Sevgili pante
Eğer ben
" Tur Suresi Mekkî' dir. Yani Kur'an'ın tamamlanmasından 10-15 yıl öncesine aittir. "
dersem kendimle çelişmiş olurum.
Benim aradığım, tarihi kanıt olarak Muhammed'in yaşamış olduğu. Hadis derleyicilerinin 1001 gece masallarını bir tarafa bırakırsak, henüz böyle bir kanıt elime geçmedi. Şimdiye dek de kimse gösteremedi.
Diyanetin, İslam Alimlerinin(!), İslam Tarihcilerinin(!) anlayışı ile hareket edersem sevgili dilaverin bir ileti yukarda verdiği pdf dosyasının gölünç tarih anlayışına ortak olmuş olurum.
Ne söylemek istediğim belki nihayet anlaşılır amacıyla tekrar edeyim:
Muhammed, Kuran, 4 Halife, Hicret vs., kısacası İslamın ortaya çıkışı konularının tek dayanağı hadis derleyicilerinin eserleri. Bunlar Muhammed'in yaşadığı iddia edilen tarihden yaklaşık 200 yıl sonra kaleme alınmışlar. Taaa Adem ile Havva'ya kadar uzanan soy ağaçları gibi tarihi bilgi(!) de içeriyorlar.
Yani güvenilirlikleri YOK. Ama İslam ve İslamda baş rol oynayanlar hakkında şimdiye dek okuduğumuz bilgilerin tek kaynağı bunlar.
Bunun dışında başka kaynak bulamadım. Göremedim. YOK.
Tur Suresi Mekkî' dir. demek bu durumda anlamsız oluyor.
Daha Muhammed'in yaşadığı belli değilken, Muhammed'in Mekke'de yaşdığı, o sureyi Mekke'de yazdığını kabul etmiş oluyoruz. Bunun için şimdilik herhangi bir neden yok.
Evet! Elimizde hadis derleyicilerinin eserleri var. Ve elimizde bir Kuran var. Bunlar birer kanıttır. Ama işin püf noktası, bunlar neyin kanıtıdır? sorusu.
Bu eserlerde anlatılanlar hangi tarihi kanıtlarla örtüşüyor? sorusu. Mesela Muhammed'in savaşları, mesela Hicret, mesela 4 halife döneminde yapılan savaşlar... Şu bir kaç eser haricinde başka hangi tarihi eser ile örtüşüyor? Hangi eski para ile destekleniyor, hangi tablet ile örtüşüyor, hangi Bizans kaynağında geçiyor?
Yok. Yok. Yok.
Ama 1001 gece masalları hala tarih(!) diye okullarda okutuluyor. Mesela Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakultesi Dergisi bu 1001 gece masallarına dayanarak "İslam Tarihi" başlığı altında, Prof. Dr. Abdülaziz ed-DÛRÎ imzasıyla "İbn Hişam ez-Zühri"' sayesinde ne kadar önemli tarihi bilgilerin(!) günümüze ulaştığını (dilaverin yukarda verdiği linkde) ballandıra ballandıra anlatıyor.
Bu çok önemli tarihi(!) bilgilere örnekler (yukardaki dilaverin verdiği linkden):
1. Hz. Adem'in yaratıldığı, cennete alındığı ve çıkarıldığı gün (Cuma).
2. Hz. Nuh'a dair bazı bilgiler, çocuklarının ve torunlarının yeryüzüne
yayılmaları ve yeryüzünün aralarında paylaşılması.
3. Hz. İbrahim'in ateşe atılması olayından başlayıp fil yılına ('âm'ül-fîl) ve
nihayet hicret dönemine kadar Araplar’ın (İsmailoğullarının) kronolojik tarihi.31
4. Hz. İbrahim'in, oğlu İshak'ı kurban etme girişimi ve şeytanın bunu
engellemeye kalkışmasıyla ilgili (Ka'bü’l-Ahbâr'dan gelen) bir rivayet.
vs. diye devam edip gidiyor.
Kusura bakılsın ama... Bizim tarih anlayımız bu mu?
Şu verdiğim örneklerle "Tur suresinin mekki" olması arasında ne fark var?
Yine sadece bir örnek olsun diye veriyorum. Yine Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakultesi Dergisinin başka bir sayısında (linki dilaver arkadaşımız vermişti. tekrarlıyayım:
http://www.if.sakarya.edu.tr/htmls/D.../02FuatTRC.pdf ) "Bizns'ın İslam Anlayışı" adı altında bir yazı yayınlanmış Yazarı yabancı olduğundan (John MEYENDORFF) biraz daha düzgünce bir zayı. Ama yine de bir cami imamının vaiz vermesini andırıyor. Mesela bir "Yuhanna ed-Dimeşki"den bahsediyor yazar uzun uzun. Yuhanna'yı "bilgisizlik"le, "sapkınlık"la, "islam karştlığı" ile suçlayıp duruyor bol bol. Ama Yuhanna'dan tek bir cümle alıntı yapmıyor. Alıntı yapmasını bir tarafa bıraktım "Yuhanna ed-Dimeşki"'nin "Şamlı Yuhanna" anlamına geldiğini dahi belitmmiyor.
Evet! Bunların hepsi birer belgedir. Ama ne Muhammed'in yaşadığı hakkında tarihi bir belgedir, ne Muhammed'in ne zaman yaşadığı hakkında tarihi bilgi verir, ne de herhangi bir surenin mekki, medinevi olduğu hakkında tarihi bilgi.
Bunlar ancak ikici, üçüncü dereceden bilgi kaynağı olabilirler.
Bu arada Mekke kelimesi hakkında da biraz araştırdım. Mekke Kuran'da ciddi anlamda Fetih suresinde *(48,24) geçer. Mekkenin Göbeği (Mekkenin vadi tabanı anlamına da gelebilir) şeklinde. Ama bu Mekke'nin nerede olduğu hakkında Kuran'da herhangi bir bilgi yok. Yine 500-lü, 600-lü yıllarda Mekke hakkında herhangi bir tarihi kayıta da raslamadım.
Bir istisna hariç: KArl-Heinz Ohlig bir kitabında Paderborn Üniversitesinde Romanistik profesörü Johannes Thomas'a atfederk bir dip not düşüyor. 754 yılında yazılmış İspanyolca bir eserde (Gotiklerin, Vandal'ların ve Suerben'lerin Tarihi) geçiyormuş:
Almancası şuydu:
"bei Mekka, Abrahams Haus, wie sie [Araber] glauben, das zwischen Ur in Chaldea und Charras, einer Stadt Mezopotamiens, in der Einöde liegt."
Benim Türkçemle:
"Onların [yazarın notu: Arapların] inandığı gibi, Mekke'de, İbrahimin evinde, ki o ev Ur ile Harran arasında Mezopotamyanın steplerindedir."
Buyrun cenaze namazına!
.............................................
Eğer ben mesela frodo'ya bir mektup bir de kitap gönderirsem... Mektupda ise "Sevgili frodo bu kitabı yazdım." diye bahsedersem... Bu gayet normaldir.
Ama daha kitabı yazarken, ortalarda bir yerde, "Bu kitabı yazdım." dersem zamanlama hatası olur. Çünkü kitap daha yazılmamıştır. Ne fikir/düşünce yumağı olarak bitmiştir ne de fiziksel bir nesne olarak. Niyetim o kitabi günün birinde yazıp bitirmek olsa dahi. Bu bu bir zamanlama hatasıdır. Kendisini yalanlayan paradoks bir cümle olduğunu göz ardı etsem dahi bu böyledir.
Kitabı fiziksel bir nesne olarak değil bir fikirler/düşünceler yumağı olarak görsekde bir şey değişmez. Zamanlama hatası yapmış olurum. Bu durumda tek bir istisna var: "Bu kitabı yazdım." cümlesi kitabın son cümlesi ise, zamanlama hatası olmaz. Diğer bütün durumlarda bir zamanlama hatası oluşur.
Kuran'ın yazarı ise (kim olduğunu bilmiyoruz), benzer bir cümleyi okuyana karşı, Kuran'ın kahramanlarından birisi tarafından söylettiriyor (bu kahramanın Muhammed olması gerekmiyor). Böylece durum daha karmaşık bir hal alıyor.
.............................................
Hem Ateistforumda hem burda dikkatimi çeken bir durum: Sorduğum soruya müslüman temelli arkadaşlar hiç yaklaşmıyorlar. *Gelen bilgiler, eleştiriler, eklemeler nedense hep ateist temelli veya benzeri arkadaşlardan geliyor.
Şimdiye dek Muhammed'in yaşadığına dair hiç bir delil göremedim.
Ne mektupları (ki sayısı araştırdıkca 9'a kadar yükseldi) hakkında bir kanıt vardı.
Ne savaşları hakkında
Ne 4 halife hakkında
Ne kuranın 500-lü, 600-lü yıllarda yazıldığı hakkında
.................................................. .........................
Soru aklıma geldi geleli (bu ayın başlarında) işimi-gücümü dahi ihmal edip epey koşturdum. İnternet, kütüphaneler, kütüphanelerden eve getirdiğim kitaplar...
Mesela Mekke hakkında bilgi toplama çabası son 3 gün içinde en azından 15 saatımı almıştır.
Okul ve der kitaplarından özellikle uzak durdum. Baktığım kitaplar tarihcilerin tarihciler için yazmış olduğu kitaplar. Bu ise beni çok zorluyor. Tarih ile hemen hiç ilgilenmemiş olmamdan kaynaklanıyor. Tarih temelim yok. Tarih kültürüm de var sayılmaz. Genellikle teknik konulardır benim alanım.
Şimdiye dek Muhammed, İslam, 4 halife hakkında, okuldan kalma bilgiler, sağdan soldan duyduklarım (ki bunlarda hep okul kaynalı, islami literatüre dayalı bilgilerden başka bir şey değil) bulduklarım... benim kendim için koyduğum eleme şartlarından geçemediler. Hepsi fos çıktı.
Benim için:
- Kendisine vahiy geldiği iddia edilen Muhammed diye birisi yaşamamıştır.
- Kuran'ın yazarları arasında Muhammed isimli birisini olduğunu hiç sanmıyorum.
- Hicret diye bir olgu, müslümanların anladığı anlamda, Mekke"den Medine"ye göç, gerçekleşmemiştir.
- ilk dört halife oldukları iddia edilen, Ebu Bekir, Ömeri Osman, Ali diye birileri yaşamamıştır.
...
ve bu temele dayanan diğer olaylar (savaşlar, evlilikler, entrikalar, mektuplar, gaipden gelen haberler, soy ağaçları...) söylendiği/anlatıldığı şekliyle hiç bir zaman yaşanmamıştır.
.................................................. .....................
Yukarda bir yerde, Muhammed yaşadı ise üzülmem, yaşamadı ise sevinmem dediysem de...
Aslında hem üzüntü hem de sevinç hissi aynı zamanda mevcut.
Bir tarafdan, müslümanlar, tarihcileri devler, büyükler tarafından aldatılmış hissi.
Diğer tarafdan, kendim için ve kendi çabalarımla, şimdiye dek içinde bulunduğum bir hayal dünyasının dışına bakabilmek için açabildiğim bir pencerenin sevinci.
Sevgiler