Fabula´isimli üyeden Alıntı
Spartaküs
Maddenin enerjiye dönüşümü ve Enerjinin maddeye dönüşmü olmaz diyorsunuz.
Enerjinin maddeye dönüşmedigini gözlem ve deney( im) yaparak olmayacagını biliyorum.
Peki madde enerjiye dönüsemez demende ki sebep nedir ?
|
Enerji dediğimiz, kapasiteyle ilgili bir kavram da ondan. Tersi, düzü farketmiyor, tanım değişmiyor.
Fabula´isimli üyeden Alıntı
Üşümek beni , ısınmakiçin ısı enerjisi elde etmeye zorladı, bu zorlama ile gittim bir kaç parça odun denilen kütleli madde buldum ve yakma yöntemini kullanarak odunları yaktım sonucunda benim ihtiyacım olan ısı enerjisini elde ettim. Isınmak için bilinçsizce maddenin kimyasını bozarak maddeyi enerjiye çevirdim .
|
maddeyi enerjiye çevirmediniz, siz çeşitli maddeleri, yine birbirilerine kuvvet uygulayabilecekleri biçimde çatıştırdınız, yapılarda alışverişler meydana geldi, alış ve verişler, isrter madde, ister etki-tepki, kuvvet babında... Anlamak için ısı elektrik gibi kavramları kullanmak ilk elden doğru değil. örneğin bez bir çadır çökerse, 1 oranında iş açığa çıkartır, bir demir bina çökerse 10 gibi, örneğin bu binanın çökerken etrafına uyguladığı kuvvet, etkinin meydana getirdiği değişim iş, bakın bina, etrafta oluşturduğu iş'in kapasitesine dönüşmüyor etrafta oluşturabilir değişim kapasitesi de, tersin geri o binaya dönüşmüyor...
Fabula´isimli üyeden Alıntı
Odunlarım bitti ! Tekrar odun ihtiyacım oluştu , bu ihtiyacım için elde ettiğim ısı enerjisini odunaa yani kütlesi olan maddeye çeviremedim!
|
Oksidasyon->yanma dediğimiz olay, bir sistemden-atom, moleküler YAPI, elektron ayrılması-bunu tetikleyen bir kuvvet olmalı, ona da ateş dediniz, ama ateş dediğinizde maddenin bir halidir(atomun elektron bağlayamama durumunda ortam, serbest elektron, nötr atom çorbasına dönüşür, maddenin bu halide plazma hali, ki örneğin mum, çakmak alevi, plazma haldir). bir hali, diğer halle, ilişkiye sokarak birbirine dayatarak, çatıştırıyorsunuz(kaba yazıyorum,diğer türlüsü anlaşılırlığı zor).. Elektronlar ayrıldıysa o halde başka yapılara, ayrılan elektronlar vasıtasıyla etkiyecektir, onlarda elektron alınca buna redüksiyon deniyor. Bir göle taş attınız, ne olur, aldınız, verdiniz. Yani madde bir yerden kopuyor, diğerine geçiyor, ayrılıyor, birleşiyor veya etkiyebilir, etkilenebilir ilişki oluşuyor, maddeler birbirine kuvvet uygulayabilir duruma geliyor... işte o an, etki-tepki, elektron alma, verme, kuvvetler, etkiler-tepkimeler durumu metabolizmanızı hareketli kılıyor veya yüklüyor... işte o hareketlilik-yüklenme değişimi sağlıyor, İŞ oluyor. ne kadar(nicelik) kapasite(
iş yükü), o kadar iş. o kapasite miktarına da enerji diyoruz... bunlar ilgili örnekte neye bağlı? Oksidasyon ve redüksyona, çeşitli etki-tepkimelere, erimine kadar... meselenin temeli, madde, ilişki, etki-tepki alış-verişine düğümleniyor.
hani yukarıda çöken binadan söz ettim, eğer metabolizmanızı hareketli kılacak, form yapınızı da koruyamayacağınız düzeyde bozmayacak olsaydı, o çöken binanın etrafa uyguladığı etki, kuvveti de kullanacaktınız, etrafına geçip, o etkiye maruz bırakacaktınız kendinizi... Nicelikler, maddeye dönüşmez veya madde niceliğe... madenin kendisi nicelik değildir, ama bir yerdeki maddelerin sayısı-miktarı, veya bir cisimin, sistemin, madde
miktarı niceliktir(m), ışığın hızı da niceliktir.. enerji de zaten bu niceliklerin, formülüyle bulunuyor.
Fabula´isimli üyeden Alıntı
Burada odun yanarak ısıya dönüşüyor ama ısı kütlesi olan maddeye tekrar dönüşemiyor yada yöntemini bilmiyorum
|
Sevgili fabula, madde ısıya d.ö.n.ü.ş.m.ü.y.o.r, kabaca yazıyorum yukarıda özetledim... İşi sağlayan faktörler azaldığında, tepki veriyorsunuz-çünkü iş düşüyor-, buna üşümek diyorsunuz, aksi durumda etkiye maruz kaldığınızda ise ısınmak diyorsunuz...
form ve yapılar değişiyor, madde başka bir şeye dönüşmüyor, form-yapılar değişiyor, değişerek başka formlara dönüşüyor. madde ve hareket birliktedir, lakin form-yapı farklı bir kavram, maddenin hareketi, hareketliliği, en nihayetinde form-yapıalrıda değiştiriyor, süreğen dinamik bir zemin.. peki iş ne idi?
Diyelim ki elinizde 10 taş var ve bir suya atacaksınız, taşları attığınız süreç boyunca, atmış olduğunuz taşlar, su'da hareketlenmeye, tepkimeye yol açtı. iyi ama neden sona erdi diyeceksiniz, çünkü taşın, suya etkisi, yer çekimi ekseni, kuvvetiyledir de. taş suya ilk çarptığında kuvvet uyguladı, aksetti, sonra yüklendiği çekim kuvvetiyle aşağı indi, zemine düştü ve o zemin, taşın çekim doğrultusunda hareket edemez,
örnek bağlamında artık çarpmaya dayalı biçimde, suyun yüzeyinde, görünür bir iş meydana getirme-etki, değişim sağlama koşulu tükendi... Taşı attınız, bir ÇARPIŞMA, hareketlenme gerçekleşti,
oldu ve bitti, şimdi o haraket bittiği an iş'de bitti,
enerji o işin kapasitesiydi, siz bana aslında suda oluşan ve sonrada artık olmayan iş'in, kapasitesinin-iyi de enerji dediğimiz tam da burada-, neden tekrar geri taşa dönüşmediğini veya daha doğrusu süreci tersine çevirip, taşın evvelce, suya aksetiği kuvvetle açığa çıkartabildiği iş'in kapasitesine neden dönüşmediğini sormuş oldunuz... Daha kısacası, enerji bir maddenin, bir sistemin iş eksenli -
korunmuş- özelliğidir, o bakımdan, madde, sistemler özelliklerine dönüşmezler.. Korunmuş ifadesi ise potansiyel ekseniyledir, siz taşı suya atmasanızda, o taşta, o suda o işi meydana getirecek kapasite, potansiyel mevcuttur...
ya da, bir su değirmeni, su aktığı ve etkidiği sürece dönecek, su ne kadar çok ve ne kadar yer çekimiyle ivmeleniyor(o kadar direk çekim gücüyle yükleniyor), yüklenebiliyor-o kadar kapasite!, haliyle açığa bir iş çıkacak. İşte biz buna da, işin mahiyetine göre "su, akışkan sıvı enerjisi" diyoruz, ısı enerjisi, elektrik enerjisi, sıvıların sıkıştırlamazlığına dayalı kullandığımız hidrolik sistemlerdeki enerji kullanımı ifadelerimiz de böyle, farklı değil. maddi bir akış, bir kuvvet, kuvvetle yüklenebilirlik, direnç, tepkilenme ve yol açtığı sonuçlar var esasın temelinde.