Vicdan doğru yol gösterici midir ? Eğer felsefi açıdan düşüneceksek, vicdan genellikle bir olayda, bir durum yada gözlemde varacağımız yargılar, ama bilhassa göstereceğimiz
o anki tutum ve muhasebe açısından öne çıkar, ama muhasebenin tümü değil sadece bir parçasıdır. Ne yapmalı, nasıl davranmalı, nasıl kurtulmalı yada kurtarmalı gibi soruları birer davranış tetikleme, belirleme olarak ortaya çıkartabilir. Ancak tetikleyici olması, tetiklemeden sonrası için belirlenecek yolu-hedefi ve doğruluğunu tayin etmez, yolu gereklendirir-bu gereksinime katkı sunar, bir niyet-sebep oluşturabilir-, ama yolun kendisini tayin etme dediğimizde devreye akıl, düşünce, bilgi(veri toplama ve analiz), irade, amaç, düşünce(zihniyet) gibi unsurlar girer.
İnsanların duyguları, düşüncelerinden ayrı ve bağımsız değildir, duyguyu, insan düşünce ve örgütlenişinden bağımsız ele almak ya niyetli bir davranış yada bilinçsiz bir yaklaşımdır. Düşünceler ile duygular arasında bir yalıtım değil bir ilişki sözkonusudur ve vicdan gözlem ve duyumlarla tespit edilen anlık durum açısından düşünceninde odağında bir davranış belirleyicidir. İkisi içinde ortak özellik algılardır. İnsan düşünceleri ise biyolojik bir yolla yada kalıtımla alınan bir miras değil, insanın kendisi ile çevresi arasında ki ve nesnel koşullar dahilinde iradesinden bağımsız-bağımlı girdiği tüm öznel-nesnel ilişkiler çerçevesinde oluşur ve gelişir. Duygular düşünceleri, düşünceler ise duyguları etkileyen bir rol oynar. Vicdan düşünce ve koşullardan bağımsız değildir. Kişi koşullarına göre de vicdan oluşturabilir ve bu doğaldır. Derenin bu yakası ve öte yakası arasında fark gibi.
Vicdan'ı aşırı derecede davranışlar ötesinde abartıp, sanki bunu bir bilgi kaynağı gibi sunulması dini felsefede öne çıkmıştır. Bir diğer açıdan doğru ve iyi kelimeleride dini felsefelerde aşırı derecede belirleyici unsur gibi öne sürülmüştür oysa bunlar kendi hallerinde ölçüt değillerdir. Yasaları dahi vicdana ve vicdanların yatıştırılmasına göre oluşturmak ne kadar doğru bir davranıştır? Bağıma girdi bostanı çaldı diye çalanın bir yerlerini doğramak vicdan mıdır? Evet vicdandır, bağ sahibinin ve toplumsal kaygıların vicdanı açısından yaklaşır isek yatıştırılmalı, bostanı alanın durumu açısından bakarsak acınmalı yada hiç acımamalıdır(buda vicdandır). peki ya koşullar, bunu kim değiştirecek, tespit ve tayin edecek? Adil olmak ise bağcının vicdanı ölçüsünde, diğerinin kolunu kesmek olarak ortaya çıkar, ama asla bostana tenezzül ettiren koşullarıda, bostan sahipliğinin bireyselliğinide ona olan ihtiyacıda-kısaca koşulalrı ve nedenleri- değiştirmez. Adillik, eşit şart ve
koşullarda anlam kazanmalıdır.
Adil olmak buda yol gösterici değildir, adillik fark koşullarında ortaya çıkar. Farkı çözmez ardından gelir ve dolayısıyla adil olmak yolu etkileyen bir unsur olabilir ama belirleyici ve tayin edici değildir. Vicdan gibi oda kaynak koşulları -farkları ortadan kaldırıcı- değiştirici değil, olay ve düşüncelerin etkisinde bir davranış belirleyici unsurdur. Bu gün dünya nüfusunun küçük bir azınlığı geriye kalan o çok büyük kitlenin sahip olduğuna sahiptir. Bu insanların insani olarak ve doğal bir şekilde doğadan yararlanmaları arasına çekilmiş koca bir farktır. Birincilerden dolayı oluşan fark ikincileri mahrum bırakmaktadır, birincinin elindekiler, ikincilerin üretimleri, emekleri bilemediniz çalışmaları üzerinden sağlanmaktadır. Adil olmak bize nasıl bir yol gösteriyor şimdi, peki ya vicdan? İnsanlar doğuştan sonraki koşullar ve düşünceler ile, eğitim ve bilinç ile etkilenirler, ve öyle bir hale gelirki kralın her şeye sahip olması, aç kalan toplumlar açısından bir amaç, bir vicdan haline gelebilir, bu yönde inanç ve bilinç oluşturup, örgütlenebilir(din bir örnektir).
Sevgili preach, aslında cevaplayan bir soru sorsun yöntemi, felsefe açısından geçerli değil, bir konu cevaplanmış olmadan bir başka konuya geçemeyiz. Acele etmeyelim derim