dine mine ne´isimli üyeden Alıntı
Okumadan yazmıyorum, senin yazdıklarını okuyup tutarsızlıklarını gösteriyorum. "Uzay biçimsizdir" dedim, evet, ama senin hamur-damla metaforunda asıl sorun şu: Biçimsiz bir zeminden damla gibi bir form nasıl çıkıyor? "Damlanın biçimi uzaya görelenemez" diyorsun, ama damlanın oluşması bir süreç değil mi? Bu süreci açıklamadan "50 kere anlattım" diye bağırman, boşlukları örtmüyor. Ben kelime oyunu yapmıyorum, senin "her şey bir bütündür" genellemeni sorguluyorum. Anlamadığın bu mu?.
|
Boşa uğraşma, bu paragrafından sonrasını okumadım, daha kelime oyunu
yapmıyorum derken bile
yapıyorsun. Süreç olması, biraz daha gitsek yok rengi demeye başlayacaksın,
farketmiyor, İÇKİN.
Kelime oyunu yapıyorsun işte. Süreç de, biçimle, birlikte, "zaman" demişim orada, içkin. Engel değil, mani değil. Yani o da içkin, nasıl içkin zaten açıkladım...
Biçimsiz uzayda damla nasıl oluyorsa ve aha şurada diyebiliyorsan, öyle, demek ki olabiliyormuş(yani sen lokalize edip, bütünü o lokalliğe sığdırmaya çalıyorsun, ben sana ne cevap vereyim ki şimdi? Nasıl ki aha şurda demen, ötekine bakıp kıyasın ise böylece biçimsiz uzayda bir lokalite sağlıyor ve
bu mümkün oluyorsa işte öyle. İyi düşün
lokalize ediyorsun, eden sensin, senin kıyasın, bu kıyası gidip bütüne dayatan da sensin, senin hatan, oysa gerçekte o şey herhangi bir yerdedir, belirgin, mutlak bir yerde değil. Uzaya göre bu kıyası yapamayız, kendimize ve şu ya da bu biçime göre kıyaslarız - bak içkin, içeride dönüyorsun, dışına çıkmıyorsun, içeride dönüyorsun).Soru yanlış...
Varlık-yokluk nerededir? Buyur göster, göster de biçim belirleyelim. Biçimler oluşuyor çünkü ne mutlak varlık ne de mutlak yokluk değil, çelişerek birlikteler, böylece hareket ve biçimler,,,, doğa... Neden anlatıyorum ki
O kavramlara vurulamaz diyorum, hala daha "o kavramlara vurup bir açıklama bekliyorsun",
o kavramlara göresi yok dolayısıyla o kavramlara göre açıklaması da yok, olmak zorunda da değil -kelimeler yettiğince, elimden geldiğince açıkladım. Yokluğu, uzayın kabulünü sorunsuz yapan sen, ilkin, varlığın kabulünü, zaten tüm bunların ancak birbirini sağlayan, bütünleyen olduğunu sağlaman, kavraman gerekiyor -ki söylemleri maksadıyla anlayabilesin, yazışabilelim.
Dürüst davranmıyorsun.
Boşver bunları, sana diyorum ki,
varlık-yokluğu bir hal durum, hareketi de doğası, çelişkisi olarak KABUL ET GİTSİN, biçimsiz olan bütün, bu hal, biçime engel değil. Bunu hamur örneğiyle zaten anlattım, gayet basit oluyor, varlık-yokluk, birbirini ötelediğinde, biçim, hareket doğal oluyor. Tanrına gelince en absürt şeyleri bile zerre veri, bilgi, akıli mantık, idrak olmadan öylece sorgusuz kabul etmiyor musun? Peki, o halde, Tanrı yokluğu nasıl yarattı, bunu anlattın mı kendine? Nasıl?