kıyam,tesbih kavramları geçer.Ayrıca şu ayet de vardır.

“Biz her ümmet için uygulayacağı bir ibadet yolu verdik. O hâlde, din işinde seninle asla çekişmesinler. Sen Rabbine davet et. Çünkü sen hiç şüphesiz hakka götüren dosdoğru bir yol üzerindesin.”(Hacc 67)

Bizim ibadet şeklimiz içinde secde,kıyam,ve tesbih’in bulunduğu namazdır.

Ben "vahdet-i vücut" cu da değilim,alevi de değilim.Hadisleri din kaynağı olarak görmeyen ve sadece Kuran’la hüküm veren,namazını kılan ve kendini hiçbir mezhepten göremeyen bir ümmet vardır.O ümmettenim.Kurandaki din sitesine göz atarsan bu konuda biraz daha aydınlanabilirsin Melek kardeşim.Ayrıca aynı siteye ait dini yazılar kısmına da bakarsan faydalanıp kendini geliştirebileceğin yazılar okuyabilirsin.

Sayın Atlar ve Aera 19 yaşındaki bir kıza karşı tutumunuz hiç de hoş değil.Sanki siz anadan doğma her şeyi biliyordunuz.Bilmediği şeyler olabilir tabi ki.Bilmediği şeyler var diye insanları aşağı görmek yanlış bir tutum.

Saygılarımla;

selam kaya19;

Peygamberlerin görevlerinden biriside teşri;kanun ve hüküm koymaktır.

Rasulullah Allah'tan aldığı vahyi yanlızca insanlara aktarmakla kalmamış,aynı zamanada onları açıklamış ve kendi hayatındada tatbik ederek müşahhas örnekler haline getirmiştir.Bu nedenle ona yaşayan Kuran'da denilmiştir.İslam bilginleri genellikle,dini konularla ilgili hadislerin Allah tarafından Hz. Peygambere vahyedilmiş olduklarını kabul ederler.Delil olarak ta,"O (peygamber)kendiliğinden konuşmaz;onun sözleri,kendisine indirilmiş vahiyden başkası değildir."(en-necm,:3-4)ayetini ileri sürerler.Ayrıca,andolsun ki;"Allah mü'minlere büyyük lutüfta bulundu.çünkü daha önce apaçık bir sapıklık içinde bulunuyorlarken,kendi araladan onlara kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderdi"(ali imran 3/164)ayetinde sözü edilen "hikmet"kelimesinin sünnet anlamında olduğunuda belirtmişlerdir.Nitekim hz.Peygamber ve ashabından nakledilen bazı haberlerde bu gerçeği ortaya koymaktadır.

Rasulullahtan şöyle rivayet edilmiştir:bana kitap (kuran) ve birde onunla birlikte,onun gibisi (sünnet)verildi"(ebu davut,sünen)Hasan ibni atiyye,aynı konuda şu açıklamayı yapmıştır:Cibril Raulullah (sas)'e Kuran getirdiği ve öğrettiği gibi sünnetide öylece getirir ve öğretirdi"(ibn abdilber,beyanil ilm)
Alıntı ile Cevapla
  #156  
Alt 01-02-2011, 18:24
kaya19 kaya19 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2010
Mesajlar: 27
Standart

Selam sayın Melek;

Peygamberimiz’in hadis yazımına izin vermediğini, kendi sözlerinin yazımını yasakladığını hadisçiler bile kabul etmektedir. En doğru kabul edilen iki hadis kitabından biri olan Müslim’de ve Hanbeli mezhebinin kurucusu İbni Hanbel’in Müsned’inde şu hadisi rivayet ederek Peygamber’in kendi sözlerinin yazımını yasakladığını kabul ederler. “Benden Kuran dışında hiçbir şey yazmayın. Kim benden Kuran dışında bir şey yazmışsa imha etsin.” (Müslim, Sahihi Müslim Kitab-ı Zühd, Hanbel, Müsned 3/12, 21, 33) Darimi’deki hadis ise şöyledir: “Sahabe Allah’ın elçisinden sözlerini yazmak için izin istediler. Ancak onlara izin verilmedi.”(Darimi, es-Sünen) El Hatib’teki hadis şöyledir: “Biz hadis yazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve yazdığınız şey nedir? dedi. Senden işittiğimiz hadisler (sözler) dedik. Hz. Peygamber Allah’ın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için yoldan çıktılar.” (El Hatib, Takyid, sayfa 33) Tirmizi’den de bunu öğrenebiliriz: “Allah elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik, bize izin vermedi.” (Tirmizi, es-Sünen, K. İlm, sayfa 11)

(Allah) Dilediğine hikmet verir. Hikmet verilene, pek çok hayır verilmiştir. Bunu ise ancak akıl sahipleri anlar.” (Bakara 269)
Melek kardeşim bazı İslam bilginleri dediğin kişilerin hikmet kelimesinin sünnet anlamında olduğunu belirtmeleri bir zandan ibarettir.Ayette Allah dilediğine hikmet verir diye belirtilmiş.Hikmet sadece peygamberlere özgü bir şey değildir.Hikmetin ne olduğu konusunda bilgim var ama anlatmam.Burada anlatamam en azından.
Rasulullahtan şöyle rivayet edilmiştir:bana kitap (kuran) ve birde onunla birlikte,onun gibisi (sünnet)verildi"
Sonra onu(Kuran’ı) açıklamak da bize aittir.(Kıyame 19)
"O (peygamber) hevasından konuşmaz;onun sözleri,kendisine indirilmiş vahiyden başkası değildir."(en-necm,:3-4)
Ayette senin de belirttiğin gibi peygamberimizin sözleri(dinle ilgili) vahiyden başkası değildir.İletmesi gereken vahyi iletmiştir.Açıklanması Allah’a aittir.
Arkadaşım peygamberimizin hadis yazımını yasakladığı hadislere ne diyeceksin?Hadislerin bazıları Kuran’a uyabilir ama hiçbir hadisin peygamberimizin ağzından çıktığına emin olamazsın.Kuran’ın değişmediği konusunda Rabbimiz bizlere belirttiği için eminiz.Normal, imanlı ve okuyan bir insan Kuran’ın insan kelamı olamayacağını çok rahat anlayabilir.
Mantık olarak düşündüğümüz zaman bizler hiçbir hadisin peygamberimizin ağzından çıktığından kesinkes emin olamayız.Hadislerin doğru olup olmadıklarını bilmiyoruz.Ben Kuran’la bağdaştırmaya çalıştığımda hadislerin büyük çoğunluğunun iftira olduğunu görüyorum.
Bir şeyin doğruluğundan emin olmadığımızda ne yapmamız gerektiği konusunu Kuran bizlere bildiriyor.
Bilmediğin şeyin ardından gitme! Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. (İsra 36)
Arkadaşım dinimizde iftira atmak günahtır,iftirayı taşımak da günahtır.İftirayı taşıyan kişi doğruluğuna emin olmadığı şeyi taşır.İftira 1400 sene önce de atılmış olsa da iftirayı taşımak günahtır.Hiç çekinmeden ben peygamberimize atılmış her türlü iftirayı taşıyabilirim diyorsan kendin bilirsin.Günahın kendi boynunadır.
Sen sözümü dinle;ibadetlerini yerine getir ve her akşam Kuran’dan okuyabildiğin kadar okumaya çalış.Bizim kendisinden sorumlu tutulacağımız kitap Kuran, başka kitaplar değil.
Özellikle güneşin doğmasına yakın sabah namazına kalk ve namazdan sonra samimi bir kalple “Rabbim beni üzerine nimet verdiklerinin yoluna ilet,gazaba uğramışların ve sapıtmışlarınkine değil.” Diye dua et.Sabah namazı şahittir.Bunu hiçbir zaman unutma.
Kuran okuduğun müddetçe de sabırlı ol ve Allah’ın rızasını kazanmak için sadaka vermeye de gayret et.Verdiğin her sadakanın karşılığını muhakkak bulursun.
Sen ilk olarak Kuran’ı oku öğrenmeye çalış.Kuran’ı iyice anla, daha sonra diğer kaynaklara bakacaksan kendin bilirsin.Melek kardeşim yeter ki sen doğru yolda ol,hidayet üzere ol bu durumda sapıtmış olan hiç kimse sana zarar veremez.Ben sapıtmış olsam ben de sana zarar veremem.
Sen Kuran’ı baştan sona oku, öğren daha sonra bu sitede tartışmaya gireceksen gir.Bir süre uzak dur bu siteden.Söylediğim dini yazılar sitesine de bak; insanlar Kuran’la nasıl hükümler veriyor bak.Orda takıl biraz.
Arkadaşım Allah yolunda mücadele etmenin de koşulları vardır.Düşünüp araştırma yapmadan yazı yazılmaz.
Özellikle tartışmaya girersen de; Allah hakkında bilmediğin şeyler söylememeye gayret etmek gerekir.Şeytanın isteğidir bu.Mücadele edeyim derken şeytana uymamak gerekir.Günahtır bu.Mücadele durumunda da olsan Allah’a saygıyı bırakmamak gerekir.
De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi, Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.(Araf 33)
Allah hakkında bilmediği şeyler söylemek pek çok din adamının da yaptığı bir şeydir.Her konuda dikkatli ol.
Sana öğüt vermeye çalışıyorum sadece.İnşallah öğütlerim fayda verir.İnşallah hidayet üzere bir kul olursun.
Alıntı ile Cevapla
  #157  
Alt 01-02-2011, 23:18
kaanuni kaanuni isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Dec 2010
Bulunduğu yer: Hamburg / Istanbul
Mesajlar: 273
Standart

kaya19´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Dünyanın güneşe olan mesafesi tesadüfen dünyadaki hayata olanak sağlayacak mesafede.
Dinciler neden ısrarla tesadüf diye tuttururlar. Görebildiğimiz kadarıyla evrende 200 ile 400 milyar arası galaksi var. Her birinde ortalama 100 milyar ile 500 milyar arası yıldız var. Düşük rakkamları alalım ve çarpalım. Sonuç evrenimizdeki en az yıldız sayısı, yani 20.000.000.000.000.000.000.000. Bu yıldızların en az bir tanesin etrafında yaşama elverişli bir gezegen olmasına tesadüf denmez ki. Evrende yıldız olduğu kadar miktarda sayısal lotto oynasanız olasılık hesaplarına göre yaklaşık 1,428 katrilyon kere (1.428.000.000.000.000) kazanmış olmanız beklenir. Bir olayın ihtimalinin düşük olması onu imkansız kılmaz. Öyle olsaydı yaklaşık 14 milyonda bir olasılığı olan sayısalı kimse kazanmazdı.

Diğer yazdıklarınız çoğu şey de zaten dünyanın konumu ve kompozisyonu nedeniyle ortaya çıkan şeyler. Siz ve sizin gibi dinci insanlar dışında kimse de zaten tesadüf demiyor. Fizik kuralları var onlara bağlıyoruz. Tesadüf demek sizin uydurduğunuz bir saçmalık. Yaptığınıza straw man falacy* (veya çarptırma) denir.

* bkz http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=straw%20man
Alıntı ile Cevapla
  #158  
Alt 02-02-2011, 02:18
_melek_
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

kaya19´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Selam sayın Melek;

Peygamberimiz’in hadis yazımına izin vermediğini, kendi sözlerinin yazımını yasakladığını hadisçiler bile kabul etmektedir. En doğru kabul edilen iki hadis kitabından biri olan Müslim’de ve Hanbeli mezhebinin kurucusu İbni Hanbel’in Müsned’inde şu hadisi rivayet ederek Peygamber’in kendi sözlerinin yazımını yasakladığını kabul ederler. “Benden Kuran dışında hiçbir şey yazmayın. Kim benden Kuran dışında bir şey yazmışsa imha etsin.” (Müslim, Sahihi Müslim Kitab-ı Zühd, Hanbel, Müsned 3/12, 21, 33) Darimi’deki hadis ise şöyledir: “Sahabe Allah’ın elçisinden sözlerini yazmak için izin istediler. Ancak onlara izin verilmedi.”(Darimi, es-Sünen) El Hatib’teki hadis şöyledir: “Biz hadis yazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve yazdığınız şey nedir? dedi. Senden işittiğimiz hadisler (sözler) dedik. Hz. Peygamber Allah’ın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için yoldan çıktılar.” (El Hatib, Takyid, sayfa 33) Tirmizi’den de bunu öğrenebiliriz: “Allah elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik, bize izin vermedi.” (Tirmizi, es-Sünen, K. İlm, sayfa 11)

(Allah) Dilediğine hikmet verir. Hikmet verilene, pek çok hayır verilmiştir. Bunu ise ancak akıl sahipleri anlar.” (Bakara 269)
Melek kardeşim bazı İslam bilginleri dediğin kişilerin hikmet kelimesinin sünnet anlamında olduğunu belirtmeleri bir zandan ibarettir.Ayette Allah dilediğine hikmet verir diye belirtilmiş.Hikmet sadece peygamberlere özgü bir şey değildir.Hikmetin ne olduğu konusunda bilgim var ama anlatmam.Burada anlatamam en azından.
Rasulullahtan şöyle rivayet edilmiştir:bana kitap (kuran) ve birde onunla birlikte,onun gibisi (sünnet)verildi"
Sonra onu(Kuran’ı) açıklamak da bize aittir.(Kıyame 19)
"O (peygamber) hevasından konuşmaz;onun sözleri,kendisine indirilmiş vahiyden başkası değildir."(en-necm,:3-4)
Ayette senin de belirttiğin gibi peygamberimizin sözleri(dinle ilgili) vahiyden başkası değildir.İletmesi gereken vahyi iletmiştir.Açıklanması Allah’a aittir.
Arkadaşım peygamberimizin hadis yazımını yasakladığı hadislere ne diyeceksin?Hadislerin bazıları Kuran’a uyabilir ama hiçbir hadisin peygamberimizin ağzından çıktığına emin olamazsın.Kuran’ın değişmediği konusunda Rabbimiz bizlere belirttiği için eminiz.Normal, imanlı ve okuyan bir insan Kuran’ın insan kelamı olamayacağını çok rahat anlayabilir.
Mantık olarak düşündüğümüz zaman bizler hiçbir hadisin peygamberimizin ağzından çıktığından kesinkes emin olamayız.Hadislerin doğru olup olmadıklarını bilmiyoruz.Ben Kuran’la bağdaştırmaya çalıştığımda hadislerin büyük çoğunluğunun iftira olduğunu görüyorum.
Bir şeyin doğruluğundan emin olmadığımızda ne yapmamız gerektiği konusunu Kuran bizlere bildiriyor.
Bilmediğin şeyin ardından gitme! Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. (İsra 36)
Arkadaşım dinimizde iftira atmak günahtır,iftirayı taşımak da günahtır.İftirayı taşıyan kişi doğruluğuna emin olmadığı şeyi taşır.İftira 1400 sene önce de atılmış olsa da iftirayı taşımak günahtır.Hiç çekinmeden ben peygamberimize atılmış her türlü iftirayı taşıyabilirim diyorsan kendin bilirsin.Günahın kendi boynunadır.
Sen sözümü dinle;ibadetlerini yerine getir ve her akşam Kuran’dan okuyabildiğin kadar okumaya çalış.Bizim kendisinden sorumlu tutulacağımız kitap Kuran, başka kitaplar değil.
Özellikle güneşin doğmasına yakın sabah namazına kalk ve namazdan sonra samimi bir kalple “Rabbim beni üzerine nimet verdiklerinin yoluna ilet,gazaba uğramışların ve sapıtmışlarınkine değil.” Diye dua et.Sabah namazı şahittir.Bunu hiçbir zaman unutma.
Kuran okuduğun müddetçe de sabırlı ol ve Allah’ın rızasını kazanmak için sadaka vermeye de gayret et.Verdiğin her sadakanın karşılığını muhakkak bulursun.
Sen ilk olarak Kuran’ı oku öğrenmeye çalış.Kuran’ı iyice anla, daha sonra diğer kaynaklara bakacaksan kendin bilirsin.Melek kardeşim yeter ki sen doğru yolda ol,hidayet üzere ol bu durumda sapıtmış olan hiç kimse sana zarar veremez.Ben sapıtmış olsam ben de sana zarar veremem.
Sen Kuran’ı baştan sona oku, öğren daha sonra bu sitede tartışmaya gireceksen gir.Bir süre uzak dur bu siteden.Söylediğim dini yazılar sitesine de bak; insanlar Kuran’la nasıl hükümler veriyor bak.Orda takıl biraz.
Arkadaşım Allah yolunda mücadele etmenin de koşulları vardır.Düşünüp araştırma yapmadan yazı yazılmaz.
Özellikle tartışmaya girersen de; Allah hakkında bilmediğin şeyler söylememeye gayret etmek gerekir.Şeytanın isteğidir bu.Mücadele edeyim derken şeytana uymamak gerekir.Günahtır bu.Mücadele durumunda da olsan Allah’a saygıyı bırakmamak gerekir.
De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi, Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.(Araf 33)
Allah hakkında bilmediği şeyler söylemek pek çok din adamının da yaptığı bir şeydir.Her konuda dikkatli ol.
Sana öğüt vermeye çalışıyorum sadece.İnşallah öğütlerim fayda verir.İnşallah hidayet üzere bir kul olursun.

tavsiyeleriniz için teşekkür ederim,bazı konularda hem fikiriz.Vahiy sorgulanıyor.Allah'ın emri sorgulanr mı hiç,neden haram neden helal diye."Allah Rasulü s.a.s buyuruyor;İçki ilaç değildir.bilakis hastalıktır.Şifayı,size haram kıldığı şeylerde yaratmamıştır."böyle tartışmlar müslüman için oldukça anlamsız ve tehlikelidir.Bunun farkındayım.Aslında en başında bu tür tartışmalara girmeyi hedeflememiştim.Nifakı insan nifaktan uzak durmak için tanımalıdır.Bende bunun gibi Ateist düşünce yapısını,insana doğaya canlıya bakış açısını merak ettim sadece.dinlemek istiyorum dinledikçe tanıyorum.başkalarını anlamanın en iyi yolu dinlemektir.

Peygamberimiz döneminde sözlü kültürün yaygınlığı nedeniyle ezber metodu,hadisleirn korunmasında önemli bir role sahip olmuştur.Kuranla karışabileceği endişesiyle Peygamberimiz tebiliğinin ilk yıllarında hadislerin yazılmamasını yazılanların ise imha edilmesini istemiştir.bununla birlikte daha sonra Peygamberimiz hadislerin yazıyla kayıt altına alınmasına izin vermiş ve bazı sözlerini bizzat kendisi yazdırmıştır.Kuran-ı kerimde emredilen birçok ibadetin nasıl yerine getirileceğiyle ilgili olarak Hz. Peygamberin yaptığı uygulamalar bağlayıcıdır.örn. Kuaran-ı Kerimde namazı eksiksiz şartlarına göre kılın...buyrulur.Fakat namazın nasıl kılnacağı kaç rekat olduğu ayrıntlarıyla açıklanmaz.Peygamberimiz namazı benden gördğünüz gibi kılınız.buyurmuş ve namazın ne şekilde kılınacağını uygulamasıyla göstemiştir.Kuranla bir çelişkisi varsa zaten o hadis kabul edilemez.Sahabiler Hz. Peygambere isnat edilen rivayetleri kabul ederken oldukça titiz davranmışlardır.birde Peygamberimizin hadisleri yazmayın sözüne inanıyorsunuz fakat sonradan yazmasına müsaade ettiğine inanmıyorsunuz.hadisileri tümden reddediyorsanız onada inanmamanız gerekiyor güvenilir hadisler haricindekileri reddediyorsanız Kuanla çelişkli,akla ve mantığa uymayan hadisleri zaten kimse kabul etmiyor.
Alıntı ile Cevapla
  #159  
Alt 02-02-2011, 02:25
_melek_
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

[QUOTE=kaya19;361374]Selam sayın Melek;

Peygamberimiz’in hadis yazımına izin vermediğini, kendi sözlerinin yazımını yasakladığını hadisçiler bile kabul etmektedir. En doğru kabul edilen iki hadis kitabından biri olan Müslim’de ve Hanbeli mezhebinin kurucusu İbni Hanbel’in Müsned’inde şu hadisi rivayet ederek Peygamber’in kendi sözlerinin yazımını yasakladığını kabul ederler. “Benden Kuran dışında hiçbir şey yazmayın. Kim benden Kuran dışında bir şey yazmışsa imha etsin.” (Müslim, Sahihi Müslim Kitab-ı Zühd, Hanbel, Müsned 3/12, 21, 33) Darimi’deki hadis ise şöyledir: “Sahabe Allah’ın elçisinden sözlerini yazmak için izin istediler. Ancak onlara izin verilmedi.”(Darimi, es-Sünen) El Hatib’teki hadis şöyledir: “Biz hadis yazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve yazdığınız şey nedir? dedi. Senden işittiğimiz hadisler (sözler) dedik. Hz. Peygamber Allah’ın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için yoldan çıktılar.” (El Hatib, Takyid, sayfa 33) Tirmizi’den de bunu öğrenebiliriz: “Allah elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik, bize izin vermedi.” (Tirmizi, es-Sünen, K. İlm, sayfa 11)

(Allah) Dilediğine hikmet verir. Hikmet verilene, pek çok hayır verilmiştir. Bunu ise ancak akıl sahipleri anlar.” (Bakara 269)
Melek kardeşim bazı İslam bilginleri dediğin kişilerin hikmet kelimesinin sünnet anlamında olduğunu belirtmeleri bir zandan ibarettir.Ayette Allah dilediğine hikmet verir diye belirtilmiş.Hikmet sadece peygamberlere özgü bir şey değildir.Hikmetin ne olduğu konusunda bilgim var ama anlatmam.Burada anlatamam en azından.
Rasulullahtan şöyle rivayet edilmiştir:bana kitap (kuran) ve birde onunla birlikte,onun gibisi (sünnet)verildi"
Sonra onu(Kuran’ı) açıklamak da bize aittir.(Kıyame 19)
"O (peygamber) hevasından konuşmaz;onun sözleri,kendisine indirilmiş vahiyden başkası değildir."(en-necm,:3-4)
Ayette senin de belirttiğin gibi peygamberimizin sözleri(dinle ilgili) vahiyden başkası değildir.İletmesi gereken vahyi iletmiştir.Açıklanması Allah’a aittir.
Arkadaşım peygamberimizin hadis yazımını yasakladığı hadislere ne diyeceksin?Hadislerin bazıları Kuran’a uyabilir ama hiçbir hadisin peygamberimizin ağzından çıktığına emin olamazsın.Kuran’ın değişmediği konusunda Rabbimiz bizlere belirttiği için eminiz.Normal, imanlı ve okuyan bir insan Kuran’ın insan kelamı olamayacağını çok rahat anlayabilir.
Mantık olarak düşündüğümüz zaman bizler hiçbir hadisin peygamberimizin ağzından çıktığından kesinkes emin olamayız.Hadislerin doğru olup olmadıklarını bilmiyoruz.Ben Kuran’la bağdaştırmaya çalıştığımda hadislerin büyük çoğunluğunun iftira olduğunu görüyorum.
Bir şeyin doğruluğundan emin olmadığımızda ne yapmamız gerektiği konusunu Kuran bizlere bildiriyor.
Bilmediğin şeyin ardından gitme! Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. (İsra 36)
Arkadaşım dinimizde iftira atmak günahtır,iftirayı taşımak da günahtır.İftirayı taşıyan kişi doğruluğuna emin olmadığı şeyi taşır.İftira 1400 sene önce de atılmış olsa da iftirayı taşımak günahtır.Hiç çekinmeden ben peygamberimize atılmış her türlü iftirayı taşıyabilirim diyorsan kendin bilirsin.Günahın kendi boynunadır.
Sen sözümü dinle;ibadetlerini yerine getir ve her akşam Kuran’dan okuyabildiğin kadar okumaya çalış.Bizim kendisinden sorumlu tutulacağımız kitap Kuran, başka kitaplar değil.
Özellikle güneşin doğmasına yakın sabah namazına kalk ve namazdan sonra samimi bir kalple “Rabbim beni üzerine nimet verdiklerinin yoluna ilet,gazaba uğramışların ve sapıtmışlarınkine değil.” Diye dua et.Sabah namazı şahittir.Bunu hiçbir zaman unutma.
Kuran okuduğun müddetçe de sabırlı ol ve Allah’ın rızasını kazanmak için sadaka vermeye de gayret et.Verdiğin her sadakanın karşılığını muhakkak bulursun.
Sen ilk olarak Kuran’ı oku öğrenmeye çalış.Kuran’ı iyice anla, daha sonra diğer kaynaklara bakacaksan kendin bilirsin.Melek kardeşim yeter ki sen doğru yolda ol,hidayet üzere ol bu durumda sapıtmış olan hiç kimse sana zarar veremez.Ben sapıtmış olsam ben de sana zarar veremem.
Sen Kuran’ı baştan sona oku, öğren daha sonra bu sitede tartışmaya gireceksen gir.Bir süre uzak dur bu siteden.Söylediğim dini yazılar sitesine de bak; insanlar Kuran’la nasıl hükümler veriyor bak.Orda takıl biraz.
Arkadaşım Allah yolunda mücadele etmenin de koşulları vardır.Düşünüp araştırma yapmadan yazı yazılmaz.
Özellikle tartışmaya girersen de; Allah hakkında bilmediğin şeyler söylememeye gayret etmek gerekir.Şeytanın isteğidir bu.Mücadele edeyim derken şeytana uymamak gerekir.Günahtır bu.Mücadele durumunda da olsan Allah’a saygıyı bırakmamak gerekir.

Konu _melek_ tarafından (02-02-2011 Saat 02:33 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #160  
Alt 02-02-2011, 16:18
mücerred mücerred isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Dec 2008
Mesajlar: 400
Standart

kaya19;361374]Selam sayın Melek;

Peygamberimiz’in hadis yazımına izin vermediğini, kendi sözlerinin yazımını yasakladığını hadisçiler bile kabul etmektedir. En doğru kabul edilen iki hadis kitabından biri olan Müslim’de ve Hanbeli mezhebinin kurucusu İbni Hanbel’in Müsned’inde şu hadisi rivayet ederek Peygamber’in kendi sözlerinin yazımını yasakladığını kabul ederler. “Benden Kuran dışında hiçbir şey yazmayın. Kim benden Kuran dışında bir şey yazmışsa imha etsin.” (Müslim, Sahihi Müslim Kitab-ı Zühd, Hanbel, Müsned 3/12, 21, 33) Darimi’deki hadis ise şöyledir: “Sahabe Allah’ın elçisinden sözlerini yazmak için izin istediler. Ancak onlara izin verilmedi.”(Darimi, es-Sünen) El Hatib’teki hadis şöyledir: “Biz hadis yazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve yazdığınız şey nedir? dedi. Senden işittiğimiz hadisler (sözler) dedik. Hz. Peygamber Allah’ın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için yoldan çıktılar.” (El Hatib, Takyid, sayfa 33) Tirmizi’den de bunu öğrenebiliriz: “Allah elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik, bize izin vermedi.” (Tirmizi, es-Sünen, K. İlm, sayfa 11)

O begenmedigimiz hadisler kuranı açıklamak için birinci dereceden başvuru kaynagıdır,dinin uygulayıcıları için.
Muhammed Peygamber kendi sözlerinin yazımını yasaklamış oldugu söylenir.
Bu Peygamber kendi sözlerinin yazımını yasaklarken
23 yılda tamamlandıgı iddia edilen ayetleri bir kitap halinde toparlamayı nasıl akledememiştir.
Bu yüzden Ömerin ayetleri bir kitap haline getirelim önerisine Ebubekirin Peygamberin yapmadıgını biz nasıl yaparız sözlerini hatırlatırım size.

Eger Muhammed Peygamber Arap yarım adası yerine iranda yaşamış olsaydı.
Onun bütün sözleri kaydedilirdi.Onunla beraber onun ardıllarının,sahabelerinin de sözleri kaydedilirdi neden biliyormusunuz?
O dönem arap yazılı kültür daha çok ilkel ,Farslılar yazılı kültür anlamında araplardan fersah fersah , ilerde.
Şöyle bir sonuç çıkarabiliriz.Muhammed Peygamber dogru bir seçim olmuş olsada Allah iran yerine arab yarım adasını seçerek cografi bir hata yapmıştır.

Peygamberin ölümünden ne kadar sonra kuran ayetlerinin toparlanması ile ilgili komisyon kurulmuştur?
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:51 .