|
bana doğruluk ölçüsü nedir diye soracak olursanız *ozaman size cevabım ilim olur siz bula bilgi dersiniz
ama hayır bu *bilgi degildir. çünkü bilgi sadece bir döküman bir hammadedir.bu hammaddenin doğru bir yöntemle ve temiz bir akılla işlenmesinden ilim meydana gelir.
|
Güzel söylüyorsun. Ama bir hususu kaçırıyorsun. Bilgi olmadan ilim olmaz. Yani, elinde gerçekliği kesin olarak doğru olan bir bilgi olacak. Sen bu bilgiye bakarak ilim yapacaksın. Bu doğruluğu bilinen bilgi ise, gözlemle, deneyle elde edilir. Başka türlü elde edilemez.
Eğer doğru bilgiye ulaşırsan, bu bilgiyi değerlendirmen ve bir teoriye (teorilere) sahip olman mümkündür. O bilginin doğruluğu şüpheye düşmediği sürece de teorin doğrudur.
|
slama göre ise her insanın fıtratında allah gerçegi var. çünkü allah biz insanları dünya yaşantısına göndermezden evvel huzurunda toplamış ve ben sizin rabbiniz değilmiyim buyurarak hepimize bu gerçegi tastik ettirmiştir. işte insanların allaha yönelmeleri bu gerçegin günyüzüne çıkmasıdır.
kaldıki en koyu ATEİST ler dahi tehlike anlarında farkında olmadan ALLAH diyerek ve ALLAH a yönelerek fıtratlarında böyle bir gerçegin olduğunu hissederler
|
Ama sen, tamamen tersini yapıp, ne bir gözleme, nede gözlem sonucuna dair yoruma gidiyorsun. Doğrudan doğruya işkembe-i kübradan sallıyorsun. Bugün, hiç bir hristiyanın başı sıkışınca allah dediğini görmedim. Budistin de, Yahudinin de. Endonezya'da ki budistlerin, elleri kesilse, tanrıça bilmem kime yakarmaya başladıklarını ise çok gördüm.
Yani, elinden hiç bir istatistiki bilgin olmadan, işkembeden sallıyorsun. Buna apaçık bir şekilde ossuruktan teyyare denir. Hükmü de ancak o kadar olur..
Bir ateistin, başı sıkışınca Allah diyerek bağırması, dediğin türden ham bir bilgidir. İşlenmesi gerekir. Bakılır, bu ateist ne oluyor da böyle bağırıyor? Korkunca örneğin. Nasıl oluyor? Nöroloji biliminden destek alınır. Ve görülür ki, insna korkunca vs. beynin amigdala denen kısmı, iradeyi eline alıyor. Düşünmeden, ezberlenmiş bir şekilde bir tepki veriyor. Amigdalanın vereceği tepki, daha önceden öğretilmiş olmalı. Hımm diyoruz bu durumda. Ateist, çocukluğunda böyle eğitilmiş. Düşmüş, Allah de bir şey olmaz vs. Başı sıkışınca Allah demesi, böylece kurtulacağı öğretilmiş. Büyümüş, gerçeği görmüş. Ama bu ilkel beyin sistemi hala yerli yerinde. Bir gün başına başeedemyeceği bir hal gelmiş. Amigdala devreye girmiş, bakmış, bu durumdan çıkış için bulabildiği tek yol, Allah demek. Ve Amigdala'nın tesiriyle ateist Allah demiş..
Demekki, ateistin böyle yapma sebebi, Allahın inayeti filan değil. Beynin ilkel sistemlerine kazınmış olan öğreti. İşte bilgi böyle işlenir. Senin işleme yoluna bakalım.
çünkü allah biz insanları dünya yaşantısına göndermezden evvel huzurunda toplamış ve ben sizin rabbiniz değilmiyim buyurarak hepimize bu gerçegi tastik ettirmiştir.
Buna dair gözlem nerededir? Mesela, Allah nerededir? Eğer Allah gözlenmiş, aha şurada diyebiliyorsanız, onun bir gün böyle yapmış olup olmadığına karar verebiliriz. Ama Allah'ın varlığına dair hiç bir gözlem yok. Demekki, senin argümanın self-reference ve circular fallacy sorunu yaşıyor. Yani bir safsatadan ibaret.
Bu tür güzel bir bilimsel yaklaşım kullanandan bu kadar bariz bir safsataya düşmemesi beklenirdi. Demek ki, sen bunu bir yerden okumuş, havalı bir söz olarak görüp, buraya yapıştırmışsın. Çünkü, senin ilim yolun, tarif ettiğin yoldan gitmiyor. Tavsiyem, sözlerin havanı artırmasına değil, seni daha bilge yapmasına çalışman.