Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı
Sn. dine mine ne; o metin, felsefi bir metin olmadığı için, mesela maddenin felsefi anlamda "özsel" bir varlık olduğu iddiasını desteklemez tabi ki. Maddenin oluşum aşamasındaki aşamalar ele alınıyor. Buradan yola çıkarak, insanların iddia ettikleri yaratıcı bir gücün, maddenin arkasında yer alamayacağını söyleyebiliriz. Bunda anormal bir durum yok. Madde kendiliğinden oluştuysa, demek ki maddeyi bir yaratan yoktur.
Bu sürece bilinci katıp, sonrasında istenç/istem/irade üzerinden yorum yaparak bir yere varamazsınız. Bu çok basit bir şey. Deniyor ki simetri KENDİLİĞİNDEN kırılmıştır. Kendiliğinden kelimesi, bildiğimiz tesadüfe denktir. Yani madde tesadüfen ortaya çıkmıştır. Bu kendiliğinden/tesadüfen oluşum aşaması, biyolojideki mutasyon olgusunda da karşımıza çıkıyor. Mutasyon da kendiliğinden oluşuyor. Yani insanın evrim aşamalarında da, tıpkı maddenin oluşum aşamasında olduğu gibi bir tesadüf söz konusudur.
|
Big Bang'in tesadüfen vakumdan çıktığını iddia ediyorsun, fakat elektron sıçramalarına baktığımızda, bu kadar hassas ve düzenli işleyen bir sistemin tesadüfen açıklanamayacağını görüyoruz. Elektronlar enerji seviyeleri arasında
anlık sıçramalar yapıyorlar, bu sıçramaların
anında gerçekleşmesi maddenin kararlılığını sağlıyor. Eğer bu sıçramalar rastgele ve
zaman alıcı olsaydı, atomlar kararsız hale gelirdi ve maddi dünya çökerdi. Yani elektronların bu düzeni tesadüf ile açıklanamaz. Bu süreç, evrende bir düzen ve
bilincli işlediğini gösteriyor cünkü elektronun tam olarak hangi yörüngeye yerleşeceğini belirleyen klasik anlamda bir "formül" geliştirmek mümkün değil.
Ayrıca bu tesadüf yorumu evrim teorisi için de geçerli. Evrim mekanizmasının canlıların mikro düzeyde çevreye nasıl adapte olduklarını kanıtladığı söyleniyor ama bu mekanizma gözlemlerle tam anlamıyla kanıtlanmış değil. 'Adapte olmayan ölecek' diye ortaya atılan açıklamalar gözlemden yoksun teoriler. Evrimin mikro düzeyde nasıl işlediğiyle ilgili net bir kanıt elimizde yok.
Mesela, bir deneyde büyük kertenkeleler bir adaya salındı ve küçük kertenkelelerin ayaklarının küçüldüğü gözlemlendi, çünkü ince dallara kaçarak kendilerini korumak zorunda kaldılar. Burada ayakların küçülmesi, koşulların zorlamasıyla bir adaptasyon olarak açıklanıyor. Ancak, kertenkelelerin diğer vücut bölümleri değişime uğramadı. Yani, bu sürecin gerçekten elemine edilmiş bir evrimsel değişim olduğunu gösteren bir kanıt yok. Kertenkelelerin iki nesil sonra tümü ayakları üzerinden adapte oluyor.
Eğer adaptasyon süreci tesadüfi olsaydı, vücudun farklı yerlerinde de değişim girişimleri olması gerekirdi.
Ancak, bu tür değişim girişimleri gözlemlenmiyor. Bu da yaratıcının bir gücün varlığına kanıt niteliğindedir. Eğer gerçekten tesadüfen olsaydı, farklı değişim süreçleri gözlemlenmeli ve bu yanlış değişim girişimleri (yani işe yaramayanlar) da doğal seçilimle ayakta kalamamalıydı. O zaman, işe yaramayan değişimlerin elendiğini görebilirdik.
Ancak, siz bu alışılmış çıplak kral teorilerine inanmazsanız geri kalmış olursunuz düşüncesine kapılıyorsunuz. Oysa bilimsel teorilerin varsayımlar yapması doğaldır, fakat asıl garip olan, tesadüfün sanki ispatlanmış gibi kabul görmesi. Benim itirazım da buna. Evrim tabi ki tartışmasız.