spartacus´isimli üyeden Alıntı
Maddeye dair spesifik bir tanım getirilemez, AKIL, MANTIĞIN DIŞINDADIR. Çünkü tüm spesifik detayları ve spesifik işaretleri, kavramları, kelimeleri anlamlı kılan maddi FORM-YAPILARIN görece açığa çıkarttığı farklardır, bu farklar etki-tepki bazlı olabileceği gibi biçime de dayalı olabilir ve biz bu etki-tepkilere, biçimlere de bir isim veririz(öyle değil mi?!*).
Örneğin KATI, SIVI vb. dediğin maddenin değil, muhtevası madde ve maddeden oluşan form-yapılar arası ilişki, bağdan anlam kazanan MOLEKÜLER YAPIYA DAİRDİR! KÜTLE İSE tanım ve ölçü birimi olarak NİCELİKTİR, DOLAYISIYLA bir şeyi tanımlarken o şeyin miktarını öne sürmek safsatanın daniskasıdır. Elma nedir? Efendim elma elmalardan oluşan şeydir,böyle bir saçmalıktır. konu miktar, kütle, nicelik olacaksa, orada tanımlanan madde değil, cisimdir..
Enerji: Bir cismin, sistemin İŞ YÜKÜ KAPASİTESİDİR. Boyut: uzay veya herhangi bir nesne üzerinde, herhangi bir noktayı belirlemek için gereken minumum koordinat sayısı, ölçü amaçlı tanımladığımız ve gayr-ı resmi, afaki kullandığımız bir niceliktir.
Aslında,, İŞTE O ENERJİDİR diye sayıkladıkların = İŞTE O MADDE, MADDİ'DİR, buradan, kavramların anlamlarını da çarpıtarak ruh üfürme şansın yok. Sen ruhu, yine maddi imkan ve olanaklarda ara, dışlama! Ama öyle metafizik üfürüklerle olmaz, öyle bir masalımız yok,
|
Maddenin muhteva veja"içerik" olarak tanımlanması, aslında onun ne olduğuna dair tam bir resim sunmaz. Bu tanım, maddenin temel bileşenlerine veya yapısına odaklanırken, onun fiziksel dünyadaki varlığını ve etkileşimlerini tam olarak yansıtmaz.
Maddeyi anlamak için hem içeriğini hem de fiziksel özelliklerini göz önünde bulundurmak gerekir: Mesela icerik olarak Maddeyi oluşturan temel parçacıklar (atomlar, moleküller) ve bunların düzenlenişidir. Bu, maddenin kimyasal özelliklerini ve nasıl tepkime verdiğini belirler. Öte yandan Maddenin kütlesi, hacmi, yoğunluğu, erime noktası, kaynama noktası gibi ölçülebilir ve gözlemlenebilir özellikleri.
Bu fiziksel özelliklerde, maddenin nasıl davrandığını ve diğer maddelerle nasıl etkileşime girdiğini açıklar. İçerik, maddenin diğer maddelerle nasıl bir araya geldiğini veya onlara nasıl tepki verdiğini açıklamak için yeterli değildir. "Su" kelimesini ele alalım. Suyun içeriği, iki hidrojen atomu ve bir oksijen atomundan oluştuğu şeklinde tanımlanabilir.
Ancak bu tanım, suyun sıvı, katı veya gaz halinde olabileceğini, şeffaf olduğunu, donduğunda buzu oluşturduğunu veya diğer maddeleri çözdüğünü açıklamaz.
Suyun fiziksel özellikleri, onun günlük hayattaki kullanım alanlarını ve önemini belirler.
Yani, maddenin sadece "içerik" olarak tanımlanması, onun karmaşık yapısını ve fiziksel dünyadaki rolünü tam olarak anlamayı engeller. Maddeyi anlamak için hem içeriğini hem de fiziksel özelliklerini bir arada düşünmek gerekir. Bir şeyi "muhteva" diye adlandırmakla, onun ne olduğunu gerçekten anlamamıza yardımcı oldun mu?
Maddeyi sadece bir öz ya da içerik olarak görebilmen icin, fiziksel özelliklerini göz ardı etmemiz anlamına gelebilirmi?
kütleyi tanımlamanın gereksiz olduğunu söylesen de, kütle fiziksel dünyada maddenin en önemli özelliklerinden biridir. açıklamalarında maddeyi çok geniş bir perspektiften ele aliyorsun.
Zaman ve Madde İlişkisinide konusmustuk. zamanın maddeden bağımsız bir varlık olmadığını savunuyorsun. Einstein'a göre, zaman ve uzay, maddenin etkisiyle eğilen ve değişen bir yapıdır.
Bu yüzden, zamanın da maddi bir temele dayandığını iddia edebilirsin. Ancak burada sorun şu: Zaman, fiziksel dünyada bir ölçüm veya boyut olarak kabul edilir, doğrudan bir madde değildir, iliskilidir, cünkü maddenin hareketi değişimi hizi ve kütlesiyle ortaya çıkan bir kavramdır.
Enerji ve madde arasındaki sınırlarıda bulanıklaştırıyor ve enerjiyi de maddi bir fenomen olarak tanımlıyorsun. Bu, biraz Einstein'ın enerji ve madde arasındaki dönüşüm formülüne (E=mc²) dayansada. enerji, madde gibi somut bir varlık değildir. Yani madde ve enerji birbirine dönüşebilir, ama aynı şey olduklarını söylemek yanlıştir.
Enerji, maddeden bağımsız bir formda da var olabilir (örneğin, elektromanyetik radyasyon gibi). Bu nedenle, enerjiyi doğrudan maddeyle eşdeğer tutmak, fiziksel gerçeklikle tam uyumlu bir açıklama değildir. "tüm ilişkiler, etkileşimler ve kuvvetler maddedir" demen, oldukça geniş bir kavram.
Etkileşimler ve kuvvetler (örneğin, kütle çekimi, elektromanyetik kuvvet) maddeler arasındaki ilişkileri tanımlar.
Bu kuvvetler, maddeden türeyebilir, ancak kendileri doğrudan madde olarak tanımlanamazlar. Kuvvetler, maddenin özelliklerinden kaynaklanan fenomenlerdir, ancak madde değillerdir. Maddeyi geniş bir kavram olarak ele aldığını görüyoruz. Bu perspektifte, maddi olmayan hiçbir şey yok; her şey maddeyle ilişkilendirilmiş durumda. Oysa, fiziksel bilimler bu noktada daha net tanımlar kullanır. Madde; kütlesi olan ve uzayda yer kaplayan şeydir der. Enerji, zaman, kuvvetler ve etkileşimler ise maddenin davranışlarını ve etkilerini tanımlar, ancak doğrudan madde olarak kabul edilmezler. bilimsel anlamda, madde ile enerji, zaman ve kuvvetler arasında net bir ayrım vardır. Kuvvet ve etkileşimler maddi olduğu, yahu bunlar maddeden çok maddenin davranışını açıklayan şeyler değil midir?
madde, enerji ve zaman kavramlarını bu kadar geniş bir çerçevede ele almakla, Einstein'ın görelilik teorisinide yanlış yorumluyorsun.
Görelilik teorisi, zamanın ve uzayın mutlak değil, göreceli kavramlar olduğunu belirtir. Yani, zaman ve uzay sabit değildir; bunlar, maddenin kütlesi, enerjisi ve hareket hızına bağlı olarak değişebilir. Einstein'ın teorisine göre, büyük kütleli cisimler veya yüksek hızlar zamanın akışını yavaşlatabilir ve uzayı eğip bükebilir. Ancak bu, zamanın doğrudan "maddi" bir şey olduğu anlamına gelmez. Zaman, maddenin etkisi altında değişebilen bir boyuttur, ama madde gibi somut bir varlık değildir.
Senin ise zamanın maddeyle aynı şey olduğunu varsayman, önemli bir kavramsal hata yapmana neden oluyor. Einstein'ın anlatmak istediği, zamanın maddenin etkisiyle değişebileceği, esneyip bükülebileceği, hatta yavaş akabileceğidir. Ancak bu, zamanın fiziksel bir nesne olduğu anlamına gelmez. Zaman, maddenin varlığı ve hareketiyle ilişkilendirilen bir boyuttur sadece; yani kütle gibi somut ve ölçülebilir bir şey değildir.
Eğer zamanı maddeyle aynı şey olarak görürsen, görelilik teorisinin temelinde yatan bu önemli ayrımı gözden kaçırırsın. Bu yaklaşım, bilimsel gerçekliği yanlış yorumlamak anlamına gelir. Zamanı maddileştirerek onu fiziksel bir varlık gibi ele alman, sanki zaman yoksa bir komplo varmış gibi düşünmene yol açıyor. O halde ne yapmalı? Zamanı maddileştirip bir varlık haline getirmeli ki onu 'yok edebilelim' diye düşünüyorsun. Bu oyunu oynamayada hala devam ediyorsun, Vallahi bravo sana!
Keyfi amaç peşinde koşan monist felsefe, ortaya çıkmakta olan somut, soyut, diyalektik gerçekliği söküp atamaz. Dolayısıyla kelime oyunlarına gerek yok, gerçeği olduğu gibi kabul etmeliyiz, öyleymiş gibi davranmak hiçbir anlam ifade etmeyen kendini kandırmadan öteye gecemez.
"Madde, form yapının şekli, biçimi değil, muhtevasıdır" şeklindeki ifadende, yanlış. Özellikle "muhteva" (içerik) kavramını bu şekilde ele alman, bilişsel ve zihinsel süreçleri (rüya görmek gibi) açıklamada yetersiz. Zihinsel süreçler ve rüyalar gibi olgular, beyinle sınırlı olmayan, daha geniş bir bilinç ve algı boyutuna sahiptir.
rüyalar gerçekten de kütleye dayanmayan bir dialektik gerçekliğin var olabileceğini gösterir. Rüyalar, beynimizde maddi olmayan bir dünyada yaşadığımız deneyimlerdir ve bu süreçler, fiziksel gerçekliğe ya da kütleye doğrudan bağlı değildir. Rüyada gördüğümüz nesneler, hissettiğimiz duygular ya da yaşadığımız olaylar, fiziksel dünyada var olan şeylerin bir yansıması, ancak rüyalar esnasında bunlar kütlesel ya da fiziksel bir temele dayanmaz. beynimizde meydana gelen sinirsel aktivitelerin bir ürünüdür, ancak bu deneyimler somut, kütlesel varlıklar gerektirmez. Rüyada bir yerden bir yere gitmek, uçmak ya da bir nesneye dokunmak, fiziksel dünyada olduğu gibi gerçek bir mekan veya kütle gerektirmediği halde gerçekmiş gibi algılanır. Bu masal deyil.
Eğer bu gerçeklik bir "peri masalı" olarak nitelendiriliyorsa, aynı argüman maddi dünya için de ileri sürülebilir. Zira günümüzde bazı bilim insanları maddenin içsel bir varlık olmadığını ve "madde" dediğimiz şeyin aslında enerji, kuvvet alanları veya olasılık dalgaları gibi soyut olguların bir tezahürü olduğunu savunmaktadır. Belki de bu yüzden onu belirli bir şeye indirgemeye çalışmıyorsun, çünkü aslında özünde peri masalından başka bir şeyden bahsetmiyoruz.