Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Etik, Estetik, Sanat, Politika, Bilim & Eğitim

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #11  
Alt 25-04-2018, 07:42
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
Standart

Velhelebe´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu konularda bilgili değilim ama sosyalizm ve komünizmin kelimesi bile hoşuma gidiyor, huzur veriyor, giriş kitabı önerirseniz okumak isterim.

Bir anda olmayacağı çok açık eğer olacaksa bile. Ama insanlar süreci anlamakta zorlanıyor ve şimdiye indirgiyor her şeyi, her şey bir anda olması lazım, olmuyorsa olamaz diye düşünüyor. Dolayısıyla geleceği öngörmek zor geliyor.

Kapitalizm için yıllarca uğraşılmıştır mutlaka. Ama kapitalistler kapitalizmin dünyaya hükmedeceğinden emin olamazlardı, kesin olarak bilemezlerdi. Bugün de kapitalizmin değişebileceğini öngörsek bile yerine ne geleceğini bilmek söz konusu değil. Toplumsal olaylar çok kaotik, öngörü imkansız gibi zor dolayısıyla.

Objektif ve subjektif koşul ayrımı denince aklıma doğal ve iradi faktörler geliyor. Mesela doğanın, dünyanın değişimi objektif koşuldur. Ama insanların eylemleri, toplumsal şeyler de subjektiftir diye düşünüyorum. Objektif koşulların pek bir belirleyiciliği olduğunu sanmıyorum ben, doğadan izoleyiz artık. Subjektif koşullar belirliyor her şeyi, insanlar bebeklikten ölüme kadar işleniyor ve belli bir biçimde biçimlendiriliyor, bunun dışına çıkmak çok zor.

Hatta insan doğası itirazını bilirsiniz, objektif koşulla alakalı sanki bu. Ama insan doğada yaşamıyor artık, statik ve izole doğası da yok, ne olursa o doğası oluyor, belli bir doğadan ziyade olasılıklar var yani. Ama elbette aşırı uç olan ve uygulanmayacak teoriler de olabilir, fakat sosyalizm ve komünizm böyle uç değil sanki.

Sosyalizm ve komünizmin mümkünlüğünü anlamak için mevcut denemeleri anlamak zorundayız. Tarihte olan denemeler var ama kapitalist medyaya da güven olmuyor, hangi kaynaktan okunacağı belirsiz. Dolayısı ile bilinemezcilik açığa çıkıyor gibi. Belki de kapitalist uygulamalara bakarak sosyalizm ve komünizm teorisiyle ilişkilendirerek sonuca varılabilir, kapitalizm gözlemleri bile işe yarayabilir gibi.

Denemelerden sonuç çıkarmak için uygun koşulların olması gerekir. Bilimde bile deney yaparken uygun koşullar oluşturulur ve belli değerler sabit tutulup diğer değerin etkisi araştırılır, bunun için uygun ortam gerekir. Ama mesela evde o deneyler yapılamaz, çünkü uygun ortam yoktur. Sosyalizm ve komünizm de böyle sanki, deney için uygun ortam oluşturulamamış, hep içten ve dıştan saldırılar, ihanetler olmuş.

Dolayısıyla sosyalizm ve komünizm teorilerinin çürümesi söz konusu bile değil. Kapitalizmin kötü örneklerine bakıp kapitalizm çöktü demek gibi oluyor yoksa. Aslında bu teoriler tek tip değil, birçok farklı biçimde uygulanabilir. Nasıl ki kapitalist ülkeler arasında uçurum olabiliyor, dolayısıyla kötü örneği değil de iyi ve kötüyü birlikte değerlendirmek icap eder.

Ama maalesef kapitalizm kadar deneme olamadı tabi, izin verilmedi. Ama zamanında kapitalizm de zar zor deneniyordu ve yeniliyordu. Yenilme olsa bile bunun neyden kaynaklandığını bilmek lazım, sebep sonuç çok önemli. Mesela telefonun içini açarak bozabilirsiniz, bu demek değildir ki telefon bozuk üretildi. Sapasağlam olsa da dış etkilerle bozuldu. Sosyalizm ve komünizm de ekonomik ve toplumsal olarak gerçeğe uygun olmamasından değil de dış etkilerden çöktü ise aslında çöktü denilemez, çökenler devletler ve denemelerdir, ideolojinin kendisi değil. İşte bunca zorluk var, komünizm ve sosyalizmin başarılı olup olmadığı nasıl analiz edilecek bilmiyorum.
sayın velhelebe

hem devletlerden, devletlerin çöküşünden bahsedip hem de komünizme atıf yapılmaz.
komünizm bir devlet/iktidar biçimi değildir.
devletsiz sınıfsız iktidar/mülkiyet ilişkilerinin olmadığı bir yaşama biçimidir.
yani çöken reel sosyalist denemelerdir.

paris komünü ise zaten bir-iki ayda katliamla ortadan kaldırılmıştır.
bu kısa ömrüne rağmen sanayi toplumunda görülebilmiş yegane özgür katılımcı toplumsal birliktelik olmalarıdır.
bu onur parislilere aittir.

ayaklanmayı bastıran vatandaş ise, 789 burjuva devrimine kadar feodalite-kilise birlikteliğine karşı savaşırken
burjuva devriminin hemen sonrasında kilise okullarının kapatılmış olmasına ağıtlar yakmış geçmiş döneme güzellemeler yapmış.
çünkü artık bir üst yapı kurumu olan kilise feodalle değil burjuva ile ittifaka girmişti.

marks ısrarla üstyapıya atıf yaparken de haksız değildi.

marks tarihe topluma ekonomiye diyalektik/dinamik bakış yapabilmiş bir adamdır.
bunu bakunin de kropotkin de beceremedi. ne yazık ki öyle.
ama o bakışı mutlaklaştırmak marksizmi anlamamak dinleştirmektir.

proleterya diktatörlüğü de parti diktatörlüğü olmak zorunda değildir.
bu masalı anlatan lenindir.
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:48 .