Varta´isimli üyeden Alıntı
Benimde merak ettiim bir konu var...Neden gezegenler 'Küre' biçimindedir...
|
Çok güzel bir soru. Gerçi ALKA soruna yanıt vermiş ama, bu yanıt içinde birkaç şey eksik.
Senin soruna yanıt için Einstein Teoremi'ni kullanacağım.
Einstein'a göre yıldızların ışıklarını ancak çok büyük kütleli cisimler kırabilir. İngiliz ölçümcüsü Edington Einstein bu teoreminden hareketle 29 Mayıs 1919'da meydana gelen Tam Güneş Tutulması'nda 2 adet fotoğraf çekti. Fotoğraflardan biri tam Güneş Tutulması anında yani Ay Güneş'i tam olarak örttüğü zaman (Total Eclipse) ve diğeri de gece çekildi. Bu 2 fotoğraf Londra'daki Kraliyet Akademesi'nde üst üste konularak karşılaştırıldı ve Güneş'in yıldızların ışıklarını kırdığı (yıldızların yerlerindeki kaymalardan dolayı) ortaya çıktı. Bu sonuç, Einstein'ın "Genel Görelilik Teorisi"ni doğruladı!
İşte bu teoremde olduğu gibi bir gök cisminin Küremsi biçiminde olabilmesi için gerek ve yeter koşul;
1) Gök cisminin yeterince büyük olması,
2) Bu gök cisminin bir yerçekimi etkisi altında uzun bir dönemde dönmesi
gerekir. Misal: Güneş Sistemi'ndeki gezegenler ve (bazıları hariç) bu gezegenlerin uyduları küremsi şekildedir. Dünya ve uydusu Ay, Jupiter ve uyduları küremsi şekildedir. Fakat Mars küremsi olması olmasına rağmen uyduları Deimos ve Phobos küremsi şekilde değildirler. Çünkü Deimos ve Phobos Ay gibi yeterince büyük değillerdir. Bu da, bu uyduların milyarlarca yıl Mars'ın etrafında dönmesine rağmen yani 2. madde gerçeklenmesine rağmen, 1. madde gerçeklenmediğinden neden küremsi hale erişemediklerini açıklar.
Bu açıklamalara göre Ay neden küremsi şekildedir? diye bir soru sorarsanız, başlangıçta (4,5 milyar yıl önce) Ay Dünya ile çarpıştıktan sonra Ay ve Dünya'dan büyük toprak parçaları uzaya saçıldı (ki bu durumda Ay'ın şekli küremsi değildi) ama daha sonra Dünya ve Ay yerçekimi güçlerine orantılı olarak uzaya dağılan bu toprak parçalarını döne döne toparladılar ve her ikisi de küremsi forma girdi.
Bu arada, Ay Dünya'dan şimdiki gibi uzakta (384,000-400,000 KM) değildi ve Ay'ın Dünya üzerindeki çekim gücü ihmal edilemeyecek kadar yüksekti. Bu durum Dünya'da hayatın başlangıcında yer alan canlıların dev cüsseli olmasıyla doğrudan ilgilidir. Örneğin devasa cüsseli Dinozorların Ay'ın yüksek çekim gücüne karşı koymuş olması (ki devasa cüsseleri Ay'ın çekim gücü için adeta bir paratoner gibiydi) hiç de şaşırtıcı değildir. İnsanoğlunun Dünya'da ortaya çıkışı Dinozor neslinin 60 milyon yıl önce yok olmasından sonraya denk gelir.
Ünlü evrimbilimci Richard Dawkins insanoğlunun Dünya'ya uzaydan gelmediğini ya da yaratılarak ortaya çıkmadığını, ilk canlıdan kendisine kadar evrilerek ortaya çıktığını söyler. Bu durumda, ona göre, balıklar bizim büyükbabamızdır.