İşte dilin göreceli olması yüzünden birbirimizin anlatmak istediğini maalesef tam olarak doğru bir şekilde anlamıyoruz.
Dilin göreceliği değil, senin kelime oyunları yapmandan kaynaklı, sen bu sorunu aşmadıkça zaten senle yazışılamaz, sen anlayış sahibide olamazsın. yüzlerce kez göz, göre, göre çarpıtma olduğu ayan-beyan olan lafızları anlattığımız halde anladın mı? hayır, kelime oyunları, keyfi, mesnetsiz ilişkiler mantığı kurduğun, dalga geçtiğin için, anlayışın da olmuyor böylece, şu deyim-> Bir gözün kalk gidek diyor, diğeri bok yeme otur, yani fırıldaklık... "Canlılar birbirinden farklı değil ki!" bu bir sözdür, anlayış, yorumla alakası yok çünkü bu sözü canlılar benzer olduğu gibi farklıdır da sözüne KARŞIT, sırf "benzer canlılar ortak tanrıyı gösterir" diyorsan, "o halde farklı canlılarda farklı tanrıyı gösterir" ifademe karşıt, canlılar farklı değil ki farklı tanrıyı göstersin demek adına kullandın(yani niyetin bozuk) ve solucanla hiç bir farkın olmadığını iddia ettin(anlayış yorum farkı değil bu, fırıldaklıktan ileri geliyor)! Kendine dürüst değilsin, salvo ve falsoların sadece kendine Save! Bak şimdide kıvırttın, o halde kelime oyunlarını kabul ediyor musun farklı canlılarda farklı tanrıları gösteriyor olmalı?
Save The Day´isimli üyeden Alıntı
Fakat ortak deyince ne ile ortak?
Ve canlılar yerleşik aldıkları etki ve değişimleride NESİLE AKTARIYOR => evrim... Ne ile ortaklığı, spesifiktir, ancak şu ya da bu türün özgülündeki tartışma konusudur. Bu sorunsalı -alakasız örnek safsatası kurma çabanı- sana defalarca izah etmişimdir, sen sadece kelime oyunu yapıyorsun. Yağmur tanımına iyide hangi, nereye yağan yağmurdiye soruyorsun, benim muhitime yağıyorsa yağmurdur, senin muhitine yağıyorsa yağmur değildir demek istiyorsun, ama bu tutum, sırf genel bir tanımı, olguyu ret etmek adına,,, özelde bir detayı öne sürmek, andavallık olmuyor mu?...
Save The Day´isimli üyeden Alıntı
Ben türlerin birbirlerine dönüşüp geçiş yapıp yapmadığını merak ediyorum. Gözlemi nedir bunun?
Orada asli olgu EVRİM'dir, diğer olgular ise yansımadır, spesifiktir, yani her koşula, ya da özelde bir tür, bireye dayatılıp, genellenemezler... Mesela paslanma bir değişimdir ama her şey illa aynı biçimde değişecek diye kaide kurulamaz. Canlılar evrimleşir, değişir-farklılaşır ama her değişim-fark illa türleşme olacak diye kaide kurulamaz, burada genel ve temel olgu değişimdir, ama hangisi, şu ya da bu nasıl, ne yönde değişti meselesi ise spesifik, özel, değişkendir, araştırmaya dairdir. Karşıt argüman diye, değişimin olmadığını anlatman gerekirken, çıkıp Zeus deyip durmaktasın, Zeus nereden çıktı, nasıl ilişki kurdun, neye dayandın, Zeus lafzı değişime engel mi?... Aşağıda sana yine türleşmenin detayını vereceğim, bu sana 100. kez izah, ifadedir, hala keyfiyetmiş gibi çarpıtarak kullanıyorsun...
Hala türden, türe geçişi, akşam yatayım, sabah kalkayım, hokusssss-pokussss kurbağa->manda olsun diye diretiyorsun, oysa bugün gıdalar bile doğal ıslah yollarıyla olduğu gibi(seçilim->evrimin seçilim başlığınında bir faktörde ispatıdır!), labortuvar ortamlarında türleştirilmiş, çeşitlenmiştir, yani tür farklılaşmış ve açığa yeni bir tür çıkmıştır, ama, ama olmaz kiiii, kabul edimicemmm, kurbağa->manda olmalıydı demek, garip bir durum, gerçekten akıl, mantık ve zeka sorunu veya soytarıların soyartılığı dışında izah edilemiyor
Save The Day´isimli üyeden Alıntı
Geçmişten günümüze değil, günümüzden geçmişe diyorsunuz. Biz bugünde yaşıyoruz. Geçmişte yaşamadık. Elbette bugün inceleyeceğiz. Yani bugünden geriye ilişki kurabileceğimiz gibi, geriden de bugüne ilişki kurulabilir.
Hasılı böylece senin iddia ettiğin biçimiyle, ilişkimiz gözlem ve deney dışı değil! Canlılar ile canlılar arasındaki ilişkiyi gözlemlemiyoruz, ne olur? temelli çarpıtman sona erer, erdirdin mi peki? Bu önemli, yani ben sana tanrı ile ilişkiyi nasıl kuruyorsun dediğimde, efendim evrim olgusuna dairde bizim gaipten ilişki kurduğumuzu iddia etmekten vazgeçmelisin, vazgeçtin mi?
Sen hırsız isen, ama komşumda hırsız demen, heleki komşun hırsız değilken hırsız demen(tanrın farazi, üfürük diye, evrim gözleme dayanmaz, o da gaipten, üfürük demen!?) seni hırsız olmaktan çıkartır mı? Evrim sürece yayılmış değişimdir, canlı ve cansızlarda bu sürecin nasıl etkidiği sorunsalı, olgunun, detaylarda nasıl işlediğini anlamak-açıklamak üzredir, yani bizim ilişkimiz evrim üzre, ama nasıl etkimiş, ne düzeylerde, ne dilimlerde bu özelde bir detaydır!
Save The Day´isimli üyeden Alıntı
Ama herkes aynı anlamak durumunda değil. Farklı anlayışlar ve yorumlar getiriliyor.
Sen yorum getirmiyorsun-yorumlamıyorsun, yırtık dondan alakasız şeyler getirip, anlatıları eğip, bükmek, çarpıtmak, alakasız ilişkiler, bağlar kurarak bulandırmak, anlaşılmaz kılmak, bozmak üzre iş yapıyorsun, yani örneklersem;
Kapı diye geliyorsun, oturup kapı anlatıldığında sen çıkıp ama kapı dediniz bu pencere değil ki! Bu sefer pencere anlatılyor, o anlatıyı hiç etmek namına bu seferde diyorsun ki, ama pencerenin, pencere olması baca olduğunu göstermez(kim iddia ettiyse!) Bu sefer sana baca anlatılıyor, sen yine alakasız biçimde KARŞIT argüman diye ama baca diyorsunuz da, bu telefon direğini açıklamıyor? hönk, önce anlatılanı bozup, anlaşılmaz kılacağına, anlamaya çalışsana!
Save The Day´isimli üyeden Alıntı
Bakın tanrı ile canlı ilişkisinin kurulması gerektiğini söylüyorsunuz. Doğru ama evrim meselesinde de tam olarak kurulamamış.
Save önce dürüst olmalısın, olursanda, olmazsanda kendine edersin. Evrim meselesi tam olarak kurulmuştur, çünkü evrim sürece yayılmış değişimdir, canlıların evrimi ise sürece yayılmış değişimin canlılar üzerindeki etkileri, açıklaması, araştırması konusudur, ikisi farklı! KANSER ile insan arasında ilişki kurulmuştur, üfürük değildir, ama kanser nasıl, neden, ne şekilde, ne gibi etkiler, ne gibi müdahalelerle açıklanabilir, önlenebilir kısımları ise olgunun açıklaması, tesiri, etkileşimi, hangi canlılarda, hangi sebeplerle, ne türden ilişkilerle meydana geldiğini anlama-açıklama üzerinedir. Ben sana bunu 100 oldu açıkladığım halde, hala aynı şekilde safsata kullanıyorsun ya (kansere dair gözleminiz de, kanser de yok çünkü henüz çözüm bulmadınız(hönk!)), artık yaptığın adilik.
Tanrı ile canlı arasında SPESİFİK OLMAYAN(!), temel, öncül ilişkiye dair ise hiç bir geçerli tabanın, temelin yok, o halde önce dürüst olmalısın ki ilerleme kaydedesin.
Madem karşıt argüman diyeceksin, argümanını irdelememizden daha doğal ne olabilir?! Tanrı ile, canlı ilişkisini kurmalısınız, ayrıca konuya dair itirazın değişimin olmadığı temelinden olmalı! tamam değişim var ama biz yeterince anlamıyor, açıklayamıyorsak, o halde sen araştırıp, irdeleyip, inceleyip yeni, alternatif bir açıklama sunmalısın, ama bu lafızla olmamalı, çürüterek yapmalısın.
sürekli çarpıtıp, kendinle dalga geçiyorsun,bizimle değil.
dönüp, canlı ile ilişki kurmuyoruz, türleşmeyi gözlemiyoruz diyorsun, türleşme gözlemleniyor, DENEYLERLEDE -laboratuvar çeşitlemeleri, organizmaların çeşitlenme deneyleri, organizmaların izole ortamlarda farklı değişimleri- İSPATLIDIR, kimse laboratuvarlarda eline birer Zeus alıp kullanmadı
bu gün tarımda kullanılan hibrit tohumlar, örneğin dölleme, üreme işini yapamıyor, yapsa bile farklı tür olarak ürün veriyor, bunların hepsi birer DENEYDİR, ispattır. doğada sürece yayılmış-kendiliğinden, evrimle olabilir ilişkiler-değişimler, önce anlaşıldı, mümkünatı görüldü sonra anlaşılan olgu, laboratuvarda denendi. şimdi sana görev, peki doğada, uzamda, canlılarda bu tür değişimlerin olmasının ortamları, kimyasalları, ilişkileri mevcut mu(evet!), o halde nedir, araştırmak. ... Şimdi sen benle, bu forum sayesinde iletişiyorsun değil mi? İleri zekalısınız belki, beni aşıyor ki, seninle iletişim kurabiliyorum ama sen bir beyin cerrahı değilsin, o halde iletişim kurduğumuz söylenemez diye geliyorsun.
Tanrı ile, canlı ilişkini nasıl, neye dayanarak kuruyorsun? (ki bu ifadeni olur-olmaz her şeye karşıt kullanabiliyorsun?)
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Konu spartacus tarafından (17-03-2017 Saat 17:30 ) değiştirilmiştir.
Evrim ve ortak atayla ilgili dahaönce okuduğum bir makaleyle ilgili hazırlanmış şu videoyu koyuyorum.
Çünkü karşımızdaki kişilerin şarlatanlıkta sınırsızlığı, anlamazı oynayıp temcit pilavı misali konuları tekrara sokmaktaki bilinçli çarpıtmalarını gördükçe sabır sınırlarımızında sınırları olduğunu hatırlatmak gerekiyor.
Neyse , kısacası bu araştırmada elde edilen bilgi şu; bir virüs çeşidinin araştırmalar sonucu DNA diziliminde bir noktaya yerleştiği( milyonlarca yıl önce) ve zararsızca yaşadığı ve diğer nesillerede dna'la beraber aynı noktada( DNA dizilimindeki aynı nokta) kopyalanarak insandan insana (nesilden nesile) aktarıldığı tespit edilmiş.
Asıl önemli olan ise yapılan araştırmalarda diğer memelilerin bir çoğundada DNA dizilimde aynı noktada aynı virüsün olduğu ve aynı kopyalama işleminin onlardada yaşandığı gözlemlenmiş.
Bakın DNAdaki herhangi farklı dizilimlerde değil, aynı yerde. Farklı memeli türlerinde nesilen nesile DNA ile aktarımı kanıtlanmıştır.
Yani ortak atadan farklılaşarak evrilen canlı türlerinde bu virüs o ortaklığın bir kanıtı olarak ortaya çıkarılmıştır.
Tamam kendi algıladıklarımdan emin olurum. Fakat evrim algılanmıyor mu, gözlemlenmiyor mu? Emin değil mi bilim insanları? Hafızaya atamamışlar mı? Masadaki bardak kadar emin olabilir miyiz onu soruyorum.
Evet, masadaki bardak kadar emin olabilmek mümkün, fakat herkes bu eminliğe erişebiliyor diye bir kâide de yok -görüldüğü üzere- ..
Göremiyorsak türlerin birbirine dönüştüğü bilimsel bir gerçek değil, yalnızca bir tahmindir. O zaman evrim güme gider. Evrimde ortak bir atadan bütün canlılar türemiştir fakat göremiyoruz. Göremeyiz de diyorsunuz. Nerde kaldı bilimsel gerçek? O zaman spekülasyon diyebilir miyiz evrime?
Kavram karmaşası üretiyorsun, "tür" dediğin şeyin ne olduğuna (bilimsel açıklamasına) bak önce bi..
Dile getirilmesi, iddia edilmediği anlamına gelmez. İddia olarak sunuyorlar. Yani söylenenler iddiadır ve isbat gerekir. Ben de kanıtları soruyorum işte. Veriler var demişsiniz. Ne verisi var? Göremiyorsak ne verisinden bahsedebiliriz?
Hayır, iddia değil, empirik deliller temel alınarak oluşturulan bilimsel teori.
Ben biyolojideki evrimden bahsediyorum. Sizin tanımınız biyolojiyle alakalı bir tanım değil.
Biyoloji başka, fizik başka şey mi? Biyoloji fizikten izole mi? Ne demek, biyolojiyle alâkalı değil. biyoloji denilen disiplinin kendi açıklamaları için biyolojik terminoloji kullanması, biyolojinin ontolojik anlamda fizikten yalıtık bir düzlem olduğu anlamına mı geliyor?
Çok genel bir tanım. Biyolojide bahsedilen bu değil. Mesela insanlar yaşlanır ama bu evrim değildir.
"Her şey" evrimdir ve evrimseldir. Sen evrim kavramını eksik ve hatalı içeriklendirdiğin için, bu tartışma yapılıyor şu anda.
Yani çıkarımda bulunuruz diyorsunuz tıpkı Richard Dawkins gibi. İyi de masada duran bardak gibi emin olabilir miyiz? Tahmin mi olur sadece? ''Evet gerçektir'' şeklinde emin olabilir miyiz diye soruyorum. Aslında soru açık.
"Evet, gerçektir" şeklinde emin olabilirsin.
Videodaki biyolog ve evrimci bilimciler neden tıkandılar sizce? Tatmin edici cevap niye veremediler? ''Bakteri hala bakteri'' diye itiraz gelince öyle kaldılar. İzah edemediler durumu. Neden? Biyologlar bile tatmin edici cevap veremiyorsa demekki bilinmezik ve tartışmalar var. O zaman nasıl olgu olduğundan bahsedeceğiz evrimin?
Bir gen havuzu, mevcut niteliklerini, fiziksel koşullar elverdiği ölçüde -belki minör değişimlere mâruz kalarak- milyonlarca yıl koruyabilir.
Başka bir coğrafî bölgede fizikî şartlar da değişeceği için, genlerde türeyecek en ufak bir mutasyon da, sözünü ettiğin "türsel" dönüşümün yolunu açabilir.
Dolayısıyla bir evrimsel biyoloğa "bakter neden hâlâ bakteri" dersen, o da sana "nerede, hangi bakteri" diyecek .
Evrim, ereksel, veya pozitif bir ilerleyiş değildir. -Fiziksel geçişlerin koşulladığı dinamik biçimlenişler- demektir evrim, ve her şey, her an evrilmektedir ..
Dilin göreceliği değil, senin kelime oyunları yapmandan kaynaklı, sen bu sorunu aşmadıkça zaten senle yazışılamaz, sen anlayış sahibide olamazsın. yüzlerce kez göz, göre, göre çarpıtma olduğu ayan-beyan olan lafızları anlattığımız halde anladın mı? hayır, kelime oyunları, keyfi, mesnetsiz ilişkiler mantığı kurduğun, dalga geçtiğin için, anlayışın da olmuyor böylece, şu deyim-> Bir gözün kalk gidek diyor, diğeri bok yeme otur, yani fırıldaklık... "Canlılar birbirinden farklı değil ki!" bu bir sözdür, anlayış, yorumla alakası yok çünkü bu sözü canlılar benzer olduğu gibi farklıdır da sözüne KARŞIT, sırf "benzer canlılar ortak tanrıyı gösterir" diyorsan, "o halde farklı canlılarda farklı tanrıyı gösterir" ifademe karşıt, canlılar farklı değil ki farklı tanrıyı göstersin demek adına kullandın(yani niyetin bozuk) ve solucanla hiç bir farkın olmadığını iddia ettin(anlayış yorum farkı değil bu, fırıldaklıktan ileri geliyor)! Kendine dürüst değilsin, salvo ve falsoların sadece kendine Save! Bak şimdide kıvırttın, o halde kelime oyunlarını kabul ediyor musun farklı canlılarda farklı tanrıları gösteriyor olmalı?
Ve canlılar yerleşik aldıkları etki ve değişimleride NESİLE AKTARIYOR => evrim... Ne ile ortaklığı, spesifiktir, ancak şu ya da bu türün özgülündeki tartışma konusudur. Bu sorunsalı -alakasız örnek safsatası kurma çabanı- sana defalarca izah etmişimdir, sen sadece kelime oyunu yapıyorsun. Yağmur tanımına iyide hangi, nereye yağan yağmurdiye soruyorsun, benim muhitime yağıyorsa yağmurdur, senin muhitine yağıyorsa yağmur değildir demek istiyorsun, ama bu tutum, sırf genel bir tanımı, olguyu ret etmek adına,,, özelde bir detayı öne sürmek, andavallık olmuyor mu?...
Orada asli olgu EVRİM'dir, diğer olgular ise yansımadır, spesifiktir, yani her koşula, ya da özelde bir tür, bireye dayatılıp, genellenemezler... Mesela paslanma bir değişimdir ama her şey illa aynı biçimde değişecek diye kaide kurulamaz. Canlılar evrimleşir, değişir-farklılaşır ama her değişim-fark illa türleşme olacak diye kaide kurulamaz, burada genel ve temel olgu değişimdir, ama hangisi, şu ya da bu nasıl, ne yönde değişti meselesi ise spesifik, özel, değişkendir, araştırmaya dairdir. Karşıt argüman diye, değişimin olmadığını anlatman gerekirken, çıkıp Zeus deyip durmaktasın, Zeus nereden çıktı, nasıl ilişki kurdun, neye dayandın, Zeus lafzı değişime engel mi?... Aşağıda sana yine türleşmenin detayını vereceğim, bu sana 100. kez izah, ifadedir, hala keyfiyetmiş gibi çarpıtarak kullanıyorsun...
Hala türden, türe geçişi, akşam yatayım, sabah kalkayım, hokusssss-pokussss kurbağa->manda olsun diye diretiyorsun, oysa bugün gıdalar bile doğal ıslah yollarıyla olduğu gibi(seçilim->evrimin seçilim başlığınında bir faktörde ispatıdır!), labortuvar ortamlarında türleştirilmiş, çeşitlenmiştir, yani tür farklılaşmış ve açığa yeni bir tür çıkmıştır, ama, ama olmaz kiiii, kabul edimicemmm, kurbağa->manda olmalıydı demek, garip bir durum, gerçekten akıl, mantık ve zeka sorunu veya soytarıların soyartılığı dışında izah edilemiyor
Hasılı böylece senin iddia ettiğin biçimiyle, ilişkimiz gözlem ve deney dışı değil! Canlılar ile canlılar arasındaki ilişkiyi gözlemlemiyoruz, ne olur? temelli çarpıtman sona erer, erdirdin mi peki? Bu önemli, yani ben sana tanrı ile ilişkiyi nasıl kuruyorsun dediğimde, efendim evrim olgusuna dairde bizim gaipten ilişki kurduğumuzu iddia etmekten vazgeçmelisin, vazgeçtin mi?
Sen hırsız isen, ama komşumda hırsız demen, heleki komşun hırsız değilken hırsız demen(tanrın farazi, üfürük diye, evrim gözleme dayanmaz, o da gaipten, üfürük demen!?) seni hırsız olmaktan çıkartır mı? Evrim sürece yayılmış değişimdir, canlı ve cansızlarda bu sürecin nasıl etkidiği sorunsalı, olgunun, detaylarda nasıl işlediğini anlamak-açıklamak üzredir, yani bizim ilişkimiz evrim üzre, ama nasıl etkimiş, ne düzeylerde, ne dilimlerde bu özelde bir detaydır!
Sen yorum getirmiyorsun-yorumlamıyorsun, yırtık dondan alakasız şeyler getirip, anlatıları eğip, bükmek, çarpıtmak, alakasız ilişkiler, bağlar kurarak bulandırmak, anlaşılmaz kılmak, bozmak üzre iş yapıyorsun, yani örneklersem;
Kapı diye geliyorsun, oturup kapı anlatıldığında sen çıkıp ama kapı dediniz bu pencere değil ki! Bu sefer pencere anlatılyor, o anlatıyı hiç etmek namına bu seferde diyorsun ki, ama pencerenin, pencere olması baca olduğunu göstermez(kim iddia ettiyse!) Bu sefer sana baca anlatılıyor, sen yine alakasız biçimde KARŞIT argüman diye ama baca diyorsunuz da, bu telefon direğini açıklamıyor? hönk, önce anlatılanı bozup, anlaşılmaz kılacağına, anlamaya çalışsana!
Save önce dürüst olmalısın, olursanda, olmazsanda kendine edersin. Evrim meselesi tam olarak kurulmuştur, çünkü evrim sürece yayılmış değişimdir, canlıların evrimi ise sürece yayılmış değişimin canlılar üzerindeki etkileri, açıklaması, araştırması konusudur, ikisi farklı! KANSER ile insan arasında ilişki kurulmuştur, üfürük değildir, ama kanser nasıl, neden, ne şekilde, ne gibi etkiler, ne gibi müdahalelerle açıklanabilir, önlenebilir kısımları ise olgunun açıklaması, tesiri, etkileşimi, hangi canlılarda, hangi sebeplerle, ne türden ilişkilerle meydana geldiğini anlama-açıklama üzerinedir. Ben sana bunu 100 oldu açıkladığım halde, hala aynı şekilde safsata kullanıyorsun ya (kansere dair gözleminiz de, kanser de yok çünkü henüz çözüm bulmadınız(hönk!)), artık yaptığın adilik.
Tanrı ile canlı arasında SPESİFİK OLMAYAN(!), temel, öncül ilişkiye dair ise hiç bir geçerli tabanın, temelin yok, o halde önce dürüst olmalısın ki ilerleme kaydedesin.
Madem karşıt argüman diyeceksin, argümanını irdelememizden daha doğal ne olabilir?! Tanrı ile, canlı ilişkisini kurmalısınız, ayrıca konuya dair itirazın değişimin olmadığı temelinden olmalı! tamam değişim var ama biz yeterince anlamıyor, açıklayamıyorsak, o halde sen araştırıp, irdeleyip, inceleyip yeni, alternatif bir açıklama sunmalısın, ama bu lafızla olmamalı, çürüterek yapmalısın.
sürekli çarpıtıp, kendinle dalga geçiyorsun,bizimle değil.
dönüp, canlı ile ilişki kurmuyoruz, türleşmeyi gözlemiyoruz diyorsun, türleşme gözlemleniyor, DENEYLERLEDE -laboratuvar çeşitlemeleri, organizmaların çeşitlenme deneyleri, organizmaların izole ortamlarda farklı değişimleri- İSPATLIDIR, kimse laboratuvarlarda eline birer Zeus alıp kullanmadı
bu gün tarımda kullanılan hibrit tohumlar, örneğin dölleme, üreme işini yapamıyor, yapsa bile farklı tür olarak ürün veriyor, bunların hepsi birer DENEYDİR, ispattır. doğada sürece yayılmış-kendiliğinden, evrimle olabilir ilişkiler-değişimler, önce anlaşıldı, mümkünatı görüldü sonra anlaşılan olgu, laboratuvarda denendi. şimdi sana görev, peki doğada, uzamda, canlılarda bu tür değişimlerin olmasının ortamları, kimyasalları, ilişkileri mevcut mu(evet!), o halde nedir, araştırmak. ... Şimdi sen benle, bu forum sayesinde iletişiyorsun değil mi? İleri zekalısınız belki, beni aşıyor ki, seninle iletişim kurabiliyorum ama sen bir beyin cerrahı değilsin, o halde iletişim kurduğumuz söylenemez diye geliyorsun.
Tanrı ile, canlı ilişkini nasıl, neye dayanarak kuruyorsun? (ki bu ifadeni olur-olmaz her şeye karşıt kullanabiliyorsun?)
Tanrı ile canlı arasındaki ilişkiyi soruyorsunuz hocam. Tanrıya nasıl vardıklarını söyleyim. Mesela o kadar alet yapıyorlar ama hiçbiri orjinialin yerini tutmuyor. Yani diyaliz makinesi, böbreğin yerini tutmuyor. Böbreğin tıpkısının aynısı üretilemiyor. 3 boyutlu yazıcı falan diyebilirsiniz de böbreğin tıpkısının aynısı üretilemez kanımca. İşte üretilemeyince mükemmel diyorlar. Mesela gözde 40 küsür parçanın uyum içinde çalışması gerekiyor görebilmeniz için. Bi parça yanlış çalışsa kör olursunuz. 40 küsür parça mükemmel bir şekilde çalışıyor. Ve tabi insan gözü üretilemiyor. Mükemmel deniyor. İşte canlıların mükemmel ve muazzam olduğunu belirtiyorlar. Zaten mükemmel olmasa, bilim yapamam ki diyor profesör. İşte burdan Allah yarattı kısmına geliyorlar. Canlılar mükemmel, muazzam ve bir tasarımcı tarafından mükemmel olarak tasarlanmışlar deniyor. Ordan Allah'a varıyorlar. Canlılar bir yapıdır. Benzerlikten de ortak bir eser olduğuna varabiliyorlar. Yani hücrelere baksanız, bütün canlılarda çok benzerdir. İşte aynı ustanın elinden çıkmış diyorlar. Başka zatlar yapsa aynı ilim ve ortaklık olmazdı deniyor. Aynı yaratıcı ilmini konuşturmuş gibi şeyler diyorlar. Yani mükemmel olduğundan dem vurarak Allah yaratmış diyorlar.
Olgu olan evrim ama türleşme spesifik bir şey diyorsunuz. Yani illa türleşecek diye şart yok diyorsunuz. Tamam ama türleşmenin önemini ben anlatayım size. Karşı tarafın yaratılış görüşünü bahsettim size. Türlerin birbirine dönüşmediğini ama kendi içinde değişim geçirdiklerini iddia ediyorlardı. Çizilen evrim tablosuna bakarsak görürüz ki 3.8 milyarlık bir evrim süreci yaşanmış. Tek hücreli canlılardan taaa insana kadar bir yolculuk olmuş 3.8 milyar. Yani aynı tür olarak kalmayı bırakın, inanılmaz değişim olmuş ve trilyonlarca hücreye sahip kompleks canlılar ortaya çıkmış. Akıl almayacak bir değişim bu. Türleşmeden çok daha büyük bir değişim. Yani milyonlarca hatta milyarlarca türleşme gerçekleşmiş evrim tablosuna göre. Fakat değişim var mı var diye bırakırsak olmaz. O spesifik dediğiniz şey iki görüşü ayırt ediyor. Adamlar değişim yok demiyor zaten. Mesela sizin bahsettiğiniz evrim, adamların yaratılış görüşüne uyar türleşmeyi falan geri planda bırakırsanız. Hani şart değil diyordunuzya. Bakın anlatayım. Mesela insanı ele alalım. Yaratıcı Adem ve Havva'yı yaratmıştır. Ondan sonra ise Adem ve Havva'dan bütün insanlık gelmiştir. Ve nesiller arasında birtakım değişmeler yaşanmıştır yani sizin bahsettiğiniz evrim. Fakat maymunlar, insana dönüşmemiştir. Sadece tür içinde evrim yaşanmıştır. Her tür bu şekilde ayrı ayrı yaratılıp, kendi içinde değişimle günümüze kada gelmişlerdir. Adamların görüşü bu. Sizin bahsettiğiniz değişime gayet uygun. O yüzden spesifik diye geçiştirmeyin, ayırt edici noktaları ele almak lazım. Türleşme şart değilse tamam türler ayrı ayrı yaratılıp kendi içinde evrim geçirmiş denebilir hiç türleşme olmadan. Evrim ve yaratılışı ayırt eden türleşme ve bütün türlerin akraba olup ortak ataya sahip olmasıdır. Siz çok genel ele aldığınızda yaratılışla da açıklayabilirler evrimi. Yani çoğu kişinin anladığı anlamda evrim bu değildir. Başka canlıya dönüşme şart değil diyorsunuz ama çizilen evrim tablosunda hep dönüşmüş. Milyarlarca türleşme yaşanmış. Yeni türler öyle oluşmuş. Dönüşme olmuş mutlaka. O olduğu söylenenleri ispat edin bari. Şart değil derseniz ilk insan düşüncesi de ortaya atılabilir. Yani anladığımız anlamda evrim başka canlıya dönüşmektir. Türlerin dönüşümüdür. Spesifik diye kenara atmayın, evrimi ayırt eden noktalardan birisi o. Yoksa dediğim gibi spesifik diye onları arkaya atıp da değişim var diye giderseniz Adem ve Havva hikayesi ile de açıklanabilir. Adem ve Havva ilk insanlar olarak yaratılmıştır ve insanın ilk üyeleridir. Bütün insanlık Adem ve Havva'dan gelmiştir ve nesiller içerisinde değişimler olmuştur. Ama tür aynıdır. Yani sizin bahsettiğiniz evrim, tür içinde ceryan etmiştir ve türler asla birbirlerine dönüşmemiştir yaratılışa göre. Bu evrimle uyumsuz bir görüş olmaz o zaman. Ama sizin anlattığınız evrimle olmaz. Siz spesifik diye bir kenara atıyorsunuz en önemli yerleri. Asıl onlar ayırt ediyor. Sadece değişim demek muğlak kalır. Sadece değişim derseniz yaratılışla da açıklayabiliyoruz o değişimi. Madem türleşme şart değil, Adem ve Havva'dan geldik ifadesinde bi sıkıntı yok. Başka türler bize dönüşmedi, tür içinde değişim yaşandı desek yine evrim olmuş olur. Türler ayrı ayrı yaratılıp, tür içinde değişim geçirilmiş olur ve sizin evrim lafzınıza uyar. Oysa evrim mi yaratılış mı onu konuşuyoruz. Ayırt edici noktaları spesifik diye arkaya atmak olmaz. Hani illa şimdi türleşme olması gerekmiyor deseniz bile milyarlarca türleşme olduğu zaten evrim tablosunda anlatılmaktadır. Geçmişte olmuş olanları isbat edin bari ki yaratılıştan ayıralım.
Bakın evrimin olgusu diye bahsediyorsunuz. Evrimin olgusunu ortaya koyayım. Evrimin olgusu şudur; bütün canlıların ortak atadan geldikleri ve akraba olduklarıdır. Siz tür özelinde ve tür içinde ata ilişkisi kurmaya çalışıyorsunuz. Bu evrimin olgusu değil. Bütün canlıların genelinde kurmanız lazım. Yani ortak ata denilen şey türün içine hapsedilmiş bir şey değil. Bütün canlıları kapsayan bir şey. O yüzden canlı ile canlı aktarım ilişkisi derken ilişkiyi doğru kurun. Bütün canlılar arasında kurun. Yani bütün türler akrabadır ve ortak atadan gelmiştir şeklinde kurun. Sizin kurduğunuz ilişki evrimin olgusunu yansıtmıyor maalesef. Türün içinde kurduğunuz ilişki hem evrimin olgusunu yansıtmaz, hem de yaratılışla da açıklanabilir. Yani evrimin ayırt edici noktası o değildir. Evrimin ayırt edici noktası, bütün canlıların ortak atadan gelerek akraba olmasıdır. Bunu ortaya koymalısınız. Sizin kurduğunuz ilişki yanlış. Bakın bu arada karşı görüş olarak değişimin olmadığını gösterin diyorsunuz. Adamlar değişimi inkar etmiyor ki yahu. Bütün canlıların ortak ataya sahip olup akraba olmasına karşı çıkıyorlar. Türlerin birbirine dönüşmesine karşı çıkıyorlar. Türler ayrı ayrı yaratılıp, tür içinde değişim geçirmişlerdir diyorlar. İki görüşün ayırt edici noktalarından hareket etmeniz lazım hangisinin doğru olduğunu göstermeniz için.
Bakın çeşitleme diyorsunuz. Çeşidin bir sürü manası olabilir. Videodaki akademisyen de çeşitlenme diyerek anlatmaya çalıştı. Hayır türleşme örneklerine bakalım, çeşide değil. Mesela itiraz edilen ''bakteri hala bakteri'' meselesine ne demek istersiniz? Bakteri neye dönüşmüş?
Evet, masadaki bardak kadar emin olabilmek mümkün, fakat herkes bu eminliğe erişebiliyor diye bir kâide de yok -görüldüğü üzere- ..
Kavram karmaşası üretiyorsun, "tür" dediğin şeyin ne olduğuna (bilimsel açıklamasına) bak önce bi..
Hayır, iddia değil, empirik deliller temel alınarak oluşturulan bilimsel teori.
Biyoloji başka, fizik başka şey mi? Biyoloji fizikten izole mi? Ne demek, biyolojiyle alâkalı değil. biyoloji denilen disiplinin kendi açıklamaları için biyolojik terminoloji kullanması, biyolojinin ontolojik anlamda fizikten yalıtık bir düzlem olduğu anlamına mı geliyor?
"Her şey" evrimdir ve evrimseldir. Sen evrim kavramını eksik ve hatalı içeriklendirdiğin için, bu tartışma yapılıyor şu anda.
"Evet, gerçektir" şeklinde emin olabilirsin.
Bir gen havuzu, mevcut niteliklerini, fiziksel koşullar elverdiği ölçüde -belki minör değişimlere mâruz kalarak- milyonlarca yıl koruyabilir.
Başka bir coğrafî bölgede fizikî şartlar da değişeceği için, genlerde türeyecek en ufak bir mutasyon da, sözünü ettiğin "türsel" dönüşümün yolunu açabilir.
Dolayısıyla bir evrimsel biyoloğa "bakter neden hâlâ bakteri" dersen, o da sana "nerede, hangi bakteri" diyecek .
Evrim, ereksel, veya pozitif bir ilerleyiş değildir. -Fiziksel geçişlerin koşulladığı dinamik biçimlenişler- demektir evrim, ve her şey, her an evrilmektedir ..
Gerçektir ve bardak kadar emin olabilirsiniz diyorsunuz. Peki nedir ispatları? Bütün türlerin ortak bir atadan gelerek akraba olduklarını nerden bileceğiz? Bakın spartacusun bahsettiği evrim, yaratılışa aşırı uygun. Sadece değişim diye eksik ele alıyor. O zaman Adem ve Havva görüşüne bir bakalım. Adem ve Havva ilk insanlardır ve Allah tarafından yaratılmışlardır. Bütün insanlar, Adem ve Havva'dan gelmişlerdir. Değişimler yalnızca aynı türün içerisinde yaşanmıştır. Asla başka türlerden bir geçiş olmamıştır. Bakın bu çizilen tablo, spartacusun evrimine gayet uygun. Yani eksik alırsanız yaratılış bile uyuyor spartacusun dediğine. Oysa bütün canlıların ortak bir ataya sahip olup akraba olmasını katmamız gerekiyor. Evrimin olgusu budur zaten. Bütün olay bu. Yani olay şu bütün canlıların akraba olup ortak atadan gelmesidir mesele. Değişi nerde diye sorabilirsiniz. Bütün türler zaten tek bir ortak atadan gelirken türleşerek kendi türlerini meydana getirmişler. O ortak atadan gelmek değişmekle oluyor zaten. Bambaşka türlere evrilmişler. Yani olgu şu; bütün canlıların ortak bir atadan gelerek akraba olmasıdır. Bunun ispatı nedir?
Videodaki biyologların tavırlarına göre mi bilim yapılıyor şimdi?
"Videodaki biyolog uzun süre düşünceli düşünceli baktı, sonra derin bi iç geçirerek gözlerini süzdü böylece evrimi çökertmiş oldu"
Bir örnek: Prof. Dr. Cihan Saçlıoğlu ile Caner Taslaman tartışması.
Caner Taslaman çoklu evren deneysel değil dedi, Prof. Dr. Cihan Saçlıoğlu kaçtı ehuheehuhue.
İyi de arkadaş o canlı ayında Prof. Dr. Cihan Saçlıoğlu koskoca çoklu evrenler kuramını nasıl oturup da anlatsın 10 - 15 dakikada, mümkün mü? Üstelik de karşısına oturtulanların tümü bilim karşıtı çizgide olunca.
Aynı mantık. Aç bir video. Aaaaa bak buradaki biyolog sustu. Akıcı konuşamadı. Demek ki evrim yok. İyi de bilim susuyor mu?
Dürüst bir şekilde tartışan için tartışmanın sonu yok. Ama ortalıkta bin türlü insan var. Evrimin öğrenilmesinin istenilmediği okullardaki müfredatlardan kaldırılmasından belli oluyor. Adnan Oktar gibi her türlü şarlatanlıkla evrim karşıtlığını sürdürerek kadınlarla sapık ilişki durumunu sürdürmeyi hedefleyen soytarılar var. Hatta bu insanlar okumuş, öğrenmiş oldukları halde tartışmalarda her türlü rezilliği ve şarlatanlığı yaparak evrimi yalanlamaya çalışıyorlar. O yüzden tartışmanın dürüst olup olmadığı önemli. Karşındaki her türlü şarlatanlığa, yalana, hileye başvurarak gerçekten bağımsız olarak ne olursa olsun evrim yoktur demeye şartlanmış ise tartışmanın manası yok.
Bakterinin özelliğini değiştirmesi evrim sayılmıyor mu?
DNA'sı değişmiş mi? Değişmiş!
Bakteri daha önce sahip olmadığı yeni bir özellik kazanmış mı? Kazanmış!
Bu özellik sayesinde bulunduğu ortama daha iyi adapte olup DNA'sını bir sonraki nesile aktarma şansını arttırmış mı? Arttırmış!
Eeeee kim neresinde tıkanıyor bunun?
Öncelikle bu tartışmanın devam etmesi için dürüstçe cevap ver:
Lenski deneyinde evrim mi gözlemlenmiş yoksa yaratılış mı?
Hangisi!?!?!?
Önce buna cevap ver!
Eğer buna cevap vermekten daha fazla imtina edersen tartışmanın senin goy goyundan başka hiç bir anlam ifade etmediği netlik kazanacak.
Bu arada bakteriler tek evrim gözlemi değil. Yakın zamanlı evrim örnekleri var sürüyle. Yakın zamanlı evrim örnekleri diye arat, incele.
O tavır dediklerin çok önemli dostum. Adamlar biyolog yahu. Ama itirazlara tatmin edici cevap veremiyorlar ve donup kalıyorlar. Bu çok önemli. Demekki itirazlara düzgün bir cevap yok. Biyologlar bile bilmiyor meseleyi. Bilimsel gerçek olsa itirazları çok rahat yanıtlarlardı. Verecek cevap olmayınca öyle tıkandılar.
Bakteri DNA'sı değişmiş diyorsun da bakteri neye dönüşmüş? Bakteri, bakteriye mi dönüşmüş? Bakteri hala bakteri olarak kalmamış mı? Burada evrim mi yaratılış mı gözleniyor diyorsun. Yaratılışta da değişim vardır. Ama tür içinde vardır. Yani bakterinin ufak değişimlere uğraması ile yaratılış arasında bir terslik yoktur. Yaratılışta değişim var zaten. Ama bütün türlerin birbirlerine dönüşüm yoluyla oluşması açıklaması yaratılışa ters. Fakat deneyde zaten öyle bir değişim yok. Sadece tür içinde değişim var. O da yaratılışa uygun. Bak mesela spartacus evrime değişmidir deyip hatalı anlatıyor. Sadece değişim diye kabul edersek Adem ve Havva uyar evrime. Türleşme şart değil diyor spartacus. O zaman bir düşünelim. Yaratıcı, Adem ve Havva'yı ilk insanlar olarak yaratmıştır. Bütün insanlar, Adem ve Havva'dan gelmiştir. Nesiller içinde bazı değişimler ve çevreye uyum sağlayışlar yaşanmıştır fakat asla başka türe dönüşme olmamıştır. Maymunsu bir canlıdan gelme asla olmamıştır bu görüşe göre. Değişim, sadece tür içinde yaşanmıştır. Bakın spartacus sadece değişim diye ele alıyordu, Adem ve Havva görüşü gayet uygun o zaman.
Evrim ve ortak atayla ilgili dahaönce okuduğum bir makaleyle ilgili hazırlanmış şu videoyu koyuyorum.
Çünkü karşımızdaki kişilerin şarlatanlıkta sınırsızlığı, anlamazı oynayıp temcit pilavı misali konuları tekrara sokmaktaki bilinçli çarpıtmalarını gördükçe sabır sınırlarımızında sınırları olduğunu hatırlatmak gerekiyor.
Neyse , kısacası bu araştırmada elde edilen bilgi şu; bir virüs çeşidinin araştırmalar sonucu DNA diziliminde bir noktaya yerleştiği( milyonlarca yıl önce) ve zararsızca yaşadığı ve diğer nesillerede dna'la beraber aynı noktada( DNA dizilimindeki aynı nokta) kopyalanarak insandan insana (nesilden nesile) aktarıldığı tespit edilmiş.
Asıl önemli olan ise yapılan araştırmalarda diğer memelilerin bir çoğundada DNA dizilimde aynı noktada aynı virüsün olduğu ve aynı kopyalama işleminin onlardada yaşandığı gözlemlenmiş.
Bakın DNAdaki herhangi farklı dizilimlerde değil, aynı yerde. Farklı memeli türlerinde nesilen nesile DNA ile aktarımı kanıtlanmıştır.
Yani ortak atadan farklılaşarak evrilen canlı türlerinde bu virüs o ortaklığın bir kanıtı olarak ortaya çıkarılmıştır.
Sevgili dostum başka forumda ERV'yi bi hayli detaylı anlatan arkadaş vardı. Akademik makalelerden yardım alarak döktürdü. Olay kısaca şu, türlerin DNA'larının ilgili bölgelerinin ilgili yerlerinde ilgili noktalarında bazı ortak virüsler var. Kısaca olay bu. Fakat buna dair birtakım açıklamalar geliştiriliyor. Adam diyordu ki ortak ata dışında açıklanamaz diyordu. Tek açıklama ortak atadır diyordu. Ortak atadan geldikleri için atadan miras aldıkları için aynı yerde o virüsler diye anlatıyordu. Bakın yaratılış görüşü ile de açıklayabiliriz biz bu ERV'leri. Yaratılış görüşüne göre türler ayrı ayrı yaratılmışlardır. Türler birbirine dönüşmemiştir ve birbirinden gelmemişlerdir. Türler ayrı ayrı yaratılırken DNA'larının aynı noktalarına aynı virüsler yerleştirilmiştir. Bakın yaratılış ile böyle açıklanabiliyor. Neden ortak atanın ispatı olsun bu virüsler?
O tavır dediklerin çok önemli dostum. Adamlar biyolog yahu. Ama itirazlara tatmin edici cevap veremiyorlar ve donup kalıyorlar. Bu çok önemli. Demekki itirazlara düzgün bir cevap yok. Biyologlar bile bilmiyor meseleyi. Bilimsel gerçek olsa itirazları çok rahat yanıtlarlardı. Verecek cevap olmayınca öyle tıkandılar.
Save bilimsel anlamda evrim teorisini yanlışlayan hangi itiraz var? Söyler misin, "Şu şu şu evrim teorisi ile uyuşmuyor" dediğin örnekler neler? Var mı böyle verebileceğin örnekler?
Bilimadamlarının videodaki hal ve hareketleri çok önemli ha? Bilim videolarla mı yapılıyor save? Edindiğin bilim bilgisi bilimadamlarının videolardaki hal ve hareketlerinden edindiğin izlenim kadar olursa hiç bir şey anlamaman normal. Richard Dawkins'e sorulmuş bir sorunun sadece 1 dakika düşünmek istiyorum kısmını gösterip, cevap kısmını yayınlamayıp "Richard Dawkins'in cevap veremediği video" şeklinde yayınlayan üçkağıtçılar var. Böyle bir videoyu gördüğün zaman Richard Dawkins hiç bir şey bilmiyor diye mi düşünüyorsun?
Senden acilen evrim teorisi ile uyuşmayan örnekleri bekliyorum...
Save The Day´isimli üyeden Alıntı
Bakteri DNA'sı değişmiş diyorsun da bakteri neye dönüşmüş? Bakteri, bakteriye mi dönüşmüş? Bakteri hala bakteri olarak kalmamış mı? Burada evrim mi yaratılış mı gözleniyor diyorsun. Yaratılışta da değişim vardır. Ama tür içinde vardır. Yani bakterinin ufak değişimlere uğraması ile yaratılış arasında bir terslik yoktur. Yaratılışta değişim var zaten. Ama bütün türlerin birbirlerine dönüşüm yoluyla oluşması açıklaması yaratılışa ters. Fakat deneyde zaten öyle bir değişim yok. Sadece tür içinde değişim var. O da yaratılışa uygun. Bak mesela spartacus evrime değişmidir deyip hatalı anlatıyor. Sadece değişim diye kabul edersek Adem ve Havva uyar evrime. Türleşme şart değil diyor spartacus. O zaman bir düşünelim. Yaratıcı, Adem ve Havva'yı ilk insanlar olarak yaratmıştır. Bütün insanlar, Adem ve Havva'dan gelmiştir. Nesiller içinde bazı değişimler ve çevreye uyum sağlayışlar yaşanmıştır fakat asla başka türe dönüşme olmamıştır. Maymunsu bir canlıdan gelme asla olmamıştır bu görüşe göre. Değişim, sadece tür içinde yaşanmıştır. Bakın spartacus sadece değişim diye ele alıyordu, Adem ve Havva görüşü gayet uygun o zaman.
Bu paragrafınla rengini iyiden iyice belli ettin. Lenski deneyi ile yaratılışın gözlemlendiğini iddia edebilmek için Adnan Oktar vari bir yaratılışçı olmaktan başka bir yol yok.
Yaratılışta "DEĞİŞİM" var ha? Yaratılışta ne değişiyor tanrının iradesi dışında? Tanrının iradesinden bağımsız bu "DEĞİŞİM"in etkenleri nedir? Bu dediğin "DEĞİŞİM" bizim bildiğimiz "EVRİM"'i anımsattı bana.
Sen laf kalabalığına getirip gözlerden gizlemeye saklamışsın ama aslında sorunun özüne de cevap vermiş bulunmuşsun.
Sonuçta o tüpün içindeki bakterinin DNA'sının değişimi herhangi bir tanrı tarafından birden bire yaratılarak gerçekleşmediği gözlemlenmiş. Bir seri DNA değişikliği ile bakteri bulunduğu ortamda avantaj kazanmasına neden olan daha önce sahip olmadığı bir özelliği kendiliğinden doğal süreç ile edinmiş.
Bir bakterinin "DEĞİŞİM"'e, "EVRİM"'e uğrayıp başka bir bakteri haline gelmesinde tanrının iradesinin etkili olmadığını kendi ağzın ile söylemişsin.
Şimdi yaratılış teorisine göre senin tabirinle "DEĞİŞİM" bizim tabirimizle "EVRİM" kendiliğinden olmuş diyorsun. Tanrı iradesinden bağımsız diyorsun. Peki bir bakterinin farklı bir özellik kazanmasının etkisi sadece tür içinde mi kalır zannediyorsun?
Mesela bir hayvanın bağırsağında parazit olarak yaşayan bir bakteri diyelim hayvanın yediği ancak sindiremediği selülozik gıdaları parçalama özelliği kazandı. Bakteriyi taşıyan hayvan da bunun sonucunda etrafta bol bulunan bu selülozik gıda kaynağından faydalanabilmeye başladı. Şimdi burada sadece bir bakterinin tür içinde değişimden bahsedebiliyor musun? Ne oldu senin tür içinde değişim dediğin gelişme gitti başka bir hayvanın yeni bir özellik kazanmasına neden oldu. Tamamen tanrının iradesinden bağımsız senin de ifade ettiğin gibi. Sonuçta bu hayvanın diş yapısı, vücut yapısı da bu yeni özelliği gibi senin tabirinle "DEĞİŞİM"'e bizim tabirimizle "EVRİM"e uğrayıp zamanla farklılaşıp bizim ona farklı bir tür ismi vermemize sebep oluyor.
İddia ettiğin yaratılış teorisinde bile kabullenmek zorunda olduğun tanrıdan bağımsız "DEĞİŞİM" (EVRİM)'in miktarının bizim farklı tür isimleri vermemize neden olduğunu idrak etmek lazım önce.
Mesela protozoa ile kolibasili bakterileri farklı canlılardır, bu da bakteri bu da bakteri demek, yunus da memeli, insan da memeli, yarasa da memeli demek gibi yunus ile insanın, yarasanın aynı olduğunu ifade etmek gibi bir yanlışa götürür.
Dolayısıyla ister adına yaratılış deyin ister başka şey deyin tanrının iradesinden bağımsız canlıların "DEĞİŞİM"'e uğradıklarını söylediğiniz zaman o canlıların birbiri ile etkileşiminin de tanrı iradesinden bağımsız etkilendiğini söylemiş olursunuz. İstediğiniz kadar kıvranın işte bu kendiliğinden olan şey "EVRİM" olgusudur!
Konu Sundance tarafından (18-03-2017 Saat 21:47 ) değiştirilmiştir.
Sebep: olmaktan başka yol yok.
Save The Day, sende gözlemlediklerimi altta sıralıyorum, katılıp-katılmadıgın yerleri belirtebilirsin...
1-Evrime inanmak istiyor görünüyorsun ama dini iddialar daha ağır basıyor.
2-Evrimi sorguluyorsun ama dinsel ön yargılarla bunu yapıyorsun.
3-Evrimi sorguluyor-öğrenmek istediğini belirtiyorsun ama dini iddiaları içine
sokuşturarak dinsel tebliğ yapıyorsun.
4-Neredeyse bütün yorum ve açtığın başlıklar dönüp-dolaşıp evrim konusuna
dayanıyor, bu da evrim konusunda bir tebliğ görevi almışsın şüphesi
oluşturuyor.
5-Bir yandan kitap okumadığını, bu konu hakkında yeterli bilgi ve araştırmaya
sahip olmadığını söylüyorsun ama bir yandan da özellikle dini dayandırarak
iddia etme çelişkisinden de geri kalmıyorsun.
6-Öğrenmek, sorgulamak, tebliğ, bilgisizlik, çelişkiler, dini iddialar etrafında
dönen duruşunla saçmalığını teşhir ediyorsun...
Türler ayrı ayrı yaratılırken DNA'larının aynı noktalarına aynı virüsler yerleştirilmiştir. Bakın yaratılış ile böyle açıklanabiliyor.
Hahahaha
O halde sizin bu tanrı tam bir soytarıymış.
Yani türleri zaman içinde birinden diğerine geçiyormuş gibi yaratmakla kalmamış bir de bu türden türe geçişleri andıran yaratımlar sırasında, türden türe geçiş sırasına uygun olarak ERV'ler yerleştirmiş.
Şaka olur da bu kadar mı olur canım. Bu artık maskaralık!