Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Felsefik Tartışmalar

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #181  
Alt 06-04-2015, 00:34
Stepal Kepton Stepal Kepton isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 14 Jan 2015
Mesajlar: 279
Standart

Olmadi ama iste eksik gozlem.

Solucanin yaninda cakmak cakarsaniz sensorleriyle bunun yapay oldugunu yani gunes olmadigini bilir. Bu yuzden sera domatesleri, dogal ve serasiz tarimla yapilan domatesler gibi degildir. Uzaklik algisi sebebiyle bilir. Olur mu hic hayat sasirmalardan ibaret zaten..
Tamam çakmak olmasın hadi solucanın deride ki sensorleri! ile güneş etkisi yapan bir başka cihaz (UV) olsun. Şimdi solucan bunu güneş mi sanıyor? Ya da hangi başak bilmediğimiz muhteşem sensörleri sayesinde güneşin dünya ile arasında ki mesafesini ölçüp "hayır kardeşim bu 1 mt çok yakın, oysa güneş 149,6 milyon km uzakta olmalı beni kandırmayın" mı derdi?

Bilakis ben sizi asagilamiyorum ki, aksine bir tesbihsel bir ifadedir o!? (cengelli s, elde cekilen tesbih degil)Beyin firtinasi yapiyoruz sunun surasinda.. Abartmissiniz. Kaldi ki asagilayacak da olsaydim, bunun ateist, deist, panteist, teist vb. kimliklerle ilgisi yok ki!? Cok rica ederim cikin bu onyargilarinizdan ben deistim, o ateisttir, o bilmemnedir seklinde...

Insaniz yahu sonucta, bunu algilamak bu kadar zor olmasa gerek degil mi?
Sizin tavana çarpma fantastik hayalinizin ürünü

Tabi ki yogurt da sureriz, pahali gunes kremleri de sureriz. Ama yogurt acik ara onde, icindeki yasayan organizmalari ile.. Maya faktoru yani..
Aklımızda bulunsun.

Hah bakin yakalamissiniz iste, aferin sivi sabun, yumusak, kaygan dokusuyla, anatomizde boyle her yerinde sivi sabun benzeri hormonlariniz var, kan var vs. varoglu var. Mideniz mesela, adeta bir camasir makinasi, yukardan ne dokerseniz dokun, kopuruyor.
Hormonlarımızın olduğunu öğrenmem iyi oldu ama burada halen dokunma ile görme arasında bağlantı kuramadım! Biz midemizle mi görüyoruz yoksa? Yoksa dalağımı çırpınca elektriksel sinyaller gönderip deride ki gözenekleri açıp, o göz(enekler), göz görevi mi görüyorlar?

Farketmez ki, itiniz olsun sonar sistemi sizin! Hamile bir bayanin karnina kulaginizi dayadiginizda, sinyal aliyor musunuz siz? Sperm sonar sistemi ile mi calisir yoksa!?
Neyi ispatladık? Bu örnekler nereye götürecek bizi? Bende onlarca örnekle devam edeyim mi yoksa bunu kısa yoldan bağlayalım mı? Mesela bebeğin anne karnında olması onu görmediğinizi gösterir. Peki bebeğin orada olmadığını iddia edebilir misiniz gibi...

Tekrar solucana donelim, solucan isiyi emip kullanabiliyor da, sizin vucudunuz isiyi emip kullanamiyor mu?
Katiyen terlemem, usumem diyorsunuz yani!?
Bu iddiaların asıl sebebini bilmek istiyorum açıkçası. Neden bu tip benim iddia etmediğim konuları araya sokuşturmaya çalışmanızı anlamak! mümkün mü? Maksat konuyu unutturmak mı? Benim vücudum ısı emdiği zaman terliyor muyum? Evet sonra o terler boncuk boncuk birleşiyorlar ve bir kornea oluşturup, damarlar üzerinden (nasıl bir şeyse) göz görevi görüyorlar!!!! Siz halen hissetmekle görmek arasında ispat mı arıyorsunuz? Bence şaka yaptım demeniz yerinde olacaktır. Anlarım! merak etmeyin.

Sinyal dedigime bakmayin, kunefe o! Eksik yok bilakis kunefeyi yiyin once, pek tabi ki ustune bir bardak klorsuz su ikram edecegiz.
Bu kısmı kaçırmışım ama olabilir.
Teşekkürler.

İçinizde ki Yaratıcıya sıkı tutunun! – Stepal Kepton
deistim.com
Alıntı ile Cevapla
  #182  
Alt 06-04-2015, 00:49
Neva - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Neva Neva isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706

Başarı Ödülü 

Standart

Stepal Kepton´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Tamam çakmak olmasın hadi solucanın deride ki sensorleri! ile güneş etkisi yapan bir başka cihaz (UV) olsun. Şimdi solucan bunu güneş mi sanıyor? Ya da hangi başak bilmediğimiz muhteşem sensörleri sayesinde güneşin dünya ile arasında ki mesafesini ölçüp "hayır kardeşim bu 1 mt çok yakın, oysa güneş 149,6 milyon km uzakta olmalı beni kandırmayın" mı derdi?



Sizin tavana çarpma fantastik hayalinizin ürünü



Aklımızda bulunsun.



Hormonlarımızın olduğunu öğrenmem iyi oldu ama burada halen dokunma ile görme arasında bağlantı kuramadım! Biz midemizle mi görüyoruz yoksa? Yoksa dalağımı çırpınca elektriksel sinyaller gönderip deride ki gözenekleri açıp, o göz(enekler), göz görevi mi görüyorlar?



Neyi ispatladık? Bu örnekler nereye götürecek bizi? Bende onlarca örnekle devam edeyim mi yoksa bunu kısa yoldan bağlayalım mı? Mesela bebeğin anne karnında olması onu görmediğinizi gösterir. Peki bebeğin orada olmadığını iddia edebilir misiniz gibi...



Bu iddiaların asıl sebebini bilmek istiyorum açıkçası. Neden bu tip benim iddia etmediğim konuları araya sokuşturmaya çalışmanızı anlamak! mümkün mü? Maksat konuyu unutturmak mı? Benim vücudum ısı emdiği zaman terliyor muyum? Evet sonra o terler boncuk boncuk birleşiyorlar ve bir kornea oluşturup, damarlar üzerinden (nasıl bir şeyse) göz görevi görüyorlar!!!! Siz halen hissetmekle görmek arasında ispat mı arıyorsunuz? Bence şaka yaptım demeniz yerinde olacaktır. Anlarım! merak etmeyin.



Bu kısmı kaçırmışım ama olabilir.
Teşekkürler.
Yine eksik gozlem ama.

Farketmez ki gunes etkisi yapan baska cihaz da koysaniz degismez. Yapay guneslenme makinalarini bilirsiniz. Yine gunes zannetmez solucan. Dedim ya uzaklik/mesafe olayi. Ne anliyorsunuz siz bundan?
Basak da ayni, bitkilerde algiliyorlar, bunda garip olan nedir ki!? Alin evdeki saksi ciceginizi golgeye dogru goturun, yine isigin istikametine doner. Basitce deneyleyin. Siz nasil ki, yakin mesafede yanabiliyorsaniz, bitkiler de bunu sergileyebiliyor, aranizda canlilik bakimindan bir fark yok ki!?

E elbette benim urunum, ama evrenin siniri olmali cizilmeli diyen de sizsiniz degil mi? O halde sizin orneginizle sizi sinirini cizdiginiz evrenin tavanina carptirmak daha isabetli olacakti. Yogurdu kulaginiza kupe yapiniz tabi ki, kimyasal tepkime cunku. Baglanti kuramamaniz normal, zaten iki gozunuzle baktiginiz halde(yani insanlar) nicin tek obje gordugunuzun baglantisini da kuramassiniz, ama goruyorum dersiniz sorsak piskin piskin...!?


Iste duyunun ne oldugunu bilirseniz, boyle gubidik sorular sormaniza da gerek kalmaz. Mesela rektumunuz, midenizi mi goruyor da, dur ben bir diskilayim diyor? Iste ornekleri anlamak icin, once duyuyu bilmek gerekiyor, duyuyu bilmeden 500 ornekte yazsak bos. Yahu abartmayin, hissetmek dediginiz de, duyularinizla, hormonlarinizla ilgili eni sonu, buyutecek birsey degil. Ben nicin ispat arayim anlamadim ki, bilinen bir duruma ispat gerekir mi?

Hayir hayir bilakis sordum, solucana iliskin, isiyi emip kullandigini ifade etmissiniz, ben de diyorum ki ayni olay sizde de yok mu? Terleme,usume ornegini bu yuzden verdim, onu siz yazmadiniz ki yazmadigim seyler diye savunmaya gecmektesiniz!?

Yok hayir kacirmadiniz ve fakat henuz kunefeden isirmis degilsiniz, yoksa elimizde klorsuz su ile hala bekliyoruz ikram babinda.

Konu Neva tarafından (06-04-2015 Saat 00:56 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #183  
Alt 06-04-2015, 01:16
turin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
turin turin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 11 Mar 2015
Mesajlar: 845
Standart

sevgili spartacus,

Biz aslında noktayı koymuştuk ama geride kalan bazı bazı yerleride doldurmanı istedim. Kırmadın doldurdun. Aslında bu noktayı yazacaktım amma/belki/bir şekilde/jimnastik olsun birileri olayı farklılaştırabilir diye vazgeçtim. Karanlık madde/antimadde/karanlık enerji (sormuştum arada güme gitti) içinse aslında bu zamana yönelik son açıklamalar yeterli.
Nihayetinde bir takım tersi argümanlar konulabilir ortaya pek tabii ki amma benim düşüncemde sizin anlattıklarınızla örtüştüğü/benzeştiği için daha da gurcalamayacam.

Ancak şunu ifade etmem gerekli; var olanın başlangıcı yoktur, bunu düşünmek anlamsızdır. Allah var olanın kendisidir. Var olanın kendisi sebeptir, sonuçtur. Var olanın ötesinde bir şeye inanmakda onu düşünmek gibi mantıksızdır. Çünkü var olanla var olmuştur inanmakda, düşünmekte, insanda, mantıkda..

Tekrar teşekkürler
Alıntı ile Cevapla
  #184  
Alt 06-04-2015, 01:19
Stepal Kepton Stepal Kepton isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 14 Jan 2015
Mesajlar: 279
Standart

Yine eksik gozlem ama.

Farketmez ki gunes etkisi yapan baska cihaz da koysaniz degismez. Yapay guneslenme makinalarini bilirsiniz. Yine gunes zannetmez solucan. Dedim ya uzaklik/mesafe olayi. Ne anliyorsunuz siz bundan?
Güneş 149,6 milyon km uzakta olmalı diyor solucan, adeta solucan değil gök bilimci edasıyla... Biz oysa ki yapay makinemizi 148,6 milyon km uzağa koymuştuk. Tuhhh solucanın 1 milyon km mesafeyi iki duyusu ile algılayabileceğini hesap etmemiştik! Bilim bizi bayağı yanılttı.

Basak da ayni, bitkilerde algiliyorlar, bunda garip olan nedir ki!? Alin evdeki saksi ciceginizi golgeye dogru goturun, yine isigin istikametine doner. Basitce deneyleyin.
Konu nereye varacak acaba meraktayım? Bu bilgiye iman mı etmem lazım? Şimdi bana saksıda ki çiçeğin güneşin şeklini, oluştuğu evreleri ve akıbetini biliyor diyin bende çiçeğe tapayım!

Siz nasil ki, yakin mesafede yanabiliyorsaniz, bitkiler de bunu sergileyebiliyor, aranizda canlilik bakimindan bir fark yok ki!?
Bitkilerde bi bakıma canlı ve sanırım %35 gibi bir dna (yanılıyor olabilirim) benzerliğimiz var ondan olabilir mi? Bu bilgi ile saksıda ki çiçek güneşi görüyor mu?

E elbette benim urunum, ama evrenin siniri olmali cizilmeli diyen de sizsiniz degil mi? O halde sizin orneginizle sizi sinirini cizdiginiz evrenin tavanina carptirmak daha isabetli olacakti.
Yakın zamanda atmosferden çıkmakta mümkün görünmüyordu Neyse ki bilim sidik yarışına girmeyecek kadar bağımsız. Onu kendi amacına alet etmek isteyenlerin olduğunu GÖRmek çok zor olmuyor.

Yogurdu kulaginiza kupe yapiniz tabi ki, kimyasal tepkime cunku. Baglanti kuramamaniz normal, zaten iki gozunuzle baktiginiz halde(yani insanlar) nicin tek obje gordugunuzun baglantisini da kuramassiniz, ama goruyorum dersiniz sorsak piskin piskin...!?
Tebrikler. Görme konusunda çığır açtınız biraz önce. Deri, hissetme ile somut görme! Şimdi görmenin ne olduğunun bilimsel verilerine mi geldik? Yani şimdi neden çift gözle tek obje gördüğümüzü mü tartışacağız? Bu bilgi karşısında da hiç aklıma gelmediği için size tapınmaya başlayacağımı bildiriyorum.

Iste duyunun ne oldugunu bilirseniz, boyle gubidik sorular sormaniza da gerek kalmaz. Mesela rektumunuz, midenizi mi goruyor da, dur ben bir diskilayim diyor?
Duyunun ne olduğunu bilmiyorum dedim ya, menemen olmalı... Hatta gözü olmadan güneşin km cinsinden mesafesini ölçen birkaç duyulu solucanın derisi ile GÜNEŞİ görmesi ve müthiş sensorleri sayesinde ohoooo... Duyu bende olmayan şey sanırım.

Abudik sorular Şu zeki tavırlarınız ama içi boş yazılarınızı umarım birileri analiz edebiliyordur. Sizin analizden uzak olduğunuz kesin.

Iste ornekleri anlamak icin, once duyuyu bilmek gerekiyor, duyuyu bilmeden 500 ornekte yazsak bos. Yahu abartmayin, hissetmek dediginiz de, duyularinizla, hormonlarinizla ilgili eni sonu, buyutecek birsey degil. Ben nicin ispat arayim anlamadim ki, bilinen bir duruma ispat gerekir mi?
Duyuyu dedim ya menemen olmalı. Solucanın derisi ile güneşi görmesi ise duyu ben zaten cahilim.

Hayir hayir bilakis sordum, solucana iliskin, isiyi emip kullandigini ifade etmissiniz, ben de diyorum ki ayni olay sizde de yok mu? Terleme,usume ornegini bu yuzden verdim, onu siz yazmadiniz ki yazmadigim seyler diye savunmaya gecmektesiniz!?
Ben gözlerim olmadan güneşin sıcaklığında terleyince tam olarak ne oluyor? Güneşi görmeyen birisine solucan duyuları ile nasıl anlatıyorsunuz? Güneş kadar sıcak bir ortam hazırlayıp dokunmasını mı sağlıyorsunuz? Komedyen olabilirsiniz ama gülecek adam bulmak için para harcamalısınız.

Yok hayir kacirmadiniz ve fakat henuz kunefeden isirmis degilsiniz, yoksa elimizde klorsuz su ile hala bekliyoruz ikram babinda.
Künefeden ısırmıyorum genelde emiyorum. Peynir süner iken daha lezzetli oluyor. Suya sanırım sizin daha çok ihtiyacınız var.

İçinizde ki Yaratıcıya sıkı tutunun! – Stepal Kepton
deistim.com
Alıntı ile Cevapla
  #185  
Alt 06-04-2015, 01:45
Neva - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Neva Neva isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706

Başarı Ödülü 

Standart

Stepal Kepton´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Güneş 149,6 milyon km uzakta olmalı diyor solucan, adeta solucan değil gök bilimci edasıyla... Biz oysa ki yapay makinemizi 148,6 milyon km uzağa koymuştuk. Tuhhh solucanın 1 milyon km mesafeyi iki duyusu ile algılayabileceğini hesap etmemiştik! Bilim bizi bayağı yanılttı.



Konu nereye varacak acaba meraktayım? Bu bilgiye iman mı etmem lazım? Şimdi bana saksıda ki çiçeğin güneşin şeklini, oluştuğu evreleri ve akıbetini biliyor diyin bende çiçeğe tapayım!



Bitkilerde bi bakıma canlı ve sanırım %35 gibi bir dna (yanılıyor olabilirim) benzerliğimiz var ondan olabilir mi? Bu bilgi ile saksıda ki çiçek güneşi görüyor mu?



Yakın zamanda atmosferden çıkmakta mümkün görünmüyordu Neyse ki bilim sidik yarışına girmeyecek kadar bağımsız. Onu kendi amacına alet etmek isteyenlerin olduğunu GÖRmek çok zor olmuyor.



Tebrikler. Görme konusunda çığır açtınız biraz önce. Deri, hissetme ile somut görme! Şimdi görmenin ne olduğunun bilimsel verilerine mi geldik? Yani şimdi neden çift gözle tek obje gördüğümüzü mü tartışacağız? Bu bilgi karşısında da hiç aklıma gelmediği için size tapınmaya başlayacağımı bildiriyorum.



Duyunun ne olduğunu bilmiyorum dedim ya, menemen olmalı... Hatta gözü olmadan güneşin km cinsinden mesafesini ölçen birkaç duyulu solucanın derisi ile GÜNEŞİ görmesi ve müthiş sensorleri sayesinde ohoooo... Duyu bende olmayan şey sanırım.

Abudik sorular Şu zeki tavırlarınız ama içi boş yazılarınızı umarım birileri analiz edebiliyordur. Sizin analizden uzak olduğunuz kesin.



Duyuyu dedim ya menemen olmalı. Solucanın derisi ile güneşi görmesi ise duyu ben zaten cahilim.



Ben gözlerim olmadan güneşin sıcaklığında terleyince tam olarak ne oluyor? Güneşi görmeyen birisine solucan duyuları ile nasıl anlatıyorsunuz? Güneş kadar sıcak bir ortam hazırlayıp dokunmasını mı sağlıyorsunuz? Komedyen olabilirsiniz ama gülecek adam bulmak için para harcamalısınız.



Künefeden ısırmıyorum genelde emiyorum. Peynir süner iken daha lezzetli oluyor. Suya sanırım sizin daha çok ihtiyacınız var.
Yine eksik okuma ve dusunus.

Solucan'in boyle bir takintisi yok maalesef. Bilim sizi yaniltmaz, ancak siz solucandan farkli isiyi emdiginizi dusundugunuzde yaniliyor olmaniz dogaldir.Dolayisiyla solucan sizi yaniltir.

Tapmak da nedir!? Cicekten farkli olmadiginizi anlayabilmeniz icin o bilgiye tapmayin, bilin yeterli. Duyu o duyu, gorme degil ayirin artik. Siz gunesi goruyor musunuz? Gunes cicegi goruyor mu? Ya da tam tersi?

Iste bagimsiz bilimle tavana carptiriyoruz zaten, bagimli bilimle yapilmaz o is. Bilimin bagimsiz olmasi ayri konudur, beynin ozgur olamamasi ayri konudur. Aferin, bakin okudukca ogreniyorsunuz. Nicin iman edesiniz ki, kim size boyle birsey soyledi? Boyle bir zorunlulugunuz mu var, yoksa karsi dusunce olarak sunacaklariniz bittigi icin mi boyle bir cumle kullandiniz?

Kunefe dedik ya, ne demek bilmiyorum? Duyu bilgisi olmadigi icin sizde, kunefe dedik ya zaten. Zeki mi? Kulliyen yalan! Kandirmislar sizi. Analiz yapabilmek icin, once unsurlar, faktorler, yontem, gozlem vb. gereklidir,bilinmelidir.
Aksi halde yapacagimiz analiz,bilimdisi analiz olur. Ufurme ve safsata deriz buna.

Gozleri dogustan gormeyen insanlar gunes sicakliginda terleyince ne oluyorsa, size de o oluyor. Yok mu yaninizda yorenizde, cevrenizde gozleri gormeyen insanlar, gidin ve tartisin gunes bahsini mesela. Bakalim size ne cevap verecekler. Komedi degil ki bu hayatin icinden gercek manzaralar, insanlarin gorme ozurlerini komedi yapacak denli sig insanlar degiliz, ancak bunu komedi olarak algilamaniz sizin sorununuz elbette, gorme yetinizin vermis oldugu siglik ve basitlikten olsa gerek.


Klorsuz su, kunefeyi emerek tukettikten sonra icmeniz icin, farketmez isirmak zorunda degilsiniz, dissiz insanlar da emerek tuketiyor sonucta.

Konu Neva tarafından (06-04-2015 Saat 01:59 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #186  
Alt 06-04-2015, 03:00
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şuanda  online konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.693

Onur Üyeliği 

Standart

turin´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
sevgili spartacus,

Biz aslında noktayı koymuştuk ama geride kalan bazı bazı yerleride doldurmanı istedim. Kırmadın doldurdun. Aslında bu noktayı yazacaktım amma/belki/bir şekilde/jimnastik olsun birileri olayı farklılaştırabilir diye vazgeçtim. Karanlık madde/antimadde/karanlık enerji (sormuştum arada güme gitti) içinse aslında bu zamana yönelik son açıklamalar yeterli.
Nihayetinde bir takım tersi argümanlar konulabilir ortaya pek tabii ki amma benim düşüncemde sizin anlattıklarınızla örtüştüğü/benzeştiği için daha da gurcalamayacam.

Ancak şunu ifade etmem gerekli; var olanın başlangıcı yoktur, bunu düşünmek anlamsızdır. Allah var olanın kendisidir. Var olanın kendisi sebeptir, sonuçtur. Var olanın ötesinde bir şeye inanmakda onu düşünmek gibi mantıksızdır. Çünkü var olanla var olmuştur inanmakda, düşünmekte, insanda, mantıkda..

Tekrar teşekkürler
Kurcalayabiliriz Madde/anti madde, temelde yine Dirac vardır... elektron, pozitron da olduğu gibi... Yalnız tüm zıtlıklar belirli bir niteliğe dayanır, kimisi bir yöne iken ötekinin zıt yöne hareketidir, kimisi sıcak iken öteki soğuktur, ama bu kavramlarda aslında insanın kendisini ölçüt alıp bir oran belirlemesiyle ilgili, kavramları çıktığımızda objektif nesneler dikiliverir karşımıza, haliyle farklılıklarda, nesnel olan bu farklar...

Allah, inançıları esas aldığımızda, aslında yokluktur, var olan ise varlık... Ancak varlığın ortadalığını idrak edemeyenler, örneklediğim gibi kavramları kapsamları dışında kullanmakla varlığın önceline yokluk tayin ederler, halbuki varlık/yokluk birliktedirler...

nesnel açısından ise yaratım diye bir şey yok. nesnel de yokluk demek, bir şeylerin bir ortamda eksikliğinden başka bir anlam taşımaz, çünkü bir şeyin yokluğunu ifade edebilmek için, o şeyin bilincini edinmiş olmak gerekir ki bu da varlığında elde edilen gözlemlerdir. çünkü bir şey ancak varıyla, yok olabilir, yokuyla, var olabilir, bu halde bunun nesnel ölçütü, varı/yoku ifade edebileceğimiz ortamdır. Ortamda bulunan var, bulunmayan da yoktur, aynen satıcının elinde kalmayan bir günlük gazeteye yok demesi gibi, gazete varıyla, yokunu mümkün kılmıştır(DİYALEKTİK)... Neyse kısaca yokluk varıyla mümkündür, varlık ise yokuyla... haliyle burada yaratım denilen üfürüğün yatacak yeri yok...

Birde son diyeceğim nereye gidersek gidelim, uzayla olacağız... yani kurgularla takla atarak, efendim farklı zamanlarda olmaklıkla uzayın dışına ermiş olmayız, hangi zaman da olursak olalım, uzaydan başka bir uzay olmayacak, hiç bir zaman da uzayın dışında olmayacağız çünkü aslında içide yok, dışıda, dışı olmayanın içi olmaz, var olmayanın da yokluğu olmaz . Her şey uzayla birlikte, ve asla bir dışı olmayacak, yokluk bile olsa uzayla birlikte. İşte bu nedenle diyorum ya, nicelikeler sayılabilir, nitelik sayılamaz. Uzay sayılamaz, ama insan tutar bazı şeyleri ölçekler, boyutlandırır, belirli bir ölçek, satıhta bir alan belirleyebilir, bunları da sayabilir, ama uzayı sayamaz, içide yok, bulunduğu yerden bakar, görebildiklerini belirli bir oranla, sınfılandırır vs yaratım üfürüğüde işte böyle, uzayı yaratır! halbuki başı da yok sonuda, sonluda değil, sonsuzda, ama o illa bir yerine başlangıç diyecektir, uzayın içinde ne varsa, hareketli, değişken bu sayede edindiği kavramlarla da, uzayı yaratacaktır...

neyse önemli olan,, bir şey ancak varlığıyla yokluğunu mümkün kılar ve varlık/yokluk o şeyin şahsına münhasırdır(öznel), buda bir ortamda bulunup, bulunmamakla hayat bulur. ve o şey nitelikleriyle ayrılır, dönüşüm ise nitelikleri de değiştirir, haliyle değişen bir nitelik, ortam da bulunmazlığı(yokluğu), bir zamanlar olmaklığına borçludur, kısaca dönüşümler namına da durum değişmiyor, yani varlık/yokluk hokus/pokus düzlemi taşımıyor, bir şeyin madden varlık/yokluğu kapsamına da girmiyor, ya ortamda bulunup bulunmaması ya da niteliklerini muhafaza edip, etmemesiyle anlam kazanıyor ve buradan da made yokken var, var iken yok edilemez bilimsel öngörüsünün zemin ölçekli yorumlu bir değinisini de yapmış olduk.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (06-04-2015 Saat 03:07 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #187  
Alt 06-04-2015, 03:25
turin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
turin turin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 11 Mar 2015
Mesajlar: 845
Standart

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Kurcalayabiliriz Madde/anti madde, temelde yine Dirac vardır... elektron, pozitron da olduğu gibi... Yalnız tüm zıtlıklar belirli bir niteliğe dayanır, kimisi bir yöne iken ötekinin zıt yöne hareketidir, kimisi sıcak iken öteki soğuktur, ama bu kavramlarda aslında insanın kendisini ölçüt alıp bir oran belirlemesiyle ilgili, kavramları çıktığımızda objektif nesneler dikiliverir karşımıza, haliyle farklılıklarda, nesnel olan bu farklar...

Allah, inançıları esas aldığımızda, aslında yokluktur, var olan ise varlık... Ancak varlığın ortadalığını idrak edemeyenler, örneklediğim gibi kavramları kapsamları dışında kullanmakla varlığın önceline yokluk tayin ederler, halbuki varlık/yokluk birliktedirler...

nesnel açısından ise yaratım diye bir şey yok. nesnel de yokluk demek, bir şeylerin bir ortamda eksikliğinden başka bir anlam taşımaz, çünkü bir şeyin yokluğunu ifade edebilmek için, o şeyin bilincini edinmiş olmak gerekir ki bu da varlığında elde edilen gözlemlerdir. çünkü bir şey ancak varıyla, yok olabilir, yokuyla, var olabilir, bu halde bunun nesnel ölçütü, varı/yoku ifade edebileceğimiz ortamdır. Ortamda bulunan var, bulunmayan da yoktur, aynen satıcının elinde kalmayan bir günlük gazeteye yok demesi gibi, gazete varıyla, yokunu mümkün kılmıştır(DİYALEKTİK)... Neyse kısaca yokluk varıyla mümkündür, varlık ise yokuyla... haliyle burada yaratım denilen üfürüğün yatacak yeri yok...

Birde son diyeceğim nereye gidersek gidelim, uzayla olacağız... yani kurgularla takla atarak, efendim farklı zamanlarda olmaklıkla uzayın dışına ermiş olmayız, hangi zaman da olursak olalım, uzaydan başka bir uzay olmayacak, hiç bir zaman da uzayın dışında olmayacağız çünkü aslında içide yok, dışıda, dışı olmayanın içi olmaz, var olmayanın da yokluğu olmaz . Her şey uzayla birlikte, ve asla bir dışı olmayacak, yokluk bile olsa uzayla birlikte. İşte bu nedenle diyorum ya, nicelikeler sayılabilir, nitelik sayılamaz. Uzay sayılamaz, ama insan tutar bazı şeyleri ölçekler, boyutlandırır, belirli bir ölçek, satıhta bir alan belirleyebilir, bunları da sayabilir, ama uzayı sayamaz, içide yok, bulunduğu yerden bakar, görebildiklerini belirli bir oranla, sınfılandırır vs yaratım üfürüğüde işte böyle, uzayı yaratır! halbuki başı da yok sonuda, sonluda değil, sonsuzda, ama o illa bir yerine başlangıç diyecektir, uzayın içinde ne varsa, hareketli, değişken bu sayede edindiği kavramlarla da, uzayı yaratacaktır...

neyse önemli olan,, bir şey ancak varlığıyla yokluğunu mümkün kılar ve varlık/yokluk o şeyin şahsına münhasırdır(öznel), buda bir ortamda bulunup, bulunmamakla hayat bulur. ve o şey nitelikleriyle ayrılır, dönüşüm ise nitelikleri de değiştirir, haliyle değişen bir nitelik, ortam da bulunmazlığı(yokluğu), bir zamanlar olmaklığına borçludur, kısaca dönüşümler namına da durum değişmiyor, yani varlık/yokluk hokus/pokus düzlemi taşımıyor, bir şeyin madden varlık/yokluğu kapsamına da girmiyor, ya ortamda bulunup bulunmaması ya da niteliklerini muhafaza edip, etmemesiyle anlam kazanıyor ve buradan da made yokken var, var iken yok edilemez bilimsel öngörüsünün zemin ölçekli yorumlu bir değinisini de yapmış olduk.
Yok yetmez bu saatten sonra kıllığa devam

Düşünce; anlamlandırdığımız herşey, aslında bizim zihnimizde. Yani biz insanlar olarak tanılamadığımız sürece (herşey) atomik kardeşlikten ibaret(ler). Biz şekillerine/hareketlerine vs yönelik anlamlandırıyoruz. Yani dünya biz anlamlandırdığımız için dünya halbuki saçma sapan bir atomdan fazlası değil. Etrafındaki yoklukla bir bütün sadece bir takım farklılıkları var. Yokluğu gözlemleyebilmiş değiliz. Şöyle diyim: yaaa bizim(insanların) gözlemlediğimiz atomlardan ne farkımız var? Biz ne biliyoruz bu atomların bir şeyleri kavrayıp kavrayamadığını?
Soru/kıllık şu:
Peki biz olmasak ne olacaktı? İnsanlık olmadan öncede madde varmıydı? Dünya varmıydı uleeenn

Konu turin tarafından (06-04-2015 Saat 03:34 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #188  
Alt 06-04-2015, 09:20
Stepal Kepton Stepal Kepton isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 14 Jan 2015
Mesajlar: 279
Standart

Sevgili Neva. Şuna açıkça de ki sıvama modundayım daha fazla uğraşma benleç

Yine eksik okuma ve dusunus.

Solucan'in boyle bir takintisi yok maalesef. Bilim sizi yaniltmaz, ancak siz solucandan farkli isiyi emdiginizi dusundugunuzde yaniliyor olmaniz dogaldir.Dolayisiyla solucan sizi yaniltir.
Ben; solucan farklı ısıyı emiyor ben farklı ısıyı mı emiyoruz dedim? Solucanın mesafe ölçtüğünü ben mi iddia ettim? Tebrikler.

Tapmak da nedir!? Cicekten farkli olmadiginizi anlayabilmeniz icin o bilgiye tapmayin, bilin yeterli. Duyu o duyu, gorme degil ayirin artik. Siz gunesi goruyor musunuz? Gunes cicegi goruyor mu? Ya da tam tersi?
Demek ki bir şeyler sadece ısının vücuda olan teması ile bilinemiyormuş değil mi? Yani görmek diye bilinen duyu, hissetmek diye bilinen duyu ile aynı değilmiş. Çünkü görmek GÖZ ile olurmuş ve ben güneşi görüyorum. Sizin pigmentler mi eksik? Sizce solucan görüyor mu? yoksa sıcaklığı vücudu ile sadece hissediyor mu? Lütfen artık bu ne saçmalıktır. İlk okul çocuğu gibisiniz. Bana kalkmış solucanın mesafe ölçtüğünü, derisi ile gördüğünü zırvaladınız, şimdi af edersiniz kıvırma modunda kendi iddialarınızı çürütüyorsunuz. Bence siz duyuların ne olduğunu öğrenin. Bakmadan göremezsiniz. Onun için de göz gereklidir. Tensel temas ile görülmez, uydurulur, hissedilir. Yaşınız kaç?

Iste bagimsiz bilimle tavana carptiriyoruz zaten, bagimli bilimle yapilmaz o is. Bilimin bagimsiz olmasi ayri konudur, beynin ozgur olamamasi ayri konudur. Aferin, bakin okudukca ogreniyorsunuz. Nicin iman edesiniz ki, kim size boyle birsey soyledi? Boyle bir zorunlulugunuz mu var, yoksa karsi dusunce olarak sunacaklariniz bittigi icin mi boyle bir cumle kullandiniz?
Bilim her zaman bağımlı olmak sorunda. Atmosferden çıkamamak o zamanın bağımlılığı olduğu bilgi ve teknoloji sayesinde idi. Şimdi aştıkça, aşıyoruz. Bir gün hiç ummadığımız bir yerde, evrenin çok uzak bir noktasında olabiliriz. Bilimin bu kaçınılmaz işleyişinin sonucu olarak oralarda olacağız.
Benim örneğimle, benim size söylemem gerekenleri siz bana söylüyorsunuz. Sizden iyi sıva ustası olur.

Kunefe dedik ya, ne demek bilmiyorum? Duyu bilgisi olmadigi icin sizde, kunefe dedik ya zaten. Zeki mi? Kulliyen yalan! Kandirmislar sizi. Analiz yapabilmek icin, once unsurlar, faktorler, yontem, gozlem vb. gereklidir,bilinmelidir.
Aksi halde yapacagimiz analiz,bilimdisi analiz olur. Ufurme ve safsata deriz buna.
Mesela göz olmadan solucanın derisi ile güneşi görmesi SAFSATANIN kralı olabilir mi?

Gozleri dogustan gormeyen insanlar gunes sicakliginda terleyince ne oluyorsa, size de o oluyor. Yok mu yaninizda yorenizde, cevrenizde gozleri gormeyen insanlar, gidin ve tartisin gunes bahsini mesela. Bakalim size ne cevap verecekler. Komedi degil ki bu hayatin icinden gercek manzaralar, insanlarin gorme ozurlerini komedi yapacak denli sig insanlar degiliz, ancak bunu komedi olarak algilamaniz sizin sorununuz elbette, gorme yetinizin vermis oldugu siglik ve basitlikten olsa gerek.
Güzel kardeşim, yok solucan terler, yok insan terler! Ne anlatmaya çalışıyorsunuz? Terleyince ne oluyor size kurt adam mı oluyorsunuz ne saçmalıyorsunzu geceden beri! Yahu insan terleyince terden 3. göz mü ORATA ÇIKYOR?

Gözleri doğuştan görmeyen insanların güneşi bizim gibi gördüklerini mi iddia ediyorsunuz yani? Yani gözleri doğuştan görmeyen insanlar güneş ile dünya merkezinin ne kadar uzaklıkta olduğunu biliyorlar mı diyorsunuz? Yani güneşi gözlemlemek için doğuştan görmeyen kişiler yörüngeye lensleri olan uydular mı gönderiyorlar?

Klorsuz su, kunefeyi emerek tukettikten sonra icmeniz icin, farketmez isirmak zorunda degilsiniz, dissiz insanlar da emerek tuketiyor sonucta.


Ben burada semavi dinlerin çürütülmesi adına çok şey öğrendim. Gerçekten. Ben karşıma bir dindar çıktığı vakit verecek cevabımın olmasını, çoğunlukla buraya borçluyum. Fakat bilim konusunda ne yazık ki zırvalıklar ve temelsiz inançlarla dolu bir yer. Sizin inançlarınız sizi bağlamalı. Bu bakımdan inandığınız şeylere başkası inanmıyor diye onu aşağılama gibi bir sorununuz var. Sizin doğrunuz size doğru ve teori, ihtimaller olduğu, bilimsel olmadığı sürece sadece inançtır. Bu nokta da dindar ne ise atesit (burada ki ve diğer yerlerde de benzer şeyler var) aynıdır. Bu benim düşüncem, hemen cephe almayın. Bırakın da özgürce düşüncemi aktarayım.

İçinizde ki Yaratıcıya sıkı tutunun! – Stepal Kepton
deistim.com

Konu Stepal Kepton tarafından (06-04-2015 Saat 09:30 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #189  
Alt 06-04-2015, 11:20
Neva - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Neva Neva isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706

Başarı Ödülü 

Standart

Stepal Kepton´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sevgili Neva. Şuna açıkça de ki sıvama modundayım daha fazla uğraşma benleç



Ben; solucan farklı ısıyı emiyor ben farklı ısıyı mı emiyoruz dedim? Solucanın mesafe ölçtüğünü ben mi iddia ettim? Tebrikler.



Demek ki bir şeyler sadece ısının vücuda olan teması ile bilinemiyormuş değil mi? Yani görmek diye bilinen duyu, hissetmek diye bilinen duyu ile aynı değilmiş. Çünkü görmek GÖZ ile olurmuş ve ben güneşi görüyorum. Sizin pigmentler mi eksik? Sizce solucan görüyor mu? yoksa sıcaklığı vücudu ile sadece hissediyor mu? Lütfen artık bu ne saçmalıktır. İlk okul çocuğu gibisiniz. Bana kalkmış solucanın mesafe ölçtüğünü, derisi ile gördüğünü zırvaladınız, şimdi af edersiniz kıvırma modunda kendi iddialarınızı çürütüyorsunuz. Bence siz duyuların ne olduğunu öğrenin. Bakmadan göremezsiniz. Onun için de göz gereklidir. Tensel temas ile görülmez, uydurulur, hissedilir. Yaşınız kaç?



Bilim her zaman bağımlı olmak sorunda. Atmosferden çıkamamak o zamanın bağımlılığı olduğu bilgi ve teknoloji sayesinde idi. Şimdi aştıkça, aşıyoruz. Bir gün hiç ummadığımız bir yerde, evrenin çok uzak bir noktasında olabiliriz. Bilimin bu kaçınılmaz işleyişinin sonucu olarak oralarda olacağız.
Benim örneğimle, benim size söylemem gerekenleri siz bana söylüyorsunuz. Sizden iyi sıva ustası olur.



Mesela göz olmadan solucanın derisi ile güneşi görmesi SAFSATANIN kralı olabilir mi?



Güzel kardeşim, yok solucan terler, yok insan terler! Ne anlatmaya çalışıyorsunuz? Terleyince ne oluyor size kurt adam mı oluyorsunuz ne saçmalıyorsunzu geceden beri! Yahu insan terleyince terden 3. göz mü ORATA ÇIKYOR?

Gözleri doğuştan görmeyen insanların güneşi bizim gibi gördüklerini mi iddia ediyorsunuz yani? Yani gözleri doğuştan görmeyen insanlar güneş ile dünya merkezinin ne kadar uzaklıkta olduğunu biliyorlar mı diyorsunuz? Yani güneşi gözlemlemek için doğuştan görmeyen kişiler yörüngeye lensleri olan uydular mı gönderiyorlar?





Ben burada semavi dinlerin çürütülmesi adına çok şey öğrendim. Gerçekten. Ben karşıma bir dindar çıktığı vakit verecek cevabımın olmasını, çoğunlukla buraya borçluyum. Fakat bilim konusunda ne yazık ki zırvalıklar ve temelsiz inançlarla dolu bir yer. Sizin inançlarınız sizi bağlamalı. Bu bakımdan inandığınız şeylere başkası inanmıyor diye onu aşağılama gibi bir sorununuz var. Sizin doğrunuz size doğru ve teori, ihtimaller olduğu, bilimsel olmadığı sürece sadece inançtır. Bu nokta da dindar ne ise atesit (burada ki ve diğer yerlerde de benzer şeyler var) aynıdır. Bu benim düşüncem, hemen cephe almayın. Bırakın da özgürce düşüncemi aktarayım.
Sevgili Stepal Kepton,

Bakiniz kendi sivadiklarinizi gormekte zorluk cekiyorsunuz,. Gidin daha ustteki mesajlariniza, orada km. cinsinden uzaklik olcen solucan ornegini ben yazmis degilim, siz yazdiniz.

Oysa size ne demistim? Uzaklik/mesafe.!? Aksi takdirde gunesteki patlamalari duyuyor musunuz siz kulaklarinizla? Ama yakininizda cakmak caksak pekala duyarsiniz.


Simdi efendim demek ki neymi?
-Isi veya isik vucuda temas ile bilinirmis. Ve fakat unuttugunuz, gunes yalnizca isi degil, ayni zamanda isikmis. O guzel pigmentleriniz aksesuar degildir.

-Yani neymis? Isigi veya isiyi, gormekle, hissetmek cok ayri seyler degilmis. Tartismalarda bilginin bittigi yerde, "yas kac? "seklinde soranlar, akli, somut ve baslibasina bir varlik olarak algilayanlardir. Nedir ki ben size demistim, akil soyuttur diye, bu yuzden bu sebeptendir ki, "akil yasta degil bastadir" der atalar.

Ilkokul cocuklarini hic de yabana atmayin. Oyle ki onlar, bakmakla/ gormek arasindaki farki bilirler, her baktigini, gordugunu iddia edenleri cok guzel afise ederler. "Kral Ciplak" diye bagiran da bir cocuktu unutmayin.

-Bilim bagimli degildir, ustelik ufurme safsatalarla isi olmaz.

-Kor(Ama) alfabesi diye birsey duydunuz mu? Gozleri gormeyen insan, dediginiz mesafeyi nicin bilemesin? Bunu bilmek icin, goz'e ihtiyaci yok ki!??? Daha neler!

-Safsata krali, kediye soyle bir soru yoneltir; göz olmadan solucanın derisi ile güneşi görmesi nedir?

Kedi cevap verir; Koca ahmak! Gunes ozunde bir yildizdir ve solucanlar isiga duyarli sensor sahibi canlilardir, bu yuzden bir solucan, isigi ve karanligi bilir ve gunduzleri isidan hoslanmayip, golgeye karanliga kacsa da, gece benimle birlikte yildizlari takip edebilir.

Hatta soyle de bir gorsel koyalim ki cocuklarin ilgisini ceker ve ogrenirler.



Devami icin suradan;
http://thewormhaus.com/charliekids.html

Demek ki neymis? Gozler olsun veya olmasin, soyutlama yapabilen canlilar bilirmis. Siz gorme olayini fazla abartmissiniz, oysa biliyor olmak cok daha faydalidir.


-Simdi bilim konusunda tartisabilmek icin, once bilimsel bilgiye vakif olmak gerekir. Bunun otesi zirvalik, ufurme ve safsata olur. Bilimdisi istediginiz kadar ufurebilir, safsata uretebilirsiniz, ama is bilime geldiginde, bir solucan caniniza okur. Insanlarin cogu nedense yukari bakmaktan, burunlarinin dibindeki canlilardan bi haberdir.

Yok biz asagilamayiz, o konuda haksizlik ediyorsunuz. Solucaniniz bile ayiplar sizi yani. Hem kalk solucandan ornek ver, hem solucanin anatomisinden bi haber ol.. Tabi ki ozgurce dusuncenizi aktarin, kisitliyor olsaydik yazmanizi engellerdik degil mi? Ama carpittiginiz yerde de duzeltildiginde bozulmayin.

Kunefe fasli bittiyse, klorsuz su ikram etmemizi ister misiniz?
Alıntı ile Cevapla
  #190  
Alt 06-04-2015, 12:32
Felâsife - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felâsife Felâsife isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
Standart

Stepal Kepton´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bilim tanrı (yaratıcı) yok demez çünkü bilim tanrı ile ilgilenmez. Tanrı bir inançtır. Bilimi ancak tanrıyı yok etmek için kullanmaya çalışanlar! vardır o da zaten bir yerde patlak veriyor.
Peki bilim, Tanrı var mı diyor?

Yada şöyle sorayım var veya yok demiyorsa, bilim ne derse odur, demek ne kadar doğrudur?

Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kaninatın başlangıcı var mı yoksa yok mu? liquid Felsefik Tartışmalar 12 28-07-2018 01:47
163. Maddenin Kaldırılması ALKA Turan Dursun 1 18-11-2012 00:57
Tanrı’nın Bir Başlangıcı Var Mı? hur-kus Hristiyanlık 15 29-05-2010 17:13

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:09 .