Ki-Adi´isimli üyeden Alıntı
Allah'ın kendini insanlara inandırabilmesi için yemin etmesi baya bir garip oluyor.
|
Güzel kardeşim, Kur'an'ın muhatabı İnsan.
Dolayısı ile İnsan'ı bütün yönleri ile muhatap alıyor.
Kur'an'a ilk kez muhatap olan toplumda, anlatılan sözün kesinliğine/doğruluğuna tekit/vurgu için kasem etmek bir metod.
Apaçık Arapça ve belegat zirvesi Kur'an'da muhataplarının aşina oldukları bu tarz ile anlattıklarının kesinliğine vurgu yapıyor.
Sizin İlah tasavvurunuz sorunlu.
Biraz o tasavvurun altını kazırsanız "
Yaratıcı beşere tenezzül edip neden kitap ve elçi gönderiyor?" sorusu ve bu sorunun altında yatan mantığı teşhis edebilirsiniz.
Bu sakat bir mantıktır.
Zira bir geçerliliği olsa, evvel emirde "bilinmeyi murad edip evreni neden yarattı?" sorusunu da sormanız gerekir.
Bu ise topu taca atmaktır.
Allah bilinmeyi murad etmiş ve yaratılmışlar içince akıl ihsan ettiği İnsan'ı muhatap almıştır.
Ona kitap ve elçiler göndermiştir.
Gönderdiği elçiler muhataplarının içinden seçildiği gibi (Kur'an'da "
bize melekler gönderilmeli değil miydi?" türü itirazlar ile burada dillendirilen itirazların beslendiği düşünce aynı zeminden beslenmektedir) gönderilen kitaplarda kullanılan dil ve içerik de, muhatabın idrak sınırları ile alakalıdır.
Aksi hikmete ve adalete muhalif olurdu.
Beşere onun idrakini aşan ve anlamadığı vahiy/kitaplar gönderen bir tanrı tasavvuru ile İslam'ın anlattığı Yaratıcı bir değildir...