Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Konu-dışı

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 24-02-2011, 18:26
errata - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
errata errata isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Sep 2007
Mesajlar: 2.212
Standart Sevan Nişanyan, Şirince Köyü'nde mevcut mallarını Nesin Vakfı'na bağışladı

Radikal gazetesinin haberi:

Basına bir açıklama yapan Nişanyan, “Bu evler insanlara güzelliği ve özgürlüğü hatırlatmak amacıyla yapıldı. Benim malım değildir. Köyün malıdır. Ülkenin malıdır. İnsanlığın malıdır. Kalıcı olmaları açısından Nesin Vakfı’nın daha uygun bir el olacağını düşündüm. Bağış fikri zaten uzun zamandan beri vardı. Son günlerde yaşadığımız acı olaylar, sürecin hızlanmasını sağladı,” dedi.

Nesin Vakfı adına bağışı kabul eden Prof. Dr. Ali Nesin, “Zenginliğimize zenginlik, güzelliğimize güzellik katıldı. Nesin Vakfı’nda yetişen çocukların bu güzelliğin seviyesine yükselmeleri ve bu güzelliği haketmeleri için elimizden geleni yapacağız. Her bağış gibi bu bağış da bize görev ve sorumluluk yüklüyor,” dedi.


Bağışın yıkım kararlarına etkisi olup olmayacağını soran bir gazeteciye Nişanyan şu cevabı verdi: “Öyle de yıkamazlar, böyle de yıkamazlar. Yıksalar o enkazın altında Devlet kalır. Bu hakikati kavrayamayanları gaflet uykusundan uyandırmak açısından bu attığımız adım belki öğretici olur.”


Bağışlanan mülkler Nişanyan Oteli, bir tarihi ev, bir hamam, bir arsa ile çok sayıda bağevi, bir konak, çiftlik ve Hodri Meydan Kulesini içeren İlyastepe köyünden oluşuyor. Nişanyan’ın kendi evi de bağışlanan mülkler arasında bulunuyor. Nişanyan Evleri otel tesislerini Nişanyan işletmeye devam edecek.


Sevan Nişanyan bağışla ilgili radikal.com.tr'ye şu açıklamayı yaptı:


"Şirince'de neyim var neyim yoksa Nesin Vakfı'na bağışladım. Bu yıkım kararları ve yıllardır Şirince'de verdiğim mücadele kendi içime dönüp düşünmeme sebep oldu. Bir vicdan muhasebesi yaptım. Mal sahibi olmanın bir insanın özgürlüğünü nasıl kısıtladığını gözler önünde yaşadım. Özgürlüğüme daha düşkünüm, o yüzden mallarımı devrettim. Daha bir müddet daha otel ve bağevlerinin işletmesini yapacağım. Sonra ne olur, bilemem. Bakacağız."

Alıntının tamamı şuradan: http://www.radikal.com.tr/Radikal.as...&CategoryID=77
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 24-02-2011, 18:37
Sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sangre Sangre isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
Standart

Nişanyan, Şirince köyündeki evlerin yıkılmaması için mücadele veren ''Facebook grubuna üye olanlara, mail ve telefonla bize şevk verenlere, basında ve internette yazı yazanlara, Genç Sivillere, Mazlum-Der üyelerine, Ak Parti Gençlik kolları üyelerine, EDP, DSİP ve BDP üyelerine, Taraf okurlarına (ama yöneticilerine değil), Agos mensuplarına ve okurlarına, Özgür Üniversite mensuplarına ve şu anda aklıma gelmeyen tüm emsallerine'' teşekkür ettiğini söylemiş. [1]

Biz de, özellikle Ali Nesin başta olmak üzere kendilerine teşekkür ediyoruz.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 24-02-2011, 19:12
vartor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
vartor vartor isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.614

Onur Üyeliği 

Standart

Aziz Nesin vakfi adina cok sevindim. Nisanyan'i da bu guzel ve ince dusunulmus jesti icin candan tebrik ediyorum. Vakfin gelirinin artmasi, daha guzel yarinlarin sozculerinin yetismesi anlaminda oldugundan insanlik adina da sevindirici.

Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 24-02-2011, 19:45
AhbAp - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AhbAp AhbAp isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Sep 2008
Mesajlar: 2.804
Standart

Aziz Nesin, bu ülkenin yetiştirdiği en ilerici adamlardan biriydi.

Çoğu kitabını, yazısını takma isimlerle yazmak zorunda kaldı. Gazeteler ve dergiler, mevcut hükümetlerce, Aziz Nesin'in yazılarının basılmaması konusunda ciddi tehditler aldı. Özelliği ve gücü yazarlık olan bu adam, geçim sıkıntısından ötürü gazete satıcılığı, fotoğrafçılık, bakkallık, işportacılık gibi bir sürü alakasız işle uğraşmak zorunda kaldı. Sürekli hapse girdi, çıktı. Toplam hapis süresinin 5,5 yılı, kendisinin yazmadığı ama "bunu sen yazdın" diye iddia edilen yazılar nedeniyledir.

Aziz Nesin, iki kere aldığı Altın Palmiye, Altın Kirpi ve çok sayıda mizahi yazı birinciliği ile, tüm dünyada tanınan ve sevilen bir yazardır. Bu ülke ise, onun canına okumak için elinden geleni yaptı.

Çok üretmesine rağmen, hiçbir zaman çok kazanmadı. Çok kazanmak gibi bir derdi de yoktu. Ama hapisler ve geçim sıkıntısı ile sürekli boğuşmak durumunda kalan, rahat bırakılmayan bir adamdı.

Tüm bunlara rağmen, en büyük eserini, Nesin Vakfı'nı hayata geçermeyi başarmış ve onlarca insanın yetişmesine yol açmıştır. Bağışçılarının katkıları ve kitap gelirleri ile yaşamaya çalışan bu vakfın, şimdi böylesine güzel bir katkıya kavuşmuş olduğunu duymak, ne hoş!

Nişanyan'ın sözleri ve bu davranışı, son günlerde aldığım en güzel haber oldu. Kendisini ve büyük ustanın vakfını inatla yaşatmaya çabalayan oğlu Ali Nesin'i kutluyorum.

When You Kill A Man, You're A Murderer
Kill Many And You're A Conqueror
Kill Them All And You're A God!

----------------

war is over
(if you want it)
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 24-02-2011, 20:33
Astur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Astur Astur isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 11 Jun 2009
Bulunduğu yer: Illuminati
Mesajlar: 1.429
Standart

Sangre´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Biz de, özellikle Ali Nesin başta olmak üzere kendilerine teşekkür ediyoruz.
AhbAp´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Nişanyan'ın sözleri ve bu davranışı, son günlerde aldığım en güzel haber oldu. Kendisini ve büyük ustanın vakfını inatla yaşatmaya çabalayan oğlu Ali Nesin'i kutluyorum.
Aynen dostlar. Ben bu olayı Facebook'ta Sevan Nişanyan yazınca öğrenmiş, sevincimi de orada belirtmiştim; forumda da bu konuya ilişkin bir başlık olması da hoş olmuş.

Son günlerde Şirince onu yıkmaya kalkan barbarların yenilenen çabaları nedeniyle gündemde, umarım bu hareket o ellerin kırılmasına katkı yapar.

İletimi şöyle ufak bir hediyeyle noktalıyorum:

http://www.insanokur.org/?p=5878

A skeptic is one who prefers beliefs and conclusions that are reliable and valid to ones that are comforting or convenient, and therefore rigorously and openly applies the methods of science and reason to all empirical claims, especially their own. A skeptic provisionally proportions acceptance of any claim to valid logic and a fair and thorough assessment of available evidence, and studies the pitfalls of human reason and the mechanisms of deception so as to avoid being deceived by others or themselves. Skepticism values method over any particular conclusion.
–Dr. Steven Novella, The New England Skeptical Society
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 27-02-2011, 09:53
rastaman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
rastaman rastaman isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 06 May 2009
Bulunduğu yer: kocaeli
Mesajlar: 649
Standart

Helal olsun,onurlu bir davranış sergilemiş.Gerçi İndex Anatolicusta da,sözlükte de pek de tarafsız bulmam kendisini ama olsun,o ayrı bu ayrı.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 27-02-2011, 09:58
Termo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Termo Termo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 22 Jan 2011
Bulunduğu yer: Greenland
Mesajlar: 632
Standart

Aziz Nesin, bu ülkenin yetiştirdiği en ilerici adamlardan biriydi.
+1

Güzel bir davranış... Tebrik ederiz.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 27-02-2011, 17:42
faydasızım - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
faydasızım faydasızım isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 14 Aug 2008
Bulunduğu yer: ankara
Mesajlar: 323
Standart

tebrik edilesi bi hareket....

gökten üç elma düşmüş..sen hangisine inanırsan inan..fark etmez..
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 03-03-2011, 00:00
Sangre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sangre Sangre isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
Standart

Sevgili Dostlar,

Sevan Nişanyan’ın tüm malvarlığını Nesin Vakfı’na bağışladığını herhalde duymuşsunuzdur.

Bu teşekkür mektubu vesilesiyle size biraz Sevan’ı anlatmak istiyorum. Gazetelere yansıyanlarla anlaşılması mümkün değildir çünkü.

Robert Kolejli Sevan’ın adını ilk gençliğimde duymuştum. Belli bir öğrenci çevresinde zekasından ve engin kültüründen efsane gibi bahsedilirdi. Çok daha sonra, bundan nerdeyse 35 yıl önce, Paris’te tanıştık ilk kez. O zamanlar başımı kitaptan pek kaldırmadığımdan üstümde bir etki bırakmamıştı, ama 10 yıl sonra, aynı bölüğe düştüğümüzde, eşi benzeri olmayan biriyle karşı karşıya olduğumu hemen anlamıştım. Birlikte “orduyu isyana teşvik”ten yargılandık. Gözünü kan bürümüş bir savcı 20 yıl hapsimizi istedi. İnsafsız bir hakim istenen cezayı güle oynaya vermeye hazırdı. Gençtik. Göz göre göre ve durduk yerde hayatımız kararacaktı. Zor günlerdi doğrusu. Ama birbirimizi hiç yalnız bırakmadık. O gün bugün dostuz. En çetin sınavlardan geçmiş bir dostluktur bizimkisi.

Cezaevinden kaçma planlarını anlatırdı bana... Makinalı tüfekli askerlerle çepeçevre çevrilmişiz... 20 yıl kodeste çürüyemezdik, belli ki ceza alacaktık, duruşmaların seyri belliydi, kaçmalıydık, anca beraber kanca beraber, nöbetçilerin bir anlık dalgınlığını fırsat bilip pirrr... İçimden “deli mi ne”, dışımdan da “olur” derdim; hatta mükemmel kaçma planına katkıda bile bulunurdum kuşkulanmasın diye... Olmaz desem o akşam kaçmaya kalkışabilirdi...

Form kazanmak için 2,5 metre uzunluğundaki hücrede her gün saatlerce döne döne koştu. Ben ranzama uzanmış, hayretle kan ter içindeki bu kararlı adamı izlerdim. Para biriktirmek ve nefesini açmak için günde üç paket içtiği sigarayı cezaevinde bıraktı. Ciddiydi yani. Neyse ki aklandık, kolay olmadı ama aklandık. Yoksa bugün delik deşik olmuş cesedimiz kimbilir hangi servinin altında yatıyor olacaktı, çünkü, adım gibi biliyorum, bir geceyarısı beni dürterek uyandırıp “hadi” diyecek ve kaçmaya ikna edecekti.

Bu, Sevan’ın beni ilk öldürme çabasıdır. Son olmadı, daha sonra sık sık denedi!

Hakkari’nin mayın döşenmiş yollarına sürükledi peşinden. Uçurumlarla sona eren işsiz yollara girdik. Girilmesi tehlikeli ve yasak bölgelerde kim vurduya gideceğiz, son sözlerim “ah yandım!” olacak diye kaç kez yüreğim ağzıma geldi. Ama yiğitliğe krem sürdürmedim. Ne o? Sevan taş üstünde taş bırakılmamış bir kilise görecek...

Bir başka gün iki çocuğumu birden alıp Ege dağlarında küçük bir kır gezintisine çıktı. Şafağın sökmesine az kalmıştı çocuklarımı yeniden bağrıma bastığımda... Devasa kayayı aşamayan külüstür Kartal’ı kayanın tepesinde bırakıp dağın öbür tarafına yürüyerek inmişler... Hangi güzergâhı seçmişlerse...

En kötü mevsimde Kaçkar dağlarını ayağımızda makosenlerle aşmaya kalktık. Keçilerin bile “anneee” diye bağırıp kaçacakları daracık patikalardan geçtik, derinlikten gökyüzü mavisine çalan yarları tırnak gücüyle aştık. Tam bir çılgınlık! İlk kez orada onu yalnız bıraktım. İkna etmesine fırsat tanımadan, görünürde yokken sıvıştım. Hala daha utanırım, ama el insaf, bir günde bir insan kaç kez ölüm tehlikesi atlatmaya tahammül edebilir ki? O ise anlaşılan Azrail’le benden daha samimiydi.

Gürcistan iç savaşının tam göbeğinde bulmuştur kendini. Bu maceradan birkaç yıl önce Sri Lanka hapishanelerinde yatmışlığı vardır. Peru dağlarındaki akıllara durgunluk veren maceraları başlı başına bir hikayedir. Daha neler neler... Allah’ın sevgili kulu olmalı ki hala hayatta.

Ancak çizgi roman kahramanlarının böyle bir yaşamı olabilir; o da ancak üçü beşi bir araya gelirse!

Acaba bu satırlar nasıl bir vakayla karşı karşıya olduğumuzu yeterince anlatabildi mi? Sevan değerlendirilirken ya da yargılanırken harcıalem kriterler bir yana bırakılmalı.

Dostluğumuzun kavgasız gürültüsüz geçtiği sanılmasın. Birbirimizin gözünü oymamıza ramak kaldığı anlar oldu!

Bu arada, kavgada acımasızdır, söyleyeyim. Haklı olduğuna inanmayagörsün, karşılaştığı her türlü direnç onu daha da azdırır. Bu gibi durumlarda hiç ses çıkarmayın, ortalıkta görünmeyin, tepki göstermeyin. Bir zaman sonra yelkenleri suya indirecek ve cüssesine tezat bir zerafetle yanıbaşınızda beliriverecektir. Yaramaz bakışlarına dayanamayp kucaklaşırsınız.

Tanıştığımızda siyasi düşüncelerimiz birbirine zıttı. Beni etkilemediğini söylemek yalanların en büyüğü olur. Ama bugüne dek ne o benim düşüncelerimi temelden değiştirebildi ne de ben onun. Tam tersine her ikimiz de daha uç noktalara vardık. Düşünce ayrılığından düşmanlık değil, zenginlikler doğdu. Şu ironiye bakın ki varımızı yoğumuzu Nesin Vakfı’na verdiğimizden şu an itibarıyla ikimiz de züğürtüz!

Tüyler ürpertici düşüncelerini duyduğumda hiç karşı çıkmam, en iyi yaptığım işi yaparım: Dinlemek. Bakalım nasıl savunacak, işin içinden nasıl sıyrılacak diye merakla beklerim. Neyi savunduğundan çok, neyi nasıl savunduğu önemlidir.

Şunu da ekleyeyim, gün gelir gerekir: Sevan’a karşı haklı çıkmanın tek bir yolu vardır, baktığı bakış açısını reddetmek. Çünkü Sevan, yakaladığı bakış açısının sonuçlarına acımasızca katlanır ve tek bir mantık hatası yapmadan, eşsiz bir belagatla sizi peşinden sürükler. Çocukluğunuzdan beri inandığınız değerlerin gözünüzün önünde lime lime edildiğine tanık olursunuz. Sessiz sedasız yol alırken kayalarda parçalanan bir dalgaya benzersiniz, daha Türkçesiyle eşek tepmişe dönersiniz.

Olumsuz her türlü durumu lehine çevirme konusunda üstüne yoktur. Örnek: Jandarmalar eşliğinde hapse giderken yolda beni aradı. Durumu anlattı. Çok üzüldüm tabii. “Merak etme, dedi, hapisten çıktığımda iyi ki hapse girmişim diyeceğim”. Aynen dediği gibi oldu. Türkçenin etimolojisi üzerine muhteşem bir eser ortaya çıktı.

Sevan’ın şu anda Nesin Vakfı’na ait olan Şirince’deki eserleri üzerine bir iki satır illa ki gerekiyor.

Şirince günün birinde sit alanı ilan edildi ve akabindeki 27 yıl boyunca koyun imar planı yapılamadı. Çivi çakılmıyordu. Mecazi anlamda eğil, gerçek anlamda çivi çakılmıyordu. Kimileri yasaların yaşama değil, tam tersine yaşamın yasalara uyacağını sanıyor! Akılsızlığın dik alası, halkı yok saymanın had safhası. Herkes gizli saklı ve korka çekine tadilat ve kaçak inşaat yaparken, Sevan bunu alenen, göstere göstere yaptı. Vatandaşa zulmeden bir yönetimi tanımıyorum ve bunu da cümle aleme ilan ediyorum dedi. Üstüne üstlük bir de “Hodri Meydan Kulesi” dikti!

Ta ilk gençliklerinden beri bozuk düzeni yıkmaya çalışanların istisnasız hepsinin Sevan’ı kutlayacağını ve hatta kahraman mertebesine yükselteceğini zannedersiniz değil mi? Hayır, öyle olmadı. Meğer bozuk düzeni yıkmak bazıları için soyut bir kavrammiş; bir tür meze diyelim! Bozuk düzen bugüne dek yıkılmadığından tahmin etmeliydik!

Sevan’ın yarattığı yerler, “oldum de cennete mi geldim” dedirtecek güzelliktedir. Meleklerle huriler nerde kaldı diye sağınıza solunuza baktırır. Oysa yaptığı şey son derece basittir: Doğanın eksiklerini tamamlar! Aklınız başınıza geldiğinde, ben niye bunu düşünemedim, benim neyim eksik diye kendi kendinizi yersiniz.

Şu an itibarıyla Nesin Vakfı dünya çapında eşsiz bir güzelliğin sahibidir. Bu yükün altından nasıl kalkacağız bilmiyorum. Sevan’ın özgürlüğü anlaşılan bizim esaretimiz!

Keşke bu güzelliğe bu kadar kolay konmasaydık, keşke bizim de bir katkımız olsaydı...

Borcumuz olsun. Nesin Vakfı çocukları bu güzelliği idrak edecek ve yaratacak kapasitede yetiştirilecektir.

Sadece Nesin Vakfı’nın şimdiki ve gelecek nesilleri adına değil, (bu hakkı kimseye sormadan alarak) insanlık adına da Sevan’a teşekkür ederim.

Ali Nesin

1 Mart 2011

http://www.demokrathaber.net/guncel/...n-nisanyan.htm
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 03-03-2011, 04:41
Astur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Astur Astur isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 11 Jun 2009
Bulunduğu yer: Illuminati
Mesajlar: 1.429
Standart

Güzelmiş Sangre...

Ben de Sevan Nişanyan'ın Agos'a verdiği röportajı paylaşayım, yarın yayımlanacakmış, ben Facebook'tan alıyorum:

• Mal varlığınızı Nesin Vakfı’na bağışlama kararınız nasıl gelişti? Nasıl karar verdiniz buna?
“Madem ki Ermeniyim, istemeden vermeliyim” diye düşündüm, verdim.

Fikir yaklaşık ikibuçuk yıldan beri gündemdeydi. Ali’yle birkaç kez konuştuk. Birincisi, çocuklarımın alınteriyle çalışıp kazanmadıkları bir servete konması fikri beni rahatsız ediyordu. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti koşullarında bir Ermeniye ait mülkün, hele bu kadar tartışma konusu olduktan ve düşmanlığa hedef olduktan sonra uzun süre korunmasının mümkün olamayacağını gördüm. Bugün olmazsa yarın, öyle olmazsa böyle, mutlaka yamyamlara yem olacaktı. O ihtimali minimize etmek istedim. Sağlam, kalıcı, itibarlı ve üstelik insanlık adına yüz ağartıcı işler yapan bir vakfın en uygun çözüm olacağına karar verdim.

• Bu bağış neleri kapsıyor?
Toplam beş tapu üzerinde iki katlı bir tarihî ev, “Köşk” adını verdiğimiz beş odalı otel, inşaatı yeni biten beş odalı konak, bir hamam, imar izinli bir arsa, yedi bağ evi, kendi evim, bir personel evi, 20 dönüm meyve bahçesi ve bostan, taş sarnıç, kuşhane, mermer yüzme havuzu, Hodri Meydan Kulesi. Tapuların bir kısmı eski eşim Müjde ile hisselidir. Bana ait olan kısmını bağışladım.

• Neden Nesin Vakfını tercih ettiniz?
Ali Nesin yakın arkadaşımdır. Zaten (yukarıda sayılanlardan başka) iki evimiz Nesin Vakfı’nın mülkü idi. Ayrıca Nesin Vakfı’nın özgür ve sağlıklı çocuklar yetiştirme konusunda gerçekten göz yaşartıcı güzellikte işler yaptığına inanıyorum.

• Duyulmasinin ardindan baska vakiflardan da talep geldi mi?
Neden Ermeni vakıflarını düşünmedin diye sitem edenler oldu. Güldüm. Sevan’dan alıp Agop’a vermek çok akıllıca bir hareket olmazdı herhalde.

• Şirince’den ayrılacak mısınız?
Ne münasebet! Tesisi ben yönetmeye devam ediyorum. Şirince’de daha çok işim var. Önümüzdeki aylarda Tiyatro Medresesi/Okulu projesine yoğunlaşacağım inşallah. Ayrıca kaya mezarım da bitmedi, en az iki yıllık işi var daha.

• Bir gazeteye verdiğiniz demeçte “mülkiyet özgürlüğü kısıtlar; özgürlüğüme daha düşkünüm, o yüzden mallarımı devrettim,” demişsiniz. Şimdi özgür müsünüz?
Kuşlar kadar. Mülkiyet sorumluluktur. Hele hukukun henüz ilkelliği aşamamış olduğu bir ülkede sonsuz sıkıntı kaynağıdır. Kıskançlığı, düşmanlığı, kem gözleri, çirkefi mıknatıs gibi çeker. Maşallah o işlerden epey nasibimi aldım. Yetsin bu kadarı.

• Etnik kimliginiz ve siyasi goruslerinizin basiniza gelenlerde ne kadar payi var sizce?
Tokatlıyan Otel’in başına gelenleri biliyorsunuz. Dinmeyen bir kinle batırdılar, mühürlediler, yıktılar, peşkeş çektiler, lanetlediler. Van’daki Vartan Otel’i de hatırlarsınız. Bence daha trajik olanı İskenderun’daki Ayvazyan Otel’dir; geçenlerde hikâyesini blogumda paylaştım. Adam otuz yıl uğraştı, didindi, Soğukoluk’u dünyanın cenneti haline getirdi. Şantaj yaptılar, kerhaneye çevirdiler, karaladılar, halk düşmanı ilan ettiler, mühürlediler, sonunda da yıktılar. Tesadüf mü bunlar zannediyorsunuz?

• Somut olarak şahsınıza yönelik bir kötü niyet mı var, yoksa normal sayılabilecek bir bürokratik tıkanma mı?
Köyde parasız, zararsız bir genç çift olduğumuz sürece pek sorun yoktu. 13-14 yıl oldu biraz parlayıp ortaya çıkmam. O günden beri zift gibi, balçık gibi yapış yapış bir düşmanlık halesiyle boğuşuyorum. Melek olsan, ağzınla kuş tutsan o düşmanlık çemberini yaramıyorsun. Yüzüne gülüp arkandan vuruyorlar. 15 yıldan beri herkesin güle oynaya “kaçak” inşaat yaptığı köyde ilk önce gelip benim evlerime yıkım kararı çıkardılar. Sırf benim evlerin yıkım kararları ortadan kalkmasın diye senelerce imar planını acımasızca sabote ettiler, geciktirdiler. Sonunda çıkardıkları imar planı neredeyse bütün köyü legalize ederken benim yerlerimin tümünün yıkılmasını öngördü.

Ön planda görünen bir sürü korkak, içten pazarlıklı bürokrat. Kimdir bunlara fikir veren, teşvik eden diye bakıyorsunuz. Arkadan mutlaka askeriye bağlantılı, Atatürkçü Düşünce Derneği bağlantılı karanlık tipler çıkıyor.

Buyurun, Balyozcu generaller 2003’te ölümüme ferman çıkarmışlar, plan program yapmışlar. Onların derneğinin İzmir şube başkanları da burada “azınlık azgınlığı” içinde olduğumu ilan ediyor, linç kampanyaları düzenliyor, Nişanyan davasını usulca çözmeye çalışan hükümet yetkililerine karşı meclis önergesi verdiriyor, hukuk yoluyla şantaj yapıyor. Buyurun, Cumhuriyet gazetesinin attığı linç çığlıklarına bakın. Daha ne olup bittiğini anlamamak için kör olmak lazım.

• Gectigimiz hafta yayimlanan yazimizda Mete Tapan surecin isleyisinin sabir gerektirdigini soyluyordu. Siz bu sabri fazlasiyla gostermis biri olarak cevaben birseyler soylemek ister misiniz?
Koruma bürokrasisi Türkiye’de çürümüş, amacından sapmış, bir iktidar ve menfaat tezgâhına dönüşmüştür. Belli bir zümrenin çıkarından başka makul bir amaca hizmet etmemektedir. Dar bir sözde “aydın” zümre dışında bütün toplumun nefretini kazanmıştır.

Mete Bey şüphesiz birey olarak değerli bir insan, ama sonuçta o teşkilatın demirbaş isimlerinden biri ve teorisyenidir. Doğal olarak teşkilatının itibarını ve yasallığını savunacak. Söylediklerinde cevap vermeye değer bir şey görmedim. “Yasalara uymalı, yoksa cezalandırılır” demekle “bize boyun eğmeli yoksa ezeriz” arasındaki fark kıl kadardır.

• Su an oradaki durum nedir? İdareyle bir uzlasma mumkun mu?
Gelişmeleri facebook sayfamda günü gününe paylaşıyorum. Oradan izleyebilirsiniz. Uzlaşma önerilerimiz de orada var. Sonucu zaman gösterecek.

A skeptic is one who prefers beliefs and conclusions that are reliable and valid to ones that are comforting or convenient, and therefore rigorously and openly applies the methods of science and reason to all empirical claims, especially their own. A skeptic provisionally proportions acceptance of any claim to valid logic and a fair and thorough assessment of available evidence, and studies the pitfalls of human reason and the mechanisms of deception so as to avoid being deceived by others or themselves. Skepticism values method over any particular conclusion.
–Dr. Steven Novella, The New England Skeptical Society
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Etiket
bağış, nesin vakfı, radikal gazete, sevan nişanyan


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Mevcut TEVRAT saçmalıklarla doludur... aldostu Yahudilik 85 25-08-2011 17:33
ISLAM''''DA MEVCUT ILK DORT MEZHEBIN ORTAYA CIKIS NEDENI? haci İslam 12 02-06-2010 00:03
Günümüz dogmatik mevcut biyoloji ve mikrobiyolojisinin temellerinin çatırdayışı... Serdar Biyoloji 4 22-02-2010 01:19
Nesin Vakfı'na Karalama Kampanyası sisyphos İslam 20 09-07-2007 18:06
GÖKTE BİR TANRI MEVCUT MU? illa İslam 16 31-08-2006 18:22

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:40 .