“Yolları ne var ayrı ise? Hep sana âşık / Her birisi bir yol ile gülzâra gelirler”
Niyâzi-i Mısrî
Sisli bir sabahta erkenden uyandım. İçimde sebebini bilemediğim bir sıkıntı vardı. Yavaş yavaş mezarlığa doğru yürümeye başladım. Bu gün havanın sisli, içimin sıkıntılı olmasından dolayı hüzünlü ney iniltisi dinlemek istemiyordum..
Mezarlığın duvarına yaklaştıkça kulağıma saz sesi gelmeye başladı. Sabah ziyaretine gelen bir medrese mollası yüzünü ekşiterek; “Bizim Aynalı deliye bu gün yine şeytan karışmış herhalde, ölülere saz çalıveriyor” dedi.
Kulübenin önüne geldiğimde Aynalı Baba bir iskemleye oturmuş, neşeli bir saz taksimi geçiyordu. Sessizce yanına vardım, boş duran diğer iskemleye de ben oturdum. Kendinden geçmiş halde hem çalıyor hem de söylüyordu:
Zâhid bize ta’n eyleme,
Hak ismi okur dilimiz,
Sakın! Efsâne söyleme,
Hazrete gider yolumuz.
Ey katı ve taklitçi dindar!.. Saz çalan şu mümini kınama, küfürle suçlama.
Hakkın ilminden başkasını dilimiz söylemez.
Sakın bize ilim irfan diye hikâye ve masal anlatmaya kalkışma.
Bizim yolumuz her an hakikat huzurunda olmaktır.
...............
Devamı için
tıkla!