Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Dinlerden Özgürlük > Özgür Düşünce Platformu > Agnostisizm

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #61  
Alt 03-09-2014, 08:28
Dialectics - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Dialectics Dialectics isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Jul 2014
Mesajlar: 1.765
Standart

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Var-yok bir iddiadır sizin tabirinizle. Evrene etki eden bir zeka???? Dediğim gibi kurgusal, spekülatif, spekülatif üzerinden bilinemez yargısı nasıl üretebilelim... Bu şekilde süperman var mı? Yok mu demekle eşdeğer benim için zira böyle bir zekayı ne gördük, ne işittik ne de olması gerektiği yönünde elimizde tek bir done var. Evren sürekli deviniyor ve bunun için illa bir irade gerekmediğini milyon kere gözlemledik, bunca devinim, maddeler arası ilişkiler açığa bir dolu olasılık ve olay çıkartıyor. Zeka illa gerekli mi? Örneğin yağmurun yağması için zeka gerekli mi? Tanrı gerekli diyenlere en kestirme yanıt deniz iklimi ile karasal iklim farkıdır. Yani bilinemez tarzı bir kesinlik eni sonu yargıdır. Yargı için ise somut bilgi, veri, kaynak gerekir. Hadi tümünü geçtik araştırmaya muhtaçtır diyelim, bu halde bilinemez sonucuna nasıl varabilelim.

Evet, evren bir iradeye ihtiyaç duymaksızın "fizik, kimya ya da biyolojik yasalara" tabi olarak deviniyor. Peki bu bilimsel yasalar aslında nedir? Uygulamalı Matematiktir. Matematikte bir şey keşfedersiniz, örneğin türev ve integrali. Örneğin integralin aslında zamana göre anlık olarak değişen bir "değerin" toplam değerini verdiğini keşfedersiniz. Enerji dediğimiz şey de "güç" denilen kavramın integralinden başka bir şey değildir.

Matematikte belli bir frekans ve genlikle zamana göre değişen sinüs, cosinüs vb. türevi dalgalar vardır, bir fonksiyon olarak bunları ifade edersiniz; reel hayatta ses, ışık, koku vb. gibi şeylerin de aslında birer sinüs dalgası olduğunu bulursunuz...

Özetle HER ŞEY MATEMATİKTİR. Peki, matematik nereden gelmektedir? Ne zamandan beri 2x2=4 etmektedir? Big Bang'i yöneten fizik yasaları vardı. Bundan 13.72 milyar yıl önce de iki hidrojen atomu şu andakiyle aynı hızla çarpıştığında Helyum atomunu oluşturuyordu. O zaman Big Bang'i yöneten yasalar, Big Bang'ten önce de vardı. Madde evrimleşiyor, değişiyor ancak fizik yasaları değişmiyor, milyarlarca yıldır aynı kalıyor.

Matematik sonsuzdur. Bildiğimiz fiziksel kainat var olsa da, yok olsa da 2x2=4 etmeye devam edecektir.

Ama matematiği keşfimiz sürüyor. Yeni matematiksel kuramlar, açıklayamadığımız olaylara dair fizik yasaları bulmamıza olanak veriyor.

Peki Matematik nedir??? Matematik herşeydir. Evren, kendi kendini çözümlemekte olan büyük bir matematiksel denklemdir...

Bizler dünyanın şarkı söyleyip dans eden çöpleriyiz.
Alıntı ile Cevapla
  #62  
Alt 03-09-2014, 11:05
vishnu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
vishnu vishnu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Jan 2012
Bulunduğu yer: ankara
Mesajlar: 834
Standart

evrende apaçık bir zeka görülmektedir. ince ayar adlı bu argumanlardan kurtulmak için sonsuz sayıda evren oldugu iddia edilmektedir. yani evren pat güm işlemiyor. canlılardaki yapılarda bunu gösteriyor...



Martin Rees formulates the fine-tuning of the Universe in terms of the following six dimensionless constants.[12][13]

N, the ratio of the strengths of gravity to that of electromagnetism, is 1,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000. According to Rees, if it were smaller, only a small and short-lived universe could exist.[13]

Epsilon (ε), the strength of the force binding nucleons into nuclei, is 0.07. If it were 0.06, only hydrogen could exist, and complex chemistry would be impossible. If it were 0.08, no hydrogen would exist, as all the hydrogen would have been fused shortly after the big bang.

Omega (Ω), also known as the Density parameter, is the relative importance of gravity and expansion energy in the Universe. If gravity were too strong compared with dark energy and the initial metric expansion, the universe would have collapsed before life could have evolved. On the other side, if gravity were too weak, no stars would have formed.

Lambda (λ) is the cosmological constant. It describes the ratio of the density of dark energy to the critical energy density of the universe, given certain reasonable assumptions such as positing that dark energy density is a constant. Lambda is around 0.7. This is so small that it has no significant effect on cosmic structures that are smaller than a billion light-years across. If it were extremely large, stars would not be able to form.

Q, the ratio of the gravitational energy required to pull a large galaxy apart to the energy equivalent of its mass, is around 1/100,000. If it is too small, no stars can form. If it is too large, no stars can survive because the universe is too violent, according to Rees.[

D, the number of spatial dimensions in spacetime, is three. Rees claims that life could not exist if there were two or four

insan olsak yeter
Alıntı ile Cevapla
  #63  
Alt 03-09-2014, 12:26
yaban adami yaban adami isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 29 Dec 2013
Mesajlar: 49
Standart

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster



Varlığın ilksel kaynağı olduğuna dair ne gibi bir done var elinizde. Hemde ilksel, yani varlık yokken size göre varlık vardı(ki zaman faktörü olabilsin) bu anlamda çelişkiye düşmüyormuyuz.

Zaman nedir, varlık dediğiniz şeyin hareket ve değişim, deviniminden açığa çıkarttığımız soyut bir kavram. Bizim soyut kavramımız mı belirleyici, yoksa soyut kavramımızı açığa çıkartan varlığın, ortadalığı mı? Kim iddia ediyor ki, varlığın yoktan türediğini? Ya da ne gibi bir bilgi var ki elinizde buna bilinemez diyebilelim?

varlığa ilişkin birtakım temel soruları sorabilmek için varlığın duyularımıza kendini açması yeterli bir sebep değil midir? duyularımıza böyle bir veri ulaştığına göre, bize duyu verileri olarak ulaşan varlığın nereden hasıl olduğu, varlığın neden varolduğu, kendi içindeki ilişkilerini düzenleyen yasaların neden başka bir biçimde değilde bu haliyle tezahür ettiği gibi bazı temel soruları sorma hakkımız vardır diye düşünüyorum. insanoğlunun karşılaştığı fenomenlere yönelttiği temel sorulardır bunlar.
Alıntı ile Cevapla
  #64  
Alt 03-09-2014, 18:01
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

yaban adami´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
varlığa ilişkin birtakım temel soruları sorabilmek için varlığın duyularımıza kendini açması yeterli bir sebep değil midir? duyularımıza böyle bir veri ulaştığına göre, bize duyu verileri olarak ulaşan varlığın nereden hasıl olduğu, varlığın neden varolduğu, kendi içindeki ilişkilerini düzenleyen yasaların neden başka bir biçimde değilde bu haliyle tezahür ettiği gibi bazı temel soruları sorma hakkımız vardır diye düşünüyorum. insanoğlunun karşılaştığı fenomenlere yönelttiği temel sorulardır bunlar.
Burada onemli olan neyin soruldugundan ziyade, sorulan soru ne olursa olsun, verilen yanitin; bilimsel olmasidir. Yani gozlem vermesidir.

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #65  
Alt 03-09-2014, 23:16
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668

Onur Üyeliği 

Standart

yaban adami´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
varlığa ilişkin birtakım temel soruları sorabilmek için varlığın duyularımıza kendini açması yeterli bir sebep değil midir? duyularımıza böyle bir veri ulaştığına göre, bize duyu verileri olarak ulaşan varlığın nereden hasıl olduğu, varlığın neden varolduğu, kendi içindeki ilişkilerini düzenleyen yasaların neden başka bir biçimde değilde bu haliyle tezahür ettiği gibi bazı temel soruları sorma hakkımız vardır diye düşünüyorum. insanoğlunun karşılaştığı fenomenlere yönelttiği temel sorulardır bunlar.
Olabilir ilk yazımda, sonrakinde dediğim gibi öne sürdüğünüz şey spekülatif(kurguya dayalı), bu nedenle bir yargıya varmak ne kadar anlamlı? Hiç bir zaman bilmeyebiliriz -ki belkide yanlış sorulara doğru yanıt vermek dahi kurtarmıyordur, belki sorularımızı anlamlandıracak hiç bir donemiz yoktur, eni sonu bilmiyoruz deriz. Bilinemez(ki bu bir yargı) demektense biz yani insanlar bilmiyoruz(bilmediğimiz için) diyebiliriz. Bilinemezlik hangi özneye yüklenirse bu o öznenin özelliği haline gelir. O zaman da sormam gerekir o öznenin nesini gördünüz, incelediniz ki bilinemez olduğu kanısına vardınız.

Varlık, sürekli deviniyor ve devindiği içinde sürekli değişiyor ve değiştiği içinde bizim açımızdan ilkler, sonlar, başlangıç ve bitişler kısaca zaman anlamlı oluyor, lakin bu genel-tümüyle varlık adına değil, değişen-devinen tüm nesneler adına geçerli. Kaya ufalanır toz olur, toprağa karışır, suya gider kum olur vb, başlangıç-bitiş, ilk-son tümüde bu minvalde. kaya iken de varlığın parçası, kum ikende, toz ikende, yani varlık genel kapsayıcı bir terim. Zaman tamamen maddeye(değişimlerine, hareketine) bağlı soyutladığımız bir kavram, madde yok, varlık yok, zaman da yok, ilk diye bir şeyin anlamı da.

Atıyorum bir elma neden çürür? Bir çok insan kanıksatılan dünya görüşü gereği zaman geçtiği için diyebilir, yani bize aşılananlar genelde lineer bilgi. Peki bu elma dondurulursa? Demek ki zamanla çürüdüğü yok, ortam dahilinde diğer maddelerle girdiği ilişkiler, ortamın ısısı, kendi iç çelişkileri(erimeli ki çekirdeğe gıda olabilsin) vs etken burada, ama zaman değil. Zaman ne zaman bizim için anlamlı, elma çürüdüğünde, biz o zaman diyoruz ki elma çürümeden önce, çürüdükten sonra, böylelikle zaman kavramı oluşuyor... Kısaca sanılanın tersi, zaman geçtiği için çürümedi, çürüdğü için zaman kavramı ortaya çıktı.

Varlığın ilki diyebilmemiz, bir öncelik, sonralık belirtebilmemiz için zamana ihtiyacımız var, zaman için ise varlığa.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #66  
Alt 03-09-2014, 23:21
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668

Onur Üyeliği 

Standart

yaban adami´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
duyularımıza böyle bir veri ulaştığına göre, bize duyu verileri olarak ulaşan varlığın nereden hasıl olduğu, varlığın neden varolduğu, kendi içindeki ilişkilerini düzenleyen yasaların neden başka bir biçimde değilde bu haliyle tezahür ettiği gibi bazı temel soruları sorma hakkımız vardır diye düşünüyorum.
Sorma hakkınız elbette var, ben yok demedim ki? Yazımı irdelediğiniz de sormayın, hakkınız yok demedim, BİLİNEMEZ yargısı üzerine yazdım, bunlar çok farklı şeyler. Yani bu yargı bana ait değil ki, ben bu yargıyı eleştiriyorum ve soruyorum nasıl bu kanıya vardınız? Nedir o bilinemez olan? Ama lütfen spekülatif(kurgu) olmasın.

Bakın bilmiyoruz, bilemeyiz değil burada mesele, mesele özneye, ya da her ney ise nesneye dönüp bilinemez özelliği-sıfatı yükleniyor olması. (böyle bir yükleme, özellik giydirme gibi bir yaklaşımda bulunduğunuzda zaten o şey her ne ise önceden biliyor(!) ya da bilinebilir hale getirmiş oluyorsunuz, çıkmaz sokak-çelişkide burada, hem bilinemez deyip hemde öte yandan biliyor olmak).

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #67  
Alt 03-09-2014, 23:31
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668

Onur Üyeliği 

Standart

vishnu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
evrende apaçık bir zeka görülmektedir. ince ayar adlı bu argumanlardan kurtulmak için sonsuz sayıda evren oldugu iddia edilmektedir. yani evren pat güm işlemiyor. canlılardaki yapılarda bunu gösteriyor...
Hayır göstermiyor. Evren dediğin ya da yazdığın anda sırf kendi bedeninizde dahi binlerce değişim oldu...

Gözlemlediğimiz evren(salise de diyeyim katrilyonlar kez katrilyon ilişki-hareket-değişim) ya da gözlem verilerinden çıkan sonuç evrenin yönetilmediği hatta kaos hakim olduğu ve kaostan bir dolu olay-oluşum açığa çıktığıdır... Her tarafı gök taşı ile delik deşik bir gezgende yaşamıyor oluşumuz ayrıcalık değil, olasılık. Aynen size düşen bir yağmur damlasının milyarlarcanın içinden denk gelmesi gibi, ne sizin, ne de aslında o damlanın bir ayrıcalıklı yanı yok, bu tür söylemler özneldir, kişiye göredir. Siz kendinize göre o damlaya ayrıcalık tanıyabilirsiniz, özellikle bana düştü bile diyebilirsiniz, hatta bir irade yaptı bunu, ya da evrendeki tüm hareketin ardında bir zeka var bile diyebilirsiniz, yani bir engeliniz olmaz-olamaz, lakin söyleminiz hem öznel hem de spekülatif. Kurgudur, ve eleştiriye açık olmalı.

Yağmur bir zeka olduğu için değil eni sonu kütle çekimine yenik düşüyor. Neden illa zeka yükleme gereği hissedelim, bir çok olay, olgu tamamen akılsız, zekasız, iradesiz.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #68  
Alt 04-09-2014, 00:03
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

vishnu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
evrende apaçık bir zeka görülmektedir. ince ayar adlı bu argumanlardan kurtulmak için sonsuz sayıda evren oldugu iddia edilmektedir. yani evren pat güm işlemiyor. canlılardaki yapılarda bunu gösteriyor...



Martin Rees formulates the fine-tuning of the Universe in terms of the following six dimensionless constants.[12][13]

N, the ratio of the strengths of gravity to that of electromagnetism, is 1,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000. According to Rees, if it were smaller, only a small and short-lived universe could exist.[13]

Epsilon (ε), the strength of the force binding nucleons into nuclei, is 0.07. If it were 0.06, only hydrogen could exist, and complex chemistry would be impossible. If it were 0.08, no hydrogen would exist, as all the hydrogen would have been fused shortly after the big bang.

Omega (Ω), also known as the Density parameter, is the relative importance of gravity and expansion energy in the Universe. If gravity were too strong compared with dark energy and the initial metric expansion, the universe would have collapsed before life could have evolved. On the other side, if gravity were too weak, no stars would have formed.

Lambda (λ) is the cosmological constant. It describes the ratio of the density of dark energy to the critical energy density of the universe, given certain reasonable assumptions such as positing that dark energy density is a constant. Lambda is around 0.7. This is so small that it has no significant effect on cosmic structures that are smaller than a billion light-years across. If it were extremely large, stars would not be able to form.

Q, the ratio of the gravitational energy required to pull a large galaxy apart to the energy equivalent of its mass, is around 1/100,000. If it is too small, no stars can form. If it is too large, no stars can survive because the universe is too violent, according to Rees.[

D, the number of spatial dimensions in spacetime, is three. Rees claims that life could not exist if there were two or four
Evrende, nerede goruyorsun, bu sadece insanogluna ozgu gelismis zekayi?

Ayrica bu "zeka gormek" ve bunun apacikligini neye bagliyorsun?

Sonucta bu tip soylemler, ne uzerinden degil de; kim uzerinden, fenomen uzerinden degil de, numen uzerinden hareket etmektir.

Bu da zaten bir "designer" aramaktan baska bir sey degildir.

Neden sadece gozlemlerimize odaklanmiyoruz da, illa bunun arkasinda bir kim ariyoruz?

Ayrica buradaki kim zaten, butun bu gozlemi alan ve kendi turune kendi yetileri ile kavramsal bilgisi ile bildiren, insanogludur.

Tek farki "Evreni ortaya koyan bir kim var/bu kim benim" den yola cikmak degil, aksine "evren fenomeni benim algima gozlem veriyor, ben de bu gozlemi kendi yetilerim ile ve kendim icin, kavramsal bilgi ile yine kendime bildiriyorum." demesidir.

Zaten insanoglunun kendi ozelliklerini gozlemlediginde de aramasinin akilciligi budur. Yani kendi yeti ve ozelliklerini her gozlemledigine, oznel, ozel ve kim temelinde eklemek.

Bunun adi "metafizik/ontolojik naturalism" dir. Bilim ise "yontemsel/epistemolojik naturalism" den yola cikar.

Yani insanoglu disinda bir ozne ve kim aramaz.

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #69  
Alt 04-09-2014, 00:22
vishnu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
vishnu vishnu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Jan 2012
Bulunduğu yer: ankara
Mesajlar: 834
Standart

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Evrende, nerede goruyorsun, bu sadece insanogluna ozgu gelismis zekayi?

Ayrica bu "zeka gormek" ve bunun apacikligini neye bagliyorsun?

Sonucta bu tip soylemler, ne uzerinden degil de; kim uzerinden, fenomen uzerinden degil de, numen uzerinden hareket etmektir.

Bu da zaten bir "designer" aramaktan baska bir sey degildir.

Neden sadece gozlemlerimize odaklanmiyoruz da, illa bunun arkasinda bir kim ariyoruz?

Ayrica buradaki kim zaten, butun bu gozlemi alan ve kendi turune kendi yetileri ile kavramsal bilgisi ile bildiren, insanogludur.

Tek farki "Evreni ortaya koyan bir kim var/bu kim benim" den yola cikmak degil, aksine "evren fenomeni benim algima gozlem veriyor, ben de bu gozlemi kendi yetilerim ile ve kendim icin, kavramsal bilgi ile yine kendime bildiriyorum." demesidir.

Zaten insanoglunun kendi ozelliklerini gozlemlediginde de aramasinin akilciligi budur. Yani kendi yeti ve ozelliklerini her gozlemledigine, oznel, ozel ve kim temelinde eklemek.

Bunun adi "metafizik/ontolojik naturalism" dir. Bilim ise "yontemsel/epistemolojik naturalism" den yola cikar.

Yani insanoglu disinda bir ozne ve kim aramaz.
gözlemimiz zekayı gösteriyor. arkeolojik kazı yapıp bir kupa buldugunda burda insan yani zeka sahibi bir varlık yaşamış diyorsun. gözlemin seni oraya götürüyor. gözlemin direk sonucudur.

kaldı ki rastlantı desen de bu gözlemin sonucunda çıkan bir sonuçtur.

insan olsak yeter
Alıntı ile Cevapla
  #70  
Alt 04-09-2014, 00:25
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

vishnu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
gözlemimiz zekayı gösteriyor. arkeolojik kazı yapıp bir kupa buldugunda burda insan yani zeka sahibi bir varlık yaşamış diyorsun. gözlemin seni oraya götürüyor. gözlemin direk sonucudur.

kaldı ki rastlantı desen de bu gözlemin sonucunda çıkan bir sonuçtur.
Burada goturen senin gozlemindir, evrenin evren olarak kendi gozlemi degil.

Sen burada direk gozlem yerine, gozlemini akilciliga tasiyorsun ve gozledigini degil; kendince inandigini dile getiriyorsun.

Zaten bilim ile digger algilari biribirinden farkli da kilan budur.

Yani bilim "okuz altinda buzagi aramaz" bakar ve buzagiyi gorurse bildirir, gormezse de bildirmez.

Eger okuz altinda bir buzagi olabileceginin mantiksal olabilirlik temelinde bir teorisini ya da varsayimini getiriyorsa da, bunun bilimselliginin ancak bu gozlemin alinmasi temelinde bildirir.

Yani "gunes o mesafeye dunya da canlilikm olussun diye kondu" demez.

"Gunes orada o mesafede oldugu icin, canlilik olustu" der.

Yani bir kimden degil; bir gozlemden yola cikar.

"biz insanoglu oldugumuz icin boyle degiliz", "boyle oldugumuz icin insanogluyuz.

Yani bilimsel olarak, ortada once bir teleoloji (amac, gaye, erek) aranmaz, ne gozlem aliniyorsa; sadece o gozlenir ve bildirilir. Teleoloji aramak, sadece insanoglunun akilci bir inancidir.

Cunku fenomen de teleoloji yoktur. Ancak numen yetisi olan fenomende teleoloji olur. Bu da zaten aklin bir istemidir.

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Konu evrensel-insan tarafından (04-09-2014 Saat 00:35 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Zaman var mıdır? Olimpiyat Felsefik Tartışmalar 21 22-02-2018 00:27
Tesadüf var mıdır ? Şüpheci Dinsiz Klasik Mekanik 51 19-02-2016 00:45
Ateizm, deizm, panteizm, panenteizm ve agnostisizm erdm34 Özgür Düşünce Platformu 21 24-02-2011 16:53
Gnome Var mıdır? yucemanitu Konu-dışı 18 03-08-2009 12:41
Agnostizm, Teizm ve Ateizm üzerine bir kaç kelam himgil İslam 1 31-03-2007 15:53

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:31 .