
14-07-2011, 12:20
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 18 Sep 2006
Bulunduğu yer: usa
Mesajlar: 4.841
|
|
Zihin Nasıl Çalışır?
Birinci soru: Zihnin bölümleri var mıdır? Yapısı nasıldır?
İkinci soru: Zihin nasıl çalışır? İşlevselliği nasıl açıklanabilir?
Üçüncü soru: Zihin ne kadar mantıklı olursa, insanın o kadar sağıklı bir aklı olur. Zihin mantıktan ne kadar uzaklaşırsa, davranış temelinde, insan memeliler ailesinden kuzenlerine o ölçüde yakınlaşır. O halde zihni mantıksız yapan nedir?
Gelin somut olgulardan bahsedelim. Bu bizi önce sorgulamaya sonra araştırmaya ve öğrenmeye yönlendirsin.
Buyrun..
|

26-07-2011, 08:07
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
|
|
|
yenidoğanda;
-"0" dır,
-somutta yaşar,
-soyutsuzdur/yüksüzdür,
-mutlak mutluluğu/coşkusu vardır
-merak sahibidir
-safbilinci vardır
-varoluşa sadece "tanıklık" yapar, izleyicidir, gözlemcidir, olduğu gibi yansıtır
-bilincine yansıyan varoluşu sıfatlamaz, nitelemez
-10 birimlik total enerji
-ilkel benlik hükümetinde
-yaşamda kal ve soyunu devam ettir emri/güdülenmesi için harcanır..
-yaşam ıskalanmaz,
-bilinçsizce gereği gibi yaşanır
yetişkinde;
- "+1" dir,
-soyutta yaşar
-yüklüdür
-mutlak mutluluk elinden alınmıştır
-merak ileri derecede kaybolmuştur, çünkü ataları ona evreni öğretmiştir
-safbilincin üzeri zihin/ego/inanç denen perdeyle örtülmüştür
-varoluşa tanıklık bitip artık bir taraftdır, savunucudur, sahiplenicidir, olduğu gibi değil zihin/perdenin izin verdiği oranda yansıtabilir
-bilincine yansıyan varoluşu sıfatlar, nitelendirir..
-10 birimlik total enerji
-ego hükümetinde
-kendine yüklenen zihni savunmak(yalancı mutluluk) ve diğer farklı yüklenmiş zihinli insanlarla dalaşmakla harcanır..
-yaşam ıskalanır,
-uykuda rüya görerek, gereği gibi değil gereğinden çok farklı hedefler için yaşam heba edilir..
hayvanlar ve yenidoğan insan yavruları ilkelbenlik/ID yönetiminde primer ihtiyaçları olan "beslenme, barınma ve cinsellik" gibi ihtiyaçları giderildiğinde tatmin/mutlu olup yaşamlarını ısklamadan yaşarlar demiştik.. çünkü yüksüzdürler (0) ve somut dünyada yaşarlar demiştik..
şimdi gelelim yetişkin birey haline gelmiş insanoğluna..
daha doğduğu andan itibaren dış dünyayla tanışır ve çevresindeki anne baba ve toplum tarafından soyut yüklemeye maruz kalır.. ama beyin nörokimyası henüz bu kendisine iletilmeye çalışılan soyutları almaya ve kaydetmeye müsait olmadığı için bebek yaklaşık 6. ayına kadar somutta yaşamaya devam eder.. işte bu yaklaşık 3-6 ay civarlarında çok minimal düzeyde soyutları bebek "göz ve kulaklarıyla" almaya başlar ve ilgili sinirler(optik, akustik) aracılığıyla "beyin dokusuna" iletir..
vücudumuzda hiç bir organ ve doku yoktur ki; dış dünyadan gelen görsel ve işitsel uyaranlar aracılığıyla şekillensin biçimlensin, nitelik kazansın..
biri hariç tabii..
o da; -beyin doku ve organımızdır
beyin dokusu haricindeki diğer tüm doku ve organlarımız başta genetik kodumuz(DNA) olmak üzere, yaşadığımız coğrafyanın iklimi, besin maddeleri, havası, suyu, yaptığımız hareketler, yaşam biçimimiz vs bir çok "somut" faktör etkisi altında şekillenir ve biçimlenir..
yani kas iskelet sistemimiz, karaciğerimiz, akciğerimiz, böbreklerimiz, midemiz, barsaklarımız derimiz, derimiz, kalp ve damarlarımız vs aklınıza gelebilecek beyin dışındaki tüm doku, organ ve sistemlerimiz "soyut değil somut" faktörler etkisinde nitelik ve nicelik kazanır..
o yüzdendir ki; dünyanın hangi coğrafyasından bir insanın doku/organını alırsanız alın 3 aşağı 5 yukarı evrensel özellik taşır.. yani yaptığı görev ve fonksiyon açısından birbirine çok benzer ve doku/organ nakillerinde doku reddi konusu yoksa başka bir insana nakledildiğinde bir sorun yaratmaz.. kişi bir önceki kişiliği/benliği yönetiminde yaşamını devam ettirir..
şimdi aynı şeyi beyin organı için düşünün.. bildiğiniz gibi henüz beyin nakli söz konusu değil, tıptaki gelişmelerimiz henüz bunu yapacak kadar ilerlemedi ama bu ileride gerçekleşemeyecek diye bir şey yok..
bir insanın bedenine başka bir insanın beynini naklettiğinizi düşünün.. artık bu nakil basit bir doku/organ transferi değil bir kişilik/benlik transferi olacaktır.. ingiliz hristiyan bir insana, japon budist bir insanın böbreğini naklederseniz kişinin kimliği değişmez ama aynı kişiye bu insanın beynini naklederseniz artık o ingiliz hristiyan değil; japon ve budist olacaktır..
yani anlatmaya çalıştığım şey şu..
"bizi biz yapan, ben buyum" dedirten şey ne karaciğerimizdir, ne böbreğimizdir, ne kalbimizdir.. sadece ve sadece beyin dediğimiz organımızdır.. yani soyut olan kişilik/benlik/ruh dediğimiz yapının kaynağı beyin dokusu ve organıdır..
1)beyin; somuttur ve primerdir, birincildir..
2)kişilik/benlik/ruh; soyuttur ve sekonderdir, ikincildir, beynin(1) türevidir..
3)düşünce/duygulanma; soyuttur ve tersiyerdir, üçüncüldür, benliğin(2) türevidir
4)tutum ve davranışlar; somuttur ve dördüncüldür, düşünce duygulanmanın(3) türevidir..
yani sevgili dostlarım, bizler 1. kademedeki somut beyin dokusunun zincirleme bir takım reaksiyonları sonucu 4. kademede yaşayan birer robotlarız, bunu anlatmaya çalışıyorum..
somutla başlayan zincirleme reaksiyon arada 2 soyut kavram(2 ve 3) üreterek sonunda yine bir somut üreterek biz insanoğlunu ortaya koyar..
|
bu topic daha uygun burdan devam ederiz..
|

26-07-2011, 21:32
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 18 Sep 2006
Bulunduğu yer: usa
Mesajlar: 4.841
|
|
sayın XOR ;
Vermiş olduğun linki inceledim. İlginiz için teşekkür ederim. Fakat tam olarak görmek istediğim cevap niteliği taşımıyor. Beyin, zihin ile ilgii yapmış olduğun kısa ve net açıklama gerçekten dikkate değer fakat sorumun içeriği beynin yapısal değil, işlevsel özellikleridir.
Zihinde bilgi nerde ve nasıl depolanır? Sağlıklı bir zihin nedir, nasıl çalışır? Beynin hata yapmasını sağlayan yada tüm performansını sağlayamama nedeni nedir? Bu sorular üzerine yoğunlaşalım şimdi. Çünkü bu konu bizimle ilgili. Forum alanlarında sürekli "farkındalık"la ilgili yazılıp çiziliyor, bence en büyük aydınlanma zihnin anlaşılmasıdır çünkü bu doğrudan bizi ilgilendiriyor.
saygılarımla
|

26-07-2011, 21:48
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 18 Sep 2006
Bulunduğu yer: usa
Mesajlar: 4.841
|
|
Sayın paslıcivi;
Bence konu için en ideal yer bu başlık. Çünkü sahip olduğumuz en mükemmel yapıyla ilgili bir konudur; ONUN İŞLEYİŞİYLE İLGİLİ.
Ayrıca bir iki şeye daha değinmek isterim. "Yetişkinde" var olan ve göze çarpan bazı aksiyomları dile getirmişsin. Fakat neredeyse tüm özellikleri olumsuz olarak dile getiriyorsun. Olgunun beyinde kavramsallaşmasıyla ilgili olarak dahi olumsuz fikrin olduğunu sezdim.( yanılıyor da olabilirim) "Soyutta yaşar" genellemesi de fazlasıyla abartılı. İnsan dediğin organizma zaten soyut yada kavram üretecek. Bu kaçınılmazdır. Dış determinizmin iç determinizme etki edip, var olan dengeyi bozmadığı sürece anlaşılır ve onaylanabilir bir durumdur.
Ayrıca organizmanın herhangi bir olguyu sahiplenmesi, onu koruması yada savunması yanlış birşey değildir. Dinamikleri "sabitlemekten" bahsetmiyorum çünkü biimde bu yoktur. Siz bebekliğinizle yetişkin halinizi kıyaslıyor ve insanlığın genel shiplenme yanaşımlarını negatif ve yapmacık bir zemine indirgiyorsunuz.
Ben ise bu başlıkta dinsel, siyasal, felsefi fikirden uzaklaşıp var olan zihin üzerine ve onun prosesi temelinde işlevselliğine dikkat çekmeye çalışıyorum. Sizin eleştirdiğim noktalara cevap yazacağınızı biliyorum ama konuşmak istediğim konu bu değil aslında.
Gelin hepberaber sahip olduğumuz beyin ve onun çalışma sistemiyle ilgili konuşup, paylaşalım.
|

26-07-2011, 22:05
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Nov 2010
Mesajlar: 1.625
|
|
Sayin natan,birseyin nasil calisdigini gözlemliyebiliyoruz,beni düsündüren bunun nasil olusdugu,hep düsünüyorum madde hep vardi ve varolabilirde degisime ugrayabilir ama zihin akil gibi seyler beni hep düsündürüyor.
"Din sıradan insanlar için gerçek, aydınlar için yalan, iktidarlar içinse kullanışlıdır." - Lucius Annaeus Seneca
|

27-07-2011, 04:40
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
|
|
sevgili dostum natan..
bu topiğe yazacaklarım herşeyden önce hekim olmamın sağladığı bilgilerden ziyade ulaştığım bilinç dolayısıyla gözlemlediklerim, algıladıklarımdır..
o yüzden burda yazacaklarım bir tez/hipotezden öte değildir.. öncelikle bunun kavranmasını istiyorum.. çünkü beyin dediğimiz doku/organ tıbbın bugün hala keşfedilmeyi bekleyen en gizemli parçası.. ve kanımca herşey orda başlayıp orda bitiyor.. beyin dokusu nasıl yapılanıp, olgunlaşıp, fonkisyon gördüğünü çözdüğümüzde dünyadaki bir çok sorunun hallolabileceğini öngörüyorum.. en başta suç ve ceza kavramlarının yerine hastalık ve sağaltımın(şifa) geleceğini öngörüyorum..
ve görebildiğim kadarıyla sitemizde bu işle profesyonel anlamda uğraşan insanlar da var.. yani psikiyatri, nöroloji konusunda uzmanlaşmış insanlardan bahsediyorum.. o arakadaşların da katkısı olursa çok sevinirim..
ama bu katkılarını ortaya koyarken klasik felsefi tartışmalarda yaşanan üstünlük sağlamaya yönelik tarzdan öte bilimsel bir gözle tarafsız, her görüşe açık olarak bakabilirlerse konuyu çok daha sağlıklı işleriz düşüncesindeyim.. şimdilik bu kadar diyeyim ve ilk fırsatta bir şeyler yazacağımı ekliyeyim..
|

27-07-2011, 23:28
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706
|
|
Natan´isimli üyeden Alıntı
Zihinde bilgi nerde ve nasıl depolanır? Sağlıklı bir zihin nedir, nasıl çalışır? Beynin hata yapmasını sağlayan yada tüm performansını sağlayamama nedeni nedir? Bu sorular üzerine yoğunlaşalım şimdi. Çünkü bu konu bizimle ilgili. Forum alanlarında sürekli "farkındalık"la ilgili yazılıp çiziliyor, bence en büyük aydınlanma zihnin anlaşılmasıdır çünkü bu doğrudan bizi ilgilendiriyor.
saygılarımla
|
Sevgili Natan ;
Beyinde bilgi hafizada(bellek) baskilanir.
Yenidogan bombos bir zihinle dunyaya gelmez. 0, bombos degildir yani.(kisisel dusuncem)
Beynin hata yapmasi derken neyi kastettin anlayamadim acikcasi?
Calisma performansi saglayamama gibi bir durum yoktur. Uyardiginiz muddetce performans alabilirsiniz.
Ortalama sartlarda her beyin normal islevini yerine getirir. Yasamsal kalitenin dustugu ortamlarda dahi, su(oksijen) + seker ile bir sure goturur.
(Kuskusuz gensel+cevresel kosullarla edinilen beyinsel rahatsizliklar dahil degil bu ifadeye.. )
Ancak beyin komplike bir yapi olarak, egitilmeye musait ve kendi limitleri dahilinde esnek bir organdir.
|

28-07-2011, 06:24
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
|
|
Natan´isimli üyeden Alıntı
Birinci soru: Zihnin bölümleri var mıdır? Yapısı nasıldır?
İkinci soru: Zihin nasıl çalışır? İşlevselliği nasıl açıklanabilir?
Üçüncü soru: Zihin ne kadar mantıklı olursa, insanın o kadar sağıklı bir aklı olur. Zihin mantıktan ne kadar uzaklaşırsa, davranış temelinde, insan memeliler ailesinden kuzenlerine o ölçüde yakınlaşır. O halde zihni mantıksız yapan nedir?
Gelin somut olgulardan bahsedelim. Bu bizi önce sorgulamaya sonra araştırmaya ve öğrenmeye yönlendirsin.
Buyrun..
|
sevgili natan, açtığın bu başlık en başından beri ilgimi çekmişti ama belli konuları işleyişim ve siteye yazma ivmelenmem günün belirli saatleriyle sınırlı olunca şimdiye kadar katkıda bulunamadım.. aslında benim burda sürekli yazdığım şeyler senin bu başlığın ve sorularınla ilgili
yukarıdaki sorularına sağlıklı cevaplar üretebilmemiz için önce "zihin" denen kavrama verilen/yüklenen anlamda bir ortak payda belirlemeliyiz.. çünkü zihin dediğimiz şey elle tutulur gözle görülür somut bir şey değil, soyut bir kavram..
yani zihin deyince ne anlıyoruz, zihin nedir?
bu konuda ortak bir paydada anlaşamadığımız sürece ne biribirimizn ne söylediğini anlarız ne de bir gelişme kaydedebiliriz..
sevgili neva'nın da değindiği gibi zihin deyince benim de ifade etmeye çalıştığım şey kabaca "bellek/hafızadır"..
dünyaya geldiğimizde dış dünyanın ne somut ne de soyut kavramlarına karşı beyin dokumuzda bir data/bilgi/hafıza/bellek/zihin henüz yoktur.. buna kabaca "tabula rasa/0(sıfır) düşünce" deyip kabul ediyoruz, bu konuda değişik düşünceler olabilir tabii, gerekirse onlar da konuşulur tartışılır..
kısaca tekrar etmek gerekirse ben zihin dediğimde; doğduktan sonra dış dünya/varoluş ile ilgili her türlü soyut/somut kavramlar hakkında beyin dokumuza girip kaydedilen her türlü bilgi(epistemolojik gerçeklik) ve nonbilgi(öğretilerin) tümü diyorum..
epistemolojik gerçeklik ten ne anladığımı kısaca yazayım;
gözlemlenebilir
sınanabilinir
tekrarlanabilinir
ve evrensel onay almış datalardır..
öğreti den ne anladığımı kısaca yazayım;
yukarıdaki özelliklere haiz olmayan datalardır..
formülüze edersek..
zihin= (epistemolojik gerçeklik)+(öğretiler)
yani bir bilgisayar düşünürsek, bu bilgisayarın harddiskine kaydedilmiş her türlü datadan oluşan bir veritabanı, bilgi bankası..
ben yenidoğan bir bebeği; yeni alınmış ve henüz üzerine işletim sistemi kurulmamış bir bilgisayara benzetirim..
bilgisayara kurduğumuz işletim sistemi "benliğimiz(ego)", harddiske kaydedilen tüm veri tabanı da "zihin" dediğim şeydir..
çünkü bu bilgisayar harddiskindeki bellekte sakladığı veritabanını belli bir disiplin/iktidar eşliğinde kullanması gerekir.. işte o iktidar/disiplin inanoğlunda benlik katmanı(ego), bilgisayarda işletim sistemidir(windows 7, vs gibi)..
benim bu topiğe katkılarım bu zeminde olacaktır, şayet farklı bir ortak payda/zemin önerisi olan varsa ortaya koysun onu konuşalım.. önemli hangi zemini kullandığımız değil, biribirimizle iletişim kurabilmeyi başarabilmektir çünkü..
|

28-07-2011, 17:08
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 18 Sep 2006
Bulunduğu yer: usa
Mesajlar: 4.841
|
|
_____
" yukarıdaki sorularına sağlıklı cevaplar üretebilmemiz için önce "zihin" denen kavrama verilen/yüklenen anlamda bir ortak payda belirlemeliyiz.. çünkü zihin dediğimiz şey elle tutulur gözle görülür somut bir şey değil, soyut bir kavram..yani zihin deyince ne anlıyoruz, zihin nedir? " Paslıcivi
_______
Sevgili paslıcivi;
Zihinle ilgili olarak yapılan genel tanımlara ben de katılmaktayım. Beyin denen mucize organin reaktik/analitik zihin denilen altyapısal parçaları vardır. Bunlardan biri hesaplamaların yapıldığı reaktif hafızadır; diğeri tepkisel zihindir. Zihni bir bütün olduğunu postula (varsayım) etsek de çeşitli bölümleriyle iki alana ayrıldığını anlayabiliriz. Bu birinci sorumuza yönelik cevabın genel içeriği olablir.
Bir bilgisayar üreteceksin. Ürettiğin bilgisayarın hangi özellilere sahip olmasını istersin. Unutma ki bu bilgisayar optimum özelliğin zirvesinde işlem yapabilmelidir. Üreteceğin bilgisayar yada hesap makinesi çok süratli olmalı, problemin ve hesap işleminin sözle ifade edilebilirliğinden çok daha hızlı çalışabilmelidir. Çok sayıda değişkeni ve birçok problemi eşzamanlı olarak ele alabilmelidir.
Aynı zamanda tüm verileri en doğru ve hızlı biçimde değerlendirmeli,, yalnızca önceki sonuçların kayıtlarını değil, onu bu sonuçlara götüren değerlendirmelerin kayıtlarını da mevcut bulundurabilmelidir. Tüm bu aksiyomları düşün. Bu işlemlerin daha da karmaşıklaştığını ve uygulanabilirliğini postula et. Üreteceğin optimum bilgisyarın işlevseliği ve çalışma şekliyle ilgili olarak devam edelim. Mesela içinde gözlemsel verileri, ve gecek hesaplara yardımcı olacak geçici sonuçları depolayabileceği, neredeyse sınırsız kapasiteli bir hafıza bankasıyla desteklenmeli ve bu bankadaki veriler, bilgisayarın analitik bölümlerince silsileler içinde kullanılabilecek biçimde hazır bulunmalıdır.
Üreteceğin bilgisayar, yeni deneyimlerin ışığında, önceki sonuçlaıtekrar düzenleyebilmeli ve değiştirebilmelidir. Bunu yaparken dışarıdan dışarıdan bir program yöneticisine ihtiyaç duymamalı, kendisinin belirleyeceği çözümün gereklilik değerlerine göre, kendi kararlarını tamamen kendisi verebilmelidir. Şuandaki ve gelecekteki hasarlara karşı kendi bakımını yapabilmeli, oluşan yada oluşacak olan hasarlaruı ustalıkla onarabilme kailiyetine sahip olmalıdır.
Bilgisayarımızın bir diğer özelliği, gereklilik değerlerinin tahmininde yardımcı (belirleyici) olabilecek algı yeteneklerine sahip olmalıdır. Donatımı sonlu (ölümlü) dünyada, arzu edilebilir tüm niteliklerle bağlantı kurabilme yöntemlerini içermeli; renk / visio, ses / işitme, koku, dokunma algıları olup, aynı zamanda kendi kendini de algılayabilmelidir.______ki bu sonuncu algı olmaksızın bilgisayar kendi bakımını ve onarımını gerektiği gibi yapaamz.
Bilgisayarının hafıza bankaları, algı alanlarındakimümkün olan en küçük süre aralıklarıyla, kavranır kavranma, ardışık olarak depolamalıdır. Böylece, tüm; renkkörü(içindeki bütün hareketler de dahil), ses-işitme (akıcı olarak), kokular, dokunma duygusu ve kendi kendini algılamanın tüm karşılıklı münasebetlerini içerecek biçimde depolanırlar. Çözümler üretme açısından bilgisayarımız, yeni algılar yaratabilmeli ve yarattığı algıları, renk/visio, ses/işitme, koku, dokunma ve öz duygular çerçevesinde kendisinde tasarlayabilmeli; bu şekilde tasarlanan herşeyi " anılar" olarak etiketleyip dosyalayabilmelidir. Fakat hafıza depoları, incelemeyle boşalmamalı, merkezi alguı sisteminde , herşeyin çarpıtılmamış mükemmel kopyalarıyla yani renk/visio, ses/işitme, koku, dokunma ve organihk duyguları gönderebilmeli, tekrar tekrar işleyebilmelidir.
Sayılan tüm bu işlevsel optimum bilgisayar taşınabilir ve kavranabilir olmalıdır. Aksiyomlar dizisinin tüm bu bütünsel yapısını saniyelerde işleyebilen bir makineye sahip olmak isterdiniz değil mi!? ______evet! Böyle bir makineye sahibiz. Aslında bundan çok daha karmaşık, düzenl, sistemli ve pratik bir yapısıyla!!
Yukarıda özellikleri verilen makine yada optimum bilgisayar bizimle ilgilidir; O, bizim bir organımız yani beynimizdir. Tam olarak çalıştıramadığımız yada işletemediğimiz sistemin bütünü yada yapısal parçacıkları. İşte en başta sözünü ettiğimiz " REAKTİF, OPTİMUM ZİHİN" budur!___Hatta bundan çok daha fazlasıdır.
Öyle süratle düşünebilmelidir ki; düşüncenin kelime ile ifade edilebilirliği onun bir tek hesaplamasının binde birine bile yetişemeemlidir. Hesaplamaların görüş açısıyla ve eğitimsel veriyle değişse bile daima haklı olmalı ve asla yanlış cevaplar vermemelidir!
Bu zamana kadar beyin ve standart hafıza bankalarıyla ilgili pek bir bilgimiz yoktu yada bu bilgiyi elde etmek için uğraşmadık. Fakat ilerleyen süreçte bize ait olan mükemmel hesap makinesinin yada bilgisayarın proseslerini kavrayabileceğimiz süreçlerle karşılaştık. O bize ait, Onun hakkında öğrenebilir, onu kavrayabilir ve anlayabiliriz.
Bu başlıkta böyle bir zihin bilimini işliyoruz. Katılımınızı, düşünce ve bilgi paylaşımınızı ümitle beklemekteyim. Ele alacağımız ve yararlanabileceğimiz kaynakları sonra topluca sıralayabiliriz.
Konu Natan tarafından (28-07-2011 Saat 23:58 ) değiştirilmiştir.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:23 .
|