Öyle malesef.
Aleviliğin kökenine de inmek lazım, kişi kültü sorunu var

HDP konusu da yeni, yeni, zira HDP bir bakıma alevilerin de kendilerini temsil edebileceği bir çatı sundu, CHP ise yapısı gereği buna uzak, insanın kendisini temsil konusu yerine hala çağın gerisinde kalmış sembol temsilini öne çıkartıyor, yani hala insan merkezli, odaklı bir yapı olamadı. Kısaca sembollerin insan hayatından önce ve öncelikli olduğu bir kafa yapısının, aslen toplumla çok yakın bağının olduğu söylenemez, tepedenliği getirir...
Mesela Ali konusu, Ali'nin aslında alevilerin hiç hem de hiç benimsemeyeceği bir kişi olmasına karşın, sırf haksızlığa uğramış noktasından kültleştirilip, bambaşka bir Ali yaratması gibi. Kaynaklardaki Ali şimdi olsa sanırım ilk alevilerin yok edilmesine ferman buyururdu. Sonra Muaviye, Yezid vs deniyor halbuki aradaki savaş özünde çıkar savaşı, yoksa anlatılana göre Ali, Hasan, Hüseyin'de bunlardan çok da masum görünmüyor... Bilgisi olan Ali ile Ayşe'nin de savaştığını bilir, sebep? Aslında hurmalıklar ve ve tabi iktidar(bana göre hurmalığa sahip olan iktidara da sahip olur, yol birazda servet gücü ve temsilinden geçiyor, sistem belli)...
Sonuç olarak şu anki alevilik aslında alevilik filan değil, belirli normlarda islamın ağır bastığı bir asimilasyon örgüsü...
Atatürk konusu biraz farklı, zira eğitim, öğretim cumhuriyetle tabana iniyor ve toplumda doğal lider algısının yerini, kişi kültü algısı alıyor. Bir diğer en önemli sebep ise savaş yılları ve yaşattığı acılar. Haliyle öteden beri "kurtarıcı" motifi kişi kültüne dönüşüyor. Yani psikolopjik etmenler çok ağır basıyor(Aynı şey yahudilerde de vardır, kaç Mesih gelip geçmiştir, muhtemel parmakla sayamayız, çünkü Roma esareti söz konusu ve aslında Mesih kavramıda dini olmaktan ziyade siyasi->kurtarıcı ve Mesihlerde Romaya karşı isyan başlatıp başarılı olamayanlar-İsa gibi, İsa'da başarısız Mesihlerden, sonradan yeni yaratılan dine efsane yapılmış işte, adı gerçekten Jesus'mu değil mi ya da kaç Mesih-mesela bir başka peygamberin oğullarından birisi de Mesih sanırım ve kaç ayrı konu bilgi yok.). Halbuki Alevi kurum ve kuruluşlarını yasaklayıp, öte yandan sünniliği devlet ayrıcalığı çatısı altına alan da ve asimilasyonun süremesini devam ettiren de yine Cumhuriyettir, Atatürk dönemidir. Halbuki devletlerin insanalrın inanç, düşünce ya da özel hayatları üzerinde tahakküm kurmak gibi bir lüksü yoktur, dönüp Cumhuriyete bakıyoruz, cumhuriyet ile bu yapı hiç bağdaşmıyor, adı cumhuriyet ama aslında elitler yönetimi olmuş, toplum bir biçimde yönetimden dışlanmış ve devlete millet din gibi şeyler tayin edilmiş(nasıl olacaksa oluyor işte, dini olan devlet, milleti olan devlet*)... Böylelikle sonraki uygulamalara kapı açılmış oldu... neyse uzun hikaye
1928 de bu yanlıştan dönülüyor(Dini islamdır, ama ne yazık ki Türktür yanlışı bilerek ve isteyerek baskın hale getiriliyor, halbuki o da en az diğeri kadar yanlıştı. Yine dini toplumların inanç ölçeğiyle yaşamasının önü devletçe alınarak ve bazı mezhepler dışlanarak, bazılarına ise devletin kendi eliyle ödenek, kaynak ayırması ise bir diğer yanlış. Asıl yanlışlardan birisi devltelerin insanları, sosyo-kültürel yapı ve tarihsel olayları tanımlaya-belirlemeye kalkmasıdır.
Mesela Erdoğan kaç yıldır aslında aleviler ile uğraşıyor ve son konuşmalarında akıllıca bir laf oyunuyla alevinin nasıl olması gerektiğini söylüyor, alevilik bu ise diye belirtip, öyle olması gereğini işlemiş oluyor, halbuki üzerlerine elzem konular değil, lakin devlet yapısı hep elzem olmayan şeyler üzerine bina edilmiş. Ama işte kişi kültünden dolayı yanlışları dile getirmek zor, ya da o günün şartları gereği geçici olarak ifade edilebilecek politikalar, sonrası için kalıcı hale getirilebilinmiş.)
Alevilerin köyleri misal şosedir ama aynı yerde komşu bir başka sünni köyü yolu asfalttır... Devlet göletler yapmıştır ama bakarsınızki alevi köylere uğramamıştır, ya da su kanalalrı yapılmıştır, alevi köylerinden geçirmemiştir vs.... Alevilere laf söylense toplumu kin ve nefretle bölmek diye devlet yargılamaz, ama islama bir kaç eleştiri yapılsa hemen harekete geçilir vs... Yani öteden beridir devranılmış ve kanıksatılmış bir miras sözkonusu ve alevilerin devletin bu tutumlarına karşı sessizce sahiplenip, evlerinin bir yerlerine kendilerinin
dışlandığı Türk Bayrağı asıp, öte yanda kendi çocuklarının resimleri yerini, Atatürk, Ali, Hasan Hüseyin ile doldurması anlaşılır bir durum değil... Örneğin Seyit Rıza alevi olmasaydı toplu katliamlar yapılmazdı ve hatta o süreç çatışmalı ortam dışında çeşitli alternatiflerle çözülebilirdi...
Neyse kısaca bir devletimiz var ama bir toplumuz yok bizim. devletde toplum kabul etmiyor zaten -toplumdan birisi demek yeri geldiğinde tekmelenebilir, kedi gibi ezilebilir görülüyor, devlet ne buyurmuşsa yapmakla mükellef emireri ya da-, sembollerin devleti haliyle enjekte ettiği insan-toplum modelide sembollerin modeli oluyor-toplum olamıyor, semboller için yaşayan, ölen kul, köle, asker konumunda, haliyle bunları kullanan devlet olunca devletin kulu-kölesi, devletde zaten neye benzerse benzesin-Tepegöz olsa bile- dokunulmaz bir kutsal gözlerinde ve sembollere tapıyorlar-...