
02-07-2008, 23:41
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Jun 2007
Mesajlar: 2.723
|
|
Başka bir başlıkta konu olmuştu. Dersimle ilgili birkaç yeri kurcalayıca bu yazı dikkatimi çekti aman ha sakin sakin!
İSYAN, TEDİP VE SÜRGÜN
1920 ve 1940 yılları arasındaki Kürt coğrafyasında ciddi hareketlenmeler gözlenmektedir. Buna karşılık olarak ta Genç Cumhuriyet önemli kararlar alarak bölgedeki haraketliliğin önünü almaya çalışmıştır. Takriri Sükun, Tunceli Kanunu, İstiklal Mahkemeleri, Şark İslahat Planı ve Genel Müfettişliklerin özel yasalarla kurularak bölgede TEDİP ve TENKİL operasyonlarının gerçekleştirildiği tarihsel belgelerle kanıtlanmaktadır. 1937 Dersim isyanı ve sonrasında ki sert ve acımasız tutum uzunca yıllar belleklerden silinemeyecektir.
MEĞER DERSİM “ SÖMÜRGE” İMİŞ
1930 lu yıllarda Ağrı daki direniş hareketini bastırma konusunda bölgede bulunan Genelkurmay başkanı Mareşal Fevzi Çakmak Erzincan ilinde dönemin Başbakanı İsmet İnönü’ye sunmuş olduğu öneri paketinde çok ilginç tespitler tedbir olarak önerilmektedir. Genelde Kürtlere özellikle Dersimlilere TEDİP ve TENKİL ön gören önerilerden Fevzi Çakmak şöyle diyor :” Dersim halkı cahildir. Şaki’ lik ruhu bu halka hakimdir.” Ve devamla
1. Erzincan ilindeki incelemelerim sırasında ekonomiyi önemli suretle zarar sokan ve bu il dahilindeki asayişsizliğin en önemli etkenlerinden olan Açkilik, Gürk, Dağbey ve Henzi köylerinin TEDİP ve TENKİL inde mecburiyet gördüm.
2. Erzincan merkez ilçesinde 10, 000 Kürt vardır. Bunlar Alevilikten faydalanarak Türk köylerini Kürtleştirmeye ve Kürt dilini yaymaya çalışmaktadırlar. Örfen Türk lakin alevi olan bir çok Türk köyleri Aleviliğin Kürtlüğü ifade ettiği zihniyetiyle ana lisanlarını terk ederek Kürtçe konuşmaktadırlar. Türk olan alevi köylerinin Kürtçe konuşmalarına ve Türk dilinin bütün bölgeye yayılması için esaslı tedbirler almaya ihtiyaç vardır.
3. İl bölgesindeki bazı memurların Kürt ırkına mensup oldukları bilinmektedir. Örneğin; Erzincan sorgu haki Pülümürlü Şevki Efendi nin Kürtleri himaye ettiği ve geceleri Kürtleri evinde topladığı gerçekleşmiştir. Bu adamın her ne şekilde olursa olsun il bölgesi nakline ve bu gibi memurlar hakkında aynı işlemin uygulanmasına lüzum vardır. Arz ettiğim bu meselenin en mühimi 1. madde de adı geçen köyleri kesin suretle tedibi ve ırken Kürt olduğu bulunan memurların biraz önce yerlerinden alınmasıdır.( Genelkurmay Başkanlığı Dersim Raporları )
Meğer Dersim ve mücavir alanlar “ sömürge” imiş de. Biz yıllar öncesinden deridir hala sömürge olup olmadığını tartışıp durmuşuz. Oysa Fevzi Çakmak yani Genel Kurmay Başkanı kendi ağzından “ sömürge” değildir diyen tezleri çürüterek şöyle diyor :
a- Yerli memurların bütünüyle çıkarılması Dersime iyi memurların tayini,
b- Yüksek idare memurlarına adeta kolori ( sömürge ) idarelerindeki selahiyetlerin verilmesi.
c- propoganda ya ağırlık verilmesi Türklüğün telkini.
d- Türkçe yerine Türk dilinin yerleşmesi için ili ve idari tedbirlerin alınması kız çocuklarının okutulması,
e- Dersimli okşanmakla kazanılmaz. Silahlı kuvvetin müdahalesi Dersimliye daha çok tesir yapar ve islahın esasını teşhir eder.
f- Dersim evvela kolori ( sömürge) gibi dikkate alınmalı. Türklük camiası içerisinde Kürtlük eritilmeli ondan sonrada aşamalı öz Türk hukukuna tabi kılınmalıdır.(M.Kalman belge ve tanıklarıyla Dersim direnişleri)
Dersim’in ve Urartu Uygarlığının hüküm sürmüş olduğu bu Coğrafyanın 1920 den 1945 yılına kadar 25 yıl süre ile Dünya’nın öteki sömürgelerine benzer yöntemlerle yönetildiği bilinen bir gerçektir.uygulamalar ne yazık ki, bizi bu sonuca götürmektedir.
VE SÜRGÜN BAŞLIYOR…..
Bir Bilim adamı eğer gittiğiniz yerde geri dönüşünüzün imkansız olduğu duygusu sizde beliriyorsa, siz sürgünsünüz. Diyor. Sürgün hüzünlü bir öykünün ilk adımıdır.Dönüşü giderek imkansız olacak bir serüvenin ilk adımıdır.Siz artık yeni bir yurt edinmek zorundasınız. Sürgün geldiğiniz yerin kültürüne , manevi değerlerine ve etnik yapısına entegre olmak durumundasınız. Bu entegrasyon kaçınılmaz olarak asimilasyon u ve özümlemeyi beraberinde getirir. Daha sı kendi kimliğine yabancılaşmış bir nesilin doğması kaçınılmazdır.
27 Haziran 1927 yılında 1164 sayılı kanunla çoğunluk Kürt nüfusun yaşadığı 4 genel müfettişlik kurulmuştur.
1.Diyarbakır, Urfa, Mardin, Siirt, Van, Hakkari, Bitlis, Muş.
2.Çanakkale, Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli./
3.Genel müfettişlik, Ağrı, Kars, Erzurum, Rize, Trabzon, Gümüşhane ve Çorum.
4.Genel müfettişlik Tunceli, Bingöl, Elazığ ve Erzincandır.
İç İşleri Bakanlığı müfettişlerinden Hamdi Bey, daha 1926 yılında Dersinle ilgili şu önerilerde bulunmuştur.
1- Silah toplamak için Askeri harekete devam edilmeli, silahlı halkı bunu zorlamak için, kara hareketiyle yetinilmeyip hava haraketiyle de bu gibiler sıkıştırılmalı.
2- Toprağı bulunmayan geçim için ağalara bağlanan halka arazi yeterince sermaye ve tohumluk dağıtılmalı .
3- Yöredeki madenler işletilmeli..
4- Ulaşımı haberleşmeyi ve düzeni sağlayabilmek için yol yapımına öncelik verilmeli ..
5- Bütün bunlar yapıldıktan sonra bölgedeki Kürtleri Türkleştirmek için en az 25 yıl sürecek bir program izlenmeli. Dersim’e “ Misyoner “ ruhu ile çalışacak ülkücü memurlar atamalı.
6- Halka Türklük duygusu aşıladıktan sonra bunun güçlenip yaygınlaşması için okul açmaya hız verilmeli.
1926’ da Hamdi Bey’in hazırlamış olduğu raporda 3 öneri dikkat çekmektedir. Bunlardan ilki, Ağaların ve Şeyhlerin bölgeden uzaklaştırılması, ikincisi , Askeri harekette bölgenin özelliği gereği uçaklarında kullanılması ve üçüncüsü Kürt kökenlilere yeni bir kültürel kimlik yani Türk kimliğinin kazandırılması.
1937 yılına gelinceye dek başta Elazığ, Pülümür ve Dersim dolayları olmak üzere birçok yerel ayaklanma gerçekleşmiştir. Birçok kez aşiretler ayaklanmıştır. Ve o dönemde bu ayaklanmaları bastırmakta Elazığ Bölge Komutanı Orgeneral Muğlalı Mustafa Bey görev almıştır. Orgeneral Muğlalı daha sonralarıda Van’ın Özalp ilçesinde 33 Kürt köylüsünün kurşuna dizilmesinde talimatlarına rastlamak mümkündür. Bu gün bir çok mahalle ve caddeye bu zatı şerifin adı verilmiştir. Tıpkı ilk kadın pilot olan ve Dersimin havadan bonbardımanında başı çeken Ermeni asıllı Sabiha Gökçen ‘in ( Mustafa Kemel’in manevi kızım dediği) uluslar arası statüye sahip olan ve geçenlerde milyar dolarla satılan İstanbul’un Asya yakasındaki bir havaalanına adının verilmesi gibi.
SÜRGÜN YOLLARI…
“Bizi bir kamyona doldurdular.Batıya sürgüne götürüyorlardı Kamyon mameki’den yola çıktığında babamın gözleri kutsal jele’ye kilitlenmişti. Dağlarımız ve kutsal jele görünmez olduğunda babam birden çığlıklar atıp kendini yerlere attı. Saçını sakalını yolmaya, bağırmaya, yüzünü tırmalamaya başladı. Tuhaf sesler çıkarıyordu. Öyle çok acı çekiyordu ki.”( Dersim dergisi )
1935 yılında Dersim bölgesinin toplam nüfusu 101 bin olduğu halde 1940 yılına gelindiğinde bu nüfus 94, 000 e düşmüştür. Yani o yıllarda, nüfus artışı yerine nüfus azalması gözlemlenmiştir. 7, 000 nüfusu kapsayan 300 den fazla ailenin sürgün edilmesi ile bu sonuca varılmıştır.
Bir sürgünzede olan Cemal SÜREYYA :Ben bir yük vagonunda açtım gözlerimi. Bizi bir kamyona doldurdular.Tüfekli 2 erin nezaretinde. Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular. Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar. Tarih öncesi köpekler havlıyordu.” Diye bahsediyor sürgün serüveninden…
Dersimde 90 Aşiretten 347 önde gelen ailenin Ege illerine ve Trakya ya sürgünü gerçekleşmiştir. 72 aile Tekirdağ’a, 38 aile Edirne’ye, 56 aile Kırklareli ‘ne, 65 aile Balıkesir’ e, 73 aile Manisa’ya ve 34 aile de İzmir’e mecburi iskan’a tabi tutulmuştur. Tekirdağ merkez kazasına topalm 16 aile sürgün edildi. Hayrabolu kazasına 14, Malkara kazasına 8, Saray ilçesine 19, Çorlu ilçesine de 15 aile sürülmüştür. Edirne ili Uzunköprü ilçesine 17, Keşan ilçesine 21 aile sürülmüştür. Kırklareli ili il merkezi 11 aile, Pınarhisar ilçesine 6 aile, Vize ilçesine 9 aile, Babaeski ilçesine 11 aile, Lüleburgaz ilçesine ise 18 aile mecburi iskana tabi tutulmuştur. Balıkesir ili merkezine 17 aile, susurluk ilçesine 9 aile, Balya ilçesine 12 aile, Bandırma ilçesine 17 aile, Bigadiç ilçesine ise 8 aile zorunlu ikamete tabi tutulmuştur. Ege bölgesinde iser Manisa merkezine 14, Akhisar ilçesine 18, Turgutlu ilçesine 6, Salihli ilçesine 13, Kula ilçesine 8, Alaşehir ilçesine ise 11 aile sürgüne gönderilmiştir. İzmir ili merkezine 13 aile, Ödemiş’e 8 aile, Bergama’ya 13 aile, Bayındır ilçesine 9 aile mecburi ikamete tabi tutulmuştur.
Bu bilgiler Jandarma Genel Komutanlığının arşivlerinden alınmıştır. Bu ve bu konulardaki daha detaylı bilgi Dersim adlı JUK yayınlarından çıkmış olan kitapta mevcuttur.
|

02-07-2008, 23:46
|
|
|
vgm´isimli üyeden Alıntı
Türkiye, Türkiye uber alles.
Gaz odalarını ne tarafa kuralım, Sivas civarı uygunmudur.
Akhenaton, bu dediklerine kendin inanıyormusun?
Çünkü yaşanmış olanla sizin anlatıkklarınızın uzaktan yakından ilgisi yok. Türkler asimile edilmişler gibi bir sonuç çıkıyor, bence bunu kabul etmek sizi çok daha kötü bir konuma sokar.
Milliyetçi hiç bir yapı ayakta kalamaz, tarih bunun örnekleri ile doludur.
İnsanlığı bırakıp milliyetçi olmamızı önermişsiniz, alınmazsan buna de get den başka yanıt olmaz, yoksa dükkan senin.
Selamlar.
|
Tam üstüne bastınız VGm ;
Kürt sorunu denen mesele Türklerin asimile edilmesidir.Bunu anlamak için Türk tarih sahnesine bakmanız yeterli ,
Önce Kürt nedir , tarih sahnesinde arabi farisiler tarafından nasıl Türklüklerinden uzaklaştırılarak yeni bir halk tabakası oluşturulmuş , osmanlıdan beri Anadolu topraklarında bu yaratılan halk tabakası ile nasıl Katliam yapıldığını , bir takım Türkmenlerin baskı ve şiddet politikası sonucunda kendilerine Alevi kürt dediğini ve hala aynı sürecin çalıştığını size söylemek isterim.
Tabi sizide anlıyorum , her düşüncenin genetik kodları vardır.
Milliyetçi hiçbir yapı ayakta duramazmış ; bu oldukça cocuksu ve dünya gerçeğine uymayan bir söylem, bana milliyetçi olmayan ve ayakta duran bir ülke söyleyin ,
ingiltere mi ? ,,,kültür milliyetçiliği yapar keza fransa aynı , amerikanı ? ekonomik milliyetçilik yapar.....keza fransa,,,,,keza italya......
haklısınız putinde sizi takip etti ve suan en milliyetçi ülke ve hızla büyüyor.
lütfen emperyalist düşünceler değil yere basan düşünceler yazın.
|

02-07-2008, 23:49
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
bana milliyetçi olmayan ve ayakta duran bir ülke söyleyin ,
galiba Küba böyle bir ülke. Neden acaba.
saygılarımla
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Nazım Hikmet
www.dilaverkom.blogcu.com
|

02-07-2008, 23:49
|
|
|
Lestat´isimli üyeden Alıntı
Osiris cidden böyle mi düşünüyorsun?Bu ülkede sence sadece türkler mi kalmalı yoksa ermeni ve kürtlere mi gıcığın?
|
Türkiye Türklerindir.
nasıl İngiltere almanların
fransa ingilizlerin değilse ,
Türkiyede Türklerindir.
|

02-07-2008, 23:55
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger pervane;
Senin bu asmis oldugun yazi; cok acik secik gosteriyorki, Osmanli'nin son zamanlarinda baslatilan turklestirme politikasi, TC kurulduktan sonra da devam etmistir.
Bana gore hala uygulanan politika ve bakis acisi turklestirme politikasidir. Gerci ergenekon olayi ve AKPnin politikasi, belkide milliyeti tamamen bitirme veya bolme iceriklidir, ama Ataturk'un politikasi ve onu devam ettirmek isteyenler herzaman bu turklestirme politikasina sicak bakmislardir.
O yuzden de milliyetcilik, turk ve kurt milliyetciligi diye yesermistir.Iste sorunda bu turklestirme politikasi ve bu politikaya dayanan tarihsel girisimler ve yaptirimlardir ki; Dersim bunlardan biri ve TC adina da ilkidir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

02-07-2008, 23:56
|
|
|
namik´isimli üyeden Alıntı
Sayın kandahar.
Sormadan söylemek marifettir derler. Peki ya sizin yaptığınıza ne derler ? Bilemiyorum..
Sizden ricam, mümkünse yazılarıma cevap vermeyiniz. Çünkü bu kadar cehalet ancak eğitimle olur. ( 12 eylül işini iyi yapmış ve yapmaya devam ediyor )
|
torbadan çekip çekip sallama Türkler anadoluya 1071 de girmedi.önce bizans ordusunun kimlerden oluştuğunu öğren sonra millete sınırlı bilginle tarih dersi ver.
|

03-07-2008, 00:00
|
|
|
dilaver´isimli üyeden Alıntı
bana milliyetçi olmayan ve ayakta duran bir ülke söyleyin ,
galiba Küba böyle bir ülke. Neden acaba.
saygılarımla
|
sayın dilaver bu cevabı bekliyordum ve kasten sordum, bize örnek verdiğini,z kübanın ekonomik durumu hakkında bilgilendirici bir forum acçarsanız çok seviniriz
en azından şehir efsanesi halinde olan kübayı bizde öğreniriz.
Not : işinde en komik yanı Türklerin kürtlerden kurtulması gerektiğini kastronun söylemiş olması. 
|

03-07-2008, 00:08
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Jun 2007
Mesajlar: 2.723
|
|
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
Saygideger pervane;
Senin bu asmis oldugun yazi; cok acik secik gosteriyorki, Osmanli'nin son zamanlarinda baslatilan turklestirme politikasi, TC kurulduktan sonra da devam etmistir.
Bana gore hala uygulanan politika ve bakis acisi turklestirme politikasidir. Gerci ergenekon olayi ve AKPnin politikasi, belkide milliyeti tamamen bitirme veya bolme iceriklidir, ama Ataturk'un politikasi ve onu devam ettirmek isteyenler herzaman bu turklestirme politikasina sicak bakmislardir.
O yuzden de milliyetcilik, turk ve kurt milliyetciligi diye yesermistir.Iste sorunda bu turklestirme politikasi ve bu politikaya dayanan tarihsel girisimler ve yaptirimlardir ki; Dersim bunlardan biri ve TC adina da ilkidir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
|
Saygıdeğer Evrensel-İnsan;
Benim asıl dikkatimi çeken birkaç ay önce Ecevit'in arşivinden basına yansıyan raporla bu yazıdaki bilgilerin birbiriyle benzerliği.
|

03-07-2008, 00:31
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
|
Senin bu asmis oldugun yazi; cok acik secik gosteriyorki, Osmanli'nin son zamanlarinda baslatilan turklestirme politikasi, TC kurulduktan sonra da devam etmistir.
Bana gore hala uygulanan politika ve bakis acisi turklestirme politikasidir. Gerci ergenekon olayi ve AKPnin politikasi, belkide milliyeti tamamen bitirme veya bolme iceriklidir, ama Ataturk'un politikasi ve onu devam ettirmek isteyenler herzaman bu turklestirme politikasina sicak bakmislardir.
O yuzden de milliyetcilik, turk ve kurt milliyetciligi diye yesermistir.Iste sorunda bu turklestirme politikasi ve bu politikaya dayanan tarihsel girisimler ve yaptirimlardir ki; Dersim bunlardan biri ve TC adina da ilkidir.
|
Asılan yazı abartılarla ve hatalarla doludur.
Dersim konusundan defalarca bahsedildiği için yazıyla ilgili yoruma gerek duymuyorum. Feodal ve gerici karşı-devrim direnişlerini kutsal isyan gibi allayıp pullayıp ikide bir de sunmanın amacını anlamak mümkün değil.
Osmanlı hiçbir döneminde Türkleştirme, asimilasyon uygulamamıştır. Son döneminde de olmamıştır.
Anadolu'da asırlar boyunca kendiliğinden gelişen Kürtleşme ve Türkleşme hareketleri yaşanmıştır. Ama aslolan ümmetleşmedir, İslamlaşmadır.
Atatürk döneminde de Türkleştirme, asimilasyon uygulanmamıştır. Sadece zaman zaman bu tür öneriler, fikirler sunanlar olmuştur. Fevzi Çakmak'ın ki de bir fikirden öte gitmemiştir. 1931-32'lerde uygulanmaya kalkışılan asimilasyon politikasından da geri adım atılmıştır.
Hala uygulandığını söylediğin Türkleştirme politikasından kastettiğini de anlamak mümkün değildir. Osmanlı'dan beri bir Türkleştirme politikası uygulanmış olsaydı eğer bugün bu başlık olmazdı, "Kürdüm" diyen de olmazdı.
Ne yapacaktı Atatürk? "Tükürt" mü koyacaktı milletin adını?
Ya da hem Türk hem Kürt övgüsü mü dizecekti?
Bir yanda tarihte imparatorluklar kurmuş, dünya devletleri oluşturmuş bir ulus var. Ulusal bilinci oluşan ve gelişmekte olan. Ayrıca Kurtuluş Savaşının önderliğini ve gücünü oluşturuyor.
Diğer yandan tarihte ne olduğu bilinmeyen, hiçbir devlet izine rastlanmayan, ulusal bilinci olmayan, birlik anlayışı olmayan, (hala bu anlayıştan kesinlikle yoksun) feodal bir halk.
Bu halkı aşiretlerden, toprak ağalarının zulmünden kurtarmak istiyorlar ama dinleyen kim. Köle olmuşlar ağalarına. Öl de ölem.
Bugün de çoğu yerde aynı. Sözde bu halkı savunanlar neden bu feodal düzene, toprak ağalarına, aşiretlere karşı çıkmıyorlar, eleştirmiyorlar?
Yapamazlar, çünkü karşımıza alırız diye çekiniyorlar.
Yarım kalan bir devrim var ve tamamlanması şart. Güneydoğudaki yansıması da toprak devrimi ve feodalitenin kökünün kazınmasıdır.
Ama bunu savunamaz, bunun için savaşamazlar. Yürek ister.
|

03-07-2008, 00:31
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 30 Apr 2008
Mesajlar: 299
|
|
AKHENATON´isimli üyeden Alıntı
Hayır anlamadığım nokta hep ortada bir sorun var ama çözüm yazabilen yok, hep takiye var.
yazın bakalım bir çözüm önerisi maddeleri bir görelim , kurtuluş savaşında savastan kaçmak için dağlara saklanan kürtler ilk meclisle Atatürkede gönderilmişti aynımı kontrol edelim.
|
peki şanLıurfa'da kim savaştı? oranın haLkının büyük çoğunLuğu nedir sevgiLi AKHENATON ? devLetin en üstündeki (vahdettin) PADİŞAH ! kaçmış..daha ne diyeyim ben ?
...İki gözüm kadar eminim sen yoksun..
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:32 .
|