
22-07-2017, 13:22
|
 |
Super Moderator
|
|
Üyelik tarihi: 22 Oct 2014
Bulunduğu yer: Platon'un Mağarası
Mesajlar: 1.906
|
|
İngilizce tercümelerde sak, incik-bacak anlamlarına gelen "shin" veya "shank" olarak karşılık bulmuş, ayrıca sözcük tekil, sanıyorum çevirenlerin çoğunun anadili de Arapça.
Bazı çevirilerde "işin aslı" kullanılıyor ancak kelimenin anlamı bacak, yani "işin aslı" sadece bağlamsal bir tefsir, "sak" (سَاقٍ ) sözcüğünün imlediği şey değil..
Google Translate:

http://en.noblequran.org/quran/surah-al-qalam/ayat-42/
Mealler:
Mohammed Habib Shakir
Ahmed Raza Khan Barelvi
Talal Itani
Ben de içgözlemin kurbanıyım.
Sylvia Plath
Her bir sözcük, sessizlik ve hiçbirşeyliğin içinde gereksiz bir leke gibi...
Samuel Beckett
Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece...
Aşık Veysel
Tekrar ede ede bitirilemeyen keşif, tekrar ede ede bitirememenin keşfine dönüşür.
Maurice Blanchot
İletişim, bir iletişimsizlik düzeneğidir.
Lacan
Sonuçta hepsi kendini kandırmaktan ibaret, öyle değil mi..?
Marilyn Monroe
ex nihilo nihil fit
il n'y a pas de hors-texte
|

22-07-2017, 13:28
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
Vefik Sami´isimli üyeden Alıntı
Bu tür ironiler şık kaçmıyor.
İlgili meal sitesinde 41 kişiye âit meal var.
40 tanesi aynı, benim alıntıladığım farklı olsaydı, iddianızda haklı olurdunuz.
Diğerleri de kendi aralarında farklı.
|
İllaki ironi şık değil ama net konuşmakta çok doğru değil, ona nispeten böyle dedim. Helede dediğiniz gibi 41 tane farklı şey olunca, orijinal bu demekte, sadece ona odaklanmakta meseleyi açmaz.
Orada ki adamlarda bu işi çok iyi biliyor değiller, çoğu zaman salıyorlar. Herkes meal çıkartabilir, isim değiştirin yayınlayın, bu zor bişi değil.
Vefik Sami´isimli üyeden Alıntı
Bir ayda Arapça öğrenilmez.
Ama daha Arapçayı öğrenmeden "saçma" olduğunu kavramak da ayrı bir "yetenek" olsa gerek.
Haklısınız.
Ben sizin kadar "yetenekli" değilim.
|
İroniye ironi diyorsunuz yani, eyvallah.
Vefik Sami´isimli üyeden Alıntı
Ama; siz, doğrusunu bildiğinize göre hikmetini de açıklarsınız artık.
Ricâ edelim !..
|
Bilene bir şey anlatılmaz ki?
Bu dünyanın hiç bir yerinde görülmemiştir. Benim dediğim sadece kimseye " güvenmemek", bunun araştırmasını her okur/yazar kendince yapar zaten.
Zaten mesele banada güvenmemeniz, ben kimseye güvenmezken, bana güvenin demem, bunu beklemem SAÇMA olmaz mı?
Bunu bilahare kendiniz araştırmalısınız.
Ben sadece alternatif bir bakışla baktım konuya, örnekledim o kadar.
Vefik Sami´isimli üyeden Alıntı
Bu arada mevzûyu "takım-taklavat"a ya da "Ayak fetişizmi"ne kadar tafsilâtlı hâle getirmenize bakarak, bu konuda sizinle bir tartışmaya giremiyeceğimi de kabul etmiş bulunmaktayım.
|
Ahlâk takıntım yoktur, bu meselenin altında yatan, en kibar anlamda bu demektir çünkü.
Dediğim gibi ben bu meseleyi hiç duymamıştım, adamların hayal güçlerine hayran kaldım.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

22-07-2017, 13:37
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 26 Apr 2017
Mesajlar: 720
|
|
Hasan Akçay´isimli üyeden Alıntı
DEYiM nedir biliyoruz degil mi.
|
Deyimleri insanlar söyler de , Allah dediğiniz neden bu yolu kullanmış , onu da siz açıklarsınız artık.
Allahın aklı böyle çalışıyor demek ki !
Allahın baldır sıfatı !
|

22-07-2017, 13:51
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
Pyrrhon´isimli üyeden Alıntı
İngilizce tercümelerde sak, incik-bacak anlamlarına gelen "shin" veya "shank" olarak karşılık bulmuş, ayrıca sözcük tekil, sanıyorum çevirenlerin çoğunun anadili de Arapça.
|
Bencede tekil anlam, çoğul yapmak için bacaklar, baldırlar, incikler diyorlar. Öteki türlü tekil deyince başka bir sorun çıkıyor ki sağ mı sol mu? 
Çoğul yapınca bu problem kalmıyor.
Pyrrhon´isimli üyeden Alıntı
Bazı çevirilerde "işin aslı" kullanılıyor ancak kelimenin anlamı bacak, yani "işin aslı" sadece bağlamsal bir tefsir, "sak" (سَاقٍ ) sözcüğünün imlediği şey değil..
|
Bu meseleyi açacak kelime yukşefu 'dur, onun kullanımına bakmak gerekir, yani xxx keşfetmek te neyi keşfetmek!
Bacak, baldır, incik keşf olmaz ki anca bakarsın, seyredersin.
Allahın bacağını, baldırını, inciğini keşfettim demek, Allah dururken çok komik kaçıyor. Kaldı ki Allah bile olsa keşfedilmez, benim mantık bunu söylüyor.
Yabancı tefsirlerde "şiddet" diye işleyen olmuş mu? zira kelimenin mecazında bu da varmış, Arabi de böyle işlemiş çünkü.
Gerçi şiddet bile keşfolunmaz, anca ortaya çıkan bir şeydir. Keşf bu anlamda da kullanılabilir.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

22-07-2017, 13:52
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 15 Aug 2013
Mesajlar: 2.836
|
|
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
İllaki ironi şık değil ama net konuşmakta çok doğru değil, ona nispeten böyle dedim. Helede dediğiniz gibi 41 tane farklı şey olunca, orijinal bu demekte, sadece ona odaklanmakta meseleyi açmaz.
Orada ki adamlarda bu işi çok iyi biliyor değiller, çoğu zaman salıyorlar. Herkes meal çıkartabilir, isim değiştirin yayınlayın, bu zor bişi değil.
|
Efendim; Sâk kelimesinin 'Baldır' anlamına geldiğinde bir tereddüt yoksa - ki aktardığım rivâyette de aynı anlam verilmiş - Kâlem: 42 meallerindeki farklılkları görmek için Arap diline hâkim olmak gerekmiyor sanırım. 'Deyim'i anlarım. Sn. Akçay'a hitâben yazdığım bir yazıda, İsrâ: 13'ü misâl verdim. Âyette "O'nun kuşunu boynuna bağlarız" deniyor. İslâm öncesinde Araplar, yapacakları bir işin hayırlı olup-olmadığı noktasında bir tahmin yürütmek için kuş uçururlarmış. Kuş sağa giderse "hayırlı" sola giderse "hayırsız" şeklinde yorumluyorlarmış. Buradan bir "Kader" hükmü çıkarıp âyeti anlamak-izah etmek mümkün. Ama; sözlük anlamına sâdık kalırsanız "Herkesin kuşunu boynuna bağlarız" gibi bir anlam çıkıyor. Tairu-hu "O'nun kuşu" demekmiş.
Kıyâme: 29 okunduğunda oradaki deyim çok net görünüyor.
Ama; Kalem: 42'den benzeri veyâ aynısı çıkmaz.
Bunu yapmaya çabalayan, anlam sınırlarını zorluyor demektir.
Halbuki Allah, Kur'an için "Kitâb-ı Mübîn" der.
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
İroniye ironi diyorsunuz yani, eyvallah.
|
Üstad, o bir nefs-i müdâfaa idi. 
Ben hiç bir mesajımda kişiselleştirmeyi "ilk seçenek" yapmam.
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
Bilene bir şey anlatılmaz ki?
Bu dünyanın hiç bir yerinde görülmemiştir. Benim dediğim sadece kimseye "güvenmemek", bunun araştırmasını her okur/yazar kendince yapar zaten.
Zaten mesele banada güvenmemeniz, ben kimseye güvenmezken, bana güvenin demem, bunu beklemem SAÇMA olmaz mı?
Bunu bilahare kendiniz araştırmalısınız.
Ben sadece alternatif bir bakışla baktım konuya, örnekledim o kadar.
|
Konu kişilere güven değil ki.
Ben yazılanları anlamaya çalışıyorum.
Okuduklarımın genelde doğru olduğuna kanâ'at getirmişsem o zaman onları esas alıyorum.
Yanıldığım da oluyor tabii
Bir münakaşada samimiyet ve üslup düzgünlüğü varsa, bilgim ölçüsünde o münâkaşayı sürdürmeye çabalarım. Ciddiyetten uzak, muhatabı "ti"ye alma modunda veya sinkaflı mesjları gördüğümde cevap vermem.
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
Ahlâk takıntım yoktur, bu meselenin altında yatan, en kibar anlamda bu demektir çünkü.
Dediğim gibi ben bu meseleyi hiç duymamıştım, adamların hayal güçlerine hayran kaldım. 
|
Benim belli güzeyde var.
Ama; başkalarına "ahlak" telkini aslâ haddim değil.
Sâdece, konunun ana mecra'ından sapmaması noktasında bir hassâsiyet taşıdığım için öyle bir cümle kurdum.
Saygılar.
|

22-07-2017, 13:59
|
 |
Super Moderator
|
|
Üyelik tarihi: 22 Oct 2014
Bulunduğu yer: Platon'un Mağarası
Mesajlar: 1.906
|
|
|
Felâsife Diyor ki
(...) Yabancı tefsirlerde "şiddet" diye işleyen olmuş mu? zira kelimenin mecazında bu da varmış, Arabi de böyle işlemiş çünkü. Gerçi şiddet bile keşfolunmaz, anca ortaya çıkan bir şeydir. Keşf bu anlamda da kullanılabilir.
|
Felaket anlamındaki "catastrophe" ve "calamity" kelimeleri kullanılmış sevgili Felâsife, bir tanesinde de "torment" (azap) var. Bunların tefsir/yorum olduklarını düşünüyorum, gördüğüm kadarıyla elimizde bir tane de "sahih hadis" var, dolayısıyla Ahlaksız'ın açıklaması tutarlı görünüyor, ne alaka yoksa "İlah'ın baldırı"?
Ben de içgözlemin kurbanıyım.
Sylvia Plath
Her bir sözcük, sessizlik ve hiçbirşeyliğin içinde gereksiz bir leke gibi...
Samuel Beckett
Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece...
Aşık Veysel
Tekrar ede ede bitirilemeyen keşif, tekrar ede ede bitirememenin keşfine dönüşür.
Maurice Blanchot
İletişim, bir iletişimsizlik düzeneğidir.
Lacan
Sonuçta hepsi kendini kandırmaktan ibaret, öyle değil mi..?
Marilyn Monroe
ex nihilo nihil fit
il n'y a pas de hors-texte
|

22-07-2017, 14:28
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
Vefik Sami´isimli üyeden Alıntı
Efendim; Sâk kelimesinin 'Baldır' anlamına geldiğinde bir tereddüt yoksa - ki aktardığım rivâyette de aynı anlam verilmiş
|
Tereddüt olup olmadığına LÛGÂT ilmi karar verir aslında, tek bir lûgâtte yeterli olmaz, diğerlerine de bakmak lazımdır.
Hatta sevgili Pyrrhon yaptığı gibi, varsa yabancı kaynaklara da bakmak gerekir ki TEREDDÜT kalmasın, yok densin. Öteki türlü tereddüt yok demek bile zaten tereddüttür.
Gerçek bir kitap kurdu böyle davranmaz, ben bu yüzden akademik kitaplara bakmaya bayılıyorum, zira tereddütler konusunda dip notlar, açıklamalar ekliyorlar ki yorumu okuyucu yapsın diye, bir "seçenek" sunuyorlar. Kuran tefsirlerin de bu yok.
Ama tabi olmaması bunun uygulanmayacağı anlamınada gelmiyor.
Müfessirler bu Lûgât ilmine de oldum olası karşı çıkarlar, çünkü kafalarında ki şeyle Lûgât çoğunca uyuşmaz ve efendim Kuranın termini böyledir filan diyerek, hayallerin de ki anlamı montelerler.
Kuranmeali.org ta ki yazarlarında her biri farklı mezhep, tarikat vs. dir.
O yüzden tereddüt varsa, netlik çok mümkün değildir.
Pyrrhon´isimli üyeden Alıntı
Felaket anlamındaki "catastrophe" ve "calamity" kelimeleri kullanılmış sevgili Felâsife, bir tanesinde de "torment" (azap) var. Bunların tefsir/yorum olduklarını düşünüyorum,
|
Hepsi tefsir, yorum, tevildir, zaten illada bu denemez. Orijinalinden de pek anlamayız.
Neticede ana dilimiz değil, öyle bile olsa bu seferde İMAN denilen şey, ana dilin önüne geçer. Hatta İNKAR da geçer. Namazın şekli tarifi zamanı vs. leri yokken, bir sürü yere namaz montelenir.
Sevgili World'de demiştim, kuranın iman ve inkar yönü vardır, yarı yarıyadır bu. İmanla bakan imanını, inkarla bakan inkarını görür, bir nevi ayna gibidir. Tevratta bu var mı demiştim, bilmediğini söylemişti.
Bunun zaten böyle olduğu da bu forumdan bile bellidir. İnsanlar yanlış görmüyorlar, doğrudur bu görülenler.
Tabi bütüne dair bir analiz de zordur, o yüzden bu meselede ki çeşitlilik ÇOKTA yerindedir.
Ben ilgiyle takipteyim, verdiğin bilgiler içinde teşekkür ederim.
Sevgiler
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

22-07-2017, 14:35
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 03 Feb 2011
Mesajlar: 2.372
|
|
Pyrrhon´isimli üyeden Alıntı
Bacakların dolanması anlamına gelen "baldırın açılması" diye bir deyim mi var Arap lisanında  ayetten böyle bir anlam üretmeniz saçma...
|
Baskasina saçmalama diye diye saçmalamak iste budur.
Kalem 42'de "baldırın açılması" yok, namevcut;
namevcut bir seye "Böyle bir deyim mi var?" demektir saçmalamak.
Kalem 42'de şu var:
(Açiga çikarilacak olan her ne ise onun, onlarin)
baldır dan açiga çikarilmasi -yukşefu an sâk
Deyim bu.
Baldirdan açiga çikarilmak
baldirdan açiga çikmak.
Hesap günü.. yani hesaplarin
baldır dan açiga çikarildigi ve herkese secde çagrisi yapildigi gün
Yevme yukşefu an sâkın ve yud'avne ilâs sucûdi...
(Bazi kimselerin)
iste buna
gücü yetmeyecek -fe lâ yestetîûn.
Çok geç artik.
Bunu Allah'in baldırı diye çarpitmak ise ayri bi saçmalik,
secde etmekte çok geç kaldigi için secde edemeyecek olan Allah midir ki
Allah'in açiga çikarilacak neyi varsa o, onlar
Allah'in baldirin dan açiga çikarilsin -yukşefu an sâk?
|

22-07-2017, 15:15
|
 |
Super Moderator
|
|
Üyelik tarihi: 22 Oct 2014
Bulunduğu yer: Platon'un Mağarası
Mesajlar: 1.906
|
|
|
Felâsife Diyor ki
Ben ilgiyle takipteyim, verdiğin bilgiler içinde teşekkür ederim.
Sevgiler
|
Rica 
|
Hasan Akçay Diyor ki
Baskasina saçmalama diye diye saçmalamayalim lütfen.
Kalem 42'de baldırın açılmasi yok, namevcut;
namevcut bir seye "Böyle bir deyim mi var?" demektir saçmalamak.
Kalem 42'de şu var:
(Açiga çikarilan her ne ise onun, onlarin)
baldırdan açiga çikarilmasi -yukşefu an sâk
|
Ben mi saçmalıyorum?
Önceki iletinizde "ayakların birbirine dolanıp bildiklerini ortaya döküvermesini dile getiren bir deyim" demişsiniz, şimdi takla kipini değiştirip "insanların baldırlarından açığa çıkacak hakikatler" diyorsunuz.
Peki , insanın baldırından ne hakikati ortaya çıkabilir, yeryüzünde böyle bir ifade biçimi mi var Hani sizin kastettiğiniz anlamda "yüreklerin açıldığı /keşfolunduğu gün" falan denmiş olsa bu kabul edilebilir , insanın "baldırının keşfolunması" ne çeşit bir deyim ola ki? Baldırlar ya da incikler mi topluyor amelleri? Arap kültüründe böyle bir kavram mı var, yani var mı başka bir örneği?
|
(...) Allah'in baldirindan açiga çikarilsin -yukşefu an sâk?
|
Bu arka sayfada mitolojik bir kökene bağlanmıştı, tabi sizin nazarınızda Kuran dışı bir dünya var olmadığı için, size pek bir anlam ifade etmez herhalde...
Ben de içgözlemin kurbanıyım.
Sylvia Plath
Her bir sözcük, sessizlik ve hiçbirşeyliğin içinde gereksiz bir leke gibi...
Samuel Beckett
Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece...
Aşık Veysel
Tekrar ede ede bitirilemeyen keşif, tekrar ede ede bitirememenin keşfine dönüşür.
Maurice Blanchot
İletişim, bir iletişimsizlik düzeneğidir.
Lacan
Sonuçta hepsi kendini kandırmaktan ibaret, öyle değil mi..?
Marilyn Monroe
ex nihilo nihil fit
il n'y a pas de hors-texte
|

22-07-2017, 15:23
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 26 Apr 2017
Mesajlar: 720
|
|
Baldırda ki keramet , tabiki KAS tır.
Müminler secde ederken bu kası ne kadar çalıştırırsa o kadar mümin oldukları belli olur.
Araplar o dönem kılıç ile pazu çalıştırmaktan fazla , namaz da BALDIR çalıştırırlardı.
Muhammed namaz kılanları BALDIRLARINDAN tanıyacak ve Kendi baldırını onlara göstererek , işde benim de namaza dair ispatım bu diyecek.
Tanrı dediklerinin baldırı ne ayak bilemedim.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:38 .
|