"Kuran'daki yeminler" önemli bir başlık konusu. Ben bunu "Kuran'ın kültürel kökenleri" konulu bir araştırmanın alt başlığı olarak ele almak isterim.
Bu şekilde "Allah de yemin eder mi?" veya "zırva yeminler" veya "yeminlerdeki saçmalıklar" türünden bir yaklaşım bizi bu başlığı anlamaktan uzak kılar.
Artık "Kuran'ın saçmalıklarını (!)" sıralamanın bir bilimsel yöntem olmadığını anlamalıyız.
Yeminleri incelerken Kuran öncesi Mekke ve çevresinin kültürünü ve özellikle şiir ve belagat sanatını anlamalıyız. Kahinlik gibi önemli bir kültürel statü hakkında da araştırma yapmalıyız çünkü Kuran'daki yeminlerden bazıları Kâhin yeminleri bazıları şair yeminleri veya halkın gündelik yaşamında kullandığı olağan yeminlerdir.
Yeminlerin nesnelerini, amaçlarını, ifadeyi güçlendirici, pekiştirici yönlerini incelemeliyiz.
"Neden giriş ayetlerinde yoğunlaşmaktadır bu yeminler" veya "Neden Mekke döneminin ilk yıllarında yeminler ağırlıklı?" gibi sorular sormak yerindedir.
Bir de and içme ve yemin arasındaki fark nedir?
Veya Kuran'da yemin konusu nasıl ele alınmaktadır?
Yeminin kefareti nedir?
Kaç tür yemin vardır?
veya yeminin İslami açıdan bağlayıcılığı nedir?
Kâsem nedir?
gibi pek çok soru sorulabilir.
Burada Kuran'ı anlamak için Muhammed'i Muhammed yapan kültürel iklimin kodlarını çözmemiz şart. Cahiliyye denilen İslam öncesi pagan dönemin bütün kültürel özellikleri adeta Muhammed'de cisimleşmiştir. Muhammed herhangi bir insan değildi. O içinden çıktığı toplumunun bütün hassasiyetlerini, manevi dünyasını, ruhsal kimliğini adeta bir ayna gibi yansıtmaktaydı. Özellikle erken Mekke dönemi onun bu özelliklerini fazlasıyla göstermektedir. Bu aşamada henüz saflığı bozulmamış, günlük siyasetin rotasına girmemiştir. Huruf-u mukatta kullanımı, ayet girişlerindeki and içmeler ve yeminler, mesel anlatımları, fasıla (kafiye) düzeni, mecazı, kinayesi, teşbihi, tenbihi, icaz'ı ve kâhinlerde görülen sec'i ifadeleri vb. edebi yönleri ile Kuran dört dörtlük bir edebi eserdir.
Muhammed'i ve yazdığı Kuran'ı küçümsemeyin, pek çok gizem vardır içinde hâla çözemediğimiz. Muhammed oldukça güçlü bir eser kaleme almıştır. Lakin eserini iki kapak altında toplamaktan vazgeçmiş olması ve yazdıklarını sağa sola serpiştirilmiş nesnelere bırakmış olması onun başlangıçta özenerek başladığı bu "edebi" eserine sonradan haketmediği güncel siyaset/ günlük hesaplar ile bozduğunu farketmiş olmasıydı. Muhammed başlangıçta (O Kitab'a andosun ki vb..) üzerine and içtiği, yere göğe sığdıramadığı kendi büyük eserini tamamlamak istemedi çünkü artık onu bir edebi eser olarak görmüyordu ve görmemekte de haklıydı.
Muhammed'in beyninin kıvrımlarında dolaşmadan Kuran'ı ve İslam'ı anlayamazsınız.
"Empati" buradaki en büyük bilimsel aracımız olmalı.
"Kuran'daki yeminler" konusunu ele alacağım. Hele bir ısınayım