Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Etik, Estetik, Sanat, Politika, Bilim & Eğitim > Psikoloji

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 09-11-2009, 17:22
matillda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
matillda matillda isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Sep 2009
Bulunduğu yer: isvicre
Mesajlar: 583
Standart Gel-Git Zamanlarda Tanıdık-Tanımadık ve Psikoz

Can sıkıntısını yoğun hissediyordum. Birilerini aradım, önceliği aileme
vererek.
Neredeyse kimse iyi değildi. Birisinin kollarında uyuşma başlamış,
bir yandan da lekeler çıkıyormuş vücudunda, doktorlar modern çağın klişe
kelamını az pilavüstü teşhisle karışık bildirmiş: "Stres nedeniyle......"
"Geçer üzülme" diye başlayan moral cümlelerine "Amaaan ne geçer ne de bir
şey şansım yok! Her dert gelip beni buluyor, ölsem de kurtulsam
ya..! Öldürecem kendimi öldürmesine de birilerini üzmiyim diyorum yoksa
zerre korkmuyorum.." Moral verici motivasyon cümlelerinden uzun bir katarı
yolcu ederken ulaşacağı kişi açısından aslında hiç bir anlam taşımayacağını
bilerek ümitle yapıcı olmaya çalışıyorum..

Can sıkıntımda bir değişikli yok hatta grafik yükseldi bir kaç derece daha..


Bir diğer aramaya yöneliyorum..Terk eden sevgilisine adadığı kendini, terk
edilişten sonra anlamsız hissedip bunalıma girmiş intihara meyilli
olduğundan dem vuruyor. "Sevgi yok aşk yalan...ama ben..benn..O'nsuz
yapamaaaamm böeee.." Boğuk hıçkırıklarla konuşmaya devam ediyor. "İyi ki
aradın hani belki ölürüm mölürüm sesini de duymuş oldum böylece ha olur da
ölürsem oralardan kalkıp cenazeme bile gelme üzülme de..."

Bu ruh haline ve "batsın bu dünya" silsilesine müsaade etmemem, telefonun diğer ucundaki hamil-i yakınımı bir önceki telefon görüşmemdeki yakınıma uyguladığım; moral- destek birliği tek kişilik komando çözümlemeleri
düsturumla iyileştirmem lazım. Ben bunları düşünürken O, benden hızlı
davranıp "Ölmek istiyorum.. Sevgilim olmadan yaşayamam yaşasam da n'apıcam ki zaten anlamsız her şey...İntihar edeceğim.."

"....??"

"Saçamalama! bu kadar acz içinde olmak sana yakışmıyor. toparlanırsın merak etme sadece zaman alır. Acı da çekeceksin elbette ama zamanla azalır.. bak şim..."


"Hayır!! Hiç bir şey azalmaz! O o..pu çocuğu olmadan hiçim ben anlıyor
musun? beni var eden O'ydu.. yok eden de O oldu.. ölmek istiyoruuuuuummm..!"

"Git bir elini yüzünü yıka iki satır sakinleş daha sonra yine konuşuruz ok
mi? arayacağım seni. Hadi biraz kendine gel.. Görüşürüz öpüyorum...?"

..............

Klik..dit.diit....

Can sıkıntısı yoğunluğum boğucu seviyelere yükseldi..
Beş- on dk. sonra telefonuma bir çağrı geliyor. Dönüp arıyorum çağrı yollayan bir
diğer hamil-i yakınımı.. İç sesim "normal seyirde gitsin bu defa lütfen
lütfen" yakarışı eşliğinde.. Sesi son derece kısık ve üzgün geliyor.

"Merhaba iyi misin?"

"Hayır hiç iyi değilim.. Kavga ettik seninkiyle..!

"Benim ki derken???"

"Senin eskiden tanıdığın arkadaşınla çıkıyordum ya ben hani aşkolsun unuttun mu? Evet sen de unuttun tabi benim sorunlarımla kimse ilgilenmiyor zaten lanet olsuuunn!"

"Dur..Dur bir saniye ya.. Mehmet? Mehmet' den sözediyorsun sanırım,
"Seninkiyle" deyince bir an afalladım çok pardon. Üzüldüm (bir cumartesi
günümün yarısından fazlası bu hisle geçmemiş te ilk kez şu an üzülmüşüm
gibi)
ama olur ikili ilişkide kavga da tuzu biberi be kuzum. Yakında
barışırsınız çok takma bence..? ha?

...........

"Yok yok sen bizlerden ayrılalı beri taş kalpli oldun çıktın kızım yeaa!"

"Taş kalpli mi? Yahu ne alaka? Kavga da olur kızgınlık da diyorum. İnsan
ilişkisi yaşıyorsun ne var bunda bu kadar alınacak???"

"Hissediyorum ve aha şuraya yazıyorum ki
(göremiyorum işaret ettiği yeri
doğal olarak..) bu herif beni terkedecek, başka biri var! Sen biliyorsundur,
eski arkadaşın, mutlaka sana bir şeyler çıtlatmıştır...


"Ben hiç bir şey bilmiyorum, Mehmet' le görüşmeyeli- konuşmayalı üç yıldan
fazla oldu, mail bile yollamıyoruz artık birbirimize inan. Tek bildiğim
tanıdığım dönemde iş arkadaşlarımdan biriydi ve iyi bir kişilik olduğunu
düşünürdük hepimiz..Ne bileyim adamın ikili ilişkilerdeki seyrini osunu
busunu ya.. Hem de taa cehennemin dibinden nasıl bir fikrim olabilir kuzum
deli misin yahu?"


"Offff ne şanssız bir kadınım ben yeaa.. Kimse beni sevmiyor. Kıskandım bu
eşşolusunu tamam mı... -Bana haksızlık ediyorsun çok bağırıp çağırıp üstüme
geliyorsun- dedi ve çıktı gitti.. Dönmeyecek işte biliyorum!"

" Keşke o kadar abartmasaydın, ok seviyorsun kıskanıyorsun belki de hani çok üstüne gittiy....."

"Bak hala onun tarafını tututyorsun! Kızım bırak bu doğrucu davut ayaklarını,
gözün vardı Mehmet'te.. İtiraf et!! Zaten O' da senin hakkında bir kez
olumsuz konuşmadı aranızda ne vaaaarr?!

İç sesim: " E çüşşş, e ohaaa ve de hobaa!!"

"Ya bak sakin ol! Sevgiline kızgınsın kırgınsın ama bana bunu yapma! Bana
nasıl böyle şey......"


"Ya bırak tamam yeaa.. Ölmek istiyoruuum kahretsinnn!!!!"
............

Klik.. diit.. dit...ditt....

Canımın sıkıntı sınırı diye de bir şey yok artık. Telefonu eve bırakıp
dışarı çıktım. Şaka gibi geçen saatlerde bir kaç insanın can sıkıntısının
yanında benimkinin önemsizliğini kavramak için biraz da...

Güneşli bir gündü. Caddelerde insan kalabalığı epeyce fazlaydı hafta sonu ve güneş bu kalabalığın ortak noktasıydı sanırım.
Nereye gideceğimi kestiremedim önce. Bisikletin yönünü şehrin yegane nehrine doğru çevirdim. Sigara içmek geldi aklıma ve apar topar evden çıktığımdan yanımda sigara olmadığını anımsadım. Markete girmek için bisikletimi park benzeri yeşil bir alanın kenarına park ettim.
Kısa bir süre sonra elimde sigara paketiyle marketten çıktım. Parksal yeşil
alana doğru ilerlerken his olarak kendimi son derece yalnız ve saçma sapan
hissettiren bir moddaydım öte yandan da sakin ve soğukkanlı olmaya çalışarak.. " Ulan bir anacığım olsaydı da bir koklasam bir yüzüne baksam
toparlardım kendimi gel gör ki o da yok.."
iç sesleri eşliğinde yavaş
adımlarla ilerliyordum.

Parksal alanın kenarında bir kaç tane bank vardı. O'nu ortadaki bankta
oturmuş halde gördrüm. Tam da içses cümlemin "es" verdiği an..
Atmış beş- yetmiş yaşlarındaydı. Ak saçlarının bir kısmını örten folklorik
desenli, oyalı bir yazmanın kenarlarından iple karışık örülüp iki tarafa
ayrıştırılmış hafif dağınık saşları güneşin de ışıklarıyla daha bir
parlıyordu. Gözlerindeki kedere inat dudaklarının kenarlarında tebessüme
yakın bir gülümseme ifade vardı. İçimden "Acaba? En azından
insan işte, önce Türkçe selamlayacağım cevaba göre. .."
diye geçirerek yanına yaklaştım.

"Merhaba.."

........?

"Merhaba Yavrum! Hoş geldin."

............!

"Hoş buldum teyze. Hava güzel olnuca böyle işte......

"He kızım güneş bugün başka bir güzel sanki. Evde içim darlandı da ben de
çıkıverdim..."
.............
"Benim de.."

"Bazen güzel havalarda gelip oturuyorum buraya gelip geçenlere bakıyom
öylesine işte. Dillerinden anlamıyorum. Ama insanız hepimiz öyle ya. Dert
herkeste, koşturma hepimizde, ağlasak- gülsek insanız işte değil mi ya
kızım..?
..............

"Ya.. ya..aynen öyle teyzecim.. aynen öyle..

"Çok oldu mu bu yana geleli yavrum?"

" Yok çok olmadı sayılır..."

Alışmak zor oluyor. İnsan özlüyor memleketini öyle ya. Ama karnın nerde
doyarsa vatan da orası oluveriyo da yine de zor kızım zor gurbetlik..Benim
bütün evlatlarım bu yanda gerçi memlekette hısım akrabadan kelli
hasretliğimiz yok. Anam vardı on yıl oldu rahmetli geldi geçtiii... eygidi..."

"Benim ki ben iki yaşındayken ölmüş..."

"Oyyy.. mala mıni mala mi şeviti, keçamın*.. toprağı bol olsun yavrum..Olur da burlara yolun düşerse ben de bir anan sayılırım kızım. Darlanma konuşuruz. Her şey insan için her şey bizim için ömür işte gelir geçer.

"Ya aynen öyle teyzecim çok sağol seni görmek iyi geldi.....

"İnsan insanla vardır yavrum... geçenlerde benim torunun iş yerinden
bir............................................... ..........................
.................................................. ..........................
.................................................. ......................
.................................................. .....................................


Canımın sıkıntısını az önce hiç tanımadığım bir kadınla öldürdüm..
Sokaklara çıktığımda cinayet işliyorum artık...


Matillda



*evim ocağım yansın.. (çok emin değilim ama sanırım böyle bir cümleye karşılık geliyor.)

kuşku aramızda bir dil oldukça, her sözcük ayrı çoğalacak beyin kıvrımlarımızda. kuşku aramızda bir dil.

Konu matillda tarafından (09-11-2009 Saat 17:37 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 09-11-2009, 17:54
vartor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
vartor vartor isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.614

Onur Üyeliği 

Standart

Sevgili matillda,
Ben sikintili gunlerimde, Dunyanin diger ulkelerindeki insanlarin ne halde olduklarini dusunurum; En cok da afrika gelir aklima, Acliktan kemikleri sayilan insanlarin, kemirecek bir kok bile bulduklarinda, yuzlerinde olusabiliecek tebessumu hayal ederim. Karim, disari ciktigimzda, hangi ayakkabim daha yakisti diye giyip cikardiklari, gozumun onune, yalin ayak, camura batmis siyah ayaklar getirir gozumun onune. Belki de kotumser olmam, bana hayattan cok sey beklememeyi, gelenleri de kabul etmeyi ogretti.

Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 09-11-2009, 18:04
matillda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
matillda matillda isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Sep 2009
Bulunduğu yer: isvicre
Mesajlar: 583
Standart

vartor´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sevgili matillda,
Ben sikintili gunlerimde, Dunyanin diger ulkelerindeki insanlarin ne halde olduklarini dusunurum; En cok da afrika gelir aklima, Acliktan kemikleri sayilan insanlarin, kemirecek bir kok bile bulduklarinda, yuzlerinde olusabiliecek tebessumu hayal ederim. Karim, disari ciktigimzda, hangi ayakkabim daha yakisti diye giyip cikardiklari, gozumun onune, yalin ayak, camura batmis siyah ayaklar getirir gozumun onune. Belki de kotumser olmam, bana hayattan cok sey beklememeyi, gelenleri de kabul etmeyi ogretti.

Değerli "vartor"
Bu cümleleri mail yoluyla hamil-i yakınlarıma yollayabilirim "vartor arkadaştan alıntıdır" diye
Son derece haklısın. Kendi cephemde çok büyük sorunlar yok içsel sıkıntıya dair ya da; Kişisel hiç bir aksiliği veya olumsuzluğu aşılmaz olarak görmüyorum da diyebilirim.. Ufak tefek şeylerden çığ yapılıp üzerime (isteyerek ya da istemeyerek) gönderilmediği sürece biraz da..

Hani derler ya: "En kötü çözüm çözümsüzlükten iyidir" bu da kendimize tutacağımız aynanın üstünde yazması gereken cümlelerden biri sanırım.

kuşku aramızda bir dil oldukça, her sözcük ayrı çoğalacak beyin kıvrımlarımızda. kuşku aramızda bir dil.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 10-11-2009, 01:53
güneşinzaptıyakın güneşinzaptıyakın isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 30 Aug 2009
Mesajlar: 2.219
Standart

Her ağacın kurdu özünde oluyor, tüm kavga aslında kendi içselliğimizde yaşanıyor, dış Dünya figüran bu yaşananlarda, elbette farkındalıkla oluyor bunlar, yoksa bu kadar izahata ne gerek var?

Küçük şeyler güzel kılıyor yaşamı, bunun için bir şiir yazmıştım ergenliğimde sanırım...

Küçük şeyler büyük mutluluklar oluyor yaşanınca...

Yaşamın ve yaşamımızdakilerin kıymetini bilelim, tekrarı yok bu anın unutmayalım...
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 14-12-2019, 19:33
ilahimasal ilahimasal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Oct 2017
Mesajlar: 3.462
Standart

Anladığım kadarı ile bu psikozları, iç uyarıcılar (bilindik sorunlar)çok rahatsız etmeye başlayınca dış uyarıcılara(yaş kuru) yöneliyorlar ve tabiki daha beter oluyorlar.

Beyin bu kadar iç ve dış uyarıya karşı ya şalteri kapatacak yada kayışı koparacak .
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 14-12-2019, 20:07
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
Standart

hehehe

al işte nevrozu depreşen psikoz üstüne ahkam kesmiş

psikoz semptomdur, hastalık değildir
birden fazla hastalıkla ilişki olarak ortaya çıkar

örnekleyeyim ki anlayabilesin
anladığın kadarı anlamadığını gösteriyor

ateşli hastalıklar vardır ya hani
ordaki ateş gibi yani
ateş hastalık değil semptomdur
ama kızamık su çiçeği falan ise hastalıktır

demişsin ya iç uyarıcılar bi de parantez içinde bilindik sorunlar diye de ekleyivermişsin

kendi kaşıntınla mı karıştırdın
bu başlıkta kaşınan yerini oraya buraya sürtüp illa gel beni kaşı deme gereği hissetmen ile
psikoz, psikotik, psikopatoloji sanıldığı kadar yakın anlamlı değildir

psikotik, psikoz semptomu gösterecek hastalığı olandır
ancak psikotiğin psikoz yaşaması hayatı boyunca hiç mümkün olmayabilir
hiç psikoza girmeden mani ya da depresyon yaşanabilir

eskiden sosyopat ve psikopat farklı olarak
birincisi nevrozla ikincisi psikozla ilişkilendirilirken
şimdilerde pskopat ağır nevrozla daha ilişkili kabul ediliyor

hangi konuya el atsan
temel motivasyonun hep nevrotik
derin nefes al
vazgeç şu nevrozlardan
boş iş nevroz
delikanlıyı bozar

bilmediğin konularda da kakafoni yapma
kaç kez denedin hala akıllanmadın
kendine doğru hedefler seç
inşaat-top durumunda yok gibi görünüyor
nedir bu kadar kaşıntı anlam vermek zor
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 15-12-2019, 17:32
ilahimasal ilahimasal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Oct 2017
Mesajlar: 3.462
Standart

Bu tipleri iç uyarıcılar tetikledikden sonra dış uyarıcılarda kesmeyince Homurdanmak gibi garip davranışlar sergiliyor diyebiliriz .

Homur homur homur .
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 15-12-2019, 17:52
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
Standart

diyemezsin

senin gibiler eskiyurt gibilerin karşısında o da arada bir belki bişeyler diyebilir
zaten onlarda olmasa ne olurdu sizin haliniz

türkübar ortamcılığı yapıp
gelip bizim şarabımıza cigaramıza laf edenin söylebilecekleri zaten ne olabilir
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 15-12-2019, 18:25
ilahimasal ilahimasal isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Oct 2017
Mesajlar: 3.462
Standart

Damara basmayı hic sevmem ya ! ( bu beni ne yapar?) Kendime tanı koyamıyorum ama MİSYONUM olmadıgını bilmek herseyin dışında bana haz veriyor.
Kendisine misyon yüklenenlerin bahsettigim ic ve dış etkilerden kurtulamayıp VERILEN misyonun etkisinden kurtulamayıp sürekli homurdanmaları damara basınca verilen misyonun etkisi ile kendine degerli bir kişi etkisi yaratıp sürekli BEN kimliği ile ancak bu kadar cevaplar üretebilir. Misyonsuz yaşamak misyon VERILIP yaşamaktan daha iyi bir haldir diye düşünüyorum.

Misyon VERILENLER birtek Psikolar değil elbet . Psikolar misyon VERILMEDEN de yaşayabilirler mi ? Buna ben degil psiko oldugunu ve verilen misyonu tamamladıgını düşünenler cevap verebilir.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 15-12-2019, 18:42
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
Standart

ne yaptın
yine gugıl amcan seni yarı yolda bırakmış
misyon kelimesine amma yüklenmişsin
misyonu olduğuna inanmak
birçok semptomdan sadece biridir
üstelik de en az rastlananı-nerdeyse şizofreninin bi türüne özgü olanı-

bütün teorini bir tek şey üzerine kurdun
üstelik de en zayıf olanı üzerine
misyonu olan birine benziyormuyum
öğren artık şu işleri

ama arada bozuk saat gibi bişeyler yakaladığın oluyo
haz
işte hepimizin ortak noktası o
ama farklı şeylerden mutlu oluyoruz

bazılarımız
türkübarlarda
sahte karakterlerin, goygoyların ortasında ortamcılık yapar
içtiği rakıyı da ziyan eder
bazıları da gider deniz kenarına yapar bi cigara kafasına göre demlenir

iyi de bu tarz meselesi
ne alakası var psikozla-nevrozla diyebilirsin

çok alakası var çekirge
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:22 .