Zamanda yolculuk olmaz, sanalda olur(görüntü veya hafızada sembolik gezinim). Zamanın göreceliği değil, asıl mesele öznelliğidir ve nasıl soyutlandığıdır. Zaman neden göreceli? Ne yazık ki bunun için gidip fizik, matematik formülleriyle abuk, subuk boğulmamız gerekmiyor-du... 20. Yuzyıl bilimi, birazda lafazanlığın, öznelliğin bilimine dönüştü. Bir odunu, karanlık bir mahzene tıkarsanız, daha geç kurur, açıkta ise daha erken... Formüllerle boğulmaya ve bir türlü anlamıyorum demeye lüzum yok. Hiç bir olay, hiç bir değişim zamana bağlı değildir, günümüzde bizim gibi ülkelerde tanım, hala, "zaman olayların içinde gerçekleştiği boyuttur" şeklinde olabiliyor, bu kökten yanlıştır, terstir... Boyut da zamanda uzaysal bir kavrammış gibi görülür(insanların çoğu böyle sanır)... İlgili tanımı ters çevirin, düz olur. zaman, olayların geçtiği boyut değil, aksine, olayların, açığa çıkarttığı boyuttur-kıyastır, ölçüdür(her ölçü kıyastır). Maddenin hareketi, hızına bağlı değildir, ama hız, hareketine bağlıdır...
Bir zamanlar Zenon paradoksu üzerine düşünmüştüm. Paradoksu almış, önüme bir resim çizmiş düşünmüştüm, kısa sürede paradoksu çözdüm. Her paradoks gibi, burada da mantık hatası yapılmıştı -ki paradokslarda mantık hatası olmaması durumu ancak istisna olabilir. Zenon diyordu ki;
A.......................................-->B
A noktasından atılan bir ok, düştüğü yere gelinceye kadar sonsuz mesafe katetmek zorunda, öyleyse hareket yoktur demekteydi. Bunu 1/3 gibi düşünebilirsiniz. Aradan yıllar geçti ve ciddi, ciddi böylesi bir paradoksu, matematikle, fizikle çözmeye uğraşanlar oldu ve çözemediler(matematikle çözseler dahi kısa vadede ciddiye alınmayan ama uzamda büyük fark oluşturan küsüratlar kalıyordu). Uğraşçıların hatası, paradoksu incelemek yerine, paradoksun onları yönlendirdiği yöne gitmek çabasıydı, yani çizilen sınırlarda düşünmek(bu günümüzün en önemli sorunudur ve bilim de bu tür sınırları ürettikçe, tıkanmaktadır-bilim bu gün öznel yargılar-sınırlarla tıkanmıştır).
Çözüm ise basit.
A.................. ->B .............. ->+n (yani B aslında herhangi bir noktaya düştü, düştüğü yerle, A rasındaki kıyasa değil)
Okun hedefinde mesafe nedir? Sonsuzdur, yani düştüğü her bir nokta, düştüğü yerle, A'ya kıyasla ilgili değildir, o, o noktaya düşmeden önce uzam limitsizdi... Böylece uzamda düştüğü her bir nokta sonlu-sonsuzdur...
A.....................--->B, C,D,E,F...G...............+n
B okun düştüğü nokta, diğerleri ise sonsuz noktalar, hasılı neden okun düştüğü yer, A ile B yerine, C ye veya D'ye veya E, veya F, veya G veya +n'e göre bölünmüyor? (örneğin A ve düştüğü yere göre nokta 1/3 iken, F'e göre bu 4/2 olabilir). Uzamda, sonlu nokta sonsuz, sonsuz nokta sonludur ve matematik özneldir, limitler ve limitleyerek çalışabilir.
Zamana gelirsek, zaman dediğimiz, zamansız varlığın(ortada olanın her ne ise her ne şekilde ise) hareketinin meydana getirdiği ister formca, ister konumca isterse ilişkice meydana getirdiği değişimlerin, KIYASIDIR. Kıyaslarımız, uzaysallık arzetmez... Kıyaslarda geri, ileri gitmek ancak sanaldır ve hafızaya bağlıdır zira ne geri mevcuttur ne de ileri, ileri geri dediğimiz limitlenmiş, referanslanmış noktalar, biçimler arasındaki kıyastır özünde... Varlığın bir zamanı yok, o ortada hareketiyle yoğrulan bir hamur gibi, değiştikçe, açığa zaman kavramını çıkartır ve illa zaman kavramıyla anlaşılmak istenecekse, ortada olan daima şimdidedir, eski konumuna getirseniz dahi şimdidedir(bu ifade dahi aslında sorunludur ama en yakın ifadedir)...
Bir kalemi masanın bir noktasından, diğerine çektiğinizi farzedin, böylece masanın bu noktasında iken, değilken algısı oluştu(zamanın anası). Tekrar eski yerine çekmenizle, zamanda geri gitmiş olmazsınız, zira o zeminde zaman yoktur-hareket, değişim vardır-, zaman ancak sizin kalemi yer değiştirdiğinizde, ilk referans noktasıyla(artık gerçek olmayan, sanal bir hafıza edilmiş nokta ile), konumunu değiştirdiğiniz nokta arasında yaptığınız bir kıyastır. kalem sizin kıyasınızın içinde hareket etmedi, kalem sadece hareket etti, yer-konum değişti, sizin kıyasınız böylece anlam kazandı.
Kısaca zaman uzaysallaştırılamaz, içi, dışı, ilerisi, gerisi yoktur, bir kıyas ürünüdür, bir soyutlama, somut ise varlık-madde-hareket... kıyaslanan, ise o hareket ve değişimdir(form, yapı, konum). Bazı zaman yolcuları, meseleyi fiziğe dökmeye çalışıyor, diyorlar ki, bir ortamdaki her bir şeyi, evvel referans-konumuna getirirsek zamanda yolculuk etmiş oluruz vb, hayır etmiş olunmaz(bu farazi geçmişi yaşamak değil, yeni bir zamanı-soyutlanmışlığı- yaşamak olur). Kalem örneği gibi. Bu doğada zaten gerçekleşir, tuz, suya düşer erir, su buharlaşır, tuz kalır bu ilgili maddenin zamanda geri gittiği anlamına gelmez(Antik Hint yanılgısı). Bir atom diğerinden elektron alır, tutamaz, geri verirse zamanda yolculuk edilmiş olmaz. Kısaca burada hatalı argüman YOLCULUK argümanıdır, bu zamanı uzaysallaştıran, mesafe cinsinden tanılayan, bir kavram çarpıtması, kargaşasısıdır.
Bazılarıda, bu tür düşüncelere yaslanıp, geçmişe, geleceğe gideceğini iddia ediyor? neden siz gidip, gelmek zorundasınız ki? Neden böyle hissediliyor? Yüceltilmiş benlik, ego. Gelecek 10.000 yıl, 1000.000 yılından gelenler var mı? Madem geçmiş ve geleceği sanki yaşanmış ve yaşanmakta olan bir uzay zemini gibi düşünüyorsunuz, gelenleri selamlayın.
Her an şimdiki andır.
- Antik Mısır da dün, daha öncesi olmayan, hiç bir zaman kurtulanamayan -gelinebilir olmayan- bir diyet, yarın hiç bir zaman geçmişe dönüşmeyecek ebedi bir yarındır.
- Eski Hint medeniyetlerinde ise, algı, döngüsel olarak ele alınmış-ki zaman periyodik bir döngüdür, her şey, tekrar ilk reseransına döner anlayışı geçerli değildir. Buradan reenkarnasyon inancı da doğmuştur.
- Uzakdoğu, Çin felsefesinde ise, zaman kavramı, soyutlamasına, niceliğine yaklaşım daha bir gerçekçi olmuş, ne geçmiş mevcut ne de gelecek, doğa(madde, varlık) daima şimdi'de devinir durur.
Zenon paradoksu, esasın mantık hatası olmasına dair verildi, aynı türden hata zaman içinde yapılıyor -ki değinildi. Zamanda ileri, geri gitmek lafzı, hatalı paradokstur.
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Konu spartacus tarafından (16-01-2018 Saat 09:12 ) değiştirilmiştir.
|