Amerikalı bilim insaları, kimyasal maddeyi som altına çeviren bir bakteri buldu.
ANKARA - Michigan Eyalet Üniversitesi Mikrobiyoloji ve Moleküler Genetik Bölümü'nden Prof. Kazım Kashefi ile Doç. Dr. Adam Brown, "Cupriavidus metallidurans" bakteriler ile doğada bulunan zehirli bir kimyasal sıvı olan ve hiçbir maddi değeri olmayan altın klorürü bir araya getirdi.
Bakterinin altın klorürdeki zehirli ve atık maddeleri yediği ve bir hafta içinde kimyasal maddenin yüzde 99,9 oranında som altın külçesine dönüştüğü gözlemlendi.
Laboratuvarda üretilen altının gerçek değeri henüz bilinmiyor.
Kashefi ve Brown, kompakt laboratuvarlarında yaptıkları keşfin, doğada sürekli meydana gelen bir olay olduğuna inandıklarını belirtti.
İkilinin "Metal Severin Büyük Eseri" adını verdikleri ve daha çok enstalasyon sanat eserine benzeyen kompakt laboratuvarı, dünyanın en önemli dijital kültür, elektronik ve interaktif sanat festivali kabul edilen Prix Ars Electronica'da mansiyon ödülüne layık görüldü.
"Mikrobik Simya" olarak tanımladıkları sürecin büyük miktarda altın üretimi yapılamayacak kadar yüksek maliyetli olduğuna işaret eden Kashefi, değersiz maddeleri altına dönüştürme hayali peşinden koşanların ise şansı olmadığını sözlerine ekledi.
http://www.ntvmsnbc.com/id/25387912/#storyContinued
Dünyada Altının Oluşumuyla İlgili Bir Teori
Amerika Colorado’da Southwest Araştırma Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırmaya göre Dünya’da bulunan değerli metal kaynakları büyük asteroidlerin (gök cisimleri) milyarlarca yıl önce dünya ile çarpışması sonucu oluşmuş olabilir.
Demir ile rahatlıkla alaşım sağlayan maddeler, altın da dahil, Manto katmanında (yerkabuğu ile çekirdek arasında yer alan sıcak ve plastik bir katı katman) bulunmaktadır.
Yapılan araştırmalar sonucu teoriler, Manto katmanının içinde bulunan bu maddelerin gezegenin kabuğu oluştuktan sonra büyük bir darbe sonucu girdiğini destekliyor. Araştırma Ekibi, bilgisayar simülasyonları ile 4,5 milyar yıl önce oluşan büyük çarpışmalar sonucu dünyada altın ve grubu olan ‘demir-seven’ maddeler oluştuğu anlaşıldı. Dünya’ya çarpan asteroidlerin dağlık ve sivri olduğu ve en büyüklerinin Pluton Gezegeni (3.220 km. çapında) büyüklüğünde olduğu saptandı.
Şimdi bu teori çöpe mi gidiyor?