
14-02-2026, 01:04
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Oct 2025
Mesajlar: 337
|
|
Bülent Arınç: Herkes dindarlıktan kaçıyor, millet müslümanlığı bıraktı
AKP'nin kurucularından Bülent Arınç, toplumda dindarlığın herkesin kaçtığı bir noktaya geldiğini belirterek "Millet Müslümanlığı bıraktı, başörtüsünü namazı terk ediyor" dedi.
Eski TBMM Başkanı AKP'li Bülent Arınç, 'Tam Demokrasi Platformu'nun düzenlediği "Demokrasi, Hukuk ve Siyaset İlişkisi" konferansına katıldı.
Arınç, burada yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:
"Şu an Türkiye'de 190 siyasi parti var, parti kurmak turşu kurmaktan kolay. 30 kişiyi bulursunuz, paranız da varsa anahtar teslim parti kurabilirsiniz. 'Kötülüğün sıradanlaşması' kadar güzel bir tabir yok. Çıkarcılığın, ahlâksızlığın sıradanlaşması kadar... Bu toplum 'aziz millet' olmaktan çıktı. Parlamentoda toplumun seçtiği adam selam üzerine selam çakıyor. Bu toplumun seçtiği adam çıkarcılığın baş tacı. Bununla konuşuyoruz, tamamen duygusal ilişkiler peşinde. Çok iyileri de var. Toplum neyse, ürettiği insanlar da parlamentoda. Bu toplumdan yeni bir uyanış, yeni bir direniş beklemeyin. Bunların içinde güçlü insanları, ahlâki bir yükseliş içinde olabilecek insanları kazanalım. Kaybettiğimiz değerleri hem biz kazanalım hem topluma kazandıralım."
Arınç konuşmasında, "Dindarlık herkesin kaçtığı bir noktaya geldi. Takkeli takkesiz bir sürü şarlatan konuşmaya başladı; hangisine inanacak insanlar? Hangisi doğruyu söylüyor? Bunların söylediği yalanlar yanlışlar yüzünden millet Müslümanlığı bıraktı, başörtüsünü, namazı terk ediyor. Erdem de kayboldu, etik değerler de kayboldu. Bunları yeniden ihya etmezseniz bu toplumdan bir şey beklemeyin" ifadelerine yer verdi.
https://www.cumhuriyet.com.tr/siyase...irakti-2478613
Tamam da bu toplumu bu hale iktidar getirmedi mi ve bu iktidarın başat isimlerinden birisi Bülent Arınç değil mi?
|

15-02-2026, 06:21
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.057
|
|
Ben gelecekte yaratilisci ve fundamentalist dinlerin kacinilmaz bir sekilde, yol ayrimina girecegini dusunuyorum. Iki secenek var. Ya degisen dunyaya, insanin kendini anlama bicimine, bilimsel gelismelere uyum saglamak icin literal yorumlarindan vazgececekler ve busekilde de sembolik yollara basvuracaklar ya da bu uyumu gosteremedikleri olcude etkilerini kaybedip giderek kuculecekler. Tarihe baktigimizda da mesela bu tarz donusumleri goruyoruz. Ornegin Aydinlanma doneminde Voltaire gibi isimler geldiler gectiler. Bunlar esasinda Tanri'yi reddetmiyorlardi ama daha cok, akli ve elestiriyi one cikariyorlardi. Bu sekilde sorgulanamaz ve kati din anlayislarini sarsmislardi. Bu, dini ortadan kaldirmadi ama insanlarin en azindan bakisini degistirdi.
Bu sekilde din bir sekilde eridi yada dolambaci yollara basvurdu. Ben bugun de benzer bir surecten gectigimizi dusunuyorum. Ve gelecekte daha buyuk bir gevsemeye sahit olacagimizi varsayiyorum.
Fakat soyle bir sey de var.
Bilimde, felsefede ve insani anlama cabasinda cok ciddi ilerlemeler var; evrim, biyoloji, norobilim, bilinc calismalari ve psikoloji, bunlar bize insanin yalnizca basit fiziksel sureclerle ACIKLANAMAYACAK kadar karmasik bir varlik oldugunu gosteriyor. Ki insan sadece madde degildir---- Bu noktada sadece fundamentalist dinlerin degil, ayni zamanda 19. yuzyildan kalma materyalizm/ateizmin de 21. yuzyila ayak uyduramadigini goruyorum. Kendisini maddecilige hapsetmek, olasi dusuncelere, goruslere, gelisen ve degisen bilgiye kendini kapatan, anlam, deger, bilinc ve deneyim gibi meseleleri aciklamakta giderek daha yetersiz kalan materyalizm modasini kaybedecek. Tipki maxsistler gibi. Gunumuzde bakin marxsizim de kalmadi, neredeyse yok olup gitti. Gunumuzde bazi akli basinda insanlar, artik yalnizca nasil calistigimizi degil, neden deneyimledigimizi ve nasil anlam urettigimizi biraz olsun ateist dogmalardan ozgurleserek sorguluyor. Bu yuzden ozgur dusunmede hem idealizmin hem de materyalizmin modasi gecmis prangalarindan siyrilmak onemli. Bu dogrultuda, hikaye oldugu belli olan kati literal din anlatilari ve her seyi aciklayabildigini iddia eden basit materyalist cerceveler ancak psikolojik tatmin saglayabildikleri olcude var olmaya devam ederler.
'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...
no matter how far we go intellectually or how much science we do, we are not even close to understanding the truth
'kimi dinde imanda buldu yolu, kimi akil, bilim yolunu tuttu derken ses geldi karanliklardan; gafiller! dogru yol ne odur, ne bu' - Hayyam
|

16-02-2026, 15:45
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669
|
|
Andrew materyalizm neden kaybolsun, materyalizm canlı, insan gibi  Bilgi materyalizmi tüketmez aksine güçlendirir, çünkü zaten materyalizm bilgi(asıl bilgi, gözlem, veri tabanlı) edinme namınadır, bilgi ediniliyorsa, materyalizm hem diridir hem de daha da zenginleşiyor, gelişiyor demektir. ya da tersinden bilgi ediniliyorsa = demek ki materyalist yaklaşım söz konusudur... Bu meseleyi taraf-kulüp gibi ele alıyorsun, oysa işin temeli öyle değil, düşündüğün/sandığın gibi değil. Temelde olan ayrışma, "nasıl bilgi edinebilir, bilgiye nasıl ulaşırız" sorusuna verilen yanıtla ilgilidir, gözlem, veri ve olayları bu gözlem, veri, ilişkiler üzerinden açıklayacaksak bu materyalist yoldur, ayetle, vahy veya salt insan zihinin kurgu, üfürmeleri-türetimleri üzerinden vb. yollarla açıklayacaksak bu idealist yoldur. Yani mesele siyasi bir pozisyon olmaktan ziyade, bilgi nasıl elde edilir sorusuna verilen cevapla ilgilidir. Materyalist yol, gözlem, veri, yorum, bilgidir, gözlemi yapan öznedir, yopruölayan öznedir, burada öznenin kendisi gibi zihni de dahildir, bilgi edinmek isteyen zaten insandır, iddia edildiği gibi özneyi dışlıyormuş vs. bunalr çarpıtma, kalın kafalı cehaletle ilgili. Çübkü soru bilgiyi nasıl elde edeceğimiz sorusudur, bir otomobil nasıl kullanılır sorusunda insan ve zihni dışlanmış oluyor mu? Bir dolu saçma sapan isnatlar yükleniyor.... Epsteincı kapitalizmin her şeyin içine henüz etmediği dönemde, bugünkü bilime "materyalist bilim" denmektedir -ki hala öyledir öyle olduğu sürece de bilim olacaktır-(idealizmin sözde kurgu bilimi ile karıştırlmamalı) materyalist yaklaşımdan sapıldığında- bilim imkansızlaşır, ama sürünün cehaleti artar, ne kadar teizme, idealizme yakın toplumlar, o kadar verimli "hayvan" çiftliği
Bilgi nedir? Piyasada bilgi namına satılan, pazarlananların binde kaçı gerçekten de bilgidir? Önce bunu cevaplamanız gerekir... kastınız idealizmin veya teizmin hurafeci uydurmaları ise onlar bilgi değil. Kurgu veya uydurma senaryolar. Gözleme tabanı olmayanın bilgisi de olmaz = materyalizm bilgi ile bitmez, öyle antik çağda yapılmış heykel gibi bir şey değil bu aksine uydurma zırvalar değil, gerçekten de bilgiden söz ediliyorsa bu materyalizm anlamına da gelir(kişiler bilsin bilmesin, gözlem, veri, deneye dayalı her bilgi, temelde materyalisttir, ha kişiler bilgiyi alır, kafalarına göre yorumlar, materyalist yaklaşımdan(gözlem, veri, dayanak) sapar orası ayrı, ama o bilgi edinirken geçilen yol materyalisttir)... Yani kelimeyi anmakla bir yere varılamaz, materyalizm veya materyalist yöntem ne iddia ediyormuş ki, aksine dair dayanakların ve iddiaların olmuş? Bu önemli. nasıl anlam yüklediğin veya mateyralistler adına da senin konuşmadığın, şöyle, böyle diyorlar yönlü(gerçekten de öyle mi demişler??) bir yaklaşım değil, muhatabanın kendi iddiası ve neye göreliği de açık olmalı
Materyalizm gözlem, deney, sınama, veri ve böylece bilgi edinme esasına dayanır, neden ve nasıl bitsin ki? Bilgiyi vahiyle yoluyla aldığınızı mı iddia ediyorsunuz? materyalist yöntem, insanlar daha fazla bilgi ediniyor diye biter mi? Zaten amteryalizmin amacı o, bilgi ve daha fazla bilgi edinmek. Nasıl? Gözlem, veri, deney, yorum => materyal-ist bilgi, asıl bilgi. Zaten idealizmle ayrıştığı temel burası=>"bilgi". İdealizmde ise, madem temelden söz ettik, görüngüler, fenomenler, zihinimizin tezahürüdürler ve en nihayetinde gerçekte yokturlar, yani hurafeye, kurguya bilgi, zihine de -ya da ruhani düzeye dek esnettikleri metafizik(yok hükmünde) üst akıla- salt gerçek diyorlar. Materyalist(gözleme dayalı) bilgi yok olamaz. İdealist sayıklamalar da öyle kolay bitmez, tükenmez, insanın cehaleti var olduğu sürece her zaman bir çıkış -kör kuyulara in-diril-iş- yolu bulur, bu en kaba yalan, dolan, iki-yüzlüce, kendisini aldatma durumu olsa bile. AKP'ye oy veren emekli, mikrofonlara konuşyuor, evim kira diyor, ama gül gibi geçiniyorum, oysa ev kirası 15.000 TL, maaşı ise 12.500 TL, bilerek, isteyerek yalan söylüyor, cahil veya menfaati uğruna her boku yiyenler böyle rezildirler, cehalt tarifi zor olan bir arıza... Diğer başlıkta da açıkladım, gördüğüm kadarıyla sen materyalizmi teistlerin, idealistlerin tanımladığı gibi sanıyor, görüyor, düşünüyorsun, emin ol tümüyle yanlış... Materyalizmin bitmesi, eşyanın, insanın, doğanın, bilginin, bilincin tabiatına aykırı, çünkü zaten materyalizm eşyanın tabiatı, bilgiden damıtılır veya esas alır. Burada kastettiğim elbette idealizmin mistik, hurafe zihin ve ruhsal metafizik tabiatına karşı, doğanın tabiatıdır.
Tabi insanın cehaleti doyumsuzdur, eski dinler yerini dönemine göre modern mitolojilere bırakır, günümüzde de veya yarında insnalığın cehaleti ve materyalist düşünmeyi başaramadığı sürece de bu böyle devam edecektir. Modern mitolojiler, ra'nın ses kaydından, bilmem 30. boyuttan bilgi aldığını iddia eden, yol reptilian, hoptilian(eski çağ herkül mitolojilerinin revize edilmiş güncel versiyonları) vs. vs. türetmeye ve sürüleştirip, koyunlaştırdıkları toplumu da gütmeye devam edeceklerdir. Amaç ne, insnaı gerçeklikten koparmak, ayrımak, yolu ne elbette materyalizmden uzaklaşmak, başka yolu yok, ya materyalizm ya "idealizmin, teizmin hurafe" yolu...
Acaba, "bilgi"ye, gözlemden, nesnel gerçeklikten soyut, bağımsız, mistik-idealist bir anlam yüklüyor olabilir misin? (eğer öyle ise bu biteli beri yüzyıllar oldu, günümüz bilincinden söz edeceksek gerçekte biten bu, yükselen materyalişst yoldur, sistem her ne kadar ideolojik, menfi çıkarlarla garip, mutant kara propagandalar yapsa da gerçek değimiyor, Güneş balçıkla sıvanmaz). Bu arada Marksizm de ölmez(bir analiz, tespit veya söylem namına, illa her noktada %100 ve her dönemde geçerli olacak diye bir kriter olamaz. Örneğin Darwin'nin bilime katkısı başka bir şeydir, o günün koşulalrına ve olanaklara göre yaptığı analizler başka, bilim işi, düşündüğünüz gibi siyasi rekabet, intikam ortamı değildir, siyasetin, sistemin egemenliği altında olması başka, metodolojik temeller, bilimde doğru/yanlış ayrımı başkadır ve bilim ilerledikçe Darwin tu-kaka olmaz, %100 yanlış da söylemiş olmaz, aksine bilisel gelişmeler adına, muazzam katkı sağlamış olur. Yani size yanlış gelen dünün söylemi özünde tümüyle veya aslında yanlış değildir, bir şeyin tümüyle yanlış olması başka, eskik yerlerinin olması-kalması başkadır ve tamamlanarak ilerlenir. Tümüyle yanlış olan ise terk edilir ve bilim dünyasında gerçekten bilimsel teoriler öyle tümüyle yanlış falan ilan edilmiş değil, geliştirilmişlerdir ve bu temelde olanın terk edildiği, çürüdüğü, yok olduğu anlamına gelmez, aksine temelde olan üzerine devam edildiği anlamına gelir. Örneğin evrim teorisi, temelde olan evrim terk edilmez ve günümüz bilimi evrimden söz ederken, Darwin evrim yoktur dememiş veya Darwin evrimden söz ederken, günümüz bilimi evrim yoktur dememiştir. Veya Marx sınıflardan, sömürü ve nasıl gerçekleştiğinden, temelde yatanın ne olduğundan söz edip sömürü var demişken, bugün sömürü yok değildir. Üstelik değişmemiştir de, sömürü aynı TEMELLERE dayalı sömürüdür. Marx'ın 200 yıl önce tespit, analiz edip açıkladığı temellere dayanıyor, zaten o temeller egemen, hakim olduğu için sömürü oluyor. Biz biçime değil öze bakmalıyız, kısaca her iki örnek açısından da temel değişmedi ve zaten önemli olan da bu, temelleri, biçime dair söylemler görecelik arzedebilir(ki meseleleleri buradan -görece değişen biçim, boya, ciladan- okuyanlar genelde sığ veya cahiller oluyor)  ...). Bir görüşün geçerliliği kelle sayısına veya orada burada cahilce öne sürülen zırvalara göre değerlendirilemez(Galileo döneminde yaşasaydın, kriterlerine baktığımda, dünya düzdür, Galileo bitti diyebilirdin ben ize Dünyaya bakıyorum, hala daha dönüyor, kaç kişi böyle düşünüyor bu kriter olabilir mi? Dünya mı, birilerinin ne düşündüğü, hayır bana göre dönmüyor demesi vs. mi belirleyici?). Sen Dünyaya bakmıyorsun, yorumlamıyor, görmüyor, irdelemiyor, analkzi etmiyor, şu ya da bunun nasıl ve neden şöyle ya da böyle olduğuna dair çözümlemelerin, dolayısıyla bilgin yokken, kriterin ne? İnsan daha fazla bilgi ediniyormuş, böyle kriter mi olur, o kadar bilgi ediniyor ki, ABD de Trump'u , Türkiye'de AKP'yi vs. vs. seçiyor, Dünyanın hali ortada, değişen eski at arabalarının yerini otomobilin alması, tıpda gerçekleşen ilerlemeler, yani Dünya'nın düzenine etki eden ve değiştiren bir bilgi sıçraması yok, yüzyılalrca süren mücadeleler sonucunda insanların zoraki, söke söke kopardığı ve her durumda hala daha korumak zorunda oldukları bazı hakları var sadece ve bu zaten yüz hatta bin yılalrdır öngörülen bir şeydir, neden tarih olsun veya kaybolup gitsin ki? İnsan ve sosyal hayat ve haksızlıklar var olduğu sürece, ssebepleri, sonuçalrı, mücadeleleri, kazanımları, kayıpları olacaktır, bunu kim ret ediyor ki?...). Kaldı ki piyasdadaki zırvaların %99,9'u alıntı yapmadan sözde ithamlardır, -değerlendirme, yorumlama dahi yok, olanı da külliyet çarpıtma, cımbızlama tekniği!-, alıntı yapmaya dahi cesaret edemeyen, cehaletin holiganik depreşimiyle yalan, dolan ithamlar, iftira, çarpıtmalar, ikiyüzlülük, sahtekarlık, şartlanlıkla maluldürler... Bilimin de, insnaın da en önemli düşmanı şarlatanlardır ama ne yazık ki hakim olanlar da onlar. 2 Film, birisinde huzursuz eden gerçekler, diğerinde mutlu eden yalanları sergilesek, mutlu eden yalanalr gişe rekoru kırarken, diğerinin izleyicisi parmakla sayılır. İşte bu yüzden şarlatanlar, yalan, dolan, talancılar ve oluşrudukları cehalet, aldatı ve faydalandıkları, sömürdükleri cehalet, insanlığın %90'ından fazlasını teslim alır ve sonuç; genel analizle, toplumların %90'ı aptaldıra varır(hangi bilgiden, değişen dünyadan söz ediyorsun?)( bana göre insanların %99'u kaba, idrak seviyesi, düşünme ve irdeleme kapasitesi, incelik, açı 10 üzerinden 1, geneli kördür, çünkü düşünmez, ilişkisel ve bağıntılarla düşünemez,, düşünmek istemez, irdelemez veya yol, yöntem bilmez, bilmek de istemez. Sürülerden bir sürüdür ve Marx'ın da çevre, toplum üzerinden bakılmasının gereği, önemine yaptığı vurgu gibi, tek tek kişiler, bireyden değil, toplumdan, çevreden, doğadan, dünyadan, sürüden ve sürünün hangi koşullara tabi olduğu, oldurduğuna, nasıl ve neden çözümlemeleriyle birlikte bakmak gerekir - tecrübeyle tabi)...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Konu spartacus tarafından (16-02-2026 Saat 16:55 ) değiştirilmiştir.
|

16-02-2026, 21:15
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.057
|
|
Materyalizmin tamamen yok olacagini ya da kaybolacagini sanmiyorum. Dinlerin de ortadan kalkacagini dusunmuyorum; en azindan onumuzdeki bes-on jenerasyon icinde. Ama her ikisinin de oldugu gibi kalamayacagi acik. Kilik degistirmek, dilini yumusatmak, toplumun gecirdigi donusume ayak uydurmak zorundalar. Dunya degisirken insan ayni kalmiyor; bu yuzden fikirler de sabit durmuyor, olumlu ya da olumsuz bicimde evriliyor.
Bana kalirsa materyalizm su sekilde zayiflayacak: Insanlar sosyal medya ve dijital iliskiler uzerinden surekli kopuk baglar kuruyor; bu da insanlari yavas yavas robotlastiriyor, duyarsizlastiriyor ve daha acik konusmak gerekirse narsistik bir hale surukluyor. Teknoloji cok hizli ilerliyor; tamamen kotu degil, hatta insani heyecanlandiriyor ama diger yandan toplumu tuhaf ve kirilgan bir noktaya da tasiyor. Psikolojiler yipraniyor, yalnizlik artiyor, anlam duygusu su ya da bu sekilde zedeleniyor. Boyle bir ortamda insanlar klasik anlamda dine baglanmadan, ama tamamen de hicbir sey yok demeden, kendi algilarina gore sekillendirdikleri bir tur spiritualiteyle kendilerini sakinlestirmeye yoneliyor. Bunu simdiden cok net goruyoruz: Ben ateistim, dinlere inanmiyorum ama kendimi spirituel goruyorum diyenlerin sayisi artiyor ve artmaya devam edecek gibi duruyor. Medya, kitaplar ve populer kultur gibi seyler de bu yonelimi pompaliyor. Verilen temel mesaj bence su: Dinsiz olabilirsin ama yine de ruhsal bir yonun var; sen yaparsin, sen edersin, sen sen degilsin, sen kuantumsun… Gulmeyin, bunun ciddi alicisi var; cunku yalnizlasan ve duyarsizlasan birey icin bu soylem kimlik dayatmadan, agir sorumluluk yuklemeden bir tur psikolojik tatmin alani aciyor ve asgari bir anlam hissi sunuyor. Tam da bu yuzden, boyle dusunen insanlar kati materyalizmin kendilerine aslinda hicbir sey vaat etmedigini fark etmeye baslayacaklar. Gunumuzde temel sorun da bu zaten: Bana ne sunuyorsun, beni nasil motive edeceksin, hayatimi nasil daha anlamli ya da daha yasanir kilacaksin? Hatta daha ileri gidersen daha aptalca seylerle de karsilasabilirsin. Mesela yuzde yuz potansiyele ulasma, beynin yuzde doksanini kullanma efsaneleri, her seyin enerji oldugu ve kuantumla Matrix'ten cikilabilecegi gibi soylemler… Bu tur safsatalar arttikca artar, cunku degisen ve anlami asinan-----hatta kimi zaman bilincli bicimde anlamsizlastirilan-------toplum boyle ayakta tutulmaya calisiliyor. Bilimdeki gelismeler de, insanlar da bu sekilde davraniyor. dinsiz kalirken bile ruhsal ya da en azindan indirgenemeyen bir boyutun korunabilecegi yonunde propaganda ediliyor; justification ararsan her yerden bulunuyor zaten. Bu yuzden hem hikaye oldugu bilinen safsatalarin hem de kati materyalizmin zamanla cazibesini yitirecegini dusunuyorum. Insan yalnizca aciklama degil, ayni zamanda yon, anlam ve icssel bir karsilik ariyor; gorunen o ki bunu da uzun bir sure, dinsiz ama "anlamsiz da degilmis gibi" hissettiren yollarla yapmaya devam edecek.
Yoksa bilimsel yontemin, bilginin yok olacagini iddia etmiyorum. Sadece, degisen insan anlam arayisina degisen felsefeler yanit vermeye baslayacak.
'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...
no matter how far we go intellectually or how much science we do, we are not even close to understanding the truth
'kimi dinde imanda buldu yolu, kimi akil, bilim yolunu tuttu derken ses geldi karanliklardan; gafiller! dogru yol ne odur, ne bu' - Hayyam
|

16-02-2026, 22:10
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.057
|
|
Andrew´isimli üyeden Alıntı
Bilimde, felsefede ve insani anlama cabasinda cok ciddi ilerlemeler var; evrim, biyoloji, norobilim, bilinc calismalari ve psikoloji, bunlar bize insanin yalnizca basit fiziksel sureclerle ACIKLANAMAYACAK kadar karmasik bir varlik oldugunu gosteriyor. Ki insan sadece madde degildir---- Bu noktada sadece fundamentalist dinlerin degil, ayni zamanda 19. yuzyildan kalma materyalizm/ateizmin de 21. yuzyila ayak uyduramadigini goruyorum.
|
Aslinda bu noktayi biraz daha acmam gerekecek gibi gorunuyor, cunku yanlis anlasilmak istemem. Bilim ilerledikce insanin hem kendisine hem de dogaya bakis acisi degisiyor ve bu degisim tarih boyunca defalarca yasandi. Bilimsel gozlem araclari gelismeden once hucreler basit, ici bos yapilar gibi dusunuluyordu; bugun ise hucrenin kendi icinde son derece karmasik ve duzenli bir isleyise sahip oldugu biliniyor. Ayni sekilde, ozellikle son yuzyilda biyoloji ve norobilim alanindaki gelismeler canli organizmalarin ve beynin sandigimizdan cok daha karmasik yapilar oldugunu ortaya koydu. Bu da bilimin temel islevinin, bilgiyi artirmak ve onceki basit kabulleri asmak oldugunu gosteriyor. Bu gelismeler dogrudan dogruya hem insanin yalnizca maddeden ibaret oldugunu savunan indirgemeci salt yaklasimlari hem de insanin dogustan gunahkar oldugunu ve belirli bir inanca sahip degilse cezalandirilacagini ileri suren donuk dini anlatilari zayiflatiyor. Burada anlatmak istedigim, karmasiklasan ve artan complexity karsisinda, hem insani madde dunyasinda degerlendiren materyalizmin hem de tarihsel baglamini kaybetmis literal din anlayislarinin insan gercekligini aciklamakta yetersiz kalacagini soyluyorum..Bu dogrudur ama yanlistir. Fakat complexity karsisinda BASIT aciklamalar anlamini yitirecektir. Cunku insanin kendisi basit bir varlik degil...Bakiniz, near death experience olaylari var. Hala ne oldugunu bilmiyoruz. Durum boyleyken, "sadece maddeyiz, biz variz" mantigi, tum bu olan bitenlere cevap veremeyecek duruma dusuyor. Cunku basit kaliyor. Basit bir aciklama, gercekligi basite indirgedikce kaybeder.
'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...
no matter how far we go intellectually or how much science we do, we are not even close to understanding the truth
'kimi dinde imanda buldu yolu, kimi akil, bilim yolunu tuttu derken ses geldi karanliklardan; gafiller! dogru yol ne odur, ne bu' - Hayyam
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:21 .
|