Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam > Önerdiğimiz Başlıklar

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #881  
Alt 27-01-2010, 22:06
upuaut upuaut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
upuaut - İCQ üzeri Mesaj gönder upuaut - AİM üzeri Mesaj gönder upuaut - YAHOO üzeri Mesaj gönder upuaut isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Standart

GUNESINZAPTIYAKIN´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Artık günümüzde bırakın Piramitleri kim yaptı/yaptırdı felan fişman şehir efsanesi kıvamındaki basit ansiklopedik bilgileri, son 20 (yirmi) yılda oratay çıkarılan Arkeolojik ve diğer kanıtlar ışığında, o piramitleri yapan firavun bir yana işçilerin günlük yemeklerini ve diyet progranlarını bile biliyoruz, tek tek isim isim hastalık geçmişlerine sahibiz, pramitleri yapanların bir ''gönye'' ve ''silindir'' bir kap ile neler becerdiklerini artık Arkeolojik belgelerle biliyoruz, bunda bir gizem yada Mısır'lıların ketumluğu yok, sadece son yirmi (20) yılda Giza piramitleri ve çevresinde yapılan Arkeolojik kazılar ve aynı zamanda bulunan yeni veriler üzerinden biliyoruz...

Not: Konu ile ilgilenenler için Neyşınılcoğrafik'in belgeselleri piyasada satılmaktadır, detaylı bilgi edinmek isteyenler Mısır Antik Eserler Genel Müdürü Zahi Havas'ın eserlerine başvurabilirler...
Verdiğin bilgiler için sağol, ama bunlar zaten bilinen şeylerdi. Ayrıca National Geographic kanalında seyrettiğin böyle filmleri bir daha seyretmeni ve üzerinde araştırmalarla birlikte çok düşünmen gerekir. Çünkü bu bulguların günışığına çıkarılması yetmez; bir de tasnifi gerekmektedir. Dediğin gibi, 4. Hanedanlığa ait bir iskelet bulunduğunda, onun çok iyi beslenmiş olduğu ve en önemlisi de bir köle olmadığı anlaşılmıştı. Bu yüzden Zahi Hawas, orada bu piramitleri yaptıranların köle olmadıklarını tekrar açıklamak zorunda kalmıştı. Hatta o sırada bir ejiptolog, çaresizliğinden olsa gerek, bu iskelete bakarak bu piramitleri yapanlar bunlar değilse kim olabilir diye, yakınmıştı. Fakat ne olursa olsun ele geçen bulguların değerlendirilmesi ve Eski Mısır Tarihi'nde yerine konulması gerekir. Yoksa, oraya buraya dağılmış Eski Mısır bulgularını yanlış değerlendirmiş oluruz.

Not: Zahi Hawas, daha önceden kendisine bu piramitlerde Yahudilerin köle olarak çalıştırıldıklarına dair bir soru sorulması üzerine şiddetle reddederek aynı açıklamayı yapmıştı.
Alıntı ile Cevapla
  #882  
Alt 27-01-2010, 23:47
güneşinzaptıyakın güneşinzaptıyakın isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 30 Aug 2009
Mesajlar: 2.219
Standart

Aslında konu Zahi Hawas'tan çok Mısırlı olmayan diğer Arkeologların çalışmasıdır, söz konusu kazı yaklaşık olarak 12 yıl sürmüştür ve kazı sonucunda bir kaç iskelet değil koskoca bir köy ve mezarlığı ile bilikte çöplüğü ve diğer yerleşim özellikleride ortaya çıkarılmıştır, o yüzden orada yaşamış tüm işçilerin sağlık kayıtları ve çalışma süreleri dahil olmak üzere neredeyse günlük tüm aktivitelerine ulaşabiliyoruz artık, gene aynı işçi kitlesinden bir bölüğün Krallar vadisindeki mezarlarda çalışması ve ayır bir köy kurarak daha detaylı bir haneden ve güncel yaşam bilgileri sunmaları gene bu kazı sayesinde ulaşılan bilgilerden hareketle yapılan yeni kazılarla ortaya çıkmıştır. Arkalarında bıraktıklarından yazılı tarihe biz bu işçilerin ilk grevi yaptıklarını, evlilik ve diğer güncel yaşam şekillerini, popüler yemekleri, ilk lokal ameliyatları ve hepsinden önemlisi bu konuyu ilgilendiren bir bilgiler zinciri olarak ''pi'' sayısı dahil bir çok matematik bilgiye sahip olduklarını biliyoruz artık.

Kesirli sayıları ise yazılı olarak Mısırlılardan 2000 sene daga önce yaşamış olan Sümerlilerde görüyoruz. Gene aynı şekilde pisagor teoromi vb. gibi bir kaç matematik probeleminide ilk olarak Sümerlerde görüyoruz yazılı olarak. Yani ortada bir gizem felan yok, bilindik ve gayet normal bilgiler var.

Şimdi bir başka husus ise; Kur'an kendinden önceki dinlerin devamıdır bilgisine dayanarak kesirli sayılardan hareketle içindeki bilgiler ancak Mısırdan geliyor teoremine bağlı olarak hak din Mısırda biliniyordu tezini ortaya atmış bulunuyorsun, bu doğal bir bilgidir ve Musa'nın mısırda yaşamış olma olasılığı tarihsel olarak oldukça yüksektir ve bu yüzden oradan ayrılan Yahudi'ler vasıtası ile bu matematik bilgisi Arap yarım adasına yayılmıştır buda doğaldır, neticede Kızıldenizi geçen Musa'nın karşılaştığı kişiler değilmidir Arap'lar? Fakat bu kesirli sayıların Mısırdan 2000 sene önce ve başka bir uzak coğrafyada yaşamış Sümerlilerde olmasının kökeni Kur'anda yoktur malesef ve üstelik Sümerde tek tanrılı din yada İslamı çağrıştıracak bir dinde olmamıştır, ama Sümer dinlerinin bir çok izi tüm doğma dinlerde vardır ve bu tanrı Kur'an dışında hep binlerce yıl Yahudice konuşmuş ve düşünmüştür nedense...
Alıntı ile Cevapla
  #883  
Alt 28-01-2010, 07:06
upuaut upuaut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
upuaut - İCQ üzeri Mesaj gönder upuaut - AİM üzeri Mesaj gönder upuaut - YAHOO üzeri Mesaj gönder upuaut isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Standart Puin'in İnanılmaz Keşfi

Sana bir şeyi söylemeyi unutmuşum, Alchindus. "Sana Metni" ile ilgili verdiğin kaynakların daha fazlasına zaten daha önceden bakmıştım. Ama gene de verdiğin linkteki yazılara baktım; acaba yeni bir gelişme var mı ? diye.

Fakat Puin'in araştırmasını alt etmek kolay olamayacak gibi görünüyor. Çünkü "Cevaplar" adlı mesajıma eklediğim videoyu dikkatle izlemek gerekiyor. Bu videoya göre Puin'in asıl dikkat çektiği bölüm, Sana metninin bir palimpsest olması idi. Yani bu metin bir palimpsest olduğundan, önceki metnin üzerine bir ikinci metin geçirilmiş. İşte biz şimdi bu son metne "Sana Metni" gözüyle bakıyoruz. Oysa Sana metninin altında da bir başka metin var ve sayfalar mor ötesi ışığa tabii tutulduğunda altındaki metin görünür hale geliyor. İnanmıyorsan tamamı 4:41 dakikadan oluşan bu videoyu tam 2:40'da Pause komutuyla durdur.

İşte videonun bu parçasında morötesi ışık altına alınan sayfadaki her iki metin de görünür hale geliyor. Alttaki metnin Hz. Osman zamanında imha edilen Kuran'da olmayan dipnot ve tefsir notları olabilir mi? bilemiyorum, ama üstündeki metinden farklı olduğu kesin!

Not: Bunları Biliyor muydunuz?

Palimpsest Nedir?

İngilizce bir sözcük olan "palimpsest" yeniden yazılmış parşömen anlamına gelir.
Eski devirlerin yazı araçlarından parşömenin hammaddesi deriydi ve bu derilerin gerilerek hazırlanması zahmetli olduğundan zaman zaman eski yazıları silip üzerine yenilerini yazma yoluna gidilirdi. Bu özellikle Ortaçağ'da sıklıkla başvurulan bir yöntemdi ve eski dönemlerin artık işe yaramaz bulunan yapıtları (sözgelimi Eski Yunan'dan kalan geometri kitapları ya da politik söylevler) ciltleri açılıp deriler yıkandıktan sonra üzerindeki yazılar kazınarak "geri dönüşüme" tabi tutulurdu.

Arşimet Palimpsesti

Bugün asıllarının birçoğu yok olup giden Eski Yunan metinleri 10. yüzyıl Avrupası'nın en zengin kenti Konstantinopolis'te (bugünkü İstanbul) hâlâ önemle üzerinde çalışılan ve kopyaları üretilen metinlerdi. Oluşturulan bu kopyalardan biri de MÖ 3. yüzyılda yaşayan Siraküzalı matematikçi, fizikçi ve mühendis Arşimet'in yedi eserini içeriyordu. Parşömene yazılan bu kopyalar ancak üç yüzyıl korunabildi. Çünkü Konstantinopolis'in başına gelen en büyük felaket olan 13. yüzyıldaki Latin işgali birçok metnin ortadan kaybolmasına yol açtı.

Arşimet'e ait metinlerin yer aldığı bu parşömenler bu sırada yok olmadı ama değeri fark edilmeyerek başka bir metin –bir dua kitabı– hazırlanmak üzere silindi. Bu dua kitabını –daha doğrusu palimpsesti– oluşturmak için yaklaşık 90 sayfa olduğu düşünülen Arşimet el yazmalarının yanı sıra şu metinleri içeren parşömenlerde kullanıldı:

- MÖ 4. yüzyılda yaşayan politikacı Hypereides'in söylevleri (10 sayfa)

- Afrodisias'lı İskender'in "Aristoteles'in ‘Kategoriler' adlı yapıtına dair yorumları" (6 sayfa)

- İçeriği henüz çözülemeyen 12 sayfalık iki kitap.
Alıntı ile Cevapla
  #884  
Alt 29-01-2010, 01:38
Alchindus Alchindus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Denetimdeki Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Jul 2009
Mesajlar: 702
Standart

upuaut´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Fakat Puin'in araştırmasını alt etmek kolay olamayacak gibi görünüyor.
Muhterem alt edilmesi icab eden bir araştırma yokturki ortada! Bunu araştırmanın sahibi söylemekte!

Benim samimi kanaatime göre, sözkonusu Yemen nüshalarıyla eldeki Kur'an nüshaları arasında ciddiye alınabilecek hiçbir farklılık mevcut değildir; bu yeni nüshalarda tesadüf edilen yegâne ihtilaf, sadece sözcüklerin imlâsıyla ilgili Kur'an'ın kendisine aslâ zarar vermeyecek olan küçük birtakım yazım farklılıklarından ibarettir. Zaten "İbrahîm-İbrahim"; "Kur'ân-Kur'an"; "simâhum-simahum", vb. farklılıklara da Kahire'de basılan mushaflarda işaret edildiği herkesçe bilinmektedir.

Dr. Gerd R. Joseph Puin
Saarbrücken, 14/2/1999
Kuranın bu zamana kadar bize intikal edişi sarahaten ortadadır, senin değindiğin bir hususa şöylece bende değineyimki kaynaklarda zikredildiğine göre bir çok sahabinin hususi mushafları bulunmakta idi!

Vahiy devam eder iken tedvin edilmiş olanıda var sonradan kendi cemleri de var! Bundan mütevellid kuranın kureyş lehçesi üzerine cem edilmesinden sonra dahi bulundukları diyarlarda bu sahabelerden bazı nüshaların bir yerlerde kalmış olması pek tabiidir!

Eğerki bulunacak bir şey var ise buda az sayıda olabilecek bu nüshalardan olabilir ve onlarda da mahdut bazı ayetlerde arabın o gün konuştuğu farklı lehçelerde bazı kelimeler bulunabilir!

Mesele esasta budur ve ben bu başlıkta bunlar niye müzakere ediliyor onuda doğrusu anlayabilmiş değilim

Gerçeğe sadakat şart!
Alıntı ile Cevapla
  #885  
Alt 29-01-2010, 05:47
upuaut upuaut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
upuaut - İCQ üzeri Mesaj gönder upuaut - AİM üzeri Mesaj gönder upuaut - YAHOO üzeri Mesaj gönder upuaut isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Standart Bazı endişeler var

Mesajını büyük bir dikkatle okudum. Ama konuyla ilgili youtube'daki videolara bakılırsa, endişeye sevkedecek gelişmelere şahit olursun. Örneğin Taşkent'teki Kur'anı kerim ile günümüzdeki karşılaştırıldığında bazı farklıklar olduğu görülmektedir. Dün buna ilişkin bir videoyu seyrettiğimde kendimi kaybettim desem yeridir. Çünkü o sırada kafamda ne varsa dağılmıştı. Yani demem o ki; bu tür gelişmeler zamanında bize "Ölü Deniz Parşömenleri"ndeki gibi bilimsel olarak açıklanmış olsaydı şimdi bu tür travmaları yaşamamış olurduk.

Ha bu arada, Hz. İsa'nın hayatının mevcut incillere göre Ölü Deniz Parşömenleri'nde farklı (tam tersi) bir şekilde anlatıldığını unutmayalım. Belki bu metinlerde de böyle bir şey olabilirdi, ama, verdiğin alıntıya göre, Puin'in söylediği gibi böyle bir şeyin olmadığını öğreniyoruz. Bu iyi bir gelişme ancak diğer yandan Puin'in Kur'anı kerim hakkındaki şu düşüncesi de insanı endişeye sevkediyor: "Sana metnine göre Kur'anı kerimi, tamamı Hz. Muhammed zamanında bile anlaşılamayan metinlerin bir çeşit kokteylidir. Onların birçoğu bile, İslamın kendisinden daha eski, yüzlerce yıldır varolmalıdır."

Biz zannetmeyelim ki bu düşünce yalnızca Puin'e ait. Hayır, öyle değil: Youtube'da bu düşünceyi paylaşan birçok video var ve özellikle Taşkent'teki Kur'anı Kerim ile Sana Metni üzerinden bu düşünceyi geliştirme yolları aranıyor.

Özetle bu tür rahatsızlıkların önüne geçmenin yolu da açık olmasına rağmen bu hakkın kullanılmadığı görülüyor. O da İslam Birliği'nde yapılan açıklamaya ek olarak, "Ölü Deniz Parşömenleri"ndeki gibi bilimsel bir yayının piyasaya sürülmesidir. Gerçi bu yola işin ticaretini yapmak gibi bakılsa da, bu tür rahatsızlıkların önünün alınması için başkaca bir yol görünmüyor. Mümkünse bu konuda yayın sayısı artırılmalı ve geniş bir kitleye ulaştırılmalıdır.

Peki bu yapıldı mı? HAYIR.

Tabii ki biz bunları hangi ortamda konuşuyoruz ki karşılıklı olarak birbirimize güvenerek esas sonuca ulaşmaya çalışıyoruz? Lütfen youtube'a gir ve bunun cevabını bulmaya çalış. Çünkü bu olmazsa olmaz bir şey ve herşey bunun etrafında şekillenmektedir. Eğer youtube'da konuyla ilgili videolara bakarsan, hangi ortamda yaşadığımıza ilişkin (Türkçe kaynaklı) videolar da zaten beraberinde gelecektir.
Alıntı ile Cevapla
  #886  
Alt 29-01-2010, 14:45
Alchindus Alchindus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Denetimdeki Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Jul 2009
Mesajlar: 702
Standart

Kuran bahsinde tetkik adresi youtube değildir ve muhterem idrak edemediğin husus üç dört asırdır sayısız orientalin bütün çabalarına rağmen kuran üzerinde küçücük bir kuşku izharını temellendirmek dahi mümkün olmamıştır!

Meseleye nufuz edemediğini görmekteyim amma kabahat sende değil akıl bulandırmak isteyenlerdedir! Misalen taşkent nüshası ve küçük farklar demektesin, bunu okuduğun veyahut videoları izlediğin yerde gerçeğe sadakatsiz olan yayın sahipleri bu farklardan muradın, islam yayıldıktan sonra arap olmayan ve islam ile müşerref olanların kuranı okumada zorlanmamaları içün kuran metnine harekelerin eklenmesi bahsi olduğunu zikretmiyorlar!

Kuranın muhafazası ve zamanımızda bu tip batıl taarruzlardan azade kalması bahsinde akıllardan ırak tutulmaması icab eden en muhim hususlardan birisi hıfz geleneği ve kuran hafızlarıdır!

Yani muhterem kuran sadece yazılı olarak değil ezber olarakda hıfz edilmiştir ve bazı orientalleri bu husus adeta çileden çıkarmaktadır!

Gerçeğe sadakat şart!
Alıntı ile Cevapla
  #887  
Alt 02-02-2010, 13:40
kral kral isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Jul 2009
Mesajlar: 87
Standart

matematiksel hata olarak gordugun ayetleri iyi oku.hz omere atfettigin avliye olayida dogru degildir..ayetlerde 2/3 2 ve uzeri kiz cocugunadir.ana ve babaya 1/6 belirtilen ayetteki cocuk tektir.yani mirasin yarisi.1/6+1/6+3/6+1/8= geri ye kalan mirasta babaya gidecektir..cocuk ve cocuklar kavranlarini iyi ayirt ediniz.ayrica islam miras hukuku ayri bir ilim dalidir..
Alıntı ile Cevapla
  #888  
Alt 03-02-2010, 00:19
Titan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Titan Titan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 05 Oct 2007
Bulunduğu yer: Bilgisayarımın Karşısı
Mesajlar: 1.610
Standart

Bu hesabı gidip işportacı esnafına sormak lazım, hani 3 simit'in 1 TL. ettiği oluyor ya, belki bu problemi de onlar çözer!

"Aç insanların karnını doyurduğum zaman bana kahraman diyorlar. Bunların neden aç olduğunu sorduğum zaman ise; bana komünist diyorlar"

Ernesto Che Guevera
Alıntı ile Cevapla
  #889  
Alt 03-02-2010, 07:00
upuaut upuaut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
upuaut - İCQ üzeri Mesaj gönder upuaut - AİM üzeri Mesaj gönder upuaut - YAHOO üzeri Mesaj gönder upuaut isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Standart Ban Ki-Moon gibi nafile turlara devam!

Öncelikle uzun bir aradan sonra sorularınıza teker teker yanıt vereceğim. Burada neden uzun bir aradan sonra dediğimi mesajımın sonunda açıklayacağım.

1) Ben Kral'ın dediği gibi anılan ayetlerde matematiksel bir hatanın peşinde değilim. Tabii ki eğer matematiksel bir hata varsa, bu, ancak mirasın ayetlere göre bütün mümkün kombinasyonlarına ilişkin mantıksal bir tablo yapıldıktan sonra ortaya çıkar. Ki şimdiye kadar böyle bir iddiada bulunmuş değilim.

Demek ki Turan Dursun araştırmış ve matematiksel olarak hatalı bir kombinasyon bulmuş. Çünkü onun bulduğu örnekte oranların toplamı mirasın bütününü temsil eden 1'i aşmaktadır. Gerçi Avl yöntemiyle örnekteki oranlar değiştirilerek toplamı 1 yapılmaktadır, ama bu sefer de ayetlerdeki saf oranlar değişiyor.

İmdi, Kur'an- Kerim'de bununla ilgili ayetlere yani Nisa Suresi'nin 11., 12. ve 176. ayetlerine baktığımızda, sonradan konulan bu yönteme ilişkin hiçbir açıklamanın olmadığını görüyoruz. Ayrıca peygamber efendimiz de hiçbir açıklamada bulunmamış!

Bence bütün itirazların esas çıkış noktası, burasıdır. Ha burada zamanında çözümlenmemiş olan bu meseleye bazı yaklaşımlarla sonradan çözüm getirilmeye çalışılmıştır, denilse buna kimsenin itirazı olmaz.

2) Kral'ın "hz omere atfettigin avliye olayida dogru degildir" sözü doğru değildir. Bilindiği gibi Avl yöntemi Hz. Ömer zamanında ortaya konulmuştur. Aşağıda bir İslami siteden aldığım bu konuda kısa bir açıklama vardır.

Halife Ömer'in Hataya Karşı Avl Yöntemi:

Bu hatayı düzeltmek için Ömer "avl", "avliye" olarak adlandırılan basit bir yöntem geliştirdi. Bu yöntem ALLAH'ın verdiği oranlardan yola çıkıp bir noktada ufak bir değişiklik yaparak oranların tümünü değiştiren ve toplamı %100 olacak yeni oranlar elde eden bir yöntemdir... Günümüzde İslam hukuku miras konusunda bu yöntemi esas alır.

3) Kral'ın "islam miras hukuku ayri bir ilim dalidir" sözünün doğru olması gerekiyor. Buna ek olarak İslamın evrensel bir din olması gerekir. Ama matematik de bir ilimdir ve evrenseldir. Eğer öyle olmasaydı, matematik dünyanın her yerinde aynı olmaz, farklılıklar gösterirdi: Çin matematiği, Hint matematiği, Arap matematiği vb. Anladın sen onu...

4) Alchindus "Kuran bahsinde tetkik adresi youtube değildir ve muhterem idrak edemediğin husus üç dört asırdır sayısız orientalin bütün çabalarına rağmen kuran üzerinde küçücük bir kuşku izharını temellendirmek dahi mümkün olmamıştır!" sözüne karşılık yukarıdaki açıklamalarımın yeterli olduğunu düşünüyorum.

Ya da şöyle düşünelim: Birçok matematik tarihçisi Avrupa'daki matematiğin gelişmesini 1453'teki İstanbul'un Fethi'ne karşılık bir rövanş almak gibi görür. Onlara göre, Türk-İslam matematikçileri kendilerine gelene kadar matematiği buzdolabında saklamışlar ve Avrupalılar da 1453'ten sonra onu afiyetle yemişler.

Matematik Avrupa'ya ilk kez Leonardo Fibonacci'nin "Liber Abaci" kitabıyla 1202'de ayak basmıştır. Fibonacci bu kitapta Hint-Arap sayıları ile aritmetik işlemler yapmanın Roma rakamları ile hesap yapmaktan çok daha basit ve verimli olduğunu gösterdi. Leonardo bütün Akdeniz bölgesini gezdi ve dönemin önde gelen Arap matematikçiler ile çalışma olanağı buldu. Leonardo yaklaşık olarak 1200 yıllarında bu seyahatinden döndü. 1202 yılına gelindiğinde 32 yaşında, öğrendiklerini "Abaküs Kitabı" veya "Hesaplama Kitabı" anlamına gelen bu eserde topladı. Yayınladığı bu eserinde Hint-Arap Sayı Sistemi'ni Avrupa'ya duyurdu.

1202'den sonra Avrupa uzun bir kış dönemine giriyor. Herhalde onları kış uykusundan uyandıran şey, 1453'teki beklenmedik gelişme olsa gerek. Gerçekten yaklaşık 100 yıl sonra matematikte inanılmaz bir gelişme gösteriyorlar.

Geronimo Cardano 1545'te Avrupa'da Cebir alanında ilk ciddi ve bilimsel eser olan "Ars Magna (Great Art, Büyük Sanat)"yı yayımladı. Cardano bu eserinde 3. ve 4. dereceden denklemlerin çözümlerini örnekleriyle birlikte verdi.

Cardano bazı belli küplere uyguladığında garip şeylerin olduğunu fark etti. Örneğin x³=15x+4 denklemini çözerken -121'i içeren bir ifade buldu. Cardano negatif bir sayının kare kökünün alınamayacağını biliyordu. Ayrıca bu denklemin çözümlerinden birinin x=4 olduğunu biliyordu. Bu zorluğu düzeltmek için 4 Ağustos 1539'da Tartaglia'ya bir mektup yazdı. Tartaglia tam olarak anlayamadı. Ars Magna'da Cardano, benzer bir soruyu çözmek için karmaşık sayılarla ilgili bir hesaplama verdi. Fakat gereksiz olduğu kadar anlaşılması da zor olan hesabını kendi de tam olarak anlayamadı.

Tartaglia, Cardano'ya 3. dereceden denklemleri nasıl çözeceğini gösterdikten sonra Cardano kendi öğrencisi olan Lodovico Ferrari'yi 4. dereceden denklemleri çözmesi için cesaretlendirdi.

Ferrari, bu tür problemleri çözmede bulunan metotların belki de en şık olanıyla 4. dereceden denklem çözmeyi başardı. Cardano Ars Magna'da 4. dereceden denklemlerin 20 türünü bastı.

İşte bu önemli gelişmeden sonra gerisi çorap söküğü gibi geliyor ve binbir emekle toplayarak biraraya getirdikleri "Matematik Tarihi"ne baktıkları zaman bizim matematikte bir buzdolabı vazifesi gördüğümüzü anlıyorlar.

Peki bütün bunları niye anlattım? Alchindus'un dediği gibi, Avrupa'nın kaşifleri olarak görev yapan oryentallar, matematikteki gibi üç dört asırdır Kur'an-ı Kerim'i araştırmışlar ama bütün çabalarına rağmen anlayamamışlar. Üzerinde temellendirme dahi kuramamışlar. Yoksa, eğer bu inanılmaz çaba başarılı olsaydı, şimdi İslamın esaslarını, matematikteki gibi, biz onlardan öğreniyor olacaktık!

Bu durumda zorunlu olarak şu sorularla muhatap oluyoruz:

1- Peygamberimiz vahyi mi yanlış anladı?

2- Ortada vahiy diye bir şey yok ilham mıdır hepsi?

İlhamlar da hata içerir mi diyorsunuz?

3- Yoksa Kur'an toparlanırken mi hata yapılmıştır?

4- Ya da Kur'an tahrifata mı uğramıştır?

Halife Osman ayetlerle oynamış olabilir mi?

5- Yoksa ALLAH da hata yapabilir mi diyorsunuz?

6- ALLAH değil de peygamberimiz mi matematikten anlamıyordu?

7- Yoksa bu konudan uzak duralım, ele almayalım, Şeytani bir soru mu diyorsunuz? Şeytani bir soruya neden olan hatanın Kur'an'da ne işi var?

BİR GECEYARISI EKSPRESİ (MIDNIGHT EXPRESS)

Şimdi neden foruma uzun bir ara verdiğime gelince, aşağıdaki gelişme herşeyi belirledi diyebilirim. "Bazı endişeler var" adlı mesajımdaki şu satırlar bu gelişmenin adeta bir habercisiydi:

"Peki bu yapıldı mı? HAYIR.

Tabii ki biz bunları hangi ortamda konuşuyoruz ki karşılıklı olarak birbirimize güvenerek esas sonuca ulaşmaya çalışıyoruz? Lütfen youtube'a gir ve bunun cevabını bulmaya çalış. Çünkü bu olmazsa olmaz bir şey ve herşey bunun etrafında şekillenmektedir. Eğer youtube'da konuyla ilgili videolara bakarsan, hangi ortamda yaşadığımıza ilişkin (Türkçe kaynaklı) videolar da zaten beraberinde gelecektir."


Not: Bu mesajı aşağıdaki gelişmeden önce yazmıştım. Çünkü "Kaçak Kur'an kursu affedildi" adlı haber en erken 29 Ocak 2010 / 23:22'de verilirken, yalnızca 18.5 saat önce, benim "Bazı endişeler var" adlı mesajım ise, siyah bandın sol köşesinde gördüğünüz gibi, 29-01-2010 04:47'de burada yayımlanmıştı!

Bu arada, takma adım olan "Upuaut"ın Eski Mısır dilinde "Yolları Açan" anlamına geldiğini biliyor muydunuz?

HİÇ KİMSE ŞİKAYETÇİ DEĞİL

Binanın çökmesi sonucu arkadaşları ölen, kendileri de yaralı kurtulan 7 kız çocuğunun tamamı savunmalarında, ''İngilizce kursu verilen yurdun çökmesiyle ilgili hiçbir şey hatırlamıyoruz. Ne yurt yöneticilerinden ne de tesisatı döşeyen firmadan şikayetçi değiliz'' diye konuştu.

Oysa ölen çocuklar orada Kur'an Kursu nedeniyle bulunuyorlardı ve Ahiret'te burada verilen hükme göre Allah'ın hükmüne göre hesap sorulacaktır. Bu konuda peygamber efendimiz bizi şöyle uyarmaktadır:

"Allah Teala'nın yevm-i kıyamette en mebğuz mahluku yalancı ve kibirlilerdir ve bir de din kardeşlerine karşı içlerinde buğz saklayanlardır. Siz bunlara mülaki olursanız siz de onlar gibi davranın. Bunlar Allah ve Resulüne itaate çağrılsalar gayet ağır davranırlar şeytanın yoluna ve emrine çağrılsalar süratle icabet ederler.", Hz. Muhammed.
Alıntı ile Cevapla
  #890  
Alt 03-02-2010, 07:54
kral kral isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Jul 2009
Mesajlar: 87
Standart

kuranda matematiksel hata yoktur.2 den fazla kiza 2/3,,ana babaya verilen miktardaki cocuk sayisi tek yani mirasin yarisi.bunu anlamak bu kadar zormu.dikkatli oku avliye diye bir sey yok..avliyeyi hangi kaynaklardan okudun.niye daha once avliye diye bir sey yoktuda bilmiyordukta hata oldugu ileri surulunce avliye ortaya cikti..miras hukukunda avliyeye zaten ihtiyac yoktur..
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Etiket
algoritma, allah, hadis, hatası, islam, kuran, matematik, muhammed


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Allahın matematik hatası... exclusive İslam 51 31-01-2019 01:34
Kur'an'da Matematik Hatası aydoe Multimedya 45 21-01-2019 05:08
Kuran'da Matematik Hatası İddiası ulpian Önerdiğimiz Başlıklar 30 03-11-2009 17:09

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:52 .