Boolean´isimli üyeden Alıntı
Sevgili Neva, sana bu mektubu yazarken...
 Özür dilerim. Sevgili, sayın türü ifadelere alışamadım...
Öyle bir sonuç çıkarmış olman bireysel olarak senin ruh halinle veya başka bir şeyle alakalı olabilir.
Quality dediğim şeyin, qualification ile alakası yok. Meslekle veya makamla. Çağı yakalamış ve akılcı insanlar kimlerse, onları kastediyorum. Inferior derken de, çağın gerisinde olanları, aklını kullanmayanları. Yazarken kendimden yola çıkarak bir ölçü düşünmedim açıkçası. Kendimden yola çıkarak da söylemedim. Kendimden ziyade Steve Jobs gibi insanlar canlanıyor aklımda. Var yani sonuçta böyle bir şey dünyada. Göreceli pek olduğunu sanmıyorum.
Bu çağda, kırbacı kim savunuyorsa, çöptür, değersizdir bence.
Dedikoduyu her toplum yapıyor. Sadece bizim toplumumuza özgü değil. Çinliler ve Koreliler bizden daha dedikoducu mesela. Japonlar ise daha az dedikodu yapıyor. Yok edilebilecek bir şey olduğunu sanmıyorum.
Katılıyorum.
Önemli olan süre yani. 50 senede kadın haklarının ülkeye gelmesi var, 2 senede gelmesi var. Bu önemli bir konu. Atatürk'ün ve Cumhuriyet'in değer ölçüsü bunlar da hesaba katılarak belirlenmelidir. Bunu söylüyorum sadece. (Spartacus, alakasız diyebilir. Ama olsun.  )
Kastettiğim iletişim teknolojileriyle halkın bilinçlendirilmesi kolaylaşıyor gibi bir şey değil.
Eksik cümle kurduğum için anlaşılmamıştır. Demek istediğim şu ki;
İnternet batıdan ortaya çıktığı ve batı bu konuda ileri olduğu için, farkında olmadan insanlar batılı kültürü ve beraberinde oranın ahlak ve düşünce yapısını da ediniyorlar. Ulaşım teknolojisi geliştiği için atlıyor Avrupa'ya gidiyor. Orada kalıyor. Faydalı olanı direkt gözleriyle görüyor. Sözle değil de, görünce veya online da olsa (youtube vs.) etkileşim içine girince, bireyin çağdaş düşünceleri özümsemesi kolaylaşıyor.
Onun için İngilizce'nin Türkiye'de daha çok bilinir ve konuşulur olmasının, insanların düşünce yapısını değiştirmekte daha etkili olabileceğini düşünüyorum mesela.
Bu gibi şeyler.
Bu kadar derin düşünmedim. Doğru olabilir.
Fakat şunu da düşünüyorum. Sorunları fazlaca din merkezli ve eksenli düşünmek, geniş çerçeveden bakma imkanını yok ediyor olabilir.
|
Tamam Boolean diyeyim sayet rahatsiz oluyorsan sorun degil, ilgisi olmaz olur mu yahu toplumlara iliskin? Bundan 1000 yil once de cagi yakalamis insanlar mevcuttu, simdi de mevcut, gelecekte de mevcut olacak. Akilci insan dedigin, ortalama zaten basite indirgeyerek ele almaz, sonuclar uzerinden irdelemez, daha gerisine bakip ele alir. Sonuc zaten ortada durmaktadir. Bu sekilde cozum uretilir.
Dusunmek, kafa yormak da bir meslektir ozunde, hatta insanligin en eski mesleklerinden birisidir. Bu yuzden kalite ve uzantilariyla, karsitlariyla ilgilidir.
Iste Steve Jobs olcut alinabilecek tek insan degildir dunyada. Onun yaptigi da kimsenin dusunemedigini (o donem icin) dusunebilmis ve ortaya koymus olmaktir. Ki onun uretimleri de insanlik uzerinde olumsuz baglamda elestirilebilir bu da bir gorece acisidir. Savunanlardan bahsetmiyoruz ki , kirbaclanan, recm edilen insanlar bahsettigimiz, savunansa yonetimler.
Peki dedikodu, sence ahlak denen kavrami sekillendiriyor mu?
Kadin haklari Osmanli'nin son doneminde de gunceldi, Cumhuriyetle birlikte daha hizli gecis yapti. Elbette Mustafa Kemal'in bu ulkeye kattigi degerler var, sonucta hicbir lider %100 kotu ve olumsuz degildir ki. Ama burada sadece Mustafa Kemal'in rolu yok orada yanilmaktasin, onu desteklemis, kavgasina inanmis, ardindan gitmis bir potansiyel var arkasinda. Gordugun gibi her zaman kalite belirlemez birseyleri.Qualification girer devreye, donemlere iliskin.Gelmis gecmis, dunyadaki her lider arkasindaki potansiyelle lider olur. Gokten zembille lider inmez yani.
Suudilere iliskinse, iste yukarda bahsettigim toplumlarin kirilma surecleri vardir, bazen hizli, bazen yavas seyreder. Cok uzaga degil, kisaca soyle bir misal Iran tarihine bakman yeterli. Ama tabi bu hizli/yavas sureci belirleyen bircok faktor var ayri konu.
Yoo ben atiyorum dogu kulturu de edinebilirim ayni iletisim araclari uzerinden. Bati olmazsa olmaz bir zorunluluk degil yani, onun da elestirelecek taraflari var farkli gorecede. Bunun disinda tabi ki bircok seye bir tikla ulasiyorlar. Edinmis olsalardi sayet, bugun insanlar kendilerini ahlak, ahlak diye kirmazlardi sanirim. Evet Avrupa'ya gidiyor, ama burnunun dibinde farkli geleneklere sahip kendi insanini ziyaret etmekten gocunuyor, ilginc degil mi? Yani atiyorum Kanada'li kalkip Mardin'deki etkinlige geliyor dusun..
Ingilizce'yi biliyor olmak, konusuyor olmak insanlarin dusunce yapisini direk degistirmez, yani eger ozel bir ilgi alani vs. yoksa. Ona bakarsan ulkemizde degil Ingilizce, 2-3 dil bilen egitimli issizler ordusu da var. Ulkeye iliskin sartlar burada biraz da belirleyici.
Din, mevcut gelenegin ciddi kismini kapsadigindan dolayi onemli bir unsur, elbetteki hersey demek degil, ama onemli unsur ve insanlar bildik dinden dahi kolay gecerler, ama geleneklerinden gecmeleri en zoru veya hatta bazen imkansiz olanidir.