Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Dil, Mantık & Zihin Felsefesi

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #20  
Alt 11-12-2014, 00:03
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.682

Onur Üyeliği 

Standart

Aha denecek bir önceki mesajında insanı kapsam dışı tutuyor! İlla bir şeyler bulunmaya çalışılacak, hayır efendim burada kasıt evrendir, fiziktir, insan zaten evren dendiğinde kapsama giriyor, dışında değil..

Şimdi denecek ki bilim yarın bir gün madde diyemeyeceğimiz bir şey bulursa ne yapacaksın? Yanına ekleyeceğim ne yapacağım.. Nasıl ki bilim bir zamanlar doğayı dünya ile sınırlarken, sonra galaksi daha sonra gök adalara kadar genişletmekle ekledi, kapsamı, açıyı genişletti, bu da aynı şeydir, çünkü düşünce/yaklaşım(materyalizm) olarak baktığım zemin fiziktir sonuçta! Bilmediğimiz, hiç görmediğimiz şey hakkında zaten konuşamayız, çünkü elimizde veri yoksa bilgiside yoktur haliyle bir hakkındalığıda olmaz... Olursa, o zaman kendi şahsına münhasır bilgilerimiz olabilir, yoksa yoktur. Efendim bilgimizin olmadıkları dururken siz bildiklerimiz üzerinden konuşuyorsunuz, evren maddelerden oluşur vs diyosunuz, çok bildiğinizi sanıyor hiç bir şey bilmiyorsunuz vs denmektedir, çok bilmiyoruz, öyle çok/az derdimiz de yok, biz sadece bildiklerimizi dile getiriyoruz, ama eksik, ama yanlış, ama doğru. Bilmediklerimiz var diye bildiklerimziden vazgeçemeyiz, bu bizim elimiz, ayağımız, gözümüz, kulağımız..

Ama bakın deniyor efendim dalgalar madde değil! Demek ki madde olmayan şeylerde var, iyide bende evvelce dedim işte etki/tepki de madde değildir. Duvara vurursanız, tepki alırsınız, biz burada zaten madde/ilişki/hareket zemininden bahsetmişiz, sestir, dalgadır şu ya da bu, ateş maddedir, bunlar dumandır. Zaten demiş ve eklemişim, maddenin özellik/nitelikleri milyarlarca çeşit/farklılığı ortaya seriyor. Koku alıyorsam aldığım koku dış dünyadan bana etkiyen parçacıkların daha doğrusu parçacıklardaki kimyasalın, benim etim/budumla girdiği kimyasal ilişkinin düzeyi, etkisi/tepkisi vs.dir benim ayırt edişim. Yani koku da aslında bir çeşit görme biçimidir bu anlamda, yine dışa dönüktür, içe değil ve yine algılanan özünde sadece maddedir, maddi zemine dayalı etkilerdir vs Bizim koku dediğimiz özünde bize etkiyen kimyasallar, etki/tepki vs girdiğimiz ilişkilerdeki maddenin kimyasal şiddeditir(reaksiyon, tepkime). Bize mi has? hayır köpek herkesten daha iyi koku alır ve aslında aldığı maddi ilişkidir, etki/tepkidir, tepkimelerdir(kimyasal) ve bu da bir çeşit görme biçimidir ve bu bırakın canlıyı cansız bir tertibatla dahi sağlanabilir. Eroin aratılan köpek özünde bu görme biçiminin kullanılmasından dolayı kullanılır, çünkü ortam da havada eser miktarlarda ortama bulaşmış olan eroin parçacıkları gezmekte, cirit atmakta ya da halaya durmaktadır.

Bizim burunlarımız açısından ise bu maddelerin kimyasal olarakta etki edebileceği satıh çok küçüktür, çünkü ortamdaki eroin miktarı, yani hava da cirit atan tanecikler, çok, hemde çok azdır. Küçük olan satıha ya değer, ya yetersiz miktarda değer(ciddiye alınmaz), ya da değmez. Köpeğinki ise bizden 7-10 kat daha büyüktür. Yani o satıh enine boyuna daha büyüktür ve köpekte etkime/tepkime insandan daha gelişkindir, yani bu bir yerde insanın kimyasal reaksiyona girmediği anlamına gelmiyor, ya değmediği, ya da önemsenmediği (yeter miktar) anlamına geliyor, çünkü veri yetersizdir insana göre, köpekte ise alan büyük olduğu için yeter miktar durumu kat, kat daha fazla parçacık taşır, haliyle önem düzeyide artar.. Alınan ne aslında? Koku mu? Hayır, ana maddeden bir şekilde ayrılmış/kopmuş eroin parçacıkları(madde/kimyasal). Biz koku ile özünde dış dünya da bir algılama oluşturuyoruz, yani verileri alıp yorumlama şansımız oluyor, işte bu da bir görme biçimidir, koku ile görülen eroindir. Hayır efendim köpek henüz saklı yerdekini görmedi denecek! Ben ise hadi oradan o burnuna değen eroini gördü diyeceğim!

Özünde görmek yorumlamaktır zaten. Peki denecek ses. Sesde bir görme biçimidir, o da aynen etki/tepki çeerçevesinde hayat bulur. eğer önceden bir sesi duymuş ve soyutlamış isek, aynı sesi duyduğumuzda görmesek dahi neye ait olduğunu bilebiliriz. Örneğin her ne kadar birebir aynı olmasada, etkisi bakımından neredeyse yakın diyeceğimiz bir temelde, telefonda tanıdığımız birisinin sesini duyarsak ismini söyleyebiliriz. Tüm bunlarda yanılma payı yok mu, var, ama sorun şu ki bizde görme, duyma, koklama, dokunma tümüde farklı türden etkilere dönük çalışan duyularımz var, yanılma payımız ancak bunların organize olabildiği ölçüde azalır, bilim de temelde bu çerçevede organize hareket etmenin yolundan birisidir. Şimdi denecek ki gördün mü evrende koku diye de bir şey yok, sen söyledin çarpan maddecikler vs kimyasal reaksiyon şu ya da bu! Evet ben söylüyorum ancak baştan ne demiştim, evrende madde/hareket/ilişki gerçek olan budur ve tüm diğer her şey bu gerçekten doğar, oluşur, yayılır, türer...

Tüm duyularımla aldığım, gördüğüm, edindiğim maddedir, nesnelerdir, nesnel ortam, ilişkidir. Gerçek mi, gerçek olan bu! ya çeşitlilik elbette, işte o da madde ve maddenin nitelik/özellikleri/ilişkileri, kimyası, fiziği şu ya da bu temelinde... Yani eni sonu madde ve özellikelri, madde ve ilişkiler/bağ... 3 Oksijen atomu bir bağ oluşturursa ozona dönüşür, burada ayırt edici/belirleyici olan oksijen değil aradaki bağdır, dizilim, bileşimdir. İşte ne görüyorsak maddeye dair ve madde vasıtasıyla ister ses, ister göz, ister koku, ister dokunma ne dersek diyelim, dış dünyamız bu kadar sade(maddeler/hareket/ilişkiler).

Onu karmaşık ve içinden çıkılmaz hale getiren ise ne yazık ki biz insanlar, çünkü hayal gücümüz var, düşünme kaabiliyetimiz var, zaman kavrayışımız var(en büyük sorunda buradan doğar) vs... Birileri çıkıp beni ontolojik!, monist vs diye suçlayacaktır, kabası ve kısası ben onlara sieee diyorum, çünkü benim ifadelerim ANA KÜME temelinde, alt kümeler değil, ve elimde bir ana küme var, tüm diğer şeyler(hareket, zaman, değişim, çeşitlilik, renk, koku, dümbelek, davul, zurna her ne ise bu ana kümeden kaynaklı hayat kazanıyor), başka dünya yok! İşte böylelleri hayal elamlerinde o yüzden başka dünyalar yaratır. Eni, sonu gider öte aleme dayanır! Başka çaresi yok çünkü dünyaya baktığında başka dünyası yok, ama illa gerçeği kabullenmeyecek, çünkü gerçek hem burunlarımızın ucunda hemde kabullenemeceğimiz kadar kafamızın ardındadır, çünkü sadedir!. Efendim başka evrenler olabilir, olabilir, ben başka evren yok demiyorum, ne görüyorsak(göz, ses, dokunma, koku) maddeye dair, maddi diyorum.. Ve ağzımla söylüyorum evrende madde/hareket/ilişki görüyorum gerçek olan bu! Görüyorum diyorum yahu, göz,ses, kulak, burun, dokunma! Bunların tümüyle-bütünlüğü-organize ya da her birinin(göz, ses, koku vs) yaptığı görmektir, edindiğimiz sadece görmektir bana düşende ne gördüğümü söylemek! Bilim bir yerde tümünü (tüm duyuların organize bütünlüğü) organize çalıştırmak için de hayat kazandı. Koku ile görüyoruz, dokunma le görüyoruz, ses ile görüyoruz, peki neyi görüyoruz? Madde, fizik, maddeler, nesneler/ilişkiler alta in etki/tepki, değişim, sebep/sonuç... Aha gördüğüm bu.
Bir noktada yanlış anlaşılabilirim kaygısı taşıyorum, ona da kısa değinmek isterim. Evrende neden diye bir şey var mı? Hayır yok. Evren de zaman diye bir şey var mı? hayır yok. Evrende hareket diye bir şey var mı? hayır yok. Şey demek felsefede madde/nesne çerçevesindedir, heleki fizik alanından bahsediyor, evren diyorsak. Örneğin hareketin kendisi madde değildir, ama maddeye/evrene aittir(o derecede ki hareketsiz madde düşünülemez!). Evren de neden diye bir şey var mı? Yok, ama evrende madde/hareket/ilişki var ve bu bizim bağımız. Biz üzümlerini topluyoruz diyeyim, neden dediğimiz de tanelerden sadece birisi, daha doğrusu maddi ilişkisel düzeyin tarafımzıca çözümlenmesi-> ilerle-misal-> sebep/sonuç...

Evrimimizde işte bu nedenle sebep/sonuç önemlidir çünkü, tüm görme biçimlerimiz, tüm algılarımız etki/tepki düzleminde çalışır, haliyle maddenin organize hareketide, yetkinleşmeside bu düzlemde olacaktır, bundan kaçarı yok! Nokta.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (11-12-2014 Saat 00:30 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kuran'ın insan ürünü olamayacağına kanıt argümanları Ascendent İslam 22 10-09-2017 22:30
Doğa Harikası Kanatlar Tasarım Ürünü Mü? hur-kus Hristiyanlık 13 29-05-2010 16:04
Sina Dağı'nda olanlar halüsinasyon ürünü müydü? sargon İslam 12 06-03-2008 11:14
Erdoğan Aydın Yazıları- Yeniçağ Fethin Ürünü mü? gozde-1 Tarih 0 17-06-2007 08:59
Mantık kaytaz İslam 14 03-02-2006 19:00

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:06 .