
29-09-2024, 03:54
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669
|
|
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı
Dalga ve frekansların kaynağının madde olduğunu savunuyorsun. Eğer bunlar gerçekten maddenin bir ürünü ise, o halde maddenin en temel yapıtaşları olan atom altı parçacıkların dalga özellikleri göstermesini nasıl açıklayacaksın? Bu durum, maddeyi oluşturan şeylerin özünde zaten dalga özellikleri taşıdığını göstermiyor mu? Eğer bu doğruysa, dalgaların maddenin bir ürünü değil, aksine maddenin özünde yer alan daha temel bir gerçeklik olduğunu söylemen gerekmez mi?
Madde var diye dalga özellikleri oluşmuyor; dalgalar doğaları gereği zaten var olan fenomenlerdir. Bu durum kuantum alan teorisi gibi modern fizik yaklaşımlarında da görülür. Bu dalgalar, maddenin varlığına bağlı olmaksızın mevcuttur ve madde, bu dalga özelliklerinin bir tezahürüdür. Yani madde, dalga özelliklerinin sonucudur, tersi değil. Karıştırıyorsun. Örneğin, bir elektronun dalga fonksiyonu, elektronun uzayda var olma olasılığını belirler. Bu dalga fonksiyonu, elektronun varlığına bağlı değildir; elektron, bu dalga fonksiyonunun bir tezahürüdür. Dalga, maddenin varlığına ihtiyaç duymaz.
|
Gerizekalı argümanlara devam, oysa madde yok dalga, frekans yok, zaman da, konumda, etki, tepki de yok  Dalgalar, bildiğin su dalgaları gibi, sen sürekli yalan, dolan, çarpıtmalarla, gerinden üfüre, üfüre ve her üfürüğünü de atlaya, sıçraya(arsızlığın bir başka!) bu konulara neden yazıyorsun? Neden insan gibi öğrenme, düşünebilme çabası yerine üfürdüğün 1 tanrı için yapmadık çarpıtma, yalan, dolan, talan, istismar bırakmıyorsun.(AKP yetmiyormuş gibi, bıktık bu cehalet ve harami türünden, gına geldi, bari bu konularda olmasın!).
BİLAL'E ANLATIR GİBİ.

Aynı özelliği okyanusdaki su damlaları içinde varsayabilirsin. Dalga etkileşimle anlam kazanır, etkil eden, tepki veren, etkilenen, etkiyi aktaran... dalgaya yol açar, avare, biz buna dalga diyoruz, ama aslında özü maddi ortamda, parçalar arasında etki yayılımıdır.
A algılacıyısı -> moleküler yapıdaki parçalarla etkileşiyor olsun. haliyle her dalga etkileşiminde parçacıklar, alıcı üzerinde dalga algısı, etkisi oluşturacaktır(en makul cevap bu, ancak dingiller henüz anlayamıyor veya birilerinin işine gelmiyor).
1 su dalgasında parçalar olacaktır. Örneğin suda 1 damlayı iteklerseniz, o damla etrafını saran diğer tüm damlaları itecektir, bu diğer damlaların itkiye tepki, direnç göstermesiyle de anlam kazanacaktır, böylece /parçacıkalr arası da BOŞ OLMADI, MADDE YÜKÜYLE DOLU OLDUĞU İÇİN) etki-aktı halini aldığında, damlalar, moleküler yapı mevcut durumunu koruyamaz, ancak etki su yüzeyi ile altı arasında fark oluşturacağı için, yüzey, kıvrımlara marz kalacaktır, kaynağı madde, form-yapıalr(ister parçacık, ister parça, ister moleküler düzeyde, ilişkide olsunlar) etki-tepki ve madde yüküdür.
Bir masaya toprağı diz, bir taraftan itekle, ne olur? iteklediğin yönde toprak yükselti oluşturmaya başlar, dalga dediğimiz özünde, temelde kabaca bu. Hem konuyu çarpıttın, hem de cehaletinle, yetmedi süreğen masal uyduran bir aymazlıkla uğraşıyoruz.
Madde katıdır dedin, uzay yöne ve konuma tabidir dedin, maddesiz zaman, konum, dalga, frekans üfürdün -cehaletinle, bu basit ifadelerimden sonra tüm diğerleri gibi, bu zırvalıklarında ısrarcı isen, ne yazık ki yine kendine karşı adisin veya malsındır.
Bu konuda yazdım, yine yazıyorum, atomların içi de, dışı da, içinde olduğun ortam gibi, hava gibi maddeyle dolu, bu sebeple kaba, mekanik dalgalar gibi özellikler gösterse de, mikro seviyedeki dalgalar, tam da o madde yükü dediğimiz, atom altı parçacıklarında altında kavranması, tasvir edilmesi gereken madde yüküyle ilgilidir(yani atomun içi de boş değil!), yukarıdaki resimi mikro seviyede düşünün. Böylece mikro dalgalar, form-yapıların içinde ve dışında etkinliğini sürdürebiliyor, elbette bu kırılmalara yol açıyor(öyle değil mi!? Bir yerinden hayalet dalga üfüren : ). Burada yine bir etki-tepki yani iş vardır ve o sebeple de bu temeldeki ifadelerde enerji(iş kapasitesi) kavramı kullanılır, izah için, kavranması içindir yoksa enerji diye bir " şey" yok, enerji maddi formların iş kapasitesine denir, haliyle dalga yayılımları iş ve iş aktarımı halini alır(etki-tepki-> aktı)..
Yazdıkların yine kendi konu ettiğin söylemin dışında, itirazınla ilgisi yok. Soruma kısacık 1 cevap ver, trollüğü bırak da saçma sapan üfürklerini değerlendirelim, cevap 3 kelimeyi geçmez yahu;
Uzay ne(hangi) yöndedir?
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

29-09-2024, 05:01
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 21 May 2015
Mesajlar: 1.732
|
|
Klasik fizikte su dalgaları gibi örnekler yerinde, ama kuantum dünyasında durum tamamen farklı. Eğer kuantum alanları gerçekten "madde yüküyle dolu" olsaydı, bilim insanları evrenin başlangıcını bu alanlardan başlatmayı akıllarından bile geçirmezdi. Boşluğun yük ile dolu olduğu iddiasının buradan bile ne kadar saçma olduğu açıkça ortada.
Tanrıyı işin içine katmaya gerek yok, benim için her şey çok net. Madde, yerçekimi, etki-tepki gibi kavramlar aslında ne oldukları tam belli olmayan şeyler, ama açıklama adına kuvvet demişiz. Kaldı ki, senin dediğin gibi madde sonsuz bir döngüde olsaydı, bizim de mantıken tekrar tekrar ortaya çıkmamız kaçınılmaz olurdu. Yapıtaşları sonsuz bir devinimde olsaydı, her zaman diliminde yeniden ortaya çıkmamız gerekirdi—belki de sonsuzlukta sayısız kez. Bu durumda, maddeyi sürekli bir döngüde düşünmek, sonsuz sayıda tekrar eden varoluşları kabul etmek demek olur. Belki şu an bu tartışma, sonsuzluğun bir yerlerinde aynen şu anki gibi sayısız kez gerçekleşiyor olurdu.
|

29-09-2024, 14:27
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669
|
|
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı
Klasik fizikte su dalgaları gibi örnekler yerinde, ama kuantum dünyasında durum tamamen farklı. Eğer kuantum alanları gerçekten "madde yüküyle dolu" olsaydı, bilim insanları evrenin başlangıcını bu alanlardan başlatmayı akıllarından bile geçirmezdi. Boşluğun yük ile dolu olduğu iddiasının buradan bile ne kadar saçma olduğu açıkça ortada.
|
Evren(kişilere göre değişen, öznece sınırlanmış tanımlarla) başka, MADDE, VARLIK başka, uzay, madde başlayan bir şey değil, aksine zaman kavramının kaynağı. Uzay, zaman, maddeden ayrı ve bağımsız düşünülemez. Görelilik teorisi üzerinde yapılan çalışmalar defalarca ispatlamıştır.
Kuantum konusunda bilinen %1 dahi değil -o da çoğu yanlış biliniyor, çünkü gözlem araçları yetmiyor, tam da o boş olmayan, madde yüküyle dolu alana(maddeye bağlı anlam kazanır) dairdir ve eldeki gözlemler,üzerine masal yazılacak kadar dahi ileri gitmiş değil, uydurulan masallar ise cabası. Piyasada dolaşan bir çok uyduruk,,, masal, mitoloji, SAFSATA, çarpıtmadan, modern cehalet sömürüsünden ibaret, akıl, mantık dışı hayal gücü ürünleri.
Karanlık madde aranıyor değil mi? Karanlık denmesinin sebebi, kullandığımız kabaca büyük(!) aletlerle etkileşime girmemesi, hassasiyetin yetmemesi, bunu da bu başlıkta izah ettim. Hatta fotonların milyarlarca km. yol kat etmediğini, aksine mikro düzeyde madde yükü dalgalanmalarında -mikro titreşimler- dalga tesiri sürüklenen parçacıkların, maddi yükün alıcıya çarptığını iddia ediyorum, o sözde anlaşılmayan deneyleri de anlamlı kılmaktadır, ama şimdi sırası değil...
Dalga davranışlarına dair esas, temelde klasik veya modern diye bir ayrım yok, çeşitli ayrımları yapıyorsak, etki-tepkilerin, etkielşim-tepkileşimlerin çeşitliliği, şiddeti vb. ilgilidir! ALAN kavramı da, uzay, mekan, konum, zaman, hız vb. kavramlar gibi, maddeden ayrı, bağımsız düşünülemez.
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı
Tanrıyı işin içine katmaya gerek yok, benim için her şey çok net. Madde, yerçekimi, etki-tepki gibi kavramlar aslında ne oldukları tam belli olmayan şeyler, ama açıklama adına kuvvet demişiz.
|
Kuvvet, madde ve maddi yapılar arasında meydana gelen etkileşimler sayesindedir. Uzay, zaman, kuvvet, konum.............. -> MADDEDEN AYRI, bağımsız düşünülemez.
Senin en önemli silahın (yanlışın demiyorum, çünkü trolsün) madde, maddi yapı, ilişkilere dayanan, bağlı anlam kazanan ne kadar olgu, olay, kavram varsa, akıl, mantık dışı biçimde ayrıştırıp, maddeye karşı kullanmaktır.
Madem sana göre uzay yön bağımlıdır o halde, soruya yanıt ver, alakasız noktalara çarpıtma asıl meseleye gelelim;
Uzay ne(hangi) yöndedir?
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

30-09-2024, 04:57
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 21 May 2015
Mesajlar: 1.732
|
|
Einstein'ın birbirinden bağımsız olarak düsünülemezler ifadesi, genel görelilik teorisinde açıklanan Mekan, zaman, madde ve enerji arasındaki yakın bağlantıya atıfta bulunur.
Önemli olan nokta, zaman/mekanin, hareket ve yerçekiminin göreceli kavramında birbiriyle yakından bağlantılı olmasıdır. Ancak senin Zaman/ mekanın sadece madde ile bağlantılı sekilde var olduğu veya olabileceği düşüncen, görelilik teorisinin bulgularını göz önünde bulundurduğumuzda oldukça sığ bir düşüncedir.
Çünkü boşluk düşünüldüğünde, altta yatan yapının varligi anlaşılabilir, cünkü fiziksel anlamda bir etkileşim veya olay olarak yorumlanabilecek şekilde kendisini göstermez. Genel göreliliğin pratik uygulamasında da, mekan eğriliğinin ve ilgili geometrinin etkileri her zaman madde ve enerjinin dağılımı ve hareketiyle bağlantılıdır der einstein, hepsi bu. Maddeden bağımsız düşünülemez demesi, zaman/mekânın eğilip bükülmesine ilişkin söylenilmiş bir söz.
Çünkü teoride zamanın doğası, fiziksel olaylardan bağımsız olarak var olan bir boyut olarak görülür. Planck ölçeğindeki boşluk, yani evrenin en küçük ölçekteki yapısı, klasik anlamda madde yüküyle dolu değildir. Kuantum alan teorisine göre, boşluk (vakum) enerji dalgalanmaları ve sanal parçacıklarla doludur, ancak bu parçacıklar sürekli var olan madde veya yükler değildir. Bu dalgalanmalar, Heisenberg'in Belirsizlik İlkesi nedeniyle anlık olarak ortaya çıkıp kaybolmak zorunda.
Bu dalgalanmaların, yani enerji dalgalanmaları ve sanal parçacıkların Heisenberg'in Belirsizlik İlkesi nedeniyle anında ortaya çıkıp kaybolması önemli. Bu ilke, enerji ve zaman arasındaki belirsizliği ifade eder: Bir sistemin enerji seviyesindeki belirsizlik ile bu belirsizliğin gerçekleştiği zaman aralığı arasındaki çarpım, Planck sabitinin bir bölü iki katından büyük veya eşittir. Eğer bu dalgalanmalar olmasaydı, Heisenberg'in Belirsizlik İlkesi geçersiz olurdu. Çünkü bu ilke gereği bile, boşlukta enerji dalgalanmalarınin var olması gerekiyor.
Eğer boşluk madde yüküyle dolu olsaydı, bu dalgalanmalar ve belirsizlik ilkesiyle öngörülen fenomenler gerçekleşmez, bu da kuantum fiziğinin temel prensipleriyle çelişirdi.
Yani, Heisenberg'in Belirsizlik İlkesi, bu dalgalanmaların var olmasını zorunlu kılar. Bu olmadan kuantum dünyasının işleyişini açıklamak mümkün olmazdı.
Eğer boşluk madde yüküyle dolu olsaydı, bu durum hem kuantum fiziği hem de Einstein'ın görelilik teorisiyle de çelişirdi. Cünkü enerji ve parçacıkların konumları hakkında kesinlik getirirdi. Bu, kuantum mekaniğinin temel prensiplerinden biri olan belirsizlik ilkesini ihlal eder, ışığın hareketini etkiler, hızını değiştirir ve bu da özel görelilik teorisindeki ışık hızının sabitliği ilkesine aykırı olurdu. Dolayısıyla planck ölçeğindeki boşluk madde yüküyle dolu olamaz, olsaydı evrenin işleyişi hakkında bildiğimiz pek çok şeyi geçersiz kılardı.
Klasik fizik, dalgaları genellikle maddesel bir ortamda yayılan sürekli süreçler olarak ele alır, örneğin, su dalgaları veya ses dalgaları gibi. Kuantum mekaniği ise dalga-parçacık ikiliği gibi klasik fiziğin ötesine geçen kavramları içerir.
Etki-tepki ve etkileşimler elbette önemli, ancak kuantum dünyasında süreçler deterministik değil, olasılıksaldır. Bu, klasik ve modern fizik arasında temel bir ayrımı temsil eder. Kuantum mekaniğinde, parçacıkların davranışı kesinlikle tahmin edilemez; sadece olasılıklar üzerinden konuşabiliriz.
Alan kavramının maddeden ayrı ve bağımsız düşünülemeyeceğini söylüyorsun. Oysa fiziksel alanlar, özellikle kuantum alan teorisinde, maddeden bağımsızdir. Örneğin Parçacıklara kütle kazandıran alan, maddenin bir sonucu değil, aksine maddenin temel özelliklerini belirleyen bir yapıdır.
Uzay, zaman, konum ve hız gibi kavramların maddeden bağımsız olarak düşünülebileceği birçok fiziksel teori ve model var. Genel görelilik teorisi, uzay-zamanın maddenin varlığından etkilendiğini söyler, ancak bu, uzay ve zamanın madde olmadan var olamayacağı anlamına gelmez. Madde, uzay-zamanı bükerek yerçekimi etkilerini oluşturur o kadar.
Sonuç olarak, klasik ve modern fizik arasında dalga davranışları konusunda temel farklar mevcut ve alan kavramı, maddenin varlığına bağlı olmaksızın fiziksel gerçekliğin temel bir parçasıdır. Madem tartışıyoruz, o zaman dalga ve alan kavramlarının maddeden bağımsız olarak ele alındığını ve bu nedenle modern fiziğin önemli bir parçası olduğunu anlamalısın, aksi takdirde hep aynı noktaya geri döneriz.
|

30-09-2024, 07:25
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669
|
|
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı
Einstein'ın birbirinden bağımsız olarak düsünülemezler ifadesi, genel görelilik teorisinde açıklanan Mekan, zaman, madde ve enerji arasındaki yakın bağlantıya atıfta bulunur. ....
|
O kavramlar(mekan, zaman, enerji) madde, maddi olay, olgulara ATIFLA ANLAM KAZANIYOR zaten. kaç(50) kez detaylandırdık ya! Özel iş olsun diye atıfda bulunulmuyor, madde, maddi olay olgulara bağlı anlam kazanıyorlar, yani ->bağlılar  50 kere söyledik, biz "dil" kullanıyoruz, dolayısıyla kelimelerimiz, kavramlarımız var, cümlelerin ney e dair, ney e göreliği kavranmak zorunda, o kapasite şart!
Şimdi bazı hesaplarda HIZ ve birimleri, kavramını kullanıyoruz değil mi? "hımmm cümlelerde hız kullanıyor ve tüm hesaplar hıza göre yapılıyorsa demek ki hız; cisimlerden veya maddi olgulardan ayrı, bağımsız, kerameti kendinde menkul bir cisim(şey), varlıktır vs." demektesin. Derdin ne, üfürük tanrı yaratmak mı? Evet. Bu forumda aynı sahtekarlığı, trollüğü yıllardır yapıyorsun(her konuda, bilim, siyaset, din), sen kendine, ısrarla sahtekarlığı yol edinmeyi seçiyorsun.
Biz tümü için MADDE, madden, maddi diyoruz, ekstra bir şeyler üfürmeye ihtiyacımız yok. Bir daha tanımları ve temeli veriyorum, yine 50 olmuştur, yaptığın ucube hatayı hala göremiyor olmam mümkün mü? hayali biçimde 1 pinokyo tanrı var etmeye çalıştığın için, sahtekarlığı seçiyorsun, başka çaren yok.
Zaman: Maddi değişimlere bağlı, kıyas yoluyla soyutlarızr. Temelde olan hareket-değişimdir(maddi olgular). Hareket-değişim nesnel, zaman kıyasla anlam kazanan öznel bir kavramdır.
Boyut: Bir alanın ya da [B]nesne üzerindeki herhangi bir noktayı belirlemek için gereken minimum koordinat sayısı
Enerji: İş kapasitesi.
Kısaca yazdıkların, ucube argümanların, -doğru bilinenleri, yanlış şeylerle ilişkilendirip genellemek veya indirgemek de safsatadır- bütün çarpıtmaların, sahteliğin boş, nafile...
Sürekli dile getiriyorum ya, şaşırdık mı? hayır. forumda süreğen - hatta bu konuda bile söyemiştim ki sazan atladı, "Belirsizlik İlkesi" kişiliksiz, karaktersiz, fahişelerin(sermaye edinmek için türlü kişiliğe bürünenler) süreğen çarpıtarak kullandığı biçimde, istismar halini almaktadır. Cahil troller hiç şaşırtmıyor
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı
Bu dalgalanmalar, Heisenberg'in Belirsizlik İlkesi nedeniyle anlık olarak ortaya çıkıp kaybolmak zorunda.
|
Öncesi de, sonrası da, tüm yazdıkların da yalan, yanlış, çarpıtma, bunun gibi
Belirsizlik İlkesi Nedir?
Bir cismin konumu ile momentumunun ( Kütle* hız!) aynı anda tam doğrulukla ölçülememesi.
Parçalar, dalgalar gaipten var olup, yok olmuyor(etki sönümlenmelerinde ölçü aleti tetiklenmiyor!), -ki önceki yazımda değindim, alan boş değil, boş olarak düşünüldüğü sürece saçmalık bitmeyecek!. Bu algının sebebi, imkanlar, olanaklarımızın yetersizliğinden ve bazılarının da bilerek çarpıtmasından, alaksızca kullanmasından ileri gelmektedir. Bu ÖZNEL BİR SORUN. Tarih, henüz yeterince bilinmeyen, ölçülemeyenler için, periler, cinler, metafizik üfürüklerin üretildiği argümanlarla dolu, ne oldular? Çöp. Yani illa metafizik üfürüklerde bulunmanız şart değil, BİLİMSEL yaklaşın, DÜŞÜNÜN. Ölçemiyoruz(ölçüyoruz ama tam doğru ölçemiyoruz!) , bu ölçme işini alın bunun üzerinden evrenler yıkın, kurun, fiziği, nesneleri yok edin, dübürünüzden tanrı üfürün denmiyor, alakası da yok 
---------------------- Konuya gel -------------------------------
Senin en önemli silahın (yanlışın demiyorum, çünkü trolsün) madde, maddi yapı, ilişkilere dayanan, bağlı anlam kazanan ne kadar olgu, olay, kavram varsa, akıl, mantık dışı biçimde ayrıştırıp, maddeye karşı kullanmaktır. Madem sana göre uzay yön bağımlıdır o halde, soruya yanıt ver, alakasız noktalara çarpıtma asıl meseleye gelelim;
Uzay ne(hangi) yöndedir?
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

30-09-2024, 16:44
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 21 May 2015
Mesajlar: 1.732
|
|
Hologramlar, ışığın girişim ve kırınım özelliklerinden yararlanarak üç boyutlu görüntüler oluşturan tekniklerdir. Gerçek bir nesne gibi görünmelerine rağmen maddi değildirler; hareket ve hız algısının yarattığı bir çeşit optik yanılsamadırlar.
Eğer dediğiniz gibi olsaydı, o zaman maddeyle ilişkili olmadan hızın olamayacağı fikri, ışığın doğası göz önüne alındığında doğru değildir. Işık kütlesiz fotonlardan oluşur ve ışık hızı diye bir kavram vardır ve bu hız evrendeki temel fiziksel sabitlerden biridir. Dolayısıyla hız kavramı kütlesiz ya da maddesel olmayan varlıklar için de geçerlidir.
Hologramlarda hareket ve hız algısı ışığın özellikleri tarafından yaratılır. Bu durumda hız kavramı maddi olmayan bir görüntü için geçerli hale gelir. Bu da hız gibi kavramların sadece maddi nesnelere bağlı olmadığını göstermektedir.
Dolayısıyla hızın sadece maddeye bağlı olduğunu söylemek ışığın ve enerjinin doğasını göz ardı etmek olur. Işık hem dalga hem de parçacık özelliklerine sahiptir ve evrende ilerlerken hız kavramını taşır. Dolayısıyla hız ve hareket kavramları maddi olmayan bir şeyde de (örneğin bir hologramda) anlamlıdır.
Zamanında sadece maddi değişimlerle anlam kazandığını iddia ediyorsun, ancak rüyalar ve zamanın öznel algısı argümanına ters düşüyor. Zaman, sadece maddi olgularla sınırlı değildir. Rüyalarda, zaman algısı maddi değişimlere bağlı degil ve hatta fiziksel dünyadaki zamanla örtüşmeyebilir. Bu durum, zamanın maddi olaylardan bağımsız da anlam kazandığını gösterir.
Bu nedenle, zaman sadece maddi değişimlerle anlam kazanır iddian eksik. Zaman, hem nesnel hem de öznel bir gerçekliktir ve maddi olguların ötesinde algılanabilir.
Terimleride iki de bir sıkışınca alakasız yerlere cekerek niyet okumayı bırak, dürüst ol.
Yinede gaip" ifadesi, beklenmedik, gizemli veya olağanüstü bir şekilde ortaya çıkan olaylar veya bilgiler için kullanılıyormuş. Vakumdaki sanal parçacıklar da benzer bir şekilde, aniden ortaya çıkıp kayboluyor. Bu nedenle, "gaip" ifadesinin bilimsel bir karşılığı olarak düşünülebilirler.
|

30-09-2024, 17:21
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669
|
|
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı
Hologramlar, ışığın girişim ve kırınım özelliklerinden yararlanarak üç boyutlu görüntüler oluşturan tekniklerdir. Gerçek bir nesne gibi görünmelerine rağmen maddi değildirler; hareket ve hız algısının yarattığı bir çeşit optik yanılsamadırlar.
|
Nasıl madde, maddi değiller? Her yanlışını düzeltemem, düzeltsem de papağan gibi tekrar ediyorsun. Hologram oluşturmak için madde ve maddi olanaklar kullanılmıyorsa ne kullanılıyor? Işık da etki-tepki yayılımı, aslında bizlerde, ilgili organların(madde), etkilere dair tepki vererek görüyoruz, etki yok=etkiye verilen isim, kavram da yok. Madde yok=hiç bir "şey" yok, alıcısı da 
10.000 metrelik bir demir çubuğu 1cm iteklerseniz, 10.000 metre ucunda etkinin hissedilmesi kaç saniye sürer? (buna bir cevap versen, etki 10.000 metreyi ne kadar zamanda alır? Demir de, üstelik kaba diyeceğimiz biçimde madde, maddi form-yapı değil mi? 360 derece nereden bakarsan bak, madde yükündeyiz, bir okyanusun içi gibi... Şimdi bunu daha mikro düzeylerde düşünürsek?
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı
Eğer dediğiniz gibi olsaydı, o zaman maddeyle ilişkili olmadan hızın olamayacağı fikri, ışığın doğası göz önüne alındığında doğru değildir. Işık kütlesiz fotonlardan oluşur ve ışık hızı diye bir kavram vardır ve bu hız evrendeki temel fiziksel sabitlerden biridir. Dolayısıyla hız kavramı kütlesiz ya da maddesel olmayan varlıklar için de geçerlidir.
|
Hepsi = madde-n-dir. Madde=kütle demek değil, madde yükü miktarıyla ilgili, kaç kez izah ettim bunu? Diyorum ya dürüst değilsin, cahillik ayrı mesele. Madde dediğimiz, bin yıldır söylediğimiz muhtavalığıdır, biz muhteveya madde diyoruz, sen TANRI DİYORSUN YA, işte tanrı değil, madde. Metafizik de değil, metafiziğe de ihtiyacımız yok, çünkü şu, bu diye isimlendirdiklerimiz maddi form-yapılar+etki-tepkiler e dairdir. Elma, armut, taş, su, demir, pas, monitörün, üzerinde gördüğün her bir harf, renk, şu ya da bu, tümü de madde, maddi, kaynağı maddedir.
Bu yazdıklarının şu konuştuğumuzla ilgisi yok, her cevabın yanlış, çarpıtma ve gerçekten akıl, mantık dışı kelime oyunları! Geç bunları, dürüst olsan işlerdik, ama değilsin. her cevabında alakasız şeyler, bin dereden su getirme, seninle bu çorbaya çevirdiğin konuları tartışmıyorum, senin bazı iddia ve tirazların oldu!
1. Madde katıdır dedin, ama yalan, yanlış, maddeyi bu biçime indirgeyemezsin -şimdi 10 mesajdır yazdıklarının alakası ne? Alakasız 
2. Madem uzay sınırlı, yön ve konuma bağlı ve iddian bu, o halde şu soruyu cevapla. (ne alakası var 10 mesajdır çorba ettiklerinin?)
Alakası yok? Yani sana, şu ya da bunun, şu ya da bu kavrama muhatap olamadığı, olmadığı söyemler e dair " nasıl ki uzay yön kavramına muhatap değilse" örneği veriyorum ki "ARTIK BASİT İFADELERİ ANLAYASIN!", anlamak ne kelime, sen cümleyi mahiyetinden kopartıp, uzay sınırlıdır, yön bağımlıdır tadında ayrı bir tartışma konusu üretiyorsun. Tamam işte madem öyle soruyorum, cevap versene, bırak çamura yatmayı, konuyu boğmayı.
Buyur cevap ver;
Uzay ne(hangi) yöndedir?
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

30-09-2024, 19:47
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 21 May 2015
Mesajlar: 1.732
|
|
Hologramların oluşturduğu görüntüler maddi değildir; yani fiziksel bir kütleye veya maddeye sahip değillerdir. Hologramlar, ışığın girişim ve kırınım özelliklerini kullanarak üç boyutlu görüntüler oluşturan optik fenomenlerdir. Bu görüntüler, gerçek nesneler gibi görünebilir ama aslında sadece ışığın davranışının bir sonucudur ve maddi bir varlıkları yoktur.
Demir çubuğu örneğini veriyorsun, ancak bu örnek maddi bir nesne üzerinden etki ve tepkinin iletilmesini anlatır. Oysa hologramlarda bahsettiğimiz şey, maddi olmayan, kütlesiz ışık dalgalarının etkileşimidir. Işık, foton adı verilen ve kütlesi olmayan parçacıklardan oluşur. Dolayısıyla, hologramların oluşturduğu formlar, maddi bir ortama ihtiyaç duymadan, sadece ışığın özellikleriyle meydana gelir.
Işık hızı, maddi etkileşimlere bağlı olmaksızın boşlukta sabittir ve ışığın yayılması için maddeye ihtiyaç yoktur. Eğer ışığın yayılması madde yüküne veya maddi etkileşimlere bağlı olsaydı, uzay boşluğunda yıldızlardan ve galaksilerden gelen ışığı gözlemleyemezdik.
Sonuç olarak, hologramların oluşturduğu kütlesiz formlar, maddi bir temele dayanmaz ve demir çubuğu örneği bu bağlamda uygun bir karşılaştırma değildir. Hologramlar, enerji ve ışığın davranışlarıyla oluşan, maddi olmayan görüntülerdir. Bu nedenle, maddeden bağımsız fenomenlerin de var olabileceğini ve etkileşim yaratabileceğini kabul etmen gerekir. Hologramlarda görünen cisim, proton ve elektronlara sahip atomlardan oluşmaz; yani maddi bir yapısı yok ki maddi yük taşısın. Hologramın oluşturduğu görüntü, ışık dalgalarının girişim ve kırınım özelliklerini kullanarak ortaya çıkan optik bir fenomendir.
7D hologram teknolojisi, daha gelişmiş ve etkileyici bir projeksiyon teknolojisidir ve gösterilerde havada uçan nesneler veya canavarlar gibi gerçekçi görüntüler oluşturmak için kullanılır. Bu tür görüntüler, çok boyutlu ışık ve projeksiyon teknolojisi ile elde edilir. Ancak bu görüntüler, gerçek maddi varlıklar değildir; sadece optik bir yanılsamadır.Bir hologram, ışığın girişimine dayandığı için geleneksel anlamda maddi bir ortam gerektirmez, bilgiyi oluşturup iletmek için gerekli ışık dalgaları mevcut olduğu sürece boşlukta da görüntülenebilir.
|

30-09-2024, 22:46
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669
|
|
dine mine ne´isimli üyeden Alıntı
Hologramların oluşturduğu görüntüler maddi değildir; yani fiziksel bir kütleye veya maddeye sahip değillerdir. Hologramlar, ışığın girişim ve kırınım özelliklerini kullanarak üç boyutlu görüntüler oluşturan optik fenomenlerdir. Bu görüntüler, gerçek nesneler gibi görünebilir ama aslında sadece ışığın davranışının bir sonucudur ve maddi bir varlıkları yoktur.
|
Hala daha BOŞLUK diyesaçmalıyorsun, mutlak boşluk diye bir yer yok, madde yüküyle dolu -ışık, ses vb. dalgalar bu sayede anlam kazanır-, etkileşen, titreşen madde-ler. Tamamen boş bir alanda ne ışığı(etki-tepki biçimlerinden birisi) ne hologramı oluşturamazsın, g.ötünden sallama, ışık da madde, maddidir.
Görüntüyü oluşturan beynin, ışık etkisini oluşturan, kıran, veren, alan madde,yuh, pes. İnsan heykel de yapıyor değil mi? Burada fenomen olan ne? Heykelin maddi varlığı ne kadar ise, hologramla oluşturulan görüntüler de o kadardır, avare dingil! Baktığın monitörde ampullerden oluşuyor, monitörde bir manzara resmi olarak yorumlayacağın biçimde ampuller yanıp, söndüğünde, sen mal gibi monitöre bakıp, aa içinde manzara var diyorsun, monitörün içinde manzara falan yok, sadece ampuller yanıp, sönüyor, böylece ortamda oluşan etki, gözlerine etki ediyor, beyin de bu ampullerden gelen etkiyi yorumluyor, manzara kıyası, yorumu beyinde oluşturuluyor! Kısaca doğaya baktığında kaynağı doğa, monitöre baktığında kaynağı ışıktır, ancak taklittir(yani beyninde oluşturduğun aslında bir nevi -bilinçli- yanılgı, empati vs. çıkarımı yapılan -yani insan kurgusuyla sanki öyleymiş gibi varsayılan(!) manzara ise sanal -hayali manzara ise fenomen değil, fenomen öznenin yetisi, etki edenine tki biçimi vb. üzerine aranır!).
Güneş ışık kaynağı, madde, oluşturduğu etkilerden birisi de ışık, ısı(bu da aslında bir etkileşim) değil mi? Işığı maddeden ve aslında maddi etki temelinden bağımsız sanacak kadar cail veya sahtekarsın(ki defalarca açıkladım, ışık, ses, kuvvetler gibi soyutladığımız, kavramlaştırdığımız, kıyasladığımız, özünde(!) çeşitli MADDİ etki-tepkiler).
Günlerdir saçmalayıp, bol yalan yanlış, sahtekarlıkla konu neydi, nerelere getirdin, yeter artık zırvalamayı bırak, konuya gel, rezil trol. Gerizekalı türde masallar anlatma! Bırak masaldan tanrılar uydurup, uyduruklar adına bu derecede rezil, cahil, kepaze olmayı, değer mi? Bak ne demişim K.O.N.U.Y.A G.E.L;
1. Madde katıdır dedin, ama yalan, yanlış, maddeyi bu biçime indirgeyemezsin -şimdi 10 mesajdır yazdıklarının alakası ne? Alakasız
2. Madem uzay sınırlı, yön ve konuma bağlı ve iddian bu, o halde şu soruyu cevapla. (ne alakası var 10 mesajdır çorba ettiklerinin?)
... "nasıl ki uzay yön kavramına muhatap değilse" örneği veriyorum ki "ARTIK BASİT İFADELERİ ANLAYASIN!", anlamak ne kelime, sen cümleyi mahiyetinden kopartıp, uzay sınırlıdır, yön bağımlıdır tadında ayrı bir tartışma konusu üretiyorsun. Tamam işte madem öyle, soruyorum, cevap versene, bırak çamura yatmayı, konuyu boğmayı.
Buyur cevap ver;
Uzay ne(hangi) yöndedir?
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

01-10-2024, 02:08
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 21 May 2015
Mesajlar: 1.732
|
|

spartacus´isimli üyeden Alıntı
ışık da madde, maddidir.
|
Eğer ışık madde ise, karanlık nedir? Eğer ışık madde olarak tanımlanıyorsa, o zaman karanlık maddi bir yokluk mudur?
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:28 .
|