Dark_Prince´isimli üyeden Alıntı
Hayır yalan makinelerinden çok daha fazlası beyinden gelen elektrik sinyallerini çözerek kişinin zihninden geçenleri okumak.Bakınız şu linklerde var;
http://www.mailce.com/bilim-adamlari...asardilar.html
http://www.bilisimlive.com/bilim-ada...ilar-1008.html
Henüz emekleme aşamasında,ilerde çok daha güzelce okunabilecektir.Zaten bunun telekineziyle alakası yok telepati ile.Dediğim gibi insan en mükemmel makinadır,insan beyni de elektrik sinyallerini görüp okuyabilir.Nitekim örnekler çoktur.
Evet kesinlikle kanıt olamaz.Ben sadece telepatinin de fiziksel olduğunu düşündüğüm için bu örnekleri verdim.Ki daha önce ruhsal olduğunu düşünüyordum bu bilimsel keşifler ile fiziksel olduğunu düşünmeye başladım.
Önceden olsaydı tanrı yanılgısına düşülebilirdi fakat fizik kuralları içerisinde oldukları anlaşılırsa tanrı yanılgısına düşülmez.Çünkü bilimsel olarak açıklanır.Benim tanrıya inancım dediğim gibi bunlardan dolayı değil hiçlikten varlık olamayacağı içindir.Bunların ruhsal olmadıkları kanıtlanırsa da(ki kanıtlanacaktır) ben bunu tanrıya değil evrime bağlarım.Bir zaman makinesinden dolayı nasıl ruha inanmayacaksam onun fiziksel olduğunu biliyorsam,insanın da zaman makinesi olmasından dolayı da ruha inanmam.Evrenin yaptığı düşünce okuyabilen,geleceği görebilen,dokunmadan cisimlere etki edebilen bir makina olarak görürüm insanı.
Evrenin sonsuz olduğunu ve daha bilmediğimiz ve ağzımızı açık bırakabilecek elementler olabileceğini de gözönüne getirirsek bunun da olması mümkündür.Örneğin Discovery'de bir belgesel izlemiştim.
Bir kız müziğin ciddi ciddi aynı yemek gibi tadını alabiliyordu.
Kör bir Türk adam kör olmasına rağmen elleriyle dokunduğu bir cismi görebiliyordu hatta onların resmini çiziyordu.
Ve daha birçok şey var.Bunlar evrimin parçaları insan beyni hakkında belkide hiçbirşey bilmiyoruz henüz,bildiklerimiz toplu iğne ucu kadar belki de.
Sevgilerimle...
|
Sayın Dark_Prince,
verdiğiniz linklerdeki örneklerden bahsetmiştim zaten. bu gibi makinelerin özel olarak tasarlanıyor olduğundan bahsettim.
tanrı yanılgısına düşmek ile ne demek istediğimi yanlış anlattım sanırsam. doğa üstü bir güç sayesinde olduğundan değil ama aynı tanrıyı yaratmak gibi düşünebilme yeteneğimiz sayesinde olmayan şeyleri bizim veya başkalarının yapıyor olabileceğine inanmaktan bahsediyordum.
"Bir kız müziğin ciddi ciddi aynı yemek gibi tadını alabiliyordu.
Kör bir Türk adam kör olmasına rağmen elleriyle dokunduğu bir cismi görebiliyordu hatta onların resmini çiziyordu."
burada kız ın müziğin tadını alması ile anlatılmak istenen nedir acaba? kokular bize bazı mekanları çağrıştırabilir. bir müzik yemeği, bir yemeğin tadı da bir müziği hatırlatabilir. benim de sıklıkla başıma gelen bir olay.
kör kişinin %100 mü kör olduğu, doğuştan mı %100 kör olduğu veya ne kadar güvenilir bir durum olduğu hepsi bu konuya bakarken dikkate almamız gereken konular.
beynimizin dokunmadan cisimlere etki edebilmesi için herhangi bir nedeni olduğunu zannetmiyorum. zihin gücüyle, manyetik alanı değiştirmek gibi bir durum veya herhangi bir nesneyi hareket ettirmek bana ilüzyon olarak gelmiştir sadece. önemli olanın beynin ne tür ekipmanlara sahip olduğu. elbette tam olarak bilemiyoruz desek de gerçekten bunu başarabilen bir insana dair kanıt olup olmadığı önemli olan
kendi sınırları ile çevrili elektromanyetik bir alana sahip olsada beynin kendisine zarar vermeden, ve sadece vücut içindeki enerjiyi kullanarak neler yapabileceği ile herhangi bilimsel bir kanıt yok. bu alanı istemli olarak geliştirebileceğine dair de bir kanıt yok. makineler ile elektromanyetik alana etki ederek birisini etkilemek ise daha önce de belirttiğim gibi herhangi bir kanıt olarak sunulamaz.
beyninizin bir bölgesini düşüncelerinizi kullanarak yapabileceğinden fazlasını yaptırmak hatta bildiğimiz kadarıyla yapamayacağı bir şeyi yaptırmaya çalışmak ve bir şekilde yapabilseniz bile o alanı uzaktaki belli bir maddenin etrafında yoğunlaştırmak bana imkansız geliyor.