
17-05-2011, 01:01
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Jul 2009
Mesajlar: 4.880
|
|
Kendime Verdiğim Bazı Sözler...
forumda olsun, gerçek hayatta olsun herhangi bir konuda farklı düşüncedeki insanlarla tartışırken genelde uymaya çalıştığım, fakat bunu her zaman başaramadığım, birkaç 'ilkeyi' alenen paylaşmak istiyorum ki, sizler de yeri geldiğinde lütfen ''ulpian, bak sözünde durmuyorsun'' deyin...
(1) muhatabımın niyetini, amacını veya motivasyonunu sorgulamamaya özen göstereceğim.
bir kimsenin, savunduğu şeyi savunmasının veya eleştirdiği şeyi eleştirmesinin 'altında', 'arkasında' ne gibi niyetler, amaçlar, bilinçli veya bilinç-altı motivasyonlar yattığının, tartışma için hiçbir önemi yok.
diyelim ki, astrolojiyi eleştiren bir başlık açtım. bunun farkında olduğum veya olmadığım birçok motivasyonu olabilir.
meselâ:
- kız arkadaşımın sürekli burçlardan bahsetmesine kıl olup, o gıcıklığımı böyle bir çalışmaya kanalize etmiş olabilirim,
- ''bakın, biz ateistler sadece dinleri değil, akıl dışı olan herşeyi eleştiririz'' gibi bir hava vermek istemiş olabilirim,
- kendimi çok bilgili, rasyonel filan göstererek egomu tatmin etmek istemiş olabilirim,
- forumda, bu gibi şeylere inanan birkaç arkadaşı dürtmek, onların bu inançlarını sorgulamak istemiş olabilirim,
- belki de sırf birşey yazmak için, onlarca konu içerisinden rastgele kura çekmişimdir...
tüm bunların ne önemi var ki? önemli olan, açtığım başlıktaki tezlerim ve bu tezleri desteklemek için sunmaya çalıştığım argümanlar, gerekçeler...
son derece bayağı, yüzeysel güdülerle yazılan bir yazı içerik olarak gayet sağlam olabilir. aynı şekilde çok 'ulvi' güdülerle yazılan bir yazı da içerik olarak çok zayıf kalabilir. tartışma için bu güdüler, motivasyonlar değil, sunulan gerekçeler önemli.
kişinin niyetinin, motivasyonunun, amacının tartışma için hiçbir önemi olmadığı gibi, aynı zamanda bunu diğer kişilerin bilmesi de mümkün değil, hattâ genelde kişinin kendisinin de tam olarak bilmesi pek kolay değil.
öyleyse, ben de hiçbir tartışmada, muhatablarımın amacı, niyeti, motivasyonu hakkında bir yorum yapmamaya çalışacağım. ha elbette, kafamda muhatabımın niyeti hakkında bir intıba oluşabilir, bunu önleyemem. ama bunu tartışmanın kendisine yansıtmamın bir anlamı olmaz...
(2) muhatabımın bilgi-birikimi, donanımı, zekâsı vs. hakkında yorum yapmamaya çalışacağım
herhangi bir tartışmada, karşımdaki muhatabıma ''senin donanımın yetmez'', ''bu konunun altında kalırsın'', ''seviyen yetersiz kalır'', ''bunu anlayacak zekân yok'' gibi şeyler söyleyerek kendi pozisyonumu daha güçlü kılmış olmam ki. neticede, somut bir konu tartışılıyor. o konu hakkındaki tez, argüman, gerekçe, analiz ve yorumlarımı sunmaya çalışayım, yeter... karşımdakini ikna etmek zorunda değilim neticede.
ha bazen (bizce) saçma veya safsata olana, 'saçma' veya 'safsata' dememiz ve neden bunu dediğimizi gerekçelendirmemiz meşru olabilir belki. epey sert ve sivri bir eleştiri olsa da, neticede hâlâ yazılan görüşün kendisine bir eleştiri var. görüşü savunan kişinin şaysiyetine değil. ''bu yazdığın saçma olmuş'' derken muhatabımın o somut ifadesini veya düşüncesini sert ve sivri bir dille eleştirmiş olurum, ama ''sen genel olarak aptalsın'' veya ''donanımsızsın, zekân yetersiz, bilgi-birikimin sıfır'' gibi şeyler söyleyerek, herhangi bir eleştiri yapmış olmam, sadece deşarj olmuş ve gereksiz karşılıklı laf sokma sürecini başlatmış olurum... ne bana birşey kazandırır, ne muhatabıma, ne de yazdıklarımızı okuyacak olanlara...
(3) muhatabımın, savunduğu şeyi neden savunduğuna dair psikolojik tahliller yapmamaya çalışacağım
düşünün ki, bir ateist ile bir teist, tanrının varlığı/yokluğu üzerine tartışıyor. teist, muhatabına ''sen şeytana uyuyorsun, azgın nefsine yenik düşerek inkâra kalkışıyorsun'' gibi şeyler söylüyor, ateist de ''senin doğduğundan beri beynini yıkamışlar, uyduruk masallara inandırmışlar'' gibi şeylerle karşılık veriyor... bu iki kişi sadece karşılıklı psikolojik tahliller yapmış olur, ama tanrının varlığı/yokluğu üzerine tartışmış olmaz...
veya bir sosyalist ile bir liberal tartışırken, sosyalistin ''sen kendi sınıfının çıkarlarını savunuyorsun, sadece şahsi çıkarın için bunları diyorsun'' demesi, liberalin ise ''sen de sırf üniv'deki ortama ayak uydurmak için, komünist abilerinin dediklerine kanmışsın'' veya ''60'lardan kalma, betonlaşmış fikirlerini dogma olarak savunuyorsun, ideolojini artık kişilik haline getirmişsin, ideolojinin yanlış olduğunu gösterebilecek herşeye gözlerini kapatıyorsun'' filan gibi şeylerle karşılık vermesi... tüm bunların tartışılan konu için en ufacık bir argüman değeri yok ki...
tartışılan konu, meselâ ''daha yüksek standartlı ve daha özgür, daha eşit, daha mutlu bir yaşam için, serbest piyasanın sosyal düzenleme ve denetimlere tâbi tutulması mı daha makûl, yoksa topyekûn kaldırılması mı?''... şimdi bu tartışmada, sosyalist veya liberal tarafın, hayat hikayelerinin, geçtikleri evrelerin, hangi düşünceyle hangi vesileyle tanışmış olmalarının vs. hiçbir önemi yok ki. biyografi veya psikolojik analizler okumak değil, somut bir konuyu rasyonel argüman ve ampirik verilerle tartışmak, böylece daha makûl olanı bulmak istiyoruz neticede.
meselâ ben herhangi bir görüşümü, sırf lisede çok saydığım ve hayran olduğum bir öğretmenimin daha çok gözüne girmek için benimsemiş ve odur budur bu görüşte kalmış olabilirim... veya sadece aşık olduğum kızı etkilemek için... veya çevremdeki arkadaşlar da o görüşte diye... veya tam tersine, çevremdeki insanlar zıt görüşte diye, onlara tepki olarak... tüm bu ve bu gibi şeyler, ilgili görüşün doğru veya yanlış olmasına dair en ufacık bir argüman olarak kullanılamaz ki...
neticede kimse bir vakuumda yaşamıyor. herkes kendi görüşünü en nihayetinde, bazı sosyal ilişkiler, vesileler sonucunda savunmaya başladı... tartışmada önemli olan sadece, o görüş için sunulan argümanlar, gerekçeler, veriler, yorumlar vs...
öyleyse, ben de tartışmalarda muhatablarım hakkında psikolojik tahliller yapmamaya, sadece yazdıklarını karşı argümanlarla eleştirmekle yetinmeye çalışacağım.
(4) muhatabıma gizli bir art-niyet isnat etmemeye çok özen göstereceğim
tartışmada bir kişiye yapılabilecek en büyük hakaret, ''sen bunları aslında doğru bulduğundan değil, bir yerlerin uşağı olduğundan savunuyorsun'' şeklinde ithamlar olsa gerek... hani ana-avrat sövmek bundan daha ağır değildir...
karşımızdaki insan, bizce çok yanlış, çok saçma veya çok tehlikeli bir görüşü savunuyor olabilir. feci bir şekilde yanılıyor olabilir. ama çok büyük bir ihtimalle kendisinin haklı olduğuna, savunduğu görüşün doğru/geçerli olduğuna gerçekten inanıyordur, bir şekilde inandırmıştır kendisini...
tartışma esnasında örneğin bir müslümana ''ne o, bir cemaatten para mı alıyorsun'' demek veya meselâ bir kemaliste ''Atatürkçü Düşünce Derneği seni maaşa bağlamış olmalı'' gibi şeyler söylemek, veya liberale ''sermaye yalakası'', ''işbirlikçi'' gibi ihamlarda bulunmak, tartışma kategorisine girebilecek bir tarz değil.
tartışma dediğimiz şey, muhatabı veya dinleyicileri/okuyucuları nesnel argümanlarla savunduğun görüşün doğrulu veya eleştirdiğin görüşün yanlışlığı hakkında aklen ikna etmeye çalışmak... ama yukardakine benzer ifadelerle muhatabımıza ''sen o görüşü doğru bulduğundan değil, çıkarın için savunuyorsun'' demiş oluruz, öyleyse o kişiyle tartışmak da anlamsızdır, o artık forumdan atılması, gerçek hayatta da susturulması, yok edilmesi gereken bir kişi olur...
muhatabımızın düşüncelerini, yanlış, mesnetsiz, saçma bulabilir ve bunu da (gerekçelendirerek) söyleyebiliriz. ama tüm dinleri, ideolojileri, görüşleri benimseyen insanların (ezici çoğunluğunun) kendi görüşlerinin (tıpkı bizim gibi) gerçekten doğru olduğunu düşündüğünü hatırlayarak tartışırsak, belki makûl bir tartışma olur.
hem, muhatabımızın tezlerini, karşı tez ve argümanlarla eleştirmekle yetinmek yerine, ona bir de açıktan veya dolaylı olarak gizli art-niyetler, kirli emeller isnat edersek, dışardan bakan (aklı başında) biri için, aslında bizce de kendi argümanlarımızın yetersiz olduğunu göstermiş oluruz...
öyleyse ben de, kimseye açıktan veya dolaylı olarak , gizli art-niyetler isnat etmemeye çalışacağım.
(5) kimsenin eleştirisinin meşruiyetini sorgulamamaya özen göstereceğim
Söz gelimi Atatürk'ün veya Muhammed'in eleştirildiğini düşünün, veya Marx'ın ya da diyelim ki Popper'in, veya da islamın, komünizmin, liberalizmin vs.
şimdi bu eleştiriye iki tarz karşılık verilebilir:
(a) bu eleştirilerinde haksızsın, çünkü...
(b) sen ne hakla böyle bir eleştiride bulunursun, amacın ne, neyin peşindesin vs.
tartışmak (a)'daki gibi cevap vermek bence. (b)'deki tarz 'cevaplar' bir tartışma değil, susturma yöntemi olabilir ancak...
dileyen dilediğini eleştirebilir. ilgi duyar, yanıt vermek istersem, meselâ ben de, ''şu dediğine katılmıyorum, çünkü...'', ''bu tezin yanlış, zira...'' gibi karşılıklar vermeye, ve fakat eleştirinin meşruiyetini sorgulamaya kalkışmamaya özen göstereceğim.
(6) kitleyi, insanları değil, düşünceyi/ideolojiyi eleştirmeye çalışacağım
örneğin ben ''din karşıtıyım'', dolayısıyla İslam karşıtıyım da... fakat müslüman karşıtı değilim. hattâ şu hayatta en çok sevdiğim, güvendiğim, sığındığım insanların çoğu müslüman...
aynı şekilde şahsen komünizm/sosyalizm karşıtıyım da, çünkü serbest piyasanın ve özel mülkiyetin topyekûn kaldırılması, tüm üretim araçlarının kamulaştırılması ile, insanların daha mutlu, daha özgür, daha eşit, daha yüksek standartlı bir yaşama kavuşacaklarını düşünmüyorum... sosyalizm karşıtıyım, fakat sosyalist düşmanı değilim...
neticede herkes kendi dininin veya dinsizliğinin, kendi siyasi görüşünün tüm toplum için en iyisi olduğuna inanıyor... bence bu düşüncelerinin yanlış olması, onlara yönelik şahsen de düşmanca hissetmemi gerektirmemeli... bu tarz önyargılarımızı, haklı veya haksız öfke ve kinimizi tartışmaya yansıtmakla, o tartışmaya herhangi bir katkı veya argüman sunmuş olmayız...
öyleyse, eleştirilerimde, eleştirmek istediğim görüşü, dini, ideolojiyi hedef almaya çalışacağım, o görüşe sahip insanları değil...
(7) tartışmanın kısırdöngüye girdiği yerde, noktalamak için azami gayret göstereceğim
hepimiz çok iyi biliyoruz ki, herhangi bir konuda iki zıt görüşlü insanın tartışmaya başlayıp da, birinin görüşünü değiştirmiş olarak tartışmanın bitmesi, yani meselâ bir tartışmanın neticesinde ateistin müslüman, müslümanın ateist ya da kemalistin liberal, liberalin komünist olarak tartışmadan kalkması neredeyse imkânsız.
özellikle bu gibi ideolojik ağırlığı fazla tartışmalarda, daha başlarken karşı tarafı o tartışma neticesinde ikna edemeyeceğimizi kendimize hatırlatırsak, daha bir rahat olabiliriz diye düşünüyorum.
eğer herhangi bir tartışmada, iki taraf da kendi tezlerini, argümanlarını, karşı argümanlarını, eleştirilerini vs. artık yeterince sundu, açıkladı ve örneklediyse ve artık tartışma her iki taraf için de tekrardan ibaret olmaya başladıysa, bu durumda ''ok, birbirimizi ikna edemedik, yine de güzel bir tartışmaydı, teşekkür ederim'' ya da sadece ''tamam, diyeceğimizi dedik, tekrarlamaktansa noktalayalım'' gibi birşey söyleyip, tartışmayı bitirmek daha hayırlıdır bence... çünkü kısır döngüye girilmesine rağmen devam ettirilen tartışmalarda genelde tansiyonların yükseldiğini ve artık karşılıklı laf sokmalara geçildiğini görüyoruz hep... bunun da kimseye bir katkısı filan olmuyor ki hani...
öyleyse, ben de bundan sonra, herhangi bir tartışma kısır döngüye ve daha önce yazılanların tekrarına dönüştüğünde, kaba kuvvetle devam etmek yerine, muhatabımla en azından uzlaşamadığımız üzerine uzlaşıp bir nokta koymaya daha fazla gayret göstereceğim...
gönül ister ki, bu durumda karşı taraf da ''ok, bence de bitirebiliriz'' gibi birşey söylesin ve gerçekten noktalayalım... ama meselâ ben, ''ikimiz de kendi argümanlarımızı sunduk ve birbirimizi ikna edemedik, o halde tekrar etmektense noktalayabiliriz'' dedikten sonra, muhatabım, yine konuya girip, yine daha önce yirmi defa yazdığını yazıp, yine bir laf sokarak tartışmanın son mesajını yazmak istesede de, buna cevap vermemeye çalışacağım...
Konu ulpian tarafından (17-05-2011 Saat 03:22 ) değiştirilmiştir.
|

17-05-2011, 01:11
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.875
|
|
Peygamber olmaya mı karar verdin ?
Arada hata yapacağım, başka birilerine kızdığım için forumdaki muhatabıma patlayacağım, söylenenlerden korktuğumda kabuğuma çekilip düşüncemin ortodoks savunucusu olacağım, sonra pişman olacağım, sonra yine hata yapacağım kısacası sahici ve gerçek bir insan olacağım.
Bu da senden ilham alarak az önce kendime verdiğim sözlerden oluşuyor
Edit: Yazdıktan sonra verdiğim sözler bana çok yavan geldi, fikrimi değiştirdim, ama yenilerini yazmaya da üşendim. Şimdilik kalsın.
İnsani olan her şey kabûlüm.
|

17-05-2011, 01:15
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 15 Jan 2011
Mesajlar: 178
|
|
"(3) muhatabımın, savunduğu şeyi neden savunduğuna dair psikolojik tahliller yapmamaya çalışacağım"
Neden bu yanlış birşey değildirki.
İnsan dediğimiz canlı doğdugunda tertemiz doguyorsa ve onun zihni bir görüşle kirletiliyorsa bunu ona söylemek gerekir.
Başka bir diyişle hristiyan ülkede doğan hristiyan oluyor.
Müslüman ülkede doğan müslüman.
Burada insanların zihin ve düşünce yapısını oluşturan dış çevredir.
Bir insanın neden inandıgını ona göstermek onu tarafsız sorgu yapmaya iter.
Nasıl ki din eleştirisi yapmak dolaylı olarak ateizme fayda sağlıyorsa dindar eleştirisi yapmakta dolaylı olarak ateizme fayda sağlar bence.
Din - Psikoloji - insan - sosyoloji
Bunlar birbirinden ayrılamaz ki.
Burada dinin insan psikoloji üstündeki kötü etkileride gösterilir.
Sosyokültürel etkileride.
Salt tanrıyı eleştirmektense dindarı eleştirmekte dogru sonuca yaklaştırır insanı.
"Sen inanıyorsun çünkü cehennemden korkuyorsun."
Bir insan bunu anlayıp kavrayabiliyorsa , cehennem eksenli düşünmekten vazgeçiyorsa tanrının olmadıgınıda daha rahat kavrar.
Bağlantılı şeyleri nasıl birbirinden ayırırız.
Dinde toplumda devlette insanın üstüne baskı kurar.Biz bu baskıları göstererek doğruya ulaştırabiliriz.
|

17-05-2011, 01:16
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Jul 2009
Mesajlar: 4.880
|
|
frodo´isimli üyeden Alıntı
Peygamber olmaya mı karar verdin ?
Arada hata yapacağım, başka birilerine kızdığım için forumdaki muhatabıma patlayacağım, söylenenlerden korktuğumda kabuğuma çekilip düşüncemin ortodoks savunucusu olacağım, sonra pişman olacağım, sonra yine hata yapacağım kısacası sahici ve gerçek bir insan olacağım.
Bu da senden ilham alarak az önce kendime verdiğim sözlerden oluşuyor
Edit: Yazdıktan sonra verdiğim sözler bana çok yavan geldi, fikrimi değiştirdim, ama yenilerini yazmaya da üşendim. Şimdilik kalsın.
|
ben de bu sözlerime her zaman ve her durumda şimdiye kadar uyamadığımın, bundan sonra da her zaman ve her durumda uyamayacağımın farkındayım zaten...
ama 'hedef' olarak kendime bunları seçtim, uygulamayı deniyorum, daha çok deneyeceğim... hani daha en baştan, ''ben muhatablarıma kişisel hakarette bulunacağım'' gibi hedef seçerek de başlanmaz ki ama...  deccal olmaya mı karar verdin.
Konu ulpian tarafından (17-05-2011 Saat 01:21 ) değiştirilmiştir.
|

17-05-2011, 01:20
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.875
|
|
Zaten deccalım..Yahu biraz tersten bakmanın yararı vardır. Hangi şairdi, şiirlerinde gemiler kıyıya yanaşmaz, kıyılar gemiye gelirdi ?
Yazdıklarını çerçeveledim, ilk fırsatta hatırlatmak üzere. Ama çerçeveyi kaybettim. Bulursam benden çekeceğin var.
İnsani olan her şey kabûlüm.
|

17-05-2011, 01:21
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Jul 2009
Mesajlar: 4.880
|
|
OffSpring´isimli üyeden Alıntı
"(3) muhatabımın, savunduğu şeyi neden savunduğuna dair psikolojik tahliller yapmamaya çalışacağım"
Neden bu yanlış birşey değildirki.
İnsan dediğimiz canlı doğdugunda tertemiz doguyorsa ve onun zihni bir görüşle kirletiliyorsa bunu ona söylemek gerekir.
Başka bir diyişle hristiyan ülkede doğan hristiyan oluyor.
Müslüman ülkede doğan müslüman.
Burada insanların zihin ve düşünce yapısını oluşturan dış çevredir.
Bir insanın neden inandıgını ona göstermek onu tarafsız sorgu yapmaya iter.
Nasıl ki din eleştirisi yapmak dolaylı olarak ateizme fayda sağlıyorsa dindar eleştirisi yapmakta dolaylı olarak ateizme fayda sağlar bence.
Din - Psikoloji - insan - sosyoloji
Bunlar birbirinden ayrılamaz ki.
Burada dinin insan psikoloji üstündeki kötü etkileride gösterilir.
Sosyokültürel etkileride.
Salt tanrıyı eleştirmektense dindarı eleştirmekte dogru sonuca yaklaştırır insanı.
"Sen inanıyorsun çünkü cehennemden korkuyorsun."
Bir insan bunu anlayıp kavrayabiliyorsa , cehennem eksenli düşünmekten vazgeçiyorsa tanrının olmadıgınıda daha rahat kavrar.
Bağlantılı şeyleri nasıl birbirinden ayırırız.
Dinde toplumda devlette insanın üstüne baskı kurar.Biz bu baskıları göstererek doğruya ulaştırabiliriz.
|
halkısın, ama herhangi bir müstakil incelemede, makalede filan değil de, müslüman kişiyle 'tanrının varlığı/yokluğu' üzerine tartıştığın bir başlıkta, doğrudan kendisine ''sen cehennemden korktuğun için inanıyorsun'' demek, tanrının yokluğuna dair bir argüman değil. bu tespitin doğru olabilir, ama o anki tartışılan konuya bir argüman değeri taşımaz.
ama elbette, müstakil din eleştirisi yaparken, insanların buna neden inandıklarının biyolojik, sosyolojik, psikolojik nedenleri incelenip ifşa edilebilir. çok da değerli, gerekli bir din eleştirisi tarzı olur... fakat mesela ''tanrının varlığı/yokluğu'' tartışılırken bu bir argüman değil
|

17-05-2011, 12:04
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.677
|
|
Açıklama gayretinden dolayı genişlemiş gibi, üst başlıklar özetlenebilir ve aslında ilk elden yapılmaması gereken şeylerdir, içerik dallanabiliyor, yapmamam gerekeni yapmamında elzem olduğu haller doğabiliyor.. Frodo dediğini şiir değilde, öykü dalına alabiliriz : ) Şöyle ki,
Belirli bir düşünceyi, muhatapların şahsını hedef almak, invcitmek, sansüre uğratmak, sindirmek açısından kullanmayacam(alet etmemek temelinde). Örneğin Tosba severler derneğinde dernek başkanının yaptığı olumsuz bir eyleme bakarak tüm tosba severleri suçlamamak gerekir.. Ama tosba severler derneğinin görüşlerinden kaynaklı bir durum ise, arka plandaki olguları, objektif olarak ortaya, bu ve bu nedenlerle vs işlemek gerekir. Bu tür bir durumda gaye belirli bir kitleyi ilgili başkan adıyla hedef almak, sindirmek, yüz kızartıcı bir konuma getirip konuşamaz hale getirmekse, başlığın amacının ne olduğunu merak edip sorabilirim, hatda yapmaması gerektiği konusunda da fikrimi sunabilirim.
Yine insanların görüşlerinin, konumlarının vs birbirlerine karşı biyolojik bir üstünlük, ayrıcalık içerdiği, doğuştan geldiği vs ve bu yüzden dolayıda üstün olanların zayıflar üzerinde egemen ve yaptırım yapma hakkı olduğunu savunanı, yada diğerlerini aşağılık bir kesim, tabaka, aptal ve her türlü baskılamayı hak ettiğini ya da sırf bu tür nedenler-gerekçelerle haklarının olmadığını! düşüneni gördüğümde eleşetirebilirim, ve bunun bariz ırkçılık olduğu için ilişiğinin kesilmesini arzu edebilirim. örneğin millet, ırk, cins ve iradeden bağımsız biyolojik faktörler ayrımına dayalı görüşlerin temelinin ayrımcılığa vardırıldığında öyle-ya da böyle belirli bir düzeyde ırkçılık olduğunu düşündüğüm için, muhatabın niyetini anlamaya çalışırım ve meseleyi kişisel ele aldığını gördüğüm oranda da bu kişiyle ortamda birlikde olup, olamayacağımızı da sorgularım. örneğin kapitalizme insanların iradelerinden bağımsız sınıf farklılıklarını egemen ve ayrıcalıklı kıldığı halde serbest piyasa temelli en geniş sınıf-kitleleri dikkate almayan(katılımını sağlamayan, fikirleri ve varlığının etken sayılmadığı) ve ona dikte eden bir model olduğu için de nihai anlamda karşıyım, fakat yine de bu meselenin asla kişiselleştirilebilecek bir yönü, boyutu olmadığını yeri geldiğinde kişiselleştiren gördüğümde eleştiri yöneltir, sürdürme konusunda ısrarında ise niyetini sorgularım..
Bir konu işlenmek değilde, küçük düşürmek, yada önemsizleştirmeci gaye-hedef-başlık taşıyorsa, ilgili forumda yazarın üzüm mü, bağcı mı meselesinde olduğunu, ya da, konunun minvalini merak edebilirim, bu halde yapmamam gerekenin üzüm, bağcı merakı değil, buna sebep olan faktörü yapmamam olduğunu bileceğim. bende oluşan bir intibayı sormam da gerekebilir, fakat tüm bunlar ilk baştaki kritiği yersiz ve geçersiz kılan faktörler değildir.
Kimsenin yazdığıyla ilgilenmek yerine şahsını küçük düşürücü davranışlarda bulunmamalı, konuları, platformları, kişilerin adları, kiloları, ağırlığı yada kaşının üstündeki gözü, neyci-kimci, kimlerden olduğu vs değilde, ortaya sundukları şeyler olduğunu görmek gerekir.
Örneğin bir dinlinin inancına etki eden korkuyu işlemek, o'nun şahsına dönük bir tavır değildir, ama meseleyi inanç değilde kişiye dönük hale getirmek adına sen bir korkaksın yönlü işlememek gerekir. inançda dıştalanamaz faktör korku ise kişi elbetde korktuğu içinde inanacaktır, bu halde kişiye itham farklı, bu korkunun inanca olan etkisini dile getirmek farklıdır, bu kadarcığıda ayırt edebiliriz diye düşünüyorum, haliyle yine bu kritiğide olumlu buluyorum. Tabi yine burada üzüm ve bağcı meselesini çözmek elzemdir, kişi inançlıya korkak ithamında mı yoksa korkuyu baz alıp, inanç ekseninde ki etkisini mi işlemektedir, gibi, gibi.....
Yine de bazı istisnalar, özel durumlarda elbetde özel kritikler gerektirecektir, karşısına konulmamalı, ben yerli yerinde ele alındığı ölçüde bunları makul buluyorum.
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

22-07-2012, 17:05
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 30 Sep 2007
Mesajlar: 2.214
|
|
Sevgili ulpian'ın listesi artık kendisi buralarda olmasa da güncellemeyi hakediyor.
Daha önce okumamış forum üyesi arkadaşların okumasında ve neden böyle bir listeye ihtiyaç duyulabileceği konsunu düşünmesinde yarar var.
|

22-07-2012, 19:19
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 12 Feb 2010
Bulunduğu yer: Berlin
Mesajlar: 5.990
|
|
Güzel hedefler ve çok insancıl.. Benve yeni Forum Kurallarımız bu olsun
|
Benzer Konular
|
| Konu |
Konuyu Başlatan |
Forum |
Cevaplar |
Son Mesaj |
|
Özlü Sözler !
|
n4n0_s3c0nD |
Edebiyat |
7 |
26-02-2011 14:10 |
|
Ate-sÖzler
|
placebo |
Konu-dışı |
84 |
23-11-2010 02:40 |
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:34 .
|