Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Felsefik Tartışmalar

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #35  
Alt 23-10-2024, 00:54
dine mine ne dine mine ne isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 21 May 2015
Mesajlar: 1.732
Standart

spartacus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Hepsini açıklayabiliriz ve zaten açıkladık, defalarca. O mesajımda dahi vardır, KOMBİNASYON, eşleştirme(haliyle ayrıştırma, kaçınma da dahildir) vb. demişimdir, algılayıcılar, duyular vb. etki-tepki prensibiyle çalışır, yorumlanır, bu yorumlar KOMBİNE EDİLEBİLİR, çok çeşitli etki-tepkiler arasından SEÇİM, TERCİH YAPILABİLİR, bak oldu şimdi! Zaten hiç de özele gerek olmaksızın dile getirmiştim, gördün mü 3 gram akıl, mantığın olsa zaten idrak edeceksin. Sen ne yap biliyor musun, bir şemsiye bul, kuş tüyü yastığa oturduğunu düşünerek üzerine otur, düğmeye bas, nasılsa duyacağın hissiyatın etki-tepkiye bağlı olmadığını iddia ediyorsun, sana bir şey olmaz.

Zaten mesajımda yazdım ya,
1.NASIL ELDE EDİLİP, YORUMLANDIĞI BAŞKA,
2.YORUMLANANA VERİLEN-YÜKLENEN ANLAM VE BÖYLECE NE OLDUĞU, OLMADIĞI KONUSUNU tartışmak BAŞKADIR

BU KONUDA ya da ilgili cümlelerimde BİZİ 1.(BİRİNCİSİ) İLGİLENDİRİYOR, ZATEN BELİRTİYORUM nasıl bir özürlüsün ki, hala daha neyin ele alındığını anlamamakta ısrar ediyorsun? Bizi bu konu itibarıyla ilgilendiriyor mu? hayır, git bu konuları, ilgili konularında tartış. Kaç tane örnek verdim, bir depremin nasıl oluştuğu başka, o depremin insan üzerinde oluşturduğu korku, kaygıları vb. tartışmak başkadır.



Eğer her şey senin dediğin gibi yalnızca etki-tepki prensibiyle açıklanabilseydi, farkındalık, bilinç ve deneyim gibi öznel durumlar geri planda kalır ve sadece mekanik bir süreç olarak görülürdü. Bu durumda, kişinin bilinçli farkındalığı veya deneyimi önemini yitirirdi; çünkü her şey otomatik ve deterministik bir süreç olurdu.

Senin bakış açına göre, genel gerçeklik, yani etki-tepki ve nedensellik her zaman deneyimden önce gelir. Örneğin, bir kişinin eli yanıyorsa, bu sadece fiziksel bir etki-tepki meselesidir: Deride yanık oluşur ve bu yanık acıyı tetikler. Ancak kişinin bu acıyı fark edip etmediği göz ardı edilir. Bilinç devreye girmeden de 'acı' varmış gibi görünür.

Sen diyorsun ki: "Bilgisayarın ekranında bir görüntü varsa, bu görüntüyü oluşturan devreler nasıl işliyorsa, tüm süreç de aynı mekanik ilkelere dayanır." Yani, beyin de bir makine gibi yalnızca etki-tepki prensibiyle çalışır; bilinçli deneyim, bu mekanik süreçlerin kaçınılmaz bir sonucudur.

Ben ise şöyle diyorum: "Bilgisayar ekranda bir görüntü oluşturabilir, ancak bunu anlamlandıracak bir bilinç olmazsa, o görüntü anlamlı hale gelmez." Beyin mekanik süreçlerle işlese bile, farkındalık olmadan deneyim ya da acı, anlam kazanmaz.


Eğer her şey senin dediğin gibi olsaydı, bir termometre sıcaklığı sadece ölçmekle kalmaz, hissederdi. Çünkü o da bir etki-tepki sürecinin parçası, fakat bilinçsizdir. Aynı şekilde, bilgisayar da bir görüntü oluşturduğunda onu anlamlandırabilirdi, ama o da bilinçsizdir. Farkındalık olmadan, yalnızca mekanik işlemler olurdu.

Benim savunduğum, öznel deneyimlerin mekanik süreçlerden farklı olduğudur. Beyin sinir sinyallerini alıp işleyebilir, ancak bu sinyali 'acı' olarak deneyimlemek farkındalık gerektirir.

Sonuç olarak, sen genel gerçekliği, yani etki-tepki sürecini önceliyorsun. Oysa ben, öznel deneyimin bu mekanik süreçlerin ötesine geçtiğini savunuyorum. Çünkü farkındalık olmadan genel gerçeklik 'anlam' kazanmaz; farkındalık, deneyimi anlamlı kılan unsurdur.


"Genel gerçeklik" dediğimiz etki-tepki süreci, öznel farkındalık olmadan anlam kazanmaz ve dolayısıyla tam olarak "somutlaşmış" bir gerçeklik haline gelmez. Farkındalık, bu mekanik süreçlere anlam katan unsurdur; çünkü deneyim, farkındalık aracılığıyla şekillenir.

Bunu bilgisayar metaforuyla düşündüğümüzde, bilgisayarın ekranda oluşturduğu görüntü tek başına bir soyutlama gibidir. O görüntü, sadece devreler ve sinyallerin etki-tepki sürecine dayanan bir üründür. Ancak bu görüntü, onu algılayan bir bilinç olmadığında "anlamlı" bir gerçeklik haline gelmez. Bu yüzden bilgisayarın oluşturduğu görüntünün soyut olduğunu söyleyebiliriz; çünkü o görüntü, ancak farkındalık tarafından yorumlandığında somut bir gerçeklik haline gelir.

Filmde gördüğümüz görüntüler aslında sadece ışık dalgalarının bir yansımasıdır, yani bir anlamda soyut bir yapıdadır. Ancak bu görüntüler, farkındalık aracılığıyla anlam kazanır ve somut bir deneyime dönüşür. Ağlayan, gülen ya da duygusal olarak etkilenen kişi, bu soyut görüntüleri kendi farkındalığıyla somut bir anlam haline getirir. İşte bu yüzden bir film izlerken duygusal tepkiler veririz; çünkü farkındalık, o soyut görüntülere bir anlam yükler ve onları gerçek bir deneyim haline getirir.



Bir film izlerken aldığımız haz, üzüntü ya da heyecan tamamen bu anlamlandırma süreciyle ilgilidir. Görüntülerin arkasında yatan duygusal deneyim, farkındalığın ürünü olduğu için film bizim için anlamlı hale gelir. Yani, bir film izlememizin sebebi yalnızca mekanik bir süreçteki görüntüleri izlemek değil, bu görüntülerden somut bir anlam çıkarabilmek ve bu anlamla duygusal olarak bağlantı kurabilmektir.

Senin genel etki-tepki bakış açına göre, film izleme süreci mekanik bir etki-tepki zinciriyle açıklanırdı. Ekrandaki ışık dalgaları gözlerimize ulaşır, bu sinyaller beynimize iletilir ve bir dizi sinirsel reaksiyon tetiklenir. Bu süreçte film izlemek, sadece bu sinyallerin beynin belirli bölgelerine iletilmesi ve işlenmesi olurdu. Ancak, farkındalık, deneyim ve duygusal anlam gibi kavramlar arka planda kalır ya da tamamen göz ardı edilirdi.

Genel etki-tepki bakış açına göre, film izlemek yalnızca gözlerden beyne ulaşan bir dizi sinyalle sınırlı kalırdı, yani yalnızca algısal bir süreç olurdu. Filmdeki sahneler ve karakterler gözler aracılığıyla algılanır, beynin elektriksel sinyallerine dönüşür, ancak bu sürecin ötesinde bir anlam ya da duygusal deneyim ortaya çıkmazdı. Çünkü bu bakış açısında, farkındalık ve bilinçli deneyim mekanik süreçlerin ötesine geçemeyen yan ürünler olarak görülüyor.

Eğer bilinç sadece etki-tepki sürecinin bir yan ürünü olarak düşünülürse, bu durumda bilinçli farkındalık ya da deneyimlere temel bir önem atfedilmez; yani, onlar mekanik süreçlerin doğal bir sonucu olarak kabul edilir ve evrenin işleyişinde bağımsız bir rol oynamazlar. Bu, öznel deneyimlerin yalnızca fiziksel süreçlerin bir çıktısı olduğunu, kendi başlarına bir gerçeklik oluşturmadığını savunur. Oysa bu görüş, kuantum mekaniği perspektifinden ele alındığında, ciddi bir çelişki doğurur. Çünkü kuantum mekaniği, bilincin ve gözlemcinin rolünü merkezi bir noktaya yerleştirir.

Sana göre film izlemek, sadece beynin bir görüntüyü algılamasıyla sınırlı kalırdı. Ancak film izleme deneyiminde anlam, duygusal bağ kurma veya karakterlerin yaşadıklarına empatiyle yanıt verme gibi şeyler, öznel farkındalık olmadan mümkün değildir. Senin deterministik yaklaşımın, bu derin anlamlandırmayı göz ardı ettiği için, film izlemek anlamlı bir deneyim olmaktan çıkar ve sadece fiziksel bir tepki sürecine indirgenir.

Yani, senin bakış açına göre, film izlemek bilinçli bir deneyim değil; yalnızca gözlerin ışığı alması ve beynin bu bilgiyi işlemesidir. Oysa film izlemek, yalnızca ışık ve sinirsel tepkilerin ötesinde, farkındalıkla anlam kazanan somut bir deneyimdir. Filmdeki görüntüler, izleyen kişinin farkındalığı olmadan anlam taşımazdı. Duygusal tepkiler (ağlama, gülme) farkındalık ve bilinçli deneyimin ürünüdür; bunlar olmadan film izlemek de anlamsız hale gelir.

Senin bakış açına göre, film izlemenin gerçekliği anlamlı olmazdı, çünkü film yalnızca soyut bir ışık ve ses dizisi olarak kalırdı. Bu yaklaşımda, filmin içindeki hikâye, karakterler ve duygusal anlar gibi unsurlar, mekanik etki-tepki süreçleriyle açıklanamaz. Dolayısıyla izleyici, filmden bir anlam çıkaramaz; yalnızca görsel ve işitsel algılarla sınırlı kalır.

Bu durumda film izlemek, bir tür otomatik tepki haline gelir ve izleyicinin duygusal bir deneyim yaşaması veya filmden bir şey öğrenmesi mümkün olmaz. Yani, filmdeki sahnelerin ardındaki anlam ve duygular, farkındalık ve bilinçten yoksun bir süreçte kaybolur.

Sen "yoruma verilen anlam ve böylece ne olduğu veya olmadığı konusunu tartışmak başka bir şey" desen de, genel gerçekliği öncüllüyorsun. Oysa genel gerçeklik, yani evrenin etki-tepki mekanizmaları, bir bilinç olmadan "anlam" kazanamaz. Evrenin varlığı ve işleyişi, bir gözlemci veya deneyimleyici olmadan kendi başına anlam taşımaz. Eğer beyin acıyı anlamıyorsa, yani o sinyali işleyip deneyimleyecek bir farkındalık yoksa, fiziksel olarak bir yanma gerçekleşse bile kişi bunu deneyimleyemez. Bu, bilincin o acıyı "acı" olarak anlamlandıramadığı anlamına gelir.

Evren bilince öncellenemez, çünkü evren, öznel farkındalıkla anlam kazanır ve bu farkındalık olmadan anlamlı bir deneyim oluşturamaz. Bilinçli algılama olmadan, "vardı" diyemeyiz. Genel bir varsayımda bulunmak mümkün olsa da bu sadece bir varsayımdır; öznel bir ifade kullanırsak bu doğru olmaz. Bu durum, "biz olmadığımızda bir ağacın ses çıkardığını varsaymak" gibidir. Bu tür varsayımlar kesinlik taşımadığından, gerçekliği sorgulamaya açar.

Kuantum fiziği de bu durumu destekler. Farkındalık ve gözlem, bir sistemin durumunu etkileyebilir. Bir parçacığın varlığı, gözlemlenmediğinde belirsizlik içinde kalır; yani, bu parçacığın kesin bir şekilde "var" olduğunu söyleyemeyiz. Bu konuları bilimsel veriler üzerinden bir forumda tartışmak da sahtekarlık değildir.
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
futbol klübü nedir?,din nedir?,inanç nedir? İslam 3 22-05-2007 14:35
Cinlerin tanımı ama biraz farklı nietzsche İslam 11 16-06-2006 20:34
Ateizmin tanımı ve çeşitleri İslam 12 27-04-2006 08:38

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:08 .